Eylül 24, 2019 20:31 Europe/Istanbul

Bugünkü sohbetimizde İmam Humeyni’nin -ks- düşmanların iktisadi kuşatmaları ile mücadelede sabır ve direniş stratejisi ve zemini kalkınma ve ilerlemeye hazır hale getirme hakkındaki görüş ve düşüncelerini ele almak istiyoruz.

Hatırlanacağı üzere geçen iki bölümde İran İslam Cumhuriyeti nizamının büyük önderi İmam Humeyni’nin -ks- İslami ekonomi ilkeleri ve bileşenleri ile ilgili görüşünü beyan ettik ve İmam açısından toplumda sosyal adaletin inşa edilmesi ve yoksulluğun ve mahrumiyetlerin giderilmesi İslami nizamın iktisat alanında nihai hedefleri olduğuna inandığını ve bu hedefe ulaşmak için de başka ülkelerle karşılıklı adalet ve bağımsızlık temelinde ilişki kurulması ve ülkenin mahrum bölgelerinde yoksulluğun ve mahrumiyetlerin giderilmesi ve yıkımların yeniden inşa edilmesi gerektiğini vurguladığını anlattık.

Geçen bölümde ayrıca İmam Humeyni -ks- açısından söz konusu iki ilkenin gerçekleşmesi için vatandaşların ülke ekonomisine geniş çapta katılımlarına zemin hazırlanması zaruri olduğunu vurguladığını ve buna göre de hükümetten imar cihadı gibi inkılapçı gençler tarafından toplumun mağdur ve mahrum kesimlerine yardımcı olmak üzere kurulan kurumlara destek vermesini istediğini beyan ettik.

Şimdi bu konunun devamında İmam Humeyni’nin -ks- İslami iktisat alanında düşüncelerinin diğer bazı boyutlarını gözden geçirmek istiyoruz.

İran’ın çağdaş tarihi ve yine dünyanın birçok mazlum ve mustazaf ülkesinin tarihinde önemli ve ibret verici noktalardan biri, bir millet siyasi ve iktisadi bağımsızlığı için kıyam ettiği ve zorba devletlere olan bağımlılığını kesmeye çalıştığı zaman söz konusu zorba devletlerin en sert tepkisi ile karşılaşmasıdır. İktisadi kuşatma ve yaptırım, dünyanın zorba ve sultacı güçlerinin bağımsızlığı için mücadele veren milletlere karşı kullandıkları silahlardan bazılarıdır. Örneğin İran’da petrol sektörü milli ilan edileceği sıralarda Amerika ve İngiltere gibi iki zorba devlet iç istibdadın işbirliği ile bu hareketi başarısızlığa sürüklemek için iktisadi yaptırım dayatmaktan Dr. Musaddık yönetimini sinsi bir darbe ile devirme çabasına kadar tüm imkanlarını seferber ettiler.

İran’da İslam inkılabı zafere kavuştuktan sonra da küresel zorba güçler sürekli İran’a baskı uygulamaya devam ettiler ve bu yıllarda en zalimane iktisadi yaptırımları dayattılar.

İmam Humeyni -ks- İran İslam Cumhuriyeti nizamının önderi olarak sürekli bu tür yaptırımlar ve iktisadi kuşatmalarla karşı karşıya kaldı ve bu konuda görüşlerini paylaştı. İmam Humeyni -ks- sabır ve direniş ve zorluklara katlanmak hükümetin ve milletin İslam inkılabının getirilerini korumak ve hedefleri ve ülküleri gerçekleştirmek için zaruri olduğunu belirtiyor. İmam -ks- Hollandalı bir gazetecinin “İran nasıl Batılı ülkelere şiddetli bağımlılığına son verecek?” sorusuna şöyle karşılık veriyor: özgürlüğünü ve istiklalini elde etmek için şehit veren bir millet bunları korumak için sabır ve direniş ve acılarına katlanmayı da kabul eder.

İmam Humeyni -ks- iktisadi sorunların üstesinden gelmek ve zorba güçlerin iktisadi baskılarına galip gelmek için inkılapçı sabır gerekli olduğunu belirterek, hükümetin ülkenin mahrum bölgelerinde mahrumiyet durumunu nasıl gidereceği ve ne gibi politikaları ve programlara uygulayacağı hakkında soru soran öğrencilere şöyle buyuruyor:

Siz kardeşlerim zannetmeyin ki sizinle ilgilenilmeyecek veya ilgilenmek istemiyoruz. Hükümet bu yönde plan yapmakla meşguldür; etüt yapmaktadır. Ancak meseleler yavaş yavaş çözümlenmelidir. Ben hükümete uzak köylere öncelik vermeleri ve bu bölgelerde çalışmalara daha erken başlamaları yönünde talimat verdim, ancak siz ve biz, hepimiz inkılapçı sabra ihtiyacımız vardır. Biraz sabretmeli ve biraz daha katlanmalıyız.

İmam Humeyni -ks- İslami hareketin önünde duran sorunlara karşı sabır ve direniş bu hareketin ilerlemesi için gerekli olduğunu belirterek vatandaşlardan sorunlara karşı geri adım atmamalarını ve direnmelerini istiyor: Sorunlara karşı direnmeliyiz. Eğer sorunlara karşı geri adım atar veya gevşersek, hareketimiz ilerleyemez. Sorunlara karşı yiğitçe kıyam etmeli ve yiğitçe direnmeliyiz. Sizler ister kadın ister erkek kıyam ettiniz ve ecnebilerin elini kestiniz, ülkenin hazinelerini yağmalayanların elini kestiniz ve şimdi cesur bir şekilde yolunuza devam etmeli ve direnmelisiniz.

İmam Humeyni -ks- ülkenin ABD liderliğinde Batılı devletlerce iktisadi kuşatma altına alınmasını, İran milletinin bağımsızlığı ve zorba ve sultacı güçlere bağımlı olmamak için ödediği bedel şeklinde yorumlayarak Hac ziyaretine giden hacılara hitaben şöyle buyuruyor:

 Amerika dünya mustazafları ve mahrum insanların bir numaralı düşmanıdır ve dünyaya siyasi, iktisadi, kültürel ve askeri açıdan musallat olabilmek için hiç bir cinayetten el çekmeyecektir. Bugün İran bu büyük şeytanla her açıdan ilişkilerini kesmek istediğinden, dayatılan savaşla uğraşmaktadır. Amerika Saddam’ı bizim gençlerimizin kanını akıtmaya zorladı ve nüfuzu altında bulunan başka ülkeleri de bize iktisadi kuşatma dayatarak dize getirmek istedi. Tüm bunlar, hakiki istiklale dayanan İslami inkılabımızın muhtevası yüzündendir. Nitekim eğer Amerika ve başka güçlerle uzlaşsaydık, bu musibetlere düşmezdik.

İmam Humeyni -ks- sultacı güçlerin İran milletini dize getirmek için kullandıkları iktisadi kuşatma silahı etkisiz ve hezimete uğramış bir yöntem olduğunu belirterek zorba devletlere hitaben şöyle diyor:

Sizler iktisadi kuşatma ile bu milletin yenilgiye uğrayacağını ve milletimiz ikna olup teslim olacağını zannediyorsunuz. Ancak bilin ki askeri müdahale veya iktisadi kuşatma bizim irademizi etkileyemeyecektir.

İmam Humeyni -ks- Batılı devletlerin İran İslam Cumhuriyeti nizamına karşı kumpasları ve İran’a iktisadi kuşatma altına almaları İslam dininin toplumu yönetmekte başarısız göstermeyi telkin etmeye yönelik olduğunu belirterek şöyle diyor:

Zorbaların bize dayattığı savaştan iktisadi kuşatmalara kadar hepsi bizim İslam toplumu yönetebileceğini söylememizi engellemek içindir. Batı istikbarı belki de iktisadi kuşatma adını dile getirince bizim geri adım atacağımızı ve Allah’ın hükümlerini uygulamaktan vazgeçeceğimizi zannetmiş olabilir.

İmam Humeyni -ks- düşmanların iktisadi kuşatması, İslam Cumhuriyeti nizamını zayıflatmak ve hoşnutsuzlukları tırmandırmak ve kendince ülkede isyan ve protesto eylemi yaptırmak için başvurduğu hasmane yöntemlerden biri olduğunu, fakat ilahi inayet sayesinde bu tür durumlar sonunda İran milletinin yararına sonuçlanacağını ve ülkeyi kendine yeter hale getirmekte etkili olacağını belirtiyor.

İmam Humeyni -ks- bu konuda da şöyle buyuruyor:

İktisadi kuşatma dayatılınca halkın düşünceleri kendi kendimize yeter hale gelmeye yönelir ve uzmanlarımız hemen işe başlar ve düşüncelerini ve güçlerini çalıştırarak İran’ı zengin ve dıştan bağımsız hale getirir. Ben size söz veriyorum, biz bu tür baskıların altında kaldıkça İran daha fazla istikrara kavuşur ve İran’da dindar uzmanların beyni daha fazla çalışarak İran’ı kendine yeter hale getirir.

İmam Humeyni -ks- iktisadi kuşatma ve inzivayı milletin özgüven duygusunu geliştiren ve kendi ayakları üzerinde durmaya vesile olan bir etken olduğunu belirterek şöyle diyor:

Biz bu inzivadan korkmayız, bilakis olumlu karşılarız, zira böyle bir inziva bizi, kendimizi düşünmeye yöneltir, oysa inziva olmazsa biz, başkalarına bağımlı kalırız.

İmam Humeyni -ks- ülkeye dayatılan iktisadi kuşatma inkılapçı gençleri yenilikçiliğe ve yeni icatlara yönelttiğini belirterek bu konuda da şöyle diyor:

Eğer biz iktisadi kuşatmaya maruz kalırsak, kendi gerçek kişiliğimizi buluruz, yani daha önce durgunluk yaşayan ve faaliyet yürütemeyen beyinler bu durumda çalışmaya başlar. Doğal olarak bir yerde oturan ve her şey kendisine sunulan birinin beyni ve düşüncesi çalışamaz hale gelir. Nitekim şimdi görüyorsunuz, gençlerimiz fabrikaları çalışır hale getirdi veya yeniliklere imza attılar. Tüm bunlar iktisadi kuşatmanın bereketi ile olmuştur. Bir çoklarının korktuğu şu iktisadi kuşatmayı ben ülkemize sunulan bir hediye olarak görüyorum. Burada önemli olan şu ki biz yapabileceğimize inanalım.

İmam Humeyni -ks- güvenlik ve istikrarı ilerlemenin ve yapıcı olmanın gereği biliyor ve tüm kesimlerden ülkenin güvenlik ve istikrarını korumaya çalışmaya davet ediyor ve böylece hükümet kalkınma ve ilerleme hedeflerine ulaşmasına zemin hazırlamalarını isteyerek şöyle diyor:

Şunu bilin, ülkemiz her ne kadar huzurlu olursa, işleri daha iyi ıslah edebiliriz. İnsanların sokaklara döküldüğü ve birbirine düştüğü bir toplumda ekonomisini düzeltemeyiz. Eğer ülkede huzur varsa o zaman hizmet etmek isteyenler hizmet edebilir. Fakat huzur olmazsa onlar da görevlerini yerine getiremez.