Kasım 15, 2019 18:37 Europe/Istanbul

Bu programda İmam Humeyni’nin -ks- kişiliğini ve siyerini sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Bugünkü sohbetimizde İmam Humeyni’nin -ks- bireysel ve sosyal yaşamda zamanın kıymetini bilmek ve değerlendirmek gibi konuların hakkındaki görüş ve düşüncelerini ele almak istiyoruz.

Hatırlanacağı üzere geçen bir kaç bölümde İmam Humeyni’nin -ks- bireysel ve sosyal yaşam tarzından söz ettik ve kanaat, takva ve sade yaşam, İmamın kişisel yaşamında en önemli bazı özellikleri olduğunu belirttik. Geçen bölümde ayrıca İmam’ın -ks- çevresindeki insanların da İmam’ı disiplinli, zamanı iyi bilen ve tüm işleri için uygun planlama yapan biri olarak tanıdıklarını ifade etti.

Şimdi bugünkü sohbetimizde sizi İran İslam inkılabının büyük kurucusunun zamanın kıymetini bilmek ve değerlendirmek gibi önemli bir özelliği ile tanıştırmak istiyoruz.

İmam Humeyni’nin -ks- en seçkin özelliklerinden biri öğrenmek ve öğretmek alanlarında zamanın değerini ve kıymetini bilmesiydi. İmam -ks- her fırsattan öğrenmek ve yine insanlara bir şeyler öğretmek ve hidayete erdirmekte yararlanırdı.

İmam Humeyni -ks- hatta dini ilimler merkezlerinde pek yaygın olmayan bir gelenekten farklı olarak yabancı dilleri öğrenmeye de meraklıydı, zira böylece bu dilleri kullanarak başkalarını eğitmek ve hidayete erdirmek üzere kullanma yeteneğini geliştirmek istiyordu.

Hüccetülislam Seyyid Hamid Ruhani, İmam Humeyni’nin -ks- başka dilleri konuşan insanlarla irtibat kurmak ve onları eğitmek ve etkilemek üzere yabancı dil öğrenmek için zamanı değerlendirme alışkanlığı hakkında bir anıyı şöyle anlatıyor.

İmam Türkiye’ye vardığımız ilk saatlerden itibaren Türkçe öğrenmeye başladı. İmam Türkçe öğrenerek Türk dilini konuşan insanların arasındaki risaletini sürdürmek istiyordu. İmam’ın -ks- Türkçe öğrenme merakı, şah rejiminin gizli casusluk örgütü Savak tarafından Türkiye’de İmam’ı gözetlemekle görevlendirilen albay Afzali’yi büyük paniğe sürüklemişti. Albay Afzali İmam’ın Türkçe öğrenerek Türkiye halkı ile irtibat kurması ve mücadelesini sürgünde de sürdürmesinden korkmaya başlamıştı. Bu yüzden albay Afzali Tahran’a bir rapor göndererek İmam’ı yalnız bırakmamak gerektiğini önerdi. Nitekim bu yüzden Türkiye’de İmam’ı her gün farklı bir yere götürmeye başladılar.

İmam Humeyni’nin -ks- çevresindeki insanlar İmam’ın kendi işlerini yerine getirmek üzere en ufak fırsatı bile kaybetmediğini belirtiyor. İmam’ın -ks- yakınlarından biri olan bayan Merziye Hadidçi bu konuda şöyle yazıyor:

İmam öğle namazından sonra yemeğe geldiğinde, eğer bir kaç dakika fırsat bulursa hemen Kur'an'ı Kerim’i alıyor ve okumaya başlıyordu. Bazen bu sür iki dakika bile olmuyordu.İmam Humeyni -ks- zamanın boşa harcanmasına ve heba olması konusunda oldukça duyarlıydı ve zayıf planlama yapma yüzünden zamanını boşa harcayanlara itiraz ediyordu.

İmam’ın ehli beytinden Hüccetülislam İmami Cemarani bu konuda şöyle diyor: Bazen umumi görüşmelerde İmam hazırlandıktan sonra katılımcı sayısı belirlenen sayıya ulaşamayınca İmam bir kaç dakika beklemek zorundaydı ve sayının öngörülen rakama ulaşmasını bekliyordu. Bazen bu bekleyiş on dakikaya kadar yükselebiliyordu. Bu durumda İmam hemen görüşmeyi planlayanların disiplinsizliğine itiraz ediyor ve şöyle buyuruyordu: Neden görüşmenin ön hazırlığı tamamlanmadan beni görüşme yerine getiriyorsunuz?! Ya da görüşmelerde insanlar belirlenen sürenin sonunda kalkıp gitmek istemediklerinde ve daha fazla imamın zamanını aldıklarında İmam yine itirazda bulunuyor ve şöyle buyuruyordu: insanların zaman kapasitelerine göre zamanı harcamalısınız, ne fazla ne az.

Farz ve müstehap amelleri yerine getirme konusunda fevkalade mukayyet ve disiplinli olan İmam Humeyni -ks- çok titiz bir şekilde planlama yapmakla boş zamanların her anından bu yönde ve ibadetlerini yerine getirmekte yararlanıyor ve bazen bir kaç işi eşzamanlı yapıyordu.

İmam’ın yakınlarından bayan Merziye Hadidçi bu konuda şöyle yazıyor:

İmam müstehap amelleri yerine getirmek için kendisine özel olan boş zamanlarından yararlanıyordu ve böylece başkalarına herhangi bir işi veya sorumluluğu üstlendiklerinde, halka ayırmaları gereken zamanı kendileri için harcayamayacağı ve ancak kendilerine özel zamanları bu tür özel işlerine ayırmaları yönünde mesaj veriyordu. Biz Paris’te şahit olduk, İmam günün 24 saatini planlamasında 15 dakikayı yürüyüş yapmaya ve böylece sağlığını korumaya ayırmıştı ve bahçede veya kaldığı evin balkonunda yürüyordu. İmam Muharrem ayının ilk 11 gününde bu zamanı Aşura ziyaretnamesini okumaya ayırıyordu, zira ayırdığı diğer zamanları kendisine ait değildi ve halka ve topluma aitti ve İmam halkın hakkına zarar vermek istemiyordu.

Hüccetülislam Resuli Mahallati de bu konuyu doğrulayarak şöyle diyor: İmam -ks- en kısa boş zamanlarını bile okumaya, yazmaya veya başka ibadetleri yerine getirmeye ayırıyordu. İmam hatta sabah ve akşam üstü yarım saat yürüyüşünün zamanını değerlendiriyor ve yürürken bile zikir ve dua etmeyi ve benzeri işleri ihmal etmiyordu.

İmam Humeyni’nin -ks- bireysel ve sosyal yaşamında titiz planlaması ve zamandan azami derecede yararlanması, tüm işlerini yerli yerinde yapmasına vesile oluyordu. İmam -ks- ister İran İslam Cumhuriyeti’nin lideri olduğu dönemde, ister talebelik döneminde ve ister şah rejimi ile mücadele döneminde olsun tüm ibadi, sosyal, siyasi ve eğitim işlerini yerli yerinde yapıyordu, zira İmam fırsatların ve zamanın kıymetini çok iyi biliyor ve bundan en iyi şekilde yararlanıyordu. Nitekim bu yüzden İmamın çevresindeki insanlar İmam’ı hiç bir zaman boş otururken görmedi.

Hüccetülislam Rahimian da bu konuda şöyle diyor:

İmam’ın ileri yaşına rağmen çalışkanlığı, çevresindeki insanların hiç bir İmam’ı bir kere olsun boş otururken veya zamanı boşa harcarken gördüğünü iddia edemeyecekleri kadar yüksekti.

İmam Humeyni -ks- İran İslam Cumhuriyeti nizamının kuruluşunu insanlara hizmet etmek üzere çok uygun bir fırsat olarak bilirdi ve bazen çalışmaktan ve halka hizmet sunmaktan yorulan yetkililere elde ettikleri bu fırsatı kaçırmamalarını tavsiye ediyordu.

Bu konuda Seyyid Muhammed Cevad Mehri şöyle yazıyor:

İslami nizamın yetkililerinden biri İmam’ın huzuruna çıktığını ve artık çalışmaktan yorulduğunu arz ettiğini ve mümkünse başkasını bu göreve atamasını istediğini anlattı. Bu arkadaş, İmam -ks- kendisine şöyle karşılık verdiğini söyledi: Eğer biri işten el çekerek görevden çekilmesi gerekiyorsa, ben sizden daha öncelikli sayılırım, zira bu ileri yaşıma ve bol yorgunluğumla daha fazla dinlenmeye ihtiyacım var.

Söz konusu yetkili, İmam’ın bu cevabından sonra utandığını ve artık bir şey söylemediğini anlattı.

İmam Humeyni’nin -ks- hayatında fırsatların kıymetini bilme konusunda bir başka önemli nokta, İmam’ın okumak için zamanından azami derecede yararlanmasıydı. İmam her fırsattan okumak için yararlanırdı ve çevresindekilerin anlattığına göre dünyanın birçok önemli eserini ve ünlü romanları ve masalları okumuştu.

Ayetullah Sadık Halhali bu konuda şöyle diyor:

İmam çok kitap okurdu. Hatta Kesrevi’nin tüm eserlerini okuduğunu söyleyebilirim. İmam tüm irfani eserleri okumuştu. Eskiden dergi ve gazete okumak pek yaygın olmadığı dönemlerde İmam bu tür yazılara meraklıydı.

Ayetullah Halhali’nin anlattıkları İmam Humeyni’nin -ks- oğlu merhum Ahmet Humeyni tarafından da doğrulanıyor. Ahmet Humeyni şöyle diyor:

Hatırlıyorum, yaz tatillerinde bazı kentlere veya Tahran’a giderdik. O günlerde İmam o kadar çok kitap okurdu ki kendisi için kitap tedarik görenler bile sonunda isyan ediyordu. İmam dünyanın büyük yazarlarının birçok eserini ister sosyal ister siyasi temalı olsun okumuştu. İmam İran tarihini birçok kez okumuştu ve meşruta tarihini çok iyi biliyordu.

İmam Humeyni’nin -ks- zamanın kıymetini bilmesi ve zamanından en iyi şekilde yararlanması kişiliğine yerleşen bir özelliğiydi, öyle ki hatta hastalığı sırasında bile zamanının boşa harcanmasına müsaade etmezdi.

Hüccetülislam Resuli Mahallati bu konuda şöyle yazıyor:

İmam hatta ameliyattan bir gece önce hastane yatağında ve vücuduna takılan serumlara ve aşırı zafiyetine rağmen Kur'an'ı Kerim okumak ve gece namazı kılmaktan gafil olmadı ve ömrünün en kısa anlarını bile boşa gitmesini istemedi.