İmam Humeyni –ks– mektebinde - 47
Bu programda İmam Humeyni’nin -ks- kişiliğini ve siyerini sizlerle paylaşmak istiyoruz.
Bugünkü sohbetimizde İmam Humeyni’nin -ks- bireysel ve sosyal davranışlarında vakar ve salabeti hakkındaki görüş ve düşüncelerini ele almak istiyoruz.
Geçen bölümde İmam Humeyni’nin -ks- cesur duruşundan söz ettik ve dedik ki İmam -ks- güçlü imanı sayesinde sosyal ve siyasi mücadele sürecinde hiç bir zaman hiç kimseden veya hiç bir makamdan korkmadı ve zorluklar ve sıkıntılar ve baskılarla yüzleşmede asla geri adım atmadı ve bu yüzden o dönemin en despot ve en güçlü ve en donanımlı rejimlerinden biri olan Pehlevi rejimine karşı zafer kazandı ve İslam inkılabını sonuca ulaştırdı.

Gerçekte İmam Humeyni’nin -ks- dik duruşu ve şecaati ve azim ve iradesi güçlü kişiliği ve yüce Allah’a olan has imanından kaynaklanan özellikleridir.
Buna göre bugünkü sohbetimizde İmam’ın çevresindeki yakınlarının anıları ve tarihte kayda geçen raporlara istinaden bu özelliklerini gözden geçirmek istiyoruz.
Salabet, sözcük itibarı ile katılık ve sağlamlık anlamına gelir ve genellikle kelime ve vakar sözcükleri ile eşanlamlı ifade edilir. Kelime ve vakar da salabetten kaynaklanan huzur ve sakin olma anlamına gelir.
İmam Humeyni çeşitli bireysel, sosyal ve siyasi konularla yüzleşmede salabetli bir duruş sergiliyor ve sorunlara ve sıkıntılara ve baskılara karşı düşüncesinde ve davranışlarında denge bozukluğu yaşamıyordu.
Gerçekte İmam Humeyni’nin -ks- salabet ve vakarı herkesçe dile getirilen özellikleriydi, nitekim insanlar İmam’la karşılaştıklarında hemen bir nevi huzura ve rahatlama duygusuna kavuşuyordu. Öte yandan İmam -ks- karşısına kibirli bir şekilde çıkan insanlara karşı da büyük bir salabet ve vakarla durarak söz ve amellerini derinden etkiliyordu.
Gerçekte bu özellikler İmam Humeyni’nin -ks- ta çocukluk ve ergenlik dönemlerinde ortaya çıkan ve zamanlı gelişen özellikleriydi. İmam’ın kardeşi merhum Ayetullah Pesendide de İmam Humeyni’nin -ks- ergenlik ve gençlik çağında mahallede kabadayılık yapmak isteyen tüm gençlerin İmam’dan çekindiklerini belirterek şöyle anlatıyor:
İmam’ın ergenlik çağındaki arkadaşlarından birinin anlattığına göre, Humeyn’in Sebzkaran mahallesinde, yani İmam’ın yaşadığı mahallede, mahalle çocukları kabadayılık yapmaya asla cesaret edemiyordu, zira hepsi İmam’ın onları o halde görmesinden korkuyordu.
İmam Humeyni’nin -ks- salabeti ve vakarı, kendisi ile karşılaşan birçok kişinin itiraf ettiği üzere, İmam’ın gözlerine bakmaya bile cesaret edemeyecekleri kadar fazlaydı, zira İmam -ks- keskin bakışları ile karşısında duran insanları derinden etkiliyordu.
İmam Humeyni’nin -ks- bu özelliğine işaret edenlerden biri de Hüseyni Şehrzad’dır. Hüseyni Şehrzad çocukluk çağında Kum kentinde İmam ile karşılaştığı günü şöyle anlatıyor:
O günlerde bir küçük bir çocuktum. İmam’ın çok has bir salabeti ve vakarı vardı, öyle ki bizler hiç bir zaman İmam’ın gözlerine doğrudan bakamıyorduk, yani o mübarek insanın gözlerine doğrudan bakmaya cesaret edemiyorduk ve bu da başlı başına önemli bir özelliğiydi.

Sadık Halhali de İmam Humeyni’den -ks- çok ilginç bir anıyı paylaşıyor. Bu anı, İmam Humeyni’nin -ks- siyasi mücadele sürecine başlamadan önce merhum Ayetullah Burucerdi’nin temsilcisi olarak iki kez Pehlevi kralı ile görüştüğünü ve Pehlevi kralı Muhammed Rıza İmam’ın -ks- salabeti ve vakarından derinden etkilendiğini ortaya koyuyor.
Sadık Halhali şöyle anlatıyor:
Zannedersem, hş. 1334 yılıydı, İslam Fedaileri hareketi onuncu dönem başbakanına ateş ettiler ve İçişleri Bakanı Esedullah Alem, İslam Fedaileri üyelerini yakalama emri verdi. Bu arada tutuklanan üyelerin idam edileceği spekülasyonu yayıldı. Bazıları Ayetullah Burucerdi’ye İslam Fedaileri üyelerini kurtarmak için bir şeyler yapması yönünde baskı uygulamaya başladı. İmam -ks- ise Pehlevi kralına mektup yazdı. Daha önce de İmam -ks- Ayetullah Burucerdi’nin talimatı üzerine Pehlevi kralı ile görüşmüştü. Bir keresinde görüşmeden döndükten sonra İmam -ks- şöyle anlattı: Kendimi övmek gibi olmasın, ama benim heybetim şahı etkilemişti, öyle ki sözüne ve diline hakim olamıyordu.
İmam Humeyni -ks- insanlarda ister istemez kendisine yönelik derin saygı duygusunu uyandıran ve adeta hayran bırakan güçlü bir kişiliğe sahipti.
Fransız gazeteci yazarlardan biri İmam Humeyni’nin -ks- kişiliği hakkında şöyle yazıyor:
İmam, karşısında direnmenin mümkün olmadığı güçlü bir cazibesi vardı. Ben İmam’ın İslam inkılabının zafer dolaysıyla Cemaran Hüseyniyesinde yabancı Müslümanlara hitaben yaptığı konuşmasına katılmıştım ve İmam’ın saf, sakin, katıksız ve titreşimsiz sesinden çok etkilendim. Gerçekte bu özelliklerin İmam’ın yaşında birinde bulunması hayret verici bir durumdur.
Bir başka Fransız gazeteci yazar ise en çok İmam Humeyni’nin -ks- kendisine mülakat verdiğinde keskin bakışından etkilendiğini belirterek şöyle yazıyor:
İmam çok aheste adım atıyordu ve kendisini ilk kez yakından gören biri olarak vakarlı ve salabetli davranışından çok etkilendim. İmam sadece bir anlığına bana baktı ve bakışı benim üzerimde bir saniye kadar duraksadı, ancak o bir saniyede ben sarsıldım. Alında bu sarsılmam korku veya şaşkınlıktan değildi, bilakis anlatılmaz bir duygu beni sarsmıştı. Ben ne Ayetullah Humeyni’nin taraftarıyım, ne de ona karşıyım, üstelik acemi bir gazeteci veya ilk kez ünlü bir siyasi şahsiyetle karşılaşan biri değilim ki tecrübesizlik ve hamlık yüzünden etkileneyim. Ama İmam’ın o ilk ve tek bakışı beni derinden etkiledi, diyebilirim.
İmam Humeyni’nin -ks- salabet ve vakarlı duruşunun bir cilvesi, gerektiğinde sessiz kalması ve her türlü gereksiz konuşmadan kaçınmasıydı. Hüccetülislam Davani İmam’ın vakarı ve az konuşması hakkında şöyle diyor:
İmam sakin, vakarlı ve sessizdi. Bir yerde oturduğu zaman eğer biri kendisi ile konuşmazsa, uzun süre sessizce aynı şekilde oturmaya devam ediyordu, öyle ki hatta yerinde, kımıldamadan oturduğu ve sessiz olduğu söylenebilirdi.
İmam Humeyni’nin -ks- yakınlarından Ayetullah Subhani de İmam’ın bu özelliğine işaret ederek şöyle diyor. İmam pek konuşmazdı, fakat konuştuğu zaman da kapsamlı konuşurdu. Sessiz olmak ve gerekmediği müddetçe konuşmamak İmam’ın en bariz ve belirgin özelliklerinden biriydi.
Hüccetülislam İmam Cemarani de bir makalesinde İmam Humeyni’nin -ks- bu özelliğine işaret ederek şöyle yazıyor:
İmam’ın çok has bir vakarı ve salabeti vardı ve aynı zamanda çok alçak gönüllü biriydi. İmam genellikle sessizdi ve az konuşurdu. İmam sadece gerektiği kadar konuşurdu ve sözleri gayet düzgün, hesaplı ve özdü. Konuşma yaptığı oturumların dışında pek fazla konuşmaz ve daha çok düşünürdü. İmam -ks- her türlü durumda düşünüyor ve zamanını bu yönde en iyi biçimde değerlendiriyordu.

İmam Humeyni’nin -ks- ihtişamı, vakarı ve salabeti, kendisi hakkında olumsuz düşünen insanları ilk karşılaşmada altüst edecek ve görüşlerini olumsuz yönden olumlu yöne çevirecek kadar güçlüydü.
Mısırlı gazeteci yazar Hamed Elgar böyle bir hadiseye Türkiyeli bir gazeteci yazar hakkında şahit olduğunu belirterek şöyle diyor:
Türkiye’nin laik gazetelerinden birinde ilginç bir makale okumuştum. Makalenin yazarı Türkiye gazetelerinin birçok yazarı gibi İslam inkılabı zafere kavuşmadan önce İmam -ks- hakkında ne kadar yafta ve saçma söz varsa yazmış ve daha sonra İmam’ı ziyaret etmişti. Bu görüşmenin detayı ise çok ilginçti.
Mısırlı gazeteci yazar Elgar şöyle devam ediyor:
Türkiyeli gazeteci, uzun bir listeyi oluşturan bir dizi soru ile İmam’la görüşmeye gitmişti, fakat İmam’la karşılaştığı anda o kadar utanmış ve ele ayağı birbirine dolaşmıştı ki, onca saçma sapan soruyu sormak yerine susmayı ve hiç bir şey söylememeyi tercih etmişti. Bu Türk gazetecinin İmam Humeyni’den -ks- isteyebildiği tek şey, onu özel yaşamı hakkında nasihat ve irşad etmek oldu. İmam da ona İslam’ı tanımasını ve İslami ibadetleri yerine getirmesini tavsiye etmişti.
İmam Humeyni’nin -ks- salabetli ve vakarlı ve sakin kişiliği muhataplarını derinden etkileyen özellikleriydi. Ancak İmam’ın bireysel ve siyasi yaşam tarihinde bazı durumlar vardı ki bazı insanlar İmam’ın söylediklerini anlamadıkları halde İmam’ın beyan tarzı ve içinde yatan enerjiden etkilenmiştir.
İmam Humeyni’ye -ks- Fransa’nın Nofel Loşato kentinde eşlik eden Ali Ekber Muhteşemipur, İmam’la İmam’ın dilini ve sözlerini anlamayan Fransız öğrencilerin arasında kurulan manevi ilişkiden söz ederek şöyle yazıyor: Bir keresinde bir kaç Fransız öğrencinin her akşam İmam’ın konuşmasını dinlemek için geldiklerini fark ettik. Fransızca bilen arkadaşlardan birinin yardımı ile onlara sorduk: Acaba siz Farsça biliyor musunuz? Acaba İmam’ın sözlerini anlıyor musunuz? Onlar da Farsça bilmediklerini ve İmam’ın söylediklerini de asla anlamadıklarını söylediler. Onlara, o zaman neden her akşam İmam’ın konuşmasını dinlemek için geliyorsunuz? diye sorduk. Fransız öğrenciler, İmam konuşunca içimizde manevi bir duygu hissediyoruz, dediler.
İmam Humeyni’nin -ks- salabet ve vakarının bir başka cilvesi eski Sovyetler Birliği’nin dönem Dışişleri Bakanı ve bu ülkenin dönem lideri Gorbaçev’in özel temsilcisi ile görüşmesiydi.
Hüccetülislam Rahimian bu görüşmeyi şöyle anlatıyor:
Rus elçinin Gorbaçev’in mesajını okurken ellerinin hafifçe titrediği belliydi.
Evet, tüm bu anlatılanlar, İmam Humeyni’nin -ks- yakınları ve kendisi ile görüşen yerli yabancı şahsiyetlerin salabeti ve vakarı hakkında anlattıklarının sadece bazı örnekleriydi