Eylül 24, 2019 20:48 Europe/Istanbul

Hatırlanacağı üzere, geçen bölümde İmam Humeyni’nin -ks- dini ve ahlaki anlayışı çerçevesinde sade yaşamayı tercih ettiğinden söz etmiş ve bu bağlamda İmam’ın -ks- yaşamından bazı örnekler sunmuştuk.

Şimdi yine İmam’ın -ks- takvalı ve kanaat içinde sade yaşamından diğer bazı örnekleri vermeye devam etmek istiyoruz.

İmam Humeyni’nin -ks- sade yaşamının en güzel cilvelerinden biri, Tahran’da ikamet ettiği sade ve teklifsiz eviydi. Nitekim İmam’la -ks- görüşen herkes İmam’ın yaşadığı evin sade ve basitliği karşısında şaşkınlığını gizleyemiyordu.

Hüccetülislam İmam Cemarani İmam Humeyni’nin -ks- yaşadığı evin hakkında hatıra notlarında şöyle yazıyor:

İmam hazretleri Kum kentine teşrif buyurduktan bir süre sonra enfarktüs geçirdi ve mecburen aynı gece Tahran’a intikal ettirilerek kalp hastanesine yatırıldı. İmam -ks- yaklaşık iki ay boyunca kalp hastanesinde kalmıştı ve bu yüzden hekimleri İmam için hastaneye yakın bir yerde bir ev tedarik görülmesini tavsiye etti. Ancak biz her ne kadar aradıysak, İmam için uygun bir ev bulamadık. Zira hekimler, İmam’ın kalacağı yerin uygun bir havadan yararlanması gerektiğini söylüyordu. Biz Derbend caddesinde İmam için bir ev bulduk ve İmam yaklaşık dört ay boyunca bu evde ikamet etti, fakat kendisi için bulduğumuz evden memnun değildi. Zira İmam için bulduğumuz ev yüksek bir binaydı ve İmam halkla görüşmek istediklerinde, insanları adeta bir köşk gibi binada karşılamak zorunda kalıyordu.

İmam Cemarani şöyle devam ediyor:

Bunun üzerine İmam Humeyni -ks- bizi tehdit etti ve kendisi için uygun bir ev bulamadığımız takdirde Kum’a geri döneceğini buyurdu. Bir gün İmam’ın oğlu Hacı Ahmet bey bizim eve geldi ve gidip İmam için uygun bir ev bulmaya gitmemizi söyledi. Ben de Ahmet beye, eğer benim evim İmam’ın işine gelecekse, iki küçük evimizi Hüseyniye ile birleştirerek İmam’ın isteğini karşılarız, dedim. Böylece Hüseyniye içinde üç dört gün inşaat çalışması yaparak binayı hazırladık. İmam -ks- dört gün sonra teşrif etti ve “bize yakışan ev budur” diye buyurdu ve böylece bu evde yedi sekiz yıl kaldı. İmam -ks- eve girince çevreye ve daha sonra sürekli kaldığı odaya baktıktan sonra şöyle buyurdu:

Ben şimdi rahatladım, zira son dört ayda sürekli azap içinde yaşamıştım.

İmam Humeyni -ks- İslam inkılabı zafere kavuşmadan önce de büyük bir din adamı olarak Müslümanların şer’i olarak ödediği büyük paralar elindeydi ve yine İslam inkılabı zafere kavuştuktan sonra da İran İslam Cumhuriyeti nizamının lideri olarak şer’i ödemelerin yanında beytülmalden harcamaların konusunda da geniş ve özel yetkilere sahipti. Ancak İmam -ks- hiç bir zaman bu yetkilerden hiç bir şekilde kendi kişisel refahı ve rahatı uğruna yararlanmadı. Hatta İmam’ın -ks- Necef’te ve daha sonraları Kum ve Tahran kentinde ikamet ettiği evlerin hepsi kiralıktı.

Hüccetülislam Rahimian ise İmam Humeyni’nin -ks- Necef, Kum ve Tahran’da ikamet ettiği dönemi şöyle anlatıyor:

İmam -ks- Necef kentinde ikamet ettiği yıllarda oldukça sade ve eski olan Er’resul caddesinin sokaklarından birinde yer alan bir evde sıradan bir talebe gibi kirada kalıyordu. İslam inkılabı zafere ulaştıktan sonra da ister Kum kentinde kaldığı dönemde ve ister Cemaran semtinde kaldığı yaklaşık on yıl boyunca yine mustaz’af insanlar gibi kirada kalıyordu. İmam’ın Cemaran semtinde kiraladığı evin toplam yüz ölçümü 120 metrekare ve binası da yaklaşık 70 metrekare kadardır.

İmam Humeyni’nin -ks- sade yaşamının bir başka boyutu, hiç bir zaman özel aracı olmamasıydı. Hüccetülislam Bahşayeşi, İmam’a bir araç hediye etmeyi niyet eden Tebrizli bir gencin anısını şöyle anlatıyor:

Rezevi bey Tebrizli işadamı ve fabrikatörlerinden biriydi ve İran yapımı Biyuk marka sıfır kilometre bir otomobili İmam’a hediye etmeyi niyet etmişti. Tebrizli bu mümin ve coşkulu insanın sözlerini dinledikten sonra İmam’ın huzuruna çıktık. Sıra bize geldiğinde İmam’ın çevresinde kimse kalmamıştı. Biz de otomobilin anahtarını İmam’a sunduk.

Hüccetülislam Bahşayeşi şöyle devam ediyor:

İmam -ks- tebessümle ve açık yüzle bu hediyeyi kabul etti ve bize teşekkür de etti, fakat ardından arabanın anahtarını tekrar sahibine iade ederek şöyle buyurdu:

Ben sizin duygularınızdan ötürü teşekkür ederim, üstelik ta Tebriz’den bunca zahmete ve sıkıntıya katlanarak gelmişsiniz. Ama ben bu otomobili size veriyorum ve siz de bu arabayı kullanmak üzere benim vekilimsiniz. Tebrizli genç işadamı İmam’a bu hediyeyi kabul etmek üzere çok yalvardı ve bir kez kullandıktan sonra her ne şekilde maslahat bilirse onu bir muhtaca vermesini veya satmasını rica etti. Ancak İmam -ks- bu gencin ısrarına şöyle karşılık verdi: Ben şimdiki şartlarda özel araca ihtiyacım yok ve yükümlülüğüm de özel araca ihtiyaç duymama yönündedir. O zaman size vekalet veriyorum, bu arabayı benden satın alın ve parası ile ülkenin bir mustaz’af insanı için bir ev temin edin.

İmam Humeyni -ks- sadece özel otomobil kullanma konusunda bu şekilde ve kanaatli davranmıyor, aynı zamanda yaşamının diğer boyutlarında da sade yaşamayı ve beytülmalden ve şer’i ödemelerden toplanan paraları kullanmamayı adet edinmişti. İmam -ks- bununla da yetinmiyor, aynı zamanda ülkenin üst düzey yetkililerine ve özellikle çeşitli kurumlarda yönetici olan din adamlarına sade ve kanaat içinde yaşamayı tavsiye ediyordu.

Bayan Feride Mustafavi bir anısını şöyle anlatıyor:

Ulemadan biri şer’i ödemelerden yetmiş bin tümen alıp Peykan marka bir otomobil satın almak üzere İmam’a mektup yazarak icazet istemişti. İmam -ks- sükut etti, ki bu da icazet vermediği anlamına geliyordu.

İmam Humeyni -ks- kendisinin talebelerinden biri olan ve para talep eden ve din adamları ile ilgili bir kuruma tahsis edilen kontenjandan yararlanarak kendisine bir otomobil satın almak isteyen din adamlarından birine verdiği cevapta, böyle bir hareketten hoşnut olmayacağını buyurdu.

Bu olayı anlatan Hüccetülislam Rahimian şöyle yazıyor: İmam -ks- din adamları ile ilgili kurumlara otomobil kontenjanı tahsis edilmiş olmasına hem şaşırmış ve hem rahatsız olmuştu ve söz konusu din adamının talebine şöyle cevap vermişti: Din adamlarının hepsinin aracı olmasına ne gerek var?

İmam Humeyni -ks- takvalı yaşamında israftan şiddetle kaçınıyordu ve tüm alanlarda yaptığı harcamalarda azami derecede tasarruf ediyor ve evinde yapılan harcamalara gerekli özeni ve dikkati göstermeyen hane halkına da şiddetle tepki gösteriyordu. Örneğin İmam Humeyni -ks- elektrik tüketmekte de fevkalade hassastı ve tasarruf ediyordu.

İmam’ın yakınlarından biri olan Hüccetülislam Rahimian’ın anlattığına göre, İmam’ın istirahat ve mütalaa ettiği odada üç ampul vardı. İmam -ks- Kur'an'ı Kerim tilavet ettiğinde veya çeşitli raporları gözden geçirdiğinde ışıklar yakılıyordu, fakat mütalaa veya Kur'an'ı Kerim tilaveti bitince, İmam ileri yaşına rağmen yerinden kalkıp ışıkları kapatıyordu ve namaz kıldığı sıralarda sadece biri yakılıyordu.

İmam Humeyni -ks- elektrikte israf eden veya duyarsız davranan hane halkını ikaz ediyor ve gerektiğinde sert davranıyordu. İmam’ın -ks- yakınlarından Mirian bey şöyle anlatıyor:

Günlerden bir gün, İmam telefondan aradı, huzuruna çıktım, İmam şöyle buyurdu: Bahçedeki ışık yanıyor, git onu kapat. Ben de baş üstüne dedim. Bir kaç gün sonra yine aynı olay yaşandı ve İmam tekrar aradı, ben de tekrar huzuruna çıktım. İmam şöyle buyurdu: Eğer sizin için ışıkları kapatmak zor geliyorsa, düğmesini benim odama yerleştiren, ben kendim geceleri ışığı yakar, gündüzleri kapatırım. Ben de “Hayır beyim, sorun değil, ben yaparım” diye arz ettim.

Mirian bey şöyle devam ediyor:

Bir süre dikkatliydim ve ışığın gündüzleri açık kalmamasına çok özen gösteriyordum, ta ki bir gün yine ışığını kapatmayı unuttum. Bu kez İmam -ks- büyük bir öfkeyle bana şöyle buyurdu: Benim evim ve haram fiil mi? Benim evim ve israf mı? Ben, beyim, ne oldu ki!? diye arz ettim. İmam -ks- şöyle buyurdu: Ben kaç kez size şu ışıkları kapatmanızı söylemem gerekir? yoksa siz israf etmenin haram olduğunu bilmez misiniz?

İmam Humeyni -ks- giyim kuşam ve yiyecek konusunda da aşırı derecede sade ve kanaatkar bir insandı. İmam’ın -ks- bu özelliğini anlatan Hüccetülilam Resuli Mahallati şöyle yazıyor:

İmam’ın elbiseleri bir iki adetten fazla değildi. Gerçi İmam için çok sayıda dikilmiş elbise veya kumaş hediye ediliyordu, fakat İmam tüm bu hediyeleri başkalarına hediye ediyordu. İmam yemekte de çok kanaatkar bir insandı ve gayet ekonomik yaşıyordu.

İmam Humeyni -ks- kendisine hediye olarak gelen her şeyi muhtaç insanlara veriyor ve onlara bağışlıyordu. Hüccetülislam Rahimian bu konuda da şöyle yazıyor:

İmam -ks- kumaştan abaya, gömlekten seccadeye, mühürden çoraba ve fese kadar kendisine hediye edilen her şeyden arada bir ihtiyaç duyduğu herhangi bir şeyi alıyor ve eğer bunlardan herhangi birinden bir kaç tane olursa da bu kadar fazla şeyi ne yapacağım? diyerek fazla olanları muhtaç olan insanlara dağıtılmasını buyuruyordu. Bazen kendisi için aldığını zannettiğimiz bazı eşyaları da daha sonraları aslında kendisi için almadığını ve gözetlediği birine vermek istediğini öğreniyorduk.

İmam Humeyni’nin -ks- korumalarından ve aynı zamanda yakınlarından biri, İmam hatta kendisi için bir kefen bile almadığını anlatarak şöyle diyor:

İmam’ı gusül edip kefen giydirmek istedikleri gece bu büyük lider ve büyük İslam aleminin hatta kendisine ait bir kefeni bile yoktu ki bu da İmam’ın peygambervari tertemiz nefsi ve özellikleri olduğunu gösteriyordu.