İmam Humeyni –ks– mektebinde - 40
Bugünkü sohbetimizde İmam Humeyni’nin -ks- oruç ibadetinin faziletleri hakkındaki görüş ve düşüncelerini ele almak istiyoruz.
Geçen bölümlerde İmam Humeyni’nin -ks- başta namaz ve Hac farizesi olmak üzere çeşitli ibadetleri hakkındaki görüşlerini anlattık. Şimdi bugünkü sohbetimizde İmam’ın -ks- oruç ibadeti ve Kur'an'ı Kerim’in indiği ayda oruç tutmanın faziletleri hakkındaki düşüncelerini sizlerle paylaşmak istiyoruz.
İmam Humeyni -ks- Kur'an'ı Kerim ayetleri ve İslam Peygamberi -s- ve masum imamlardan -s- geriye kalan rivayetlere istinaden mübarek Ramazan ayını ilahi ziyafet ayı olarak tanımlıyor ve ilahi ziyafet kavramını açıklarken, dünyevi şehvetleri terk etmekten bu ziyafete katılma ve Ramazan ayının faydalarından yararlanma şartı şeklinde söz ediyor.
İmam Humeyni -ks- bu konuda şöyle buyuruyor:
İlahi ziyafet ya Ziyafetullah nedir? Madde aleminde Ziyafetullah ya da ilahi ziyafet, bizim her türlü dünyevi şehvetten kaçınmamız demektir. Bu, Ziyafetullah veya ilahi ziyafetin maddi mertebesidir ve bu ziyafete davet edilen herkes, ilahi ziyafete katılabilmek için dünyevi şehvetlerden el çekmeleri gerektiğini bilmeleri gerekir; yani insan kalbi veya bir başka ifade ile doğal ruhu yapmak istediği işleri terk etmelidir ve bu ziyafet, varlık alemi boyunca gerçekleşen ziyafetlerin bir nevi gölgesidir, ancak madde aleminde şekli, doğal şehvetleri terk etme şeklindedir. Şehvetler fiziksel bir durumdur ve temsil aleminde şehvetler hayali durumlardır ve temsil aleminden sonraki alemde akli ve ruhi şehvetleri terk etmektir. Feziksel şehvetleri terk etmek daha kolaydır ve daha sonra sıra, nefsani şehvetleri terk etmeye gelir. İlahi ziyafete katılmak bu şehvetleri terk etmeye bağlıdır. Zira bu ziyafet, insanı davet eden birinin huzuruna çıkmaktır.
İmam Humeyni -ks- ilahi ziyafete katılma şartını nefsani heva ve hevesleri terketme şeklinde beyan ediyor ve eğer insanın içinde zerre kadar nefsani heva ve heves olursa, ilahi ziyafete katılamayacağını ve eğer katılsa bile gerektiği gibi bu ziyafetten yararlanamayacağını belirterek şöyle diyor:
Hepiniz ilahi ziyafete davetlisiniz, hepiniz Allah’ın konuklarısınız ve bu ziyafet nefsani heva ve hevesleri terk etmeye bağladır. Eğer içinizde zerre kadar nefsani heva ve heves olmazsa, bu ziyafete katılmış sayılmazsınız ve eğer katılmış olsanız bile, gerektiği gibi yararlanamazsınız. Dünyada görmekte olduğumuz bunca yaygaralar ve tantanalar, bu ziyafetten yararlanamadıkları içindir, bu ziyafete katılamadıkları içindir, ilahi daveti kabul etmedikleri içindir. Bu yüzden bu davete lebbeyk demeye çalışın ki sizi ziyafete alsınlar ve eğer bu ziyafete katılabilirseniz, meselelerinizi çözmeye çalışın. Eğer meselelerimiz çözümlenmiyorsa, bunun sebebi, ilahi ziyafete katılmamış olmamızdır; Ramazan ayına asla girmemiş olmamızdır.
İmam Humeyni -ks- ilahi ziyafetin insanların sıradan ziyafetlerinden farklı olduğunu belirterek, ilahi ziyafette insanlar ilahi ve gaybi maidelerden yararlandığını ve böylece iradelerini nefsani heva ve heveslere karşı takviye ederek Kadir gecesine girmeye hazırlandıklarını belirtiyor. İmam -ks- şöyle devam ediyor:
İlahi ziyafetle insanların sıradan ziyafetleri arasında fark şöyle ki, bazıları sizi bir ziyafete davet ettiklerinde yemek ve eğlenmek için bir şeyler tedarik görür. Ancak ilahi ziyafetin bir boyutu oruç ibadetidir ve önemli bir noktası da gaybi ve semavi maidesi olan Kur'an'ı Kerim’dir. Ev sahibi sizi oruç tutmaya zorluyor ve böylece dünyaya ve şehvetlere açılan yolu kapatmanıza ve Kadir gecesine girmenize zemin hazırlamanıza katkı sağlıyor.
İmam Humeyni -ks- Kur'an'ı Kerim ile alışmayı ve Şaban ve Ramazan aylarının dualarından yararlanmayı, mübarek Ramazan ayının faziletlerinden ve bereketlerinden daha fazla yararlanmak üzere uygun yol olduğunu belirterek şöyle diyor:
Mübarek Ramazan ayı ve mübarek Şaban ayında okunan dualar bizi hedefimize ulaştıran rehberlerdir. Bu mübarek dualarda başka yerde olmayan incelikler vardır. Bunlara dikkat edin. Bu dualar insanları harekete geçirebilir.
İmam Humeyni -ks- Ramazan bayramını, ilahi ziyafete katılabilen ve kendilerini ıslah eden insanların hakiki bayramı olarak tanımlıyor ve insanın kendi kendini ıslah etmesinin işaretini de fani dünyada her türlü zaferi ve yenilgiyi, hoşluk ve nahoşluğu geçici bilme şeklinde beyan ederek şöyle diyor:
Umarım bu mübarek bayram kelimenin tam anlamı ile tüm Müslümanlar için bayram olur. Hakiki bayram, insan yüce Allah’ın rızasını kazandığı ve kendi kendini ıslah ettiği zamandır. Bu alemle ilgili olan her şey geçicidir, fani dünyada her türlü zafer ve yenilgi, hoşluk ve nahoşluk geçicidir ve bir kaç günlüktür. Size ve bize geriye kalan tek şey, şu birkaç günde kazandıklarımızdır, Allah tealaya inanmaktır, her şey O’nun elinde olduğuna ve bizim O’nun karşısında hiç bir şey olmadığımıza ve O’nun nimetlerini şükretmeye bile gücümüz yetmediğine inanmaktır.
İmam Humeyni -ks- nefsin tehzip edilmesi ve ıslah olmak, oruç ibadetinin getirilerinden biri olduğunu belirterek bu konuda da şöyle buyuruyor:
Mübarek Ramazan ayında kendi kendimizi ıslah etmeye muhtacız, nefsimizi tehzip etmeye muhtacız, büyük enbiya da muhtaçtır, ancak onlar bu ihtiyacı hemen idrak ettiler ve ardından bunu yaptılar, fakat bizler önümüzdeki perde yüzünden bunu anlayamadık ve yükümlülüklerimizi yerine getirmedik. Ramazan ayının mübarek olması, yüce Allah’ın belirlediği yükümlülüklerimizi yerine getirmeye bağlıdır.
İmam Humeyni -ks- mübarek Ramazan ayında nefsin tehzip edilmesi ve ıslah olmanın sonuçlarından biri zulüm ve zalime karşı dik durmaktan ibaret olduğunu belirterek tüm Müslümanlara ve İslami devletlere hitaben şöyle diyor:
Eğer mübarek Ramazan ayında Müslümanlar toplu halde ilahi ziyafete katılarak tezkiye olsaydı, arınmış olsaydı, o zaman zulme boyun eğmeyebilirdi. Zulme boyun eğmek, zalimin zulmetmesi gibidir ve her iki durum, tezkiye olmamaktan kaynaklanır. Eğer nefsimiz tezkiye edilmiş olsaydı, zulme ve zalime karşı pasif olmaz, onlara karşı teslim olmazdık. Tüm bunlar tezkiye olmamaktan kaynaklanır, devletler tezkiye olmamıştır, tezkiye olmayan milletler zulme boyun eğmiştir.
İmam Humeyni -ks- mübarek Ramazan ayına ve bu ayda nefsin tezkiye edilmesine verdiği önem itibarı ile kendi kişisel yaşamında da bu ay için özel bir program hazırlıyordu. İmam -ks- mübarek Ramazan ayı boyunca bu ilahi ziyafetin her anından daha fazla yararlanabilmek için tüm görüşmelerine ara veriyordu. İmam’ın -ks- yakınları da İmam bu ayda birçok işine ara verdiğini ve kendisine bunun sebebi sorulduğunda, Ramazan ayı kendine yetişme ayıdır, şeklinde karşılık verdiğini belirtiyor.
İmam Humeyni -ks- mübarek Ramazan ayı için özel bir program hazırlıyordu. Kur'an'ı Kerim tilaveti ve bir kaç kez hatmi, bu programın önemli maddelerinden biriydi. İmam’a -ks- Necef kentinde eşlik eden yakınlarından biri, İmam her gün Kur'an'ı Kerim’den 10 cüz tilavet ettiğini ve böylece her üç günde bir kez Kur'an'ı Kerim hatmettiğini anlatıyor.
Yine anlatılanlara göre bir keresinde İmam -ks- göz hekimine gidiyor. Hekim İmam’a -s- bir kaç gün Kur'an'ı Kerim tilavet etmemesini ve böylece gözünü dinlendirmesini tavsiye ediyor. Ancak İmam -ks- hekime gözlerini Kur'an'ı Kerim tilaveti için istediğini, bunu yapamayacaksa gözü olması ne faydası olacağını söylüyor ve hekimden Kur'an'ı Kerim tilavet edebileceği bir tedavi uygulamasını istiyor.
Teheccüd ve geceleri uyanık kalmak ve gece namazı kılmak, İmam Humeyni’nin -ks- özellikle mübarek Ramazan ayı başta olmak üzere hayatı boyunca sabit programlarından biri olmuştur. İmam’ın -ks- yakınlarından biri şöyle anlatıyor:
Gece yarısı karanlığında İmam’ın -ks- odasına girdiğimde İmam’ın Allah tealaya ibadet ettiğini görüyordum. İmam -ks- büyük bir huzu ve huşu içinde ibadet ediyordu, öyle ki o gece hakikaten Kadir gecesi olabileceğini düşünüyordum. İmam’da bu hal durumu sadece bir iki gece değil, ömrü boyunca söz konusuydu. İmam -ks- elli yol boyunca gece namazını terk etmedi. İmam’ın -ks- yakınlarından biri, İmam hastalıkta, sıhhatte, zindanda, sürgünde ve hatta hasta yatağında gece namazını terk etmediğini anlatıyor.
İmam Humeyni -ks- yıl boyunca teheccüt, ibadet ve gece namazı kılmanın yanında mübarek Ramazan ayında bu faaliyetlerine ayrı bir şekilde devam ediyordu. İmam’ın -ks- yakınlarından biri şöyle anlatıyor:
Ramazan ayının gecelerinden bir gece bi iş için İmam’ın odasının önünden geçmek zorunda kaldım. Geçerken İmam’ın hıçkıra hıçkıra ağladığını fark ettim. Bu durum beni gerçekten etkiledi. İmam gecenin o vaktinde yüce Allah’a ibadet ediyordu.
İmam Humeyni -ks- Kadir gecelerini de semavi maidelerin nazil olduğu geceler şeklinde biliyor ve tüm insanları bu gecelerin nimetlerinden yararlanmaya ve böylece ruhlarını arındırmaya davet ederek şöyle buyuruyordu:
Bu ayda diğer aylardan farklı olmaya çalışalım ve inşaallah Kadir gecelerini idrak edelim. Alemin tüm saadeti bu gecede nazil olmuştur ve bu yüzden tüm gecelerden daha üstündür. Bu geceyi idrak etmeye ve Kur'an'ı Kerim ve dualardan ibaret olan semavi maidelerinden yararlanmaya çalışalım. İnşaallah hepimiz bundan yararlanır ve sağlıklı bir ruha kavuşuruz.
İmam Humeyni -ks- mübarek Ramazan ayında nafile ibadetlerine de önem veriyor ve başkalarına bu yönde tavsiyelerde bulunuyordu.
Anlatılanlara göre İmam -ks- Necef kentinde aşırı sıcak havalarda oruç tutuyor ve ileri yaşına rağmen ve akşam namazı ile birlikte nafile namazlarını kılmadan iftar etmiyor ve geceleri de sabah namazına kadar dua ediyordu.