Kasım 02, 2019 13:41 Europe/Istanbul

es-SÂFFÂT suresinin 114 ila 122. ayetleri ve tefsirleriyle sizlerle birlikteyiz.

es-SÂFFÂT suresinin 114 ila 116. Ayetleri:

 

وَلَقَدْ مَنَنَّا عَلَى مُوسَى وَهَارُونَ (37:114)

وَنَجَّيْنَاهُمَا وَقَوْمَهُمَا مِنَ الْكَرْبِ الْعَظِيمِ (37:115)

وَنَصَرْنَاهُمْ فَكَانُوا هُمُ الْغَالِبِينَ (37:116)

 

 

Yani:

Andolsun biz Musa'ya da Harun'a da nimetler verdik.

 

Onları ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık.

 

Kendilerine yardım ettik de galip gelen onlar oldu.

 

 

Geçen bölümde Kur'an'ı Kerim yüce Allah’ın Hz. İbrahim’e -s- sunduğu nimetleri hatırlattı. Bu ayetler ise Allah tealanın Hz. Musa -s- ve kareşi Harun’a verdiği nimetlere işaret ediyor. Ayetler ilkin genel bir ifade ile Allah tealanın iki kardeşe nimetler verdiğini beyan ettikten sonra bu nimetlerin neler olduğuna açıklık getiriyor. Yüce Allah’ın Hz. Musa -s- ve kardeşi Harun ve İsrailoğullarına ilk lütfu onları Firavun ve adamlarının elinden kurtarmak ve düşmanlarına karşı muzaffer etmekti.

Mısır’ın zalim hükümdarı Firavun Hz. Musa’nın kavmini esir almış, erkeklerini köle olarak çalıştırıyor, kadınları cariye yapıyor ve erkek evlatlarının başını kesiyordu. Bu şartlarda Hz. Musa yüce Allah tarafından İsrailoğullarını Firavun’un zulmünden kurtarmakla görevlendirildi. Hz. Musa yüce Allah’a olan iman gücü ile İsrailoğullarını Firavun’un zulmünden kurtarmayı ve büyük acılarına son vermeyi başardı. Allah tealanın lütfu ve yardımları sayesinde Hz. Musa -s- ve kavmi Nil ırmağını aştı, Firavun ve ordusu ile Nil’in azgın sularında boğuldu. Böylece Hz. Musa ve kavmi elleri boş olduğu halde Firavun ve dişine kadar silah kuşanmış ordusuna karşı zafer kazandı ve Firavun’un zulümlerinden kurtuldu. Firavun ve adamları yok olduktan sonra İsrailoğulları onların mal varlığına, bahçelerine ve köşklerine kavuştu.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

 

 

1 – Eski peygamberlere yapılan ilahi yardım ve lütufların hatırlatılması, tarih boyunca mümin insanları sevindirerek huzur verir.

2 – Üzüntülerin giderilmesi ve psikolojik baskıların bertaraf edilmesi ve huzura kavuşmak, ilahi büyük nimetlerden sayılır.

3 – Peygamberler ve evliyalar her  daim zulüm altında olan insanları düşünür, onların acılarını paylaşır. Bu insanlar, ancam mazlumlar zalimlerin ve zorbaların pençesinden kurtarıldıkları zaman huzura kavuşur.

 

es-SÂFFÂT suresinin 117 ila 119. Ayetleri:

 

وَآَتَيْنَاهُمَا الْكِتَابَ الْمُسْتَبِينَ (37:117)

وَهَدَيْنَاهُمَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ (37:118)

وَتَرَكْنَا عَلَيْهِمَا فِي الْآَخِرِينَ (37:119)

 

 

Yani:

Her ikisine de apaçık anlaşılan bir kitabı (Tevrat'ı) verdik.

 

Her ikisini de doğru yola ilettik.

 

Sonra gelenler içinde, namlarına şunu bıraktık.

 

 

Firavun istibdadından kurtulma nimetinden sonra bu ayetlerde beşeri toplumu dünya ahiret saadete erdirmeyi amaçlayan semavi kitabın nazil oluşuna vurgu yapılıyor.

Kuşkusuz Firavun sultasından kurtulan İsrailoğulları çeki düzene kavuşmak ve bir daha istibdat ve istikbara yakalanmamak için ilahi kanun ve öndere muhtaçtı. Bu yüzden İsrailoğullarının ihtiyacı olan yasaları ve ahkamı içeren Tevrat nazil oldu, ayrıca bu kavim için en büyük ilahi muhibet olan Hz. Musa’yı peygamber olarak belirliyor ve böylece sağlıklı bir toplum oluşması için gerekli zemini hazırlıyor.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

 

 

1 – İnsanları zulüm ve istibdat sultasından kurtarmak, onları hidayete erdirme yolunu açar.

2 – Semavi kitaplar tahrifata uğramamak kaydıyla insanlara doğru yaşama yolunu öğretir.

3 – Yüce Allah Kur'an'ı Kerim’de peygamberlerini takdir etmiştir. Nitekim iyi ad, tarih boyunca tüm peygamberlerin sermayelerinden biri olmuştur.

 

es-SÂFFÂT suresinin 120 ila 122. Ayetleri:

 

سَلَامٌ عَلَى مُوسَى وَهَارُونَ (37:120)

إِنَّا كَذَلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ (37:121)

إِنَّهُمَا مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِنِينَ (137:122)

 

 

Yani:

Musa ve Harun'a selam olsun.

 

Doğrusu biz, iyileri böylece mükâfatlandırırız.

 

Şüphesiz, ikisi de mümin kullarımızdandı.

 

 

Hz. Musa -s- ve kardeşi Harun hakkında olan bu ayetlerin sonunda yüce Allah onlara selam gönderiyor ve böylece müminlere ilahi peygamberlere her zaman selam göndermelerini ve emeklerini takdirle karşılamalarını öğretiyor.

Ayetler şöyle devam etmekte: Bizim bu iki peygambere ve mümin insana yönelik lütuf ve marhametimiz sürekli bir durumdur ve tarih boyunca kim mümin, pak ve dürüst olursa ve insanlara iyilik ve ihsanda bulunursa, bu lütuf ve inayetimizden yararlanabilir.

Son ayet ise Hz. Musa -s- ve kardeşi Harun’un kulluk dereceleri ve teslimiyet mertebelerine işaret ederek şöyle buyurmakta: Onlar bizim mümin kulllarımızdandı. Bu tabir Kur'an'ı Kerim’de tüm peygamberler için kullanılmış ve hepsi Allah’ın kulu şeklinde anlatılmıştır.

Arapça Mevla sözcüğünün karşı noktasında yer alan Abd sözcüğü, peygamberlerin Allah tealanın emirlerine karşı mutlak teslimiyetlerini ifade eder, oysa bir çok insan yüce Allah’ın tüm tealimine karşı teslim olmaz ve sadece sebep ve hikmetini bilip anladıkları emirlere uyar.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

 

 

1 – Evliyalara selam göndermek yüce Allah’ın bize öğrettiği hasene bir ameldir. Bunun anlamı, bu büyük insanların gönderilen selamları aldıklarıdır.

2 – Dini maarifi beyan etme ve toplumu hidayete erdirme yolunda her türlü çaba bir nevi ihsandır ve bu da evliyaların özelliklerindendir.

3 – İyi insanlara ilahi lütuf, tarih boyunca devam eden ilahi sünnettir.