İmam Humeyni –ks– mektebinde - 48
Bugünkü sohbetimizde İmam Humeyni’nin -ks- bireysel ve sosyal yaşamında davranışlarında sakin ve huzurlu duruşu hakkındaki görüş ve düşüncelerini ele almak istiyoruz.
Geçen bölümlerden hatırlanacağı üzere İmam Humeyni’nin -ks- salabet ve vakarından söz ettik. İmam -ks- çeşitli konulara karşı salabetle davranıyor ve baskıların ve sorunların karşısında asla paniğe kapılmıyor ve sakinliğini kaybetmiyordu.
Bugünkü sohbetimizde İmam Humeyni’nin -ks- bireysel ve sosyal davranışlarında sakin ve huzurlu duruşundan söz etmek istiyoruz. Kuşkusuz bu özellikler salabet ve vakarla beraber olan özelliklerdir ve tüm bu özelliklerin kökleri İmam’ın derin dini inançlarına uzanıyordu.
Huzurlu ve sakin olmak, aslında gönül rahatlığı ve istikrarla beraber olan bir nevi nefsani hal durumudur ve kavramsal olarak ızdırap ve panik yaşamanın karşı noktasıdır.
İnsanlar doğal olarak yaşam boyunca çeşitli sorunlar ve sıkıntılarla karşılaşır ve bazen bu sorunların karşısında ızdıraba kapılır ve panik yaşar. Bu yüzden psikologlar ve danışmanlar esas hedeflerinden birini insanlara ızdıraplarına galip gelmek ve huzura kavuşmakta yardımcı olma şeklinde açıklıyorlar.

Başta İslam dini olmak üzere tüm ilahi dinlerin tealimine göre Allah’a iman etmek insanlara huzur veren bir durumdur ve Allah’ı anmak içimizdeki her türlü ızdırabı ve korkuyu yok eder ve insanları iç ve dış baskılara karşı korur. Yüce Allah Kur'an'ı Kerim’de kendisini anmak gönüllere rahatlık ve huzur verdiğini buyurmuştur.
Buna göre yüce Allah’a derin iman eden ve Allah tealayı hikmet sahibi ve kendisinin veliyi ve kayyumu bilen insan asla korkuya ve kaygıya kapılmaz. Zira Kur'an'ı Kerim ayetlerine göre Allah teala mümin kulların velisidir ve onları karanlıktan nura doğru hidayete erdirir. Nitekim Bakara suresinde şöyle buyurur: Allah iman edenlerin velisidir. Allah onları karanlıktan nura doğru hidayete erdirir.
İmam Humeyni -ks- de yüce Allah’a derin imanı sayesinde hiç bir koşul altında ızdıraba ve kaygıya kapılmadı. İmam şahın tağut rejimi ile sıkı mücadele şartlarında ve yine dayatılan savaş yıllarının zorlu ve üzücü günlerinde binlerce İranlı yiğit vatanı savunma uğruna şehit düştükleri günlerde asla ızdıraba ve korkuya kapılmadı, zira Allah tealaya ve seçtiği yola imanı tamdı.
İmam Humeyni’nin -ks- yakınlarından Hüccetülislam Tahiri Hürremabadi İslam inkılabının ilk yıllarında ülkenin bazı bölgelerinde isyan ve iç savaş çıktığı günlerde İmam’ın sakin ve huzurlu duruşundan bir anıyı şöyle anlatıyor:
İmam’da ızdırap diye bir şey yoktu. Kürdistan’da durum karışınca merhum Emleşi İmam’dan siz muzdarip olmadınız mı? diye sorduğunda İmam, ben asla muzdarip olmam, diye karşılık vermişti.
Dr. Mahmut Burucerdi de mücadele yıllarıyla ilgili bir anıyı anlatarak İmam Humeyni’nin -ks- kritik siyasi şartlarda sakinliğini koruduğunu şöyle anlatıyor:
Kum Feyziye medresesinde olay yaşandığı gecede ve İmam’ın tutuklanma ihtimali gündemdeyken İmam o geceyi evinde geçirdi ve yerini değiştirmedi. O gece birçok kişi İmam’dan en azından o gece yerini değiştirmesini ve başka bir eve gitmesini istedi, ancak İmam kabul etmedi.

İmam Humeyni -ks- en acı ve en duygusal şartlarda bile hiç bir zaman sakin duruşunu kaybetmedi. Belki bir anne ve baba için en acı ve en kötü hadise evladını kaybetmektir. Bu şartlarda her ana baba ruhi açıdan yıkılır ve ağlamaya ve feryat figan etmeye başlayabilir. Ancak İmam Humeyni -ks- yüce Allah’a olan güçlü imanı sayesinde başta evladını kaybetmek olmak üzere en acı dünyevi hadiselerin karşısında oldukça sabırlı biriydi ve bu tür musibetler asla onun huzurlu duruşunu etkilemedi.İmam Humeyni’nin -ks- yakınlarından Hüccetülislam Rahimian, İmam’ın suda boğulan kız evladının naaşı ile karşılaştığı anı bir aile dostunun dilinden şöyle anlatıyor:
Bundan yaklaşık 25 yıl önce İmam’ın kız evladı suda boğuldu. O sırada İmam’ın aile dostu onun yanına geliyor. İmam evladının naaşının başında dua ediyordu. İmam’ın aile dostu şöyle anlatıyor: İmam’ın yüzüne baktım, ızdıraptan hiç bir iz görmedim, oysa kızını çok sevdiğini biliyordum. İmam biraz sonra evladının naaşının başında şöyle dedi: Rabbim bu evladı bana verdi, şimdi de geri almak istedi. İmam bu sözlerin üzerine dua okudu.İmam Humeyni’nin -ks- diğer evladı Hac Mustafa Humeyni’nin şehadeti karşısında sergilediği sabır ve huzurlu duruş da İmam’ın evlat kaybı gibi en acı olayların karşısında sakin ve huzurlu duruşunun bir başka örneğidir.
İmam -ks- evladının şehadet haberini duyduktan sonra ne ağladı ne inledi, bilakis Kur'an'ı Kerim’e sarılarak sakinliğini korumaya ve sabır gücünü arttırmaya çalıştı, zira mümin insanlar için Allah’ı anmak ve Kur'an'ı Kerim tilavet etmek ruhi tesellidir, nitekim Kur'an'ı Kerim İslam Peygamberi’nin -s- kalbine tedrici olarak nazil olduğunda kalbi huzuruna vesile olurdu.
Yüce Allah Kur'an'ı Kerim’in Enfal suresinin ikinci ayetinde şöyle buyurur:
Müminler ancak, Allah anıldığı zaman yürekleri titreyen, kendilerine Allah'ın âyetleri okunduğunda imanlarını artıran ve yalnız Rablerine dayanıp güvenen kimselerdir.
Hüccetülislam Aştiani İmam Humeyni’nin -ks- evladı Hac Mustafa Humeyni’nin şehadet haberini duyduğu sırada Kur'an'ı Kerim ayetlerine sarıldığını belirterek şöyle diyor:
Hac Ahmet Humyeni’nin anlattığına göre İmam Necef kentindeyken alim ve arif ve müçtehit evladı Hac Mustafa Humeyni şehit düştü. İmam şehadet haberini duyunca garyetli, salabetli ve sabırlı bir şekilde bir köşeye çekilerek Kur'an'ı Kerim tilavet etmeye başladı ve Hac Ahmet ve ailenin diğer fertleri ağlarken İmam onları teselli ediyordu.İmam Humeyni -ks- siyasi mücadelenin doruk noktasında bile sakin ve huzurlu duruşunu kaybetmediği gibi dik duruşu ile kendisini tutuklayan ve bu yüzden derin ızdıraba kapılan şah rejiminin güvenlik güçlerini teselli ediyordu.
İmam’ın -ks- arkadaşlarından Hüccetülislam Ferehi, Hac Mustafa Humeyni’den naklen şöyle yazıyor:
Hac Mustafa anlatıyordu: İmam’ın anlattığına göre kendisini tutukladıktan sonra Kum’dan Tahran’a götürdükleri sırada birden araç ana caddeden saparak tali yola girdi. İmam o sırada artık bu işi bitireceklerini ve kendisini öldüreceklerini düşünmüş, fakat kalbine baktığında hiç bir değişiklik hissetmemiş. Dolaysıyla hş. 1343’te serbest bırakıldıktan sonra büyük camide konuşmasında şöyle buyurdu: Vallahi ben ömrümde hiç korkmadım, beni götürdükleri gecede beni götürenler korkuyordu, ama ben onları teselli ediyordum.

Dr. Burucerdi de İmam’la ilgili benzer bir macerayı şöyle anlatıyor:
İmam hapishaneye götürülme macerasını anlatırken buyurmuştu: güvenlik güçleri İmam’ı Tahran’a götürmek istediklerinde İmam’ın evinin önünden hastanenin önüne kadar araçlarını çalıştırmamıştı ki komşular uyanmasın ve oraya kadar aracı itmişlerdi. O gece ajanlar siyah elbiseleri ile aracın üzerine yatmış ve böylece aracın parlamasını engellemeye çalışmıştı. İmam şöyle diyor: baktım araçtakiler panik içinde onlara siz neden bu kadar paniktesiniz, diye sordum. Onlar da halk sizi seviyor, bize zarar vermelerinden korkuyoruz demişler ve sürekli arkalarına bakarak onlara eşlik eden araçların gelip gelmediğini kontrol etmişler.
İslam inkılabının zafere kavuşmadan son günlerinde şah ülkeden kaçmış ve İmam -ks- ülkeye dönmek üzereyken oldukça hassas ve tehlikeli ve aynı zamanda mutlu edici bir atmosfer hakimdi ve inkılapçı güçler inkılabın zafere kavuşmasından mutlu ve aynı zamanda kendileri ve ülkenin kaderi ve hatta İmam’ın hayatı hakkında çok kaygılıydı. Bu heyecan ve kaygının ve sevincin doruk noktası İmam’ı Paris’ten Tahran’a getiren uçakta göze çarpıyordu. O sıralarda her an İmam’ı taşıyan uçağın şah rejimi tarafından düşürülmesinden korku duyuluyor ve bu konu İmam’a eşlik edenleri kaygılandırıyordu. Ancak İmam bu yolculuğu da huzur içinde tamamladı.
Hasaneyn Heykel, İmam Humeyni’nin -ks- bu yolculukta huzurlu duruşunu şöyle anlatıyor:
İmam’ı Tahran getiren uçakta herkes acaba uçak Tahran havaalanına inebilecek mi, ya da şah rejiminin avcı uçaklarınca avlanacak mı, diye kaygı duyuyordu. Hiç kimse bu kaygı yüzünden uyuyamadı, bir kişi hariç, o da İmam Humeyni idi. İmam uçağın üst katına çıktı ve uzandı ve sabaha kadar uyudu.
İmam -ks- uçakta bir gazetecinin ne hissettiğini sorması üzerine de hiç demişti. Hüccetülislam Rıza Üstadi bu olayı şöyle anlatıyor:
Gazeteci İmam’dan ne hissettiğini sorduğu anda, herkes her an bir olay yaşanmasından kaygı duyuyordu. Ancak İmam, hiç bir hissim yok, diye buyurdu. Aslında o gazeteci şu anda şartlar çok tehlikeli, acaba İmam ızdırabı veya kaygısı var mı diye sormuştu, fakat İmam hiç bir hissi olmadığını belirtti ve gayet doğal bir halde İran’a geldi ve havaalanına girdi.
İmam Humeyni’nin -ks- onca sosyal ve siyasi fırtınalara karşı ve yine evlatlarının şehadeti ve ülkenin birçok gencinin şehit düşmelerini derin imanı ile karşıladı ve belki de bu özelliği ona İslam inkılabını zafere götürmekte yardımcı oldu.