İran’ı gezelim, görelim - 16
Hatırlanacağı üzere geçen bölümde İsfahan kentinin güzel tarihî eserlerinden söz ettik ve bu değerli mirasın önemli bir bölümü, İmam Humeyni –ks– meydanında bir araya geldiğini anlattık.
Şimdi bu güzel kentimize yaptığımız seyahatimizin devamında, İmam Humeyni –ks– camiine ve muhteşem mimarisine şöyle bir göz atmak istiyoruz.
İsfahan’ın ünlü İmam Humeyni –ks– meydanının Güney kanadında Safevi döneminin ünlü camilerinden İmam Humeyni –ks– camii yer alıyor. Abbasi camii adıyla da anılan bu caminin dört eyvanı ve dört minaresi bulunuyor.
Caminin inşaatı kameri 1020 yılında ve birinci Abbas döneminde başladı ve yaklaşık 26 yıl sürdü. Kameri 11. yüzyılın mimarisi ve taş ve fayans işleme sanatları bakımından en büyük şaheserlerden biri sayılan İmam camii 1932 yılında İran’ın milli eserler listesinde kayda geçti ve daha sonra da UNESCO tarafından İmam Humeyni –ks– meydanında yer alan diğer tarihî eserlerle birlikte dünya kültürel mirası listesine alındı.
İmam camiinin ana kapısı üzerinde kabartma sanatının en güzel örneklerinden biri yer alıyor. Bu kapı altın ve gümüş kaplamalar ve güzel ve rengarenk motiflerle süslenmiştir ve Safevi döneminin sanat şaheseri sayılır. Giriş bölümünü süsleyen kitabede yer alan yazılar ise Safevi döneminin ünlü hattatı Alirıza Abbasi’nin eseridir. İmam camiinin bu girişi mimari ve fayans işleme sanatı bakımından İran’ın mimari şaheserlerinden biridir ve burada yer alan her bir fayans işleme, güzel bir tablo gibi durmaktadır.
İmam camiinin girişinde yer alan üçgen şeklindeki eyvan, firuze renginde ve 27 metre yüksekliğinde iki minaresi ile İmam Humeyni –ks– meydanına bakar. Bu bölümün arkasında ise 52 metre yüksekliğindeki ana kubbe yer alır.
Caminin giriş koridoru da mimari sanatı açısından fevkelade güzeldir. Binanın zevkli mimarı, farklı uzunluklarda iki geçidi, koridorun iki tarafında öngörmüş ve böylece caminin eksenini kıbleye doğru baktıracak şekilde 45 derece çevirmeyi başarmış ve sonuçta cami binasının simetrik özelliğini ve dengesini kıbleye doğru yön değiştirmesine karşın korumuştur.
İmam camiinin avlusunda oldukça büyük ve güzel bir havuz yer alır ve yine caminin Doğu ve Batı kanatlarında birbirine göre simetrik konumda iki şebistan bulunur. Doğu kanadındaki şebistan daha büyük, ama aynı zamada sade ve süssüzdür. Batı kanadındaki şebistan ise daha küçük, ama yedi renkte fayansla süslüdür ve caminin mihrabı ise, İsfahan camileri arasında en güzel mihrap sayılır.
Caminin güneyindeki şebistanın üzerinde devasa bir kubbe yer alır ve İran camileri arasında en yüksek kubbelerden biridir. Bu kubbenin 12 metre mesafe ile birbirinin üzerinde duran iki kaplaması vardır. Dış kubbe 52 metre yüksekliği ve firuze renginde fayans kaplaması ile kentin en uzak noktalarından bile parlayan yüzü ile görünür. Kubbenin iki kat kaplaması yüzünden şebistanın içinde ses yankısı açıkça duyulur, öyle ki burada veya mihrabın önünde konuşan birinin sesi, alanın her yerinde saf ve doğal bir şekilde duyulur.
İmam camiinin kubbeleri, eyvanları ve dört yüzeyinde yedi renkte güzel fayanslarla işlenen kibabeleri, Safevi döneminin usta hattatları ve zanaatkarlarının eseridir. Caminin güneybatı ve kuzeydoğu köşlerinde Nasıri ve Süleymaniye adında iki dinî ilimler merkezi birbirine simetrik vaziyette yer alır. Talebelerin ikamet etmeleri için medresenin bahçesini çevreleyen odalar ve dut ağaçları oldukça güzel bir manzara oluşturur.
Caminin güneybatı köşesinde yer alan medresede belli bir noktada sade ama belirgin bir taş parçası bulunur ve yılın dört mevsiminde İsfahan kentinin gerçek öğle saatini gösterir. Bu taşla ilgili hesapları, kral Abbas’ın döneminde yaşayan İranlı ünlü fakih ve bilgin Şeyh Bahai yapmıştır.
İmam Humeyni –ks– camii, tüm denge ve simetrik özelliklerinin yanında, bu camiyi başka camilerden farklı kılan bazı farklılıkları da içerir. Örneğin caminin hiç bir bölümü başka bölümlere benzemez. Bir örnek vermek gerekirse, caminin duvarları ve tavanının fayans işlemeleri birbirine benzemez ve tamamen farklıdır, ama her biri ayrı ayrı caminin ihtişamına ihtişam katmıştır.
Caminin girişinin iki tarafında taştan iki büyük çanak yer alır ki buzdolabı gibi su, şerbet vesaire içecekleri soğuk tutar. Bu çanaklar taştan ve tek parça yapılmıştır ve binada haccarların sergilediği sanat ve zevkin güzel birer örnekleri sayılır.
Gerçekte İmam Humeyni –ks– camiinin ihtişamı ve azameti, mimari sanatının hayranlarının takdirini toplayan bir şaheserdir. Nitekim ünlü İran bilimcisi prof. Arthur Upham Pope, İran mimarisi adlı kitabında İmam camiinin mimarisi hakkında şöyle diyor:
Bu tarihî eser, İran’da bin yıllık cami mimarisinin doruk noktasıdır. Gerçi caminin kubbe ve girişinde yer alan ihtişamlı motifler insanı hayran bırakır, ancak inşaat unsurlarının harmonik bir şekilde tekrarlanması, simetrik revaklar ve dengeli eyvanlar ve tüm binayı bir bütün olarak saran renklerin etkisi, insanlara binanın güzelliğini hissetmelerine yardımcı oluyor.
Değerli dostlar, İmam Humeyni –ks– meydanında yer alan İmam camii ile tanıştıktan sonra şimdi yine aynı meydanda yer alan ve dünyaca ün yapan Aligapu binasına da şöyle bir göz atmak istiyoruz.
İmam Humeyni –ks– meydanında Şeyh Lütfullah camii karşısında ve meydanın Batı kanadında inşa edilen Aligapu binası, sadece dış görünüşü itibarı ile değil, aynı zamanda harikulade mimarisi ve güzel fayans işlemeleri açısından da özel bir cazibeye ve üne sahiptir.
Aligapu binası, inşaatı üzerinden yaklaşık beş asır geçen ve 386 metre boyu, 140 metre eni ve 48 metre yüksekliği olan sağlam ve güzel bir köşktür. Safevilerin döneminde Nakş-i Cihan’ın Mübareke Devlethanesi veya Devlethane köşkü olarak anılan bu bina, Safevi döneminin köşk inşaatının eşsiz örneklerinden biridir. Bina kameri 11. yüzyılda ve Safevi kralı Abbas’ın emri üzerine inşa edilmiştir. Safevi kralları o dönemde yabancı elçileri ve önemli şahsiyetleri bu köşkte kabul ederdi.
Aligapu binası 6 katta inşa edilmiş ve her kat kendine özgü süslemelerle süslenmiş ve özel bir iş için tahsis edilmiştir. Örneğin binanın birinci katı nöbetçilerin ikametgahı, ikinci kat mutfak ve çayvei, üçüncü kat oturma salonu ve altıncı kat güzel alçı işlemeleri ile musiki salonu olarak kullanılmıştır. Binanın çatısından tarihî İsfahan kenti ve İmam Humeyni –ks– meydanı rahatça görülebilir.
Aligapu köşkünün en önemli özelliklerinden biri, çeşitli katlarda çok sayıda küçük odaların bulunmasıdır. Batılı seyyah Pietro Dellavalle, Safevi döneminde ziyaret ettiği İsfahan’ı seyahatnamesinde anlatırken, bu bina hakkında şöyle diyor: Birbirine koridorlarla bağlanan küçük odaların ve dairelerin sayısı o kadar fazla ki, bekçiler bana köşkte küçük de olsa, en az 500 kapılı oda bulunduğu konusunda güvence verdiler.
Gerçekte Aligapu binasının esas güzelliği sadece gözleri kamaştıran dış görünüşü değil, aynı zamanda binanın içinde uygulanan fayans işlemeler ve mimari tarzı da bu güzelliğe ayrı bir cazibe kazandırmıştır. Binanın duvarları üzerindeki alçı işlemelerin içerdiği resimlerin renkleri ve ustaca uygulanan motifleri ve altın rengi ile boyanmaları ve harikulade minyatür eserleri, üstad Rıza Abbasi ve çıraklarının işidir. Bu süslemeler, çeşitli bitki motifleri ve doğa manzaraları ve kuşlar ve hayvanların resimleri ile binanın tavanları ve duvarları ve basamakları üzerinde ziyaretçileri hayran bırakan güzelliklerdir. Aligapu’nun diğer bir özelliği, köşkün üst katında İmam Humeyni –ks– meydanına Bakan cephesinde ihtişamlı ve büyük bir eyvanın yer almasıdır. Bu mekandan ülkenin önde gelen büyükleri ve konukları Nakş-i Cihan meydanında düzenlenen at yarışlarını ve çevgen ya da polo oyunlarını seyrederdi. Bu arada bu eyvanın ortasında dikdörtgen şeklinde büyük bir havuz bulunduğu, havuzun çevresi mermer taşlarla süslendiği ve sütunların arasındaki boşluğu doldurduğu belirtilmelidir.
Aligapu binasının altıncı katında, binanın en muhteşem ve en büyük salonları yer alır ve alçı işlemeleri ile bilinir. Bu alçı işlemelerin duvarlara ayrı bir güzellik kazandırdığı ve buradaki salon da musiki salonu olarak ün yaptığı belirtilmelidir.
Salonda göze çarpan alçı işlemelerin İsfahanlı sanatçıların zevk ve ustalığını yansıtmanın yanında en önemli özelliği, musiki sanatçılarının çaldığı sazların sesinin yankısını engellemesi ve müzik sesi yankısız duyulmasıdır. 015