İmam Humeyni –ks– mektebinde - 42
Bugünkü sohbetimizde İmam Humeyni’nin -ks- faydalı ilim ve çeşitli mısdakları hakkındaki görüş ve düşüncelerini ele almak istiyoruz.
Geçen bölümlerde dünyanın en büyük dini liderlerinden biri olan ve ayrıca çağımızda Şia Müslümanların en büyük taklit mercii sayılan İmam Humeyni’nin -ks- dindarlık ve dini inançların alanında namaz, oruç, emri maruf ve nehyi münker, Hac ve cihat ve benzeri konularla ilgili görüş ve düşüncelerini ele aldık.
Bügünkü sohbetimizde ise sizi İmam Humeyni’nin -ks- “Faydalı ilim” kavramı hakkındaki görüş ve düşünceleri ile tanıştırmak istiyoruz.
Bilindiği üzere, ilim İslam dininde en önemli kavramlardan biridir ve inançla ilgili boyutunun yanı sıra bireysel, sosyal ve evrensel boyutları söz konusudur. Zira ilim esas itibarı ile beşeriyete ait bir konudur ve bireysel ve sosyal bağların ötesinde yer almaktadır.
Bu çerçevede biraz önce de belirtildiği üzere, bugünkü sohbetimizi İmam Humeyni’nin -ks- çağdaş dünyada “Faydalı ilim” başta olmak üzere ilim ve bilimle ilgili görüş ve düşüncelerini sizlerle paylaşmak istiyoruz.
Aslında İmam Humeyni’nin -ks- ilim ve bilime yönelik bakışının kökleri kendisinin dini inançlarına dayanır. Bir başka ifade ile, İmam Humeyni’nin -ks- ilim ve bilimle ilgili görüş ve düşüncelerini anlayabilmek için İmam’ın düşüncelerinin temelini oluşturan İslam dininin değerli öğretilerine bakmak gerekir.
Bilindiği üzere ilim ve bilim, İslam dininde oldukça önemli yeri bulunan kavramlardır. Kur'an'ı Kerim’de birçok ayet, ilim ve alimin İslam dininde çok yüksek, özel ve eşsiz konumu bulunduğunu ifade etmiştir. Örneğin bu ayetlerden birinde Allah teala ilim ve bilim sahibi olanlara büyük dereceler vadetmiştir: ... Allah sizden inananları ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltsin.
Yine bir başka ayette şöyle buyurur: ... Kulları içinden ancak âlimler, Allah'tan (gereğince) korkar.
İslam dininde ilim ve bilimin önem arz ettiğini gösteren bir başka örnek, yüce Allah’ın Kur'an'ı Kerim’de kalem üzerine yemin etmesidir. Nitekim İslam Peygamberi’ne -s- nazil olan ilk ayetlerde de öğrenmek ve öğretmekten söz edilmiştir. Aslında enbiyanın bisetinin bir amacı da kitap ve hikmeti öğretme şeklinde beyan edilmiştir ki bu da Kur'an'ı Kerim ve İslam dininde ilim ve bilimin öneminin işaretidir.
Kur'an'ı Kerim insanları ve mümin kulları ilim öğrenmeye tavsiye etmenin yanında varlık alemi hakkında düşünmeye ve ilahi ayetlerin sırlarını idrak etmeye çalışmaya davet etmiştir. Yine Kur'an'ı Kerim’in birçok ayetinde yüce Allah kullarını yerin ve göklerin, hayvanların ve bitkilerin yaratılışı üzerinde düşünmeye ve geçmişlerin kaderinden ders almaya davet etmiştir. Kur'an'ı Kerim’in bazı ayetlerinde hatta Allah teala sert bir şekilde kullarına hitap ederek düşünmelerini ve ilim ve bilimden kendilerini aklî açıdan geliştirmelerini ve sosyal şuur ve bilinçlerini yükseltmelerini istemiştir.
Kur'an'ı Kerim’de Allah tealanın kullarından fikrî ve aklî dayanağı olmayan hiç bir ameli yerine getirmelerini veya herhangi bir ameli körü körüne ve hiç düşünmeden yapmalarını istememiştir.
Kur'an'ı Kerim açıkça insanları birbirinden farklı kılan kriterlerden biri onların sahip olduğu ilim ve bilim şeklinde beyan ederek şöyle buyurmuştur: ... Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?
Kur'an'ı Kerim’den başka, ilim ve bilim İslam Peygamberi’nin -s- kelamı ve siyerinde yüce konumu bulunmaktadır. Allah Resulü -s- alimleri peygamberlerle aynı düzeyde yer alan insanlar şeklinde tanımlayarak şöyle buyurur: Kim bir ilim öğrenir ve onu Allah’ı hoşnut etmek üzere başkalarına öğretirse, Allah teala ona yetmiş peygamberin mükafatını verir.
Ancak İslam dininde ilim ve bilimle alakalı önemli noktalardan biri, ilim ve imanın bir arada olmasıdır. Bu düşünce, ortaçağda kiliseye hakim olan düşüncenin tam karşı noktasıdır. Hristiyanlıkta ve özellikle karanlık ortaçağda bilim ve bilinç, imanı yok eden etken olarak telakki ediliyor ve iman eden insanlar ilim ve bilim öğrenmekten sakındırılıyordu.
Ancak İslam dininde ilim ve iman birbiriyle çelişmediği gibi, birbirini tamamlayan ve biri olmadan öbürünün faydası olmayan iki kavram olarak tanımlanır.
İslam dininde ilim ve bilimin sonucu, ilahi kata yakınlaşmak ve ilahi huşu mertebesine nail olmaktır. İslam dininde ilim ve bilim, ilahi marifet ve iman basamaklarıdır.
Ancak karanlıktan kurtuluş için bir nur misali olan aynı ilim ve bilim doğru kullanılmadığı takdirde insanları karanlığa sürükleyerek doğru yoldan saptırabilir. Bir başka ifade ile ilim ve bilim, iki yüzü keskin kılıç misalidir, öyle ki hem beşerin hizmetine olabilir, hem de bireyin ve toplumun helak olmasına yol açabilir. İslam dinine göre gerçek ilim bireyin ve toplumun dünya ahiret kurtuluşuna ve saadetine hizmet eden “Faydalı ilim”dir. Nitekim İslam dininde ilim ve alimin takdiri hakkında söylenen her söz, faydalı ilim çerçevesinde geçerlidir.
İmam Humeyni -ks- Kırk hadis adlı kitabında bu dini bakışı temelinde, faydalı olmayan ilmin uygun ilim olmadığını gündeme getiriyor. İmam -ks- bu konuda şöyle yazıyor: Hatta masumların büyükleri bu ilimden Subhan Allah’a sığınmıştır. Rivayetlerde belirtildiği üzere günlerden bir gün Allah Resulü -s- camiye girdi. O sırada bir grup insanın bir adamın çevresinde toplandıklarını gördü ve şöyle buyurdu: Bu kimdir? Arz ettiler: Bu adam allamedir. Hazret sordu: allame nedir? Arz ettiler: bu adam Arap soyları ve hadiseleri ve cahiliye dönemi ve Arap şiirleri hakkında en bilge insandır. Resulullah -s- şöyle buyurdu: Bu ilim bilinmemesinden zarar gelmez, bilinse de faydası olmaz. İlim üç konuya dayanır: güçlü ayet, adil fariza, kaim sünnet ve bundan başkası fazlalıktır.
İmam Humeyni -ks- bu nebevi hadisi açıklarken, insanların üç aleme ve makama sahip olduklarını belirterek şöyle buyuruyor: Ahiret ve gayb alemi ve ruhaniyet ve akıl makamı, iki alemin arasındaki berzah alemi ve hayal makamı ve sonuncusu da dünya ve mülk makamı ve şehadet alemi.
İmam Humeyni’nin -ks- tefsirine göre, bu alemlerin ve makamların her birinin kendine uygun kemal, terbiye ve ameli vardır. Faydalı ilim ise her üç kesimi kapsar ve her üçünün kefili de ilahi enbiya ve evliyadır.
İmam Humeyni -ks- şöyle buyuruyor: Birinci makam Hakkın kutsal zatına, gayb alemi ve evliya ve makamlarına ve nazil olan ilahi vahiy ve kitaplara ve benzeri konulara alim olmak ve bunların kefilleri ilahi enbiya ve evliyadan sonra hikmet ve marifet ve irfanda makamı olan filozoflar ve büyükler ve ariflerdir. İkinci makam ahlak ve varlık temelleri ve ahlaki faziletleri elde etme yollarına alim olmak ve ahlaki çirkinliklerden uzak durmaktır ve kefilleri de ilahi enbiya ve evliyadan sonra ahlak alimleri ve maarif ehli olanlardır. Üçüncü makam fıkıh ve temellerini kapsayan zahiri işlerin talim ve terbiyesi, muaşeret adabı ilmi ve evi tedbir etmeye alim olmaktır ve kefilleri de ilahi enbiya ve evliyadan sonra fakihler ve muhaddisler ve zahir alimleridir.
İmam Humeyni’nin -ks- tefsirine göre günümüzde birçok cari ilim bir nevi söz konusu güçlü ayet, adil fariza ve kaim sünnetten oluşan üç kısımdan birine uygun olabilir. İmam -ks- şöyle diyor:
Bilin ki birçok ilim Allah Resulü’nün -s- buyurduğu üç kısımdan birine uygun olabilir; örneğin tıp ve anatomi ve nücum ilimleri gibi, onlara yönelik ayet ve işaretimiz olursa, ve tarih ve benzeri ilimler gimi, onlara ibret gözüyle bakılırsa. O zaman bunlar güçlü ayet kısmına dahil olur ve onların yardımı ile Allah’a yönelik ilim veya Maad ilkesine yönelik ilim hasıl veya takviye olur. Bazen onları öğrenmek adil fariza ve bazen de kaim sünnete dahil olur. Ancak onları öğrenmek sadece onların kendisi için veya başka alanlarda kullanmak için olursa, eğer bizi ahiret ilimlerinden vazgeçirecek olursa bu vazgeçirme yüzünden tenkit edilmeli, yoksa ne yararı ve ne de zararı olur, nitekim Allah Resulü -s- de böyle buyurmuştur.
Dolaysıyla ilimi imanla tamamlamak, o ilmi faydalı ilime ve İslam dininin onayladığı ilime çevirir.
Faydalı ilim, ilimde ikilemi reddeden bir görüşü gündeme getirir ve onu dini olan ve dini olmayan olarak ikiye ayırmaz. Bu doğrultuda İmam Humeyni’nin -ks- talebelerinden biri olan şehit Murtaza Mutahhari ilimi dini olan ve dini olmayan ilime ikiye bölmenin yanlış olduğunu ve sözde dini olmayan ilimlerin İslam’la bağdaşmadığı kuruntusuna yol açtığını belirterek şöyle diyor:
İslam’ın geniş kapsamlığı ve son ilahi din olması, İslami toplum için gerekli ve zaruri olan her türlü faydalı ilimi, dini ilim olarak adlandırmamızı icap eder.
Bu bakış açısı ilimle imanı bir araya getiriyor ve onları İslami toplumun dünya ahiret saadeti için gerekli iki kanadı olarak tanıtıyor.
Gerçekte İmam Humeyni’nin -ks- ilim ve bilim öğrenmeye olumlu ve teşvik edici bakışının sebebini, faydalı ilim kavramında aramak gerekir. Bu bakış açısına göre ilim ve bilim öğrenmek, ancak alim iman sahibi olduğu ve ilimi ilahi niyetle öğrenmesi durumunda faydalı ilime dönüşebilir.
İmam Cafer Sadık -s- bu konuda şöyle diyor: Kim Allah için ilim öğrenir ve ona amel eder ve başkalarına da öğretirse, göklerin melekutunda ondan büyüklükle söz edilir ve şöyle derler: Allah için öğrendi, Allah için amel etti ve Allah için öğretti.
İmam Humeyni’ye -ks- göre faydalı ilim toplumun ihtiyaçlarına göre tanımlanır. Bu görüşe göre ilim öğrenmek her açıdan toplumun ihtiyacına göredir. Şehit Mutahhari hocası İmam Humeyni’nin -ks- düşüncesinden hareketle toplumun gelişmeleri ve karmaşık hale gelmesi toplumda yeni ihtiyaçları doğurur ve sonuçta ilim öğrenmeyi zaruri hale getirir.
Şehit Mutahhari şöyle diyor: Günümüzde dünyanın durumu değişmiş ve toplumun ihtiyaçları değişmiştir. Buna göre hiç bir iş günümüz dünyasında ilimsiz yaşam kafilesi ile uyumlu hale gelemez.
Buna göre de İslam Cumhuriyeti nizamında üniversiteler İmam Humeyni -ks- görüşleri temelinde halkın ihtiyaçlarına göre organize edilmiştir.