Eylül 24, 2019 20:42 Europe/Istanbul

Bugünkü sohbetimizde İmam Humeyni’nin -ks- cihat kavramı ve boyutları ve mısdakları hakkındaki görüş ve düşüncelerini ele almak istiyoruz.

Geçen bölümlerde dünyanın en büyük dini liderlerinden bir olan ve ayrıca çağımızda Şia Müslümanların en büyük taklit mercii sayılan İmam Humeyni’nin -ks- dindarlık ve dinin inançların alanında ibadet, inanç, davranış ve benzeri durumlarla ilgili görüş ve düşüncelerini ele aldık. Geçen bölümlerde İmam’ın -ks- bu bağlamda görüşlerini açıklamakla beraber iktisadi, sosyal ve siyasi ve dini temelli düzenli bir çerçeve belirlemeye ve kısmen de olsa bu büyük insanın düşünceleri, görüşleri ve eşsiz kişiliğinden mükemmel bir görüntü sunmaya çalıştık.

Bu doğrultuda geçen bölümlerde namaz, oruç, emri maruf ve nehyi münker ve Hac farizası gibi çeşitli ibadi alanları ele alarak İmam Humeyni’nin -ks- bu alanlarla ilgili görüş ve düşüncelerini beyan etmeye çalıştık. Şimdi ise bugünkü sohbetimizde İmam Humeyni’nin -ks- cihat kavramı ile ilgili düşüncelerini gözden geçirmek istiyoruz.

Bilindiği üzere cihat kavramı, İslam dininin önemli dini düşüncelerinden biridir. Cihat kavramı inanç ve bireysel boyutlarının yanı sıra sosyal, siyasi ve uluslararası boyutları da söz konusudur ve bu yüzden bu kavramı beyan etmek İmam Humeyni’nin -ks- inanç ve siyasi bakışını tanımamıza yardımcı olacaktır.

Cihat sözcüğü, Arapçada "Cehd" sözcüğünün türevidir ve anlam olarak da çaba harcamak ve emek sarf etmek anlamına gelir. Ancak dini düşüncede cihat, sadece güncel yaşamda emeklerle sınırlı değildir ve kendine özel bir anlam taşır. Cihat sözcüğü Kur'an'ı Kerim’in birçok ayetinde kullanılan bir sözcüktür, ki bu da bu kavramın İslam öğretilerinde konumunun önemini yansıtır. Yapılan araştırmalara göre, cihat sözcüğü ve türevleri yaklaşık 41 kez ve bu kavramla bağlantılı olan savunma, harp ve ölümcül gibi diğer kavramlar da yaklaşık 200 kez Kur'an'ı Kerim ayetlerinde kullanılmıştır

İmam Humeyni’nin -ks- cihat kavramına bakışı da Kur'an'ı Kerim’de geçen bu ayetlere dayanır. İmam -ks- bu ayetlerin tefsirine istinat etmek ve ayrıca İslam Peygamberi -s- ve masum imamların -s- siyerine dayanmakla cihat hakkındaki görüş ve düşünceleri ve davranışlarının çerçevesinde belirlemiştir.

Cihatla ilgili bu ayetlere ve rivayetlere göre cihat, İslam dininin furu ilkelerinden biridir ve namaz, oruç, Hac, emri maruf ve nehyi münker, hums ve zekat gibi kavramlarla beraber Müslümanların inançları ve davranışlarının temelini ve çerçevesini oluşturur.

Allah teala O’nun yolunda cihat eden mücahitlere cennet vaadinde bulunmuş ve açıkça müminleri ve Müslümanları birbirinden farklı kılan durumlardan biri cihat olduğunu buyurmuştur.

İslami düşünceye göre cihat, cennet kapılarından bir kapıdır ve yüce Allah bu kapıyı herkesin yüzüne açmaz ve ancak gerekli liyakat ve şayesteliğe kavuşan kullar bu muhibetten yararlanır ve cihat kapısı yüzlerine açılır. İslam öğretilerine göre ayrıca Allah yolunda cihat eden ve bu yolda şehit düşen Müslümanlar cennette yüksek mertebelere nail olur ve yüce Allah katında diğer kullar için şefaat talebinde bulunabilir.

İmam Humeyni -ks- Kur'an'ı Kerim ayetleri ve İslam Peygamberi -s- ve masum imamların -s- siyerinden hareketle cihat meselesinin ilkelerini, bileşenlerini ve çeşitli boyutlarını beyan etmiştir. İmam Humeyni -ks- cihat meselesinde en yüksek derece, nefsimizle cihattan ibaret olduğunu belirterek bu cihattan büyük cihat anlamına gelen "Cihadi Ekber" şeklinde söz etmiştir. İmam Humeyni’ye -ks- göre bu tür bir cihat diğer cihatlara göre daha zor ve aynı zamanda daha değerlidir, zira insan bu cihatta kendi nefsi ile mücadele eder ve bu süreçte tüm temennileri ve bencilliklerine galip gelmesi gerekir ve eğer bu alanda zafer kazanırsa, o zaman cihadın diğer meydanlarında da zafer kazanmaya ümitvar olabilir.

İmam Humeyni -ks- bu konuda şöyle diyor:

Nefisle cihat, cihadi ekberdir ve diğer tüm cihatlar bu cihada bağlıdır. Eğer bu cihatta başarılı olursak, yaptığımız her cihat, ilahi cihat olur ve eğer başarılı olamazsak, yaptığımız her cihat, şeytani cihat olur.

İmam Humeyni’ye -ks- göre, nefisle cihatta, tağut ve şeytani nefis saldırıya uğrar ve böylece beşeri ve ahlaki yücelme ve kemal erme süreci başlar. Nitekim bu yüzden bu cihat, Allah yolunda şehit düşmekten daha değerlidir, zira insanın kendini yetiştirmesi ve nefsini tezkiye etme cihadı, tüm cihatlardan önce gelir ve tüm ahlaki faziletler de bu tür bir cihadın sonucu sayılır.

Cihadi ekber veya nefisle cihattan ibaret olan en büyük ve birinci dereceden cihat genellikle bireysel alanda söz konusu olur, fakat cihadın diğer boyutları ve bileşenleri sosyal ve siyasi alanlarla ilgilidir ve İmam Humeyni -ks- bu konulara temas etmiştir.

İmam Humeyni’ye -ks- göre, cihat kavramı ile ilgili konulardan biri ve gerçekte cihat amelinin boyutlarından biri, savunma meselesidir. Cihat sözcük itibarı ile hakkın geri alınması ve ayrıca uzaklaştırmak anlamına gelir ve fıkıh ilminde bu sözcüğün anlamı, halkın canına, malına ve namusuna ve ayrıca İslam dini ve Müslümanlara el uzatan ve tecavüz etmeye kalkışanlarla mücadele etmektir.

Bu tanıma göre savunma ameli, bir yerde birinin hakkı tecavüze uğradığı zaman söz konusudur. Bu durumda, tecavüze uğrayan bireyin veya toplumun haklarını savunmak ve geri almak zaruri ve gerekli olur.

Özetle, savunma, insana karşı bir saldırı veya tehdit söz konusu olduğu durumlarda gündeme gelir. Buna göre İmam Humeyni -ks- düşüncesinde cihat ameli başka ülkeleri ele geçirmek veya kendi topraklarımızı genişletmek veya başka ülkelerin canına ve malına ve servetine kastetmek için değildir. Cihat İmam’a -ks- göre İslami toplumun sınırlarını ve siyasi, sosyal ve iktisadi güvenliğini korumak için yapılır. Bu bağlamda İmam Humeyni’ye -ks- göre Müslümanların topraklarına herhangi bir saldırı olursa, tüm Müslümanların kendi dinini ve topraklarını savunmaları vacip hale gelir.

İmam Humeyni -ks- bu konuda da şöyle diyor:

Eğer düşmanın istilada bulunması ve sultasını genişletmesi ve Müslümanları esir almasından endişe ediliyorsa, bu durumda savunma fiili, her ne şekilde olursa olsun, vacip hale gelir.

İmam Humeyni -ks- İslam dinini ve Müslümanları savunmak, coğrafi sınırlarla sınırlı olmadığını, düşmanların saldırı durumunda tüm Müslümanların ecnebi saldırısına karşı birbirini savunmaları gerektiğini vurgulayarak şöyle diyor:

Eğer Müslüman bir ülkenin ecnebilerin saldırısına uğramasından endişe ediliyorsa, tüm İslami devletlerin o Müslüman ülkeye destek vermeleri ve o ülkeyi savunmaları vaciptir.

Savunma konusunda caydırıcılık ilkesi, İmam Humeyni’nin -ks- cihat kavramını beyan ederken üzerinde durduğu önemli ilkelerden biridir. İmam’a -ks- göre, Müslümanlar sadece kendi canını, malını, namusunu ve topraklarını savunmakla yükümlü değildir ve bunun yanında, hiç bir ecnebi gücün İslam ülkesine el uzatmayı aklından bile geçiremeyeceği şekilde yaşadıkları ülkenin temellerini pekiştirmeleri gerekir.

Kuşkusuz İmam Humeyni’nin -ks- ülke temellerini pekiştirmekten gayesi sadece askeri alanda ülkenin gücünü geliştirmek değildir. Zira saldırı ve istila durumları askeri alandan başka siyasi, iktisadi ve kültürel alanlarda da söz konusudur.

İmam Humeyni’ye -ks- göre caydırıcı olmak için, ülkenin ve İslami nizamın gücünü tüm boyutlarda takviye etmek gerekir, öyle ki hiç bir düşman İslam ülkelerine ve Müslümanlara göz dikmeye cesaret bile edemez olsun. Bundan başka İmam Humeyni -ks- savunma alanında pasif davranmayı da tenkit ediyor ve savunma cihadında inisiyatifin Müslümanların elinde bulunmasına vurgu yapıyor. Örneğin düşmanla İslami nizamın sınırlarının ötesinde yüzleşmek, bu inisiyatifin mısdaklarından biridir.

İmam Ali -s- ordu mensuplarına şöyle buyurmuştu:

Neden düşmanın sizin topraklarınıza saldırmasını ve sizinle sizin evinizde çatışmasını beklersiniz? Asıl siz düşman gelmeden önce yolunu kapatmalı ve onu kendi evinde uğraştırmalısınız.

İmam Humeyni -ks- de bu tarz bir düşünceye dayanarak ve asrı saadette yaşanan savaşlardan örnekler vererek şöyle buyuruyor:

İslam Peygamberi’nin -s- kafirlerle savaşları daha çok savunmaya ve caydırıcı olmaya yönelik olmuştur. Kureyş kafirleri her daim İslam merkezine saldırmayı ve Müslümanların iktidar merkezini yok etmeyi planlıyordu. Eğer Müslümanlar tehlike ile karşılaşmaya gitmeseydi ve eğer Kureyş’in fitnelerini karşılıksız bıraksaydı, kendi evinde kuşatılır ve yok edilirdi

İmam Humeyni’nin -ks- cihat kavramını beyan ederken üzerinde durduğu bir başka önemli ilke, masum dönemlerinde ilkel cihadın vacipliğidir. İlkel cihattan maksat, savunmaya geçmek değil, savaşı başlatmaktır.

İmam Humeyni -ks- İslam Peygamberi -s- ve masum imamların -s- yokluğunda ilkel cihadı başlatma izni olmadığını ve hatta asrı saadette bile ilkel cihatların sayısı, savunma amaçlı savaşların sayısından çok daha az olduğunu vurguluyor.

İmam Humeyni’ye -ks- göre bu tarzda bir cihat bile başka ülkeleri ele geçirmek üzere yapılmaz ve sırf insanların haklarını savunmak ve onları hurafelerden ve çakma tanrılardan kurtarmak ve tevhit nizamını inşa etmek üzere yapılır.

Aslında asrı saadette yaşayan Müslümanların başka milletlere mesajı da bu yönde olmuştur. Onlar esir olan ve Allah’tan başka tanrılara kulluk etmeye zorlanan milletlere onları kurtarmak istedikleri yönünde mesaj vermiş ve bunun için ilkel cihat başlatmıştır.

İmam Humeyni -ks- isyancılar, eşkıyalar ve insanların huzur ve güvenliğini bozan asilerle mücadele etmek de cihat meselesinin bir başka boyutu olduğunu belirtiyor. İmam Humeyni’ye -ks- göre, İslami toplumun hükümdarı insanları barış ve huzur içinde yaşamaya davet etmekle yükümlüdür, ancak eğer suçlular suç işlemeye ve halkın huzurunu kaçırmaya devam edecek olursa, İslami nizamın en sert tepkisi ile karşılaşmaları ve en ağır biçimde cezalandırılmaları gerekir.

Mazlum milletleri desteklemek üzere diplomasi ve medya arenalarında cihat etmek de İmam Humeyni’ye -ks- göre Allah yolunda mücadele etmenin bir başka boyutu sayılır. Bir başka ifade ile, İmam’a -ks- göre Müslümanların başka ülkelerin iç işlerine karışmaksızın ve tamamen yasal ve meşru imkanlardan yararlanmak sureti ile dünya genelinde İslam ve Müslümanları savunmaları gerekir. İmam Humeyni’ye -ks- göre bu amel de Allah yolunda cihat etmenin bir başka cilvesidir.