İmam Humeyni –ks– mektebinde - 49
Bugünkü sohbetimizde İmam Humeyni’nin -ks- başkalarına karşı sevgi ve şefkatle davranma sıfatını ele almak istiyoruz.
Hatırlanacağı üzere geçen bir kaç bölümde İmam Humeyni’nin -ks- sababet ve vakarından söz ettik. İmam -ks- çeşitli konulara karşı salabetle davranıyor ve baskıların ve sorunların karşısında asla paniğe kapılmıyor ve sakinliğini kaybetmiyordu. Yine dedik ki İmam Humeyni’nin -ks- bireysel ve sosyal davranışlarında sakin ve huzurlu duruşundan herkesçe bilinen belli başlı özelliklerinden biriydi.
Şimdi sohbetimizin devamında sizi İmam Humeyni’nin -ks- dostları ve çevresi tarafından sıkça vurgulanan bir başka özelliğinden söz etmek istiyoruz.
İmam Humeyni -ks- cesur ve salabetli bir lider olmakla beraber, bireysel ve sosyal yaşam alanında oldukça duygusal ve başkalarına karşı davranışlarında sevgi ve şefkatle davranan biriydi.
Bu çerçevede bugünkü sohbetimizde İmam’ın yaşamından bazı örnekler vermek ve yine çevresindekilerin ve yakınlarının bazı anılarını aktararak sizi bu büyük insanın bu özelliği ve sıfatı ile tanıştırmak istiyoruz

İmam Humeyni -ks- Kur'an'ı Kerim’in Hz. Muhammed’in -s- hakkında buyurduğu: Düşmanlara ve zalimlere karşı güçlü ve salabetli ve dostlara ve mazlumlara karşı çok rahim ve rauf, ayetinin en bariz mısdakı sayılırdı.
İmam Humeyni -ks- ailesi ve çevresindekiler İmam’ın sözde ve amelde büyük bir salabet ve iktidar sergilediğini ve hiç bir korkuya kapılmaksızın zalimlere ve zorbalara tepki verdiğini görünce, bu denli güçlü ve salabetli bir insanın aile fertlerine, sıradan insanlara, mazlumlara ve mahrumlara karşı bir o kadar duygusal ve şefkatli olduğuna inanamıyordu
İmam Humeyni -ks- oldukça narin kalpli biriydi, öyle ki birinin hastalığından haberdar olunca şiddetle üzülürdü ve bazen başkalarının başına acı bir şey geldiğinde de çok ağlardı.
Hüccetülislam Vaiz Tebesi, İmam’ın 15 Hordad 1342 kıyamı sırasında yaşanan olaylara tepkisini şöyle anlatıyor:
15 Hordad macerasından sonra İmam’ın huzuruna çıktım. Yaklaşık 35 dakika İmam’la konuştum ve olayı anlattım. İmam yaklaşık 20 dakika ağladı.
Hüccetülislam Furkani de benzer bir anıyı şöyle anlatıyor
İmam şahın tağut rejimi halkın 15 Hordad 1342 kıyamına karşı feci tepkisini duyunca çok gözyaşı döktü ve 24 saat boyunca hiç bir şey yemedi. Mümin bir insan İmam’ın huzuruna çıkmış ve Kum kentinde şahın askerleri tüfekle bir bayanın omuzuna darbe vurduğunu ve kadının elindeki çocuğun yere düştüğünü ve başı kaldırıma çarptığını anlattı. İmam bu olayı duyunca çok ağladı ve gözyaşı döktü ve üzüntüden 24 saat boyunca hiç bir şey yiyemedi.
İmam Humeyni’nin -ks- sevgi ve şefkatle davranışının önemli bir örneği, aile fertlerine karşı sözde ve amelde davranışıydı.
İmam Humeyni -ks- eşi, çocukları ve torunlarına karşı çok duygulu ve şekatli davranıyor ve siyasi alanlarda salabet ve iktidarı evde de aynı şekilde davranmasına yol açmıyordu.
İmam’ın oğlu merhum Hac Ahmet Humeyni babasının duygusallığı hakkında şöyle diyor:
İmam aşırı duygusaldı. Örneğin Necef’teyken bazen kız kardeşlerim gelir ve bir süre sonra gitmek isterdi, ama ben hiç bir zaman İmam’ın onlarla vedalaşma sahnesini seyredemiyordum, zira İmam evlatlarına karşı öylesine duygusal davranıyordu ki insan bu manzarayı seyredemezdi. Eğer bu duygusallık alacakları kararları veya yapacağı işi asla etkileyemezdi.

Hüccetülislam Ensari de İmam Humeyni’nin -ks- bu özelliği hakkında şöyle diyor:
İmam eşine, evlatlarına, torunlarına ve hatta akrabalarına acayip bir ilgi duyuyordu, hatta eğer ofisinde biri hastalanırsa sürekli hal hatırını sorar ve mutlaka hekime görünmesini tavsiye ederdi. Bir gün Hac Ahmet bey İmam’ın mesajını okumak üzere bir yere gitmişti ve İmam oğlunun konuşmasını radyodan dinliyordu. Hac Ahmet bey mesajı okumadan önce bugün halim pek müsait değil, dedi. İmam hemen oğlunu arayarak hal hatır ve hasta olup olmadığını sordu.
İmam Humeyni’nin -ks- eşine ve evlatlarına karşı sevgi ve şefkati çevresindeki insanların arasında ün yapan bir gerçekti. İmam felç doğan ve bir süre sonra vefat eden bir çocuğu vardı. Fakat ne zaman o çocuktan söz açılırsa, İmam derinden üzülürdü. Hac Mustafa Humeyni bu durumu şöyle anlatıyor:
İmam felç olan ve bir kaç yıldan fazla yaşamayan ve sonra da vefat eden bir evladı vardı. Gerçi çocuk felçti ve çok çabuk bu dünyadan ayrıldı, ama yine de ne zaman İmam ondan söz ederse, çok üzülürdü.
İmam Humeyni’nin -ks- torunlarından Naime İşraki de İmam’ın çocuklara karşı oldukça şefkatli ve sevgi ile davrandığını ve bu sevgi ve şefkat sadece evlatları veya torunları ile sınırlı olmadığını ve tüm çocukları kapsadığını belirterek şöyle diyor:
İmam Humeyni -ks- çok duygusal ve şefkatliydi ve özellikle çocuklara karşı öyleydi. Bir çocukla çocuk olurdu ve hatta Hüseyniye'ye gittiğinde genellikle çocukları seyrettğini ve bazen çocuklar kalabalık veya sıcak yüzünden rahatsız olduğunda, neden bu şartların altında Hüseyniye'ye getirildikleri için çok üzüldüğünü anlatırdı. İmam, bu çocuklar orada rahatsız olduklarını söylüyordu. İmam şehit evlatlarını kendi çocuklarından daha fazla sevmese de, onlar kadar severdi.
İmam Humeyni -ks- onca iş ve uğraşına rağmen çocukların mektuplarına birçok kez cevap vermiştir. Hüccetülislam Ensari İmam’ın bu çocuklardan birinin mektubuna karşı tavrını şöyle anlatıyor:
Altı yaşında bir kız çocuğu İmam’a mektup yazmış ve İmam’ı görmek istediğini, fakat ofistekilerin izin vermediğini belirtmişti. İmam kendi eliyle cevap yazdı: Allah’ın adıyla, sevgili kızım, mektubunu okudum, ne zaman istersen buraya gelebilirsin. İmam daha sonra da bizi bu mektubu o çocuğa ulaştırmakla görevlendirdi ve böylece ne zaman canı isterse gelebilmesi için talimat verdi.
İmam Humeyni -ks- komşulara karşı sevgi ve şefkatte ve haklarına riayet etmekte de çok hassastı ve sürekli çalışma programı ve ofisine yapılan müracaatların komşuları incitmemesi için tembihte bulunuyordu.
İmam Humeyni’ye -ks- Paris’te eşlik eden Hüccetülislam Muhteşemipur İmam’ın Nofel Le Şato köyünü ikamet için seçmesinin sebebini komşuları rahatsız etmeme şeklinde ifade ederek şöyle diyor:
İmam Paris’e varır varmaz kaldığı ev kentin kalabalık bir mahallesinde ve bir öğrencinin kiraladığı fakat içinde ikamet etmediği bir evdi. İmam ancak izin verildiği takdirde orada kalacağını söyledi, zira ev bir apartmanın dördüncü katındaydı ve doğal olarak gel gitler artarak komşuları rahatsız edecekti. Bu yüzden İmam kimseyi rahatsız etmemek için Nofel Le Şato köyünü ikamet için seçti.
İmam Humeyni -ks- hatta bu köyde kaldığı günlerde de komşulara karşı iyi davranılmasına büyük özen gösteriyordu. Bu davranışın bir örneği Hz. İsa’nın milat yıldönümünde komşuların arasında hediye dağıtmaktı.
Hüccetülislam Muhteşemipur bu macerayı da şöyle anlatıyor:
Hz. İsa’nın milat yıldönümünde İmam dünya Hristiyanlarına hitaben bir mesaj yayımladı. Haber ajansları mesajı geçti. İmam mesajın yanı sıra, arkadaşların İran’dan getirdikleri özel tatlıkları ve çerezleri Lofel Le Şato sakinleri arasında dağıtmamız için talimat verdi. Biz de bu emri yerine getirdik ve her paketin yanına da bir çiçek koyduk. Bazı evler bizi şaşkınlıkla karşılıyordu, zira Hz. İsa’nın milat yıldönümünde Hristiyan olmayan İranlı bir lider onlara bu kadar sevgi ve saygı gösteriyordu. Örneğin bir bayan İmam’ın hediyesini alınca çok heyecanlandı ve gözleri yaş doldu.
İmam Humeyni -ks- hatta bu köyde kaldığı günlerde komşularına karşı şefkat ve sevgi ile davrandı, öyle ki İmam İran’a dönmeye karar verdiğinde köy halkı gerçekten üzüldü. Bu konuda Mustafa Keffaşzade şöyle yazıyor:
İmam Paris’te ikamet ettiği günlerde komşularına çok iyi davrandı ve hepsinin hal hatırını sorar ve bayramlarda onlara kutlama mesajı ve çiçek gönderir ve genelde çok iyi davranırdı.
İmam Humeyni -ks- hatta bu köyde kaldığı günlerde komşularına iyice alışmıştı, nitekim İran’a döndüğü sırada oğluna komşularla vedalaşmayı ve helallık kazanmayı söyledi. Merhum Hac Ahmet Humeyni bu konuda şöyle yazıyor:
İmam’ın Paris’ten İran’a hicreti kesinleşince, İmam bana Nofel Le Şato köyünde komşuların kapısına gitmemi ve ikamet ettiği günlerde köyle hakim olan sessizliğin bozulması yüzünden kendisi tarafından özür dilememi emretti. Ben de bay İşraki ve bir iki kişiyi daha yanıma alıp köyde komşulara uğradık, İmam’ın mesajını ilettik ve hepsinden özür diledik.
İmam Humeyni’nin -ks- sevgi ve şefkati sadece insanlarla da sınırlı değildi ve hatta hayvanlara karşı da aynı şekilde davranıyordu. Belki İmam’ı tanımayanlar için, zalimlerin ve despotların karşısında duran ve evlatları ve arkadaşlarının kanının akıtılması karşısında kaşını bile çatmayan bir insanın bir sineğin öldürülmesi konusunda çok hassas olduğu ve onları asla öldürmediğine inanmak zor gelebilir. İmam’ın evlatlarından Sıddika Mustafavi bu konuda şöyle diyor:
İmam bir sineği odadan çıkarmak istediğinde bunu bir bez parçasını sallayarak yapardı ve asla kimyasal spreylerden yararlanmazdı. İmam önce tüm sinekleri çarşafla odanın dışına çıkarır ve sonra uyurdu ve asla sinekleri bile öldürmezdi.

Yine İmam’ın evine bir siyah kedi girip çıkıyor ve İmam tarafından sevgi ile karşılanıyordu. İmam’ın torunlarından Zehra İşraki de İmam’ın hayvanlara karşı davranışını şöyle anlatıyordu:
Büyükçe bir siyah kedi İmam’ın evine girip çıkıyordu. İmam kendi yemeğinden o kediye veriyordu. İmam’ın siz kediyi bırakın yemeğinizi yemeye devam edin, desek de nafile. İmam bu kediye dokunmayın diyordu. Bazen çocuklar şaka ile keşke biz de kedi olsaydık, diyordu. Zira İmam kedilere çok iyi davranırdı.
Bayan İşraki yine bir başka yerde İmam’ın bu özelliğine işaret ederek şöyle anlatıyor:
İmam hayvanları severdi. Yemek vakti İmam odasına çekilip yemekle meşgul olduğunda kediler odasının kapısında toplanırdı. İmam bazen yemekteki et parçalarını kedilere verirdi. İmam genellikle bulunu yapardı. Bir keresinde annem İmam’a etin pahalı olduğunu, neden kedilere verdiğinde, İmam bozuldu ve anneme, bu kedilerin senden farkı ne, diye çıkıştı. İmam bunlar da soluk alıyor, sen de alıyorsun, eğer biz bunlara yiyecek bir şey vermezsek, peki kim verecek, dedi.