Eylül 24, 2019 20:17 Europe/Istanbul

Geçen bölümde İmam Humeyni’nin -ks- emri maruf ve nehyi münkerin vacip hale gelme şartları ile ilgili görüşünü gözden geçirdik ve Şia aleminin bu büyük fakihi emri maruf ve nehyi münker ilkelerinin vacip olduğu şartları ilim ve bilinç, tesir ihtimali, günah üzerine ısrardan ve sürekliliğinden emin olmak ve nihayetinde fesadın yokluğu gibi dört önemli şart şeklinde beyan ettiğinden söz ettik.

Geçen bölümde ayrıca İmam Humeyni -ks- açısından toplumun hassas konuları ve özellikle dini meselelerde İslam ve Müslümanların hürmeti ve Kabe gibi asil değerlerinin korunması yönünde artık emri maruf ve nehyi münkerin etkili oluşu veya zarar vermesi gibi konuların gözetilmemesi gerektiğini ve Müslümanlar bu tür konuları gözetmeksizin emri maruf ve nehyi münker fiilini yerine getirmeleri gerektiğini beyan ettik.

Şimdi ise İmam Humeyni’nin -ks- emri maruf ve nehyi münkerin mertebeleri ile ilgili görüşünü sizlerle paylaşacağız.

İmam Humeyni -ks- emri maruf ve nehyi münker farizesini yerine getirmekte üç mertebeyi zaruri görüyor ve her mertebede nihai amaca ulaşıldığı takdirde bir sonraki mertebeye geçişin vacipliği ortadan kalktığına inanıyor.

İmam -ks- açısından ilk mertebe konuşmaksızın emri maruf ve nehyi münker yapmaktır. Bu mertebede emri maruf ve nehyi münker eden kişi münkerden nefret ettiğini gösterecek bir amelde bulunması gerekiyor. emri maruf ve nehyi münker eden kişi böylece karşı taraftan münkeri terketmesini ve marufu yapmasını istiyor.

İmam Humeyni -ks- bu konuya şöyle açıklık getiriyor:

emri maruf ve nehyi münker eden kişi münkerden kalben nefret ettiği harekette bulunmalı ve böylece karşı taraftan marufu yapmasını ve münkeri terketmesini istediğini ortaya koymalıdır. Bu kalben nefretin dereceleri vardır; örneğin karşı tarafa bakmamak, somurtmak, yüzünü çevirmek veya sırtını çevirmek, ondan uzaklaşmak ve ilişkiyi kesmek vesaire durumlar gibi.

İmam Humeyni’ye -ks- göre, münkerin yok edilmesi veya azaltılması bir ilkedir ve yüz çevirmekle bir ölçüde mümkün olur. Ancak imama göre, zalim hükümdarlarla mücadelede zalimin zulmünü azaltacak yöntemler değişebilir. İmam -ks- bu konuda şöyle diyor: Eğer din alimleri ve dini önderlerin zalim padişahlara ve zalimlere yüz çevirmesi velev ki zulmü azaltması muhtemel olsun, onlara vacip olur ve eğer bunun tam tersi söz konusu ise, yani zalim krallarla muaşeret onların zulmünü hafifletmekte etkili olacaksa, tüm sakıncalar gözetilerek hareket edilmelidir. Bu durum zalimlerle zulümlerini hafifletmek amacıyla muaşaret etmek vaciptir.

İmam Humeyni -ks-  yakınlarımızla ilişkilerimizi korumak ve onlarla irtibatımızı kesmemek emri maruf ve nehyi münker yaparken uyulması gereken maruf durumlardan biridir. Bir başka ifade ile birinci mertebe yakınlarımızla ilişkilerimizin kesilmesine sebebiyet vermemelidir. İmam -ks- bir vatandaşın kendisine ibadet ehli olmayan ve gelirleri kumar ve uyuşturucu madde satışı gibi haram yollardan karşılanan ve mukaddesata hakaret eden akrabalarla muaşeret edip etmemekle ilgili sorusuna verdiği cevapta, sila-i rahimi kesmemeyi ve mümkün mertebe onları irşad etmeyi tavsiye ediyor.

İmam Humeyni -ks- ayrıca bir evladın, şer’i konulara uymayan ve evladın tabiri ile kafir olan babası ile ilişkisi ile ilgili sorusuna verdiği cevapta da ilişkinin kesilmemesini ve mümkün mertebe hidayete erdirilmesi için çalışılmasını buyuruyor.

İmam -ks- yine takvalı olmayan ve namaz kılmayan ve inkılap karşıtı olan anne, baba, kız kardeş ve başka akrabalarla ilişkinin şer’i sakıncası ile ilgili bir soruya verdiği cevapta yine sila-i rahimin kesilmesi caiz olmadığını fakat aynı zamanda emri maruf ve nehyi münker yapılmasını vurguluyor.

İmam Humeyni -ks- emri maruf ve nehyi münker etmenin ikinci mertebesi dille yapılan emri maruf ve nehyi münker mertebesinden ibaret olduğunu belirterek şöyle buyuruyor:

Eğer amaca birinci mertebe ile ulaşmanın mümkün olmadığı anlaşılırsa, tesir etme ihtimaline göre ikinci mertebeye geçmek vaciptir. Eğer amaca nasihat ve irşad etmek ve hoş sözle ulaşmak mümkün olacağına ihtimal veriliyorsa, emri maruf ve nehyi münker vaciptir ve bu amelden el çekmek caiz değildir.

İmam Humeyni -ks- emri maruf ve nehyi münker etmenin dille olan ikinci mertebesinde söylenecek söze dikkat edilmesi zaruri olduğunu ve bunu yaparken yumuşak bir dil ve açık yüzle nasihat edilmesi öncelikli olduğunu belirterek şöyle diyor:

Eğer sözlü mertebede bazı dereceler eziyet ve ihanet bakımından birinci dereceden daha düşükse o miktarla yetinmek vaciptir. O zaman eğer nasihat ve irşad yumuşak dil ve açık yüzle etkili olacaksa veya etkili olma ihtimali varsa ve bu merhale yüz çevirme ve ilişkiyi kesme mertebesinden daha az eziyet içeriyorsa, yumuşak söz merhalesini aşmak ve ilişkiyi kesmek mertebesine geçmek caiz değildir. Dolaysıyla emri maruf ve nehyi münker yapan kişi karşı tarafın durumunu gözetlemesi ve daha yumuşak merhalelerden başlaması ve daha sonra öteki merhaleleri düşünmesi gerekir.

İmam Humeyni’ye -ks- göre emri maruf ve nehyi münker etmenin üçüncü mertebesi, pratik mertebe ve inkar mertebesidir. İmam -ks- bu mertebeyi şöyle anlatıyor: eğer emri maruf ve nehyi münker yapan kişi amacına ilk iki mertebe ile ulaşamayacağından emin olursa, üçüncü mertebeye geçmesi vaciptir. Üçüncü mertebe ise çeşitli şiddet derecelerine göre kuvvet uygulamaktır.

İmam Humeyni -ks- emri maruf ve nehyi münker etmenin üçüncü mertebesine girmenin has ve zor şartları olduğunu belirterek bu konuda da şöyle diyor:

Eğer münkeri yok etmek münkirin evine girmeyi veya onun mülkünü ele geçirmeyi gerektiriyorsa, eğer münker şeriatte aksi durumu kabul edilemez bir durum ise, cinayet gibi, o zaman yapılması caizdir, fakat başka durumlarda sakıncalıdır.

İmam Humeyni -ks- ayrıca tüm şartlara sahip olan fakihin, münkire zarar verecek veya hapse atılmasına yol açacak veya her türlü kısıtlamaya maruz bırakacak durumlarda icazeti şart olduğunu belirterek şöyle buyuruyor: Eğer amaca münkiri darp etmek veya ona zarar vererek ulaşılma durumu söz konusu ise o zaman tüm şartlara sahip olan fakihten icazet alması gerekir. Hapse atmak veya darp etme ve şekli konusunda da icazet almak uygundur.

İmam Humeyni -ks- emri maruf ve nehyi münker yaparken sevgi ve şefkat ilkelerine uymak gerektiğine işaretle bu konuda Hz. Musa -s- ve kardeşi Harun’un Firavun’a nasıl davrandıklarını hatırlatarak şöyle diyor:

Asi ve itaatsizlik eden ve her türlü fesadı işlemekten sakınmayan ve Allah teala irade buyurduğu takdirde onu bir şimşekle anında yok edebileceği halde Allah teala böyle bir kulunu hidayete erdirilmesi için en büyük rahmeti yani bir peygamber gönderdi ve aynı zamanda peygamberine hedef kişiye yumuşak bir dille konuşmasını tembih etti ve böylelikle Allah’ı hatırlamasını ve yaptıklarından ve akıbetinden korkmasını istedi, ki bu da emri maruf ve nehyi münker etme yöntemidir. Bu, Firavun gibi bir tağutu bile irşad etme niteliğidir.

İmam Humeyni -ks- şöyle devam ediyor: Madem sen de emri maruf ve nehyi münker yapmak ve Allah tealanın kullarını irşad etmek istiyorsun, o zaman sen de ikaz için nazil olan bu ilahi şerefli ayetlerle ikaz edilmiş ol ve öğren ve kalbini Allah’ın kullarına karşı sevgi ve şefkatle doldur ve onların hayır ve iyiliğini kalbinden v tüm samimiyetinle talep et ve ne zaman kalbini rahmani ve rahimi bulduysan, emri maruf ve nehyi münker etmek üzere kıyam et ve böylece sert kalpleri kendi kalbinin duyguları ile yumuşat ve demirden kalpleri sevgi ateşinde erit.

İmam Humeyni -ks- bu doğrultuda ulemanın dikkatini emri maruf ve nehyi münker yaparken kendileri maruf yapmaya ve münkerden uzak durmaya ve böylece halkın onları izlemelerini sağlamaya çekerek şöyle diyor: emri maruf ve nehyi münkerin en büyük mısdakı, etki bakımından bu ameli yapan başta ulema ve dini önderlerdir ve eğer bu ameli yapan kişi kendisi maruf yapıyor ve münkerden uzak duruyorsa o zaman ameli çok etkili olur ve halk da onu izlemeye başlar.