Nisan 13, 2020 19:16 Europe/Istanbul

Bugünkü sohbetimizde İmam Humeyni’nin -ks- şehitler ve şehit aileleri hakkındaki görüş ve düşüncelerini ele almak istiyoruz.

Geçen bölümlerden hatırlanacağı üzere İmam Humeyni’nin -ks- toplumun çeşitli kesimlerine yönelik davranışı ve sülukünün boyutlarından söz ettik. Şimdi bugünkü sohbetimizde İran İslam Cumhuriyeti nizamının büyük kurucusunun davranış ve sülukünün bir başka önemli boyutunu sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Bilindiği üzere, İmam Humeyni -ks- İslam inkılabına önderlik etmek ve despot zalimane saltanat rejimini devirerek İran İslam Cumhuriyeti nizamını kurdu. Yaklaşık 15 yıl süren bu zorlu yolda birçok inkılapçı ve halk kesimlerinden insanlar despot şah rejimi tarafından hunharca işkence edildi veya şehit edildi

Bundan başka İran İslam inkılabı zafere kavuştuktan sonra Saddam rejimi İran milletine sekiz yıllık bir savaş dayattı. Sekiz yıl boyunca dünyanın tüm süper güçleri ve uyduları Irak’ın despot rejimine destek verdi ve elleri yüz binlerce İranlı gencin kanına bulandı. Gerçekte İran İslam Cumhuriyeti nizamı dini ve tarihî ülkülerini savunma uğruna asla mücadeleden, direnişten ve ülkelerini savunmaktan el çekmeyen yüz binlerce gencin kanı ile sulanarak temellerini pekiştirdi.

Öte yandan tüm bu gelişmeler İmam Humeyni’nin -ks- önderliğinde yaşandı ve eğer İmam’ın akılcı önderliği olmasaydı, bugün İran milletinin kaderi başka türlü olur.

İmam Humeyni’nin -ks- şehitlere ve ailelerine karşı davranışı ise son derece alimane ve tedbirliydi, zira İmam onları inkılap ve İran İslam Cumhuriyeti nizamının esas sahipleri biliyordu.

Şimdi sohbetimizin devamında İmam Humeyni -ks- hayattayken bazı örnekleri ve çevresindeki insanların anılarını sunarak sizi İmam’ın yaşamının bu önemli boyutu ile tanıştırmak istiyoruz.

İmam Humeyni’nin -ks- şehitlere ve şehit ailelerine karşı fikri bakışı ve davranış, siyasi liderliği veya yönetim anlayışından ziyade dini bakışı ve inancından kaynaklanıyordu.

İslam öğretileri ve kültüründe şehit ve şehadet, önemli yeri olan kavramlardır. Kur'an'ı Kerim’in birçok ayetinde yüce Allah şehitlerin yüksek ve değerli konumuna işaret etmiştir. Örneğin Al-i İmran suresinde şöyle okumaktayız:

Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın. Bilakis onlar diridirler; Rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar.

Kur'an'ı Kerim Nisa suresinde de şöyle buyurur:

Kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse biz ona yakında büyük bir mükâfat vereceğiz.

Bundan başka İslam dininin önde gelen büyüklerinden gelen rivayetlerde de şehitlerin yüksek mevkiine yer yer işaret edilmiştir. Örneğin İmam Cafer Sadık -s- İslam Peygamberi’nden -s- naklen şöyle buyurur:

Her iyilikten daha üstün iyilik vardır, ta ki insan Allah yolunda şehit düşsün. O zaman Allah yolunda şehit olunca ondan daha üstün bir iyilik yoktur.

Tüm bu ayetler ve rivayetler, şehitlerin şehit düştükten sonra yüce Allah katında en yüksek mevkilere nail olduklarını gösterir. Bu yüzden İslami toplumda şehitler ve şehit aileleri büyük bir izzet ve saygınlığa sahiptir. Nitekim bu inançtan hareketle İmam Humeyni -ks- de şehitlere ve şehit ailelerine büyük saygı duyardı.

İslam kültüründe şehadet, insanın yücelebileceği en yüksek noktadır, zira şehit şehadeti ile toplumun gelişmesini ve canlılığını güvence altına alır. Allah yolunda fedakarlık toplumda gevşekliği ve zafiyeti yok ederek harekete geçirir. Gerçekte şehit kanı toplum bireylerini harekete geçiren ve toplumun geleceğini güvence altına alan şeydir.

İmam Humeyni -ks- bu hakikatin bilincinde olan bir önder olarak şehitlere ve Allah yolunda en değerli varlıklarını feda eden ailelerine büyük saygı duyar ve çok değer verirdi. Örneğin İmam İran’a döner dönmez ilk işi inkılap şehitlerinin defnedildiği Beheşt-i Zehra mezarlığını ziyaret ederek ilk kez orada halkla buluştu.

İmam’ın merhum oğlu Hac Seyyid Ahmet Humeyni, İmam’ın Paris’ten vatana döndüğü günde ilk ziyareti hakkında bir anıyı şöyle anlatıyor: Tahran’a vardığımızda önce benim uçaktan inmem ve yolcu salonunun durumuna bakmam kararlaştırılmıştı. Sonra amcam Ayetullah Pesendide ile birlikte uçağa geri döndük ve İmam’la beraber uçaktan indik. Havaalanında Ayetullah Talagani, Ayetullah Munzatari ve merhum şehit Dr. Beheşti ve başkaları, hepsi İmam o gün Beheşt-i Zehra mezarlığına gitmemesi gerektiğini söylüyordu. Ancak İmam onlara, hayır ben Beheşt-i Zehra’ya gitmeliyim, dedi. İmam bunu Paris’teyken belirtmişti.

İmam Humeyni -ks- şehit ailelerine özel inayeti vardı ve yaşamında sıkı disipline rağmen şehit ailelerinin hatırı için programını değiştirirdi. İmam’ın çevresindekilerden geriye kalan anılara göre, İmam bazen muhatapları şehit ailelerinden olunca normal prosedürün dışına çıkardı ve böylece şehit aileleri en ufak sıkıntı yaşamalarını istemezdi.

Dönemin Şehit vakfı Başkanı Mehdi Kerrubi, İmam Humeyni’nin -ks- şehit ailelerine büyük saygı ile davrandığını ve onları sevdiğini gösteren bazı anıları anlatıyor. Kerrubi şöyle diyor:

İmam şehit ailelerine özel ilgi ve inayeti vardı ve onlara büyük saygı gösterirdi. Genellikle şehit aileleri için İmam’dan randevu aldığımızda bazen günde iki üç kez ve belli zamanlarda olurdu. Bazıları gelir İmam’la konuşurdu, bazıları aracının bozulması gibi sebeplerden ötürü zamanında gelemezdi. İmam sohbeti bitince odasına çekilirdi, geç kalanlar yeni yeni gelmeye başlardı. Ancak İmam tekrar geri döner ve onlarla da sohbet ederdi.

İmam Humeyni’nin -ks- beytinden İsa Caferi de İmam’ın şehit ailelerine inayetinden şöyle söz ediyor:

Ne zaman, ister gece ister gündüz olsun, İmam’ın odasına girip kapıyı çaldığımda, İmam besmele ile karşılık verirdi. Ben bir şehit veya gazi aileleri sizden hayır dua veya teberrük için hacette bulunuyor, dediğim anda İmam hemen ayağa kalkar ve o haceti ve isteği karşılardı. Bir keresinde İmam’a sizi bu kadar rahatsız etmekten utanıyorum, dedim. İmam şöyle buyurdu: Sen neden utanacaksın ki. Ben bu işleri yerine getirmeye hazırım. Onlar için başka ne yapabilirim ki.

İmam Humeyni -ks- şehit ailelerine saygı için hiç bir şeyi esirgemezdi. Örneğin İmam’ın günlük programlarından biri, şehit ailelerinin nikahını kıymaktı. Hüccetülislam Aştiyani bu konuda şöyle yazıyor: İmam her gün bir kaç nikah kıyardı, fakat gelenlerin şehit ailelerinden olmasına vurgu yapardı.

Hüccetülislam Tevessüli de İmam’ın şehit aileleri ve savaş gazilerinin nikahını kıymaya ilgi duyduğunu ve buna vurgu yaptığını belirterek şöyle diyor:

İmam’ın sevdiği ve sağlığı müsait olduğu zamanlarda yaptığı işlerden biri nikah kıymaktı. Bazen bir günde on nikah kıyardı. Bazen bazıları İmam’ın huzuruna gelemiyordu ve bu yüzden günde gıyabi dört nikah kıyardı. Bu insanlar genellikle şehit aileleri veya savaş gazileri veya yeniden evlenen şehit eşleriydi.

 

 

16

İmam Humeyni -ks- ileri yaşına rağmen İslam inkılabı zafere kavuştuğu ilk yıllarda bazı şehitleri anma merasimlerine de katılırdı. Örneğin 1980 yılında İslam İnkılabı Muhafızlar Ordusu ve ordunun şehitleri veya inkılap şehitleri için düzenlenen merasimlere katıldı.

İran medyası İmam’ın 17 Şehriver şehitleri için Feyziye medresesinde düzenlenen anma etkinliğine katıldığını duyurdu.

İmam Humeyni -ks- şehit ailelerine yönelik saygısından başka bu kesimin geçim durumu ile de yakından ilgilenir ve maddi açıdan sıkıntı çekmemelerine özen gösterirdi. Bu konu sadece İslam inkılabından sonraki yıllarla özel bir durum değildi ve aynı zamanda mücadele yıllarında da aynı ilgi söz konusuydu.

Mehdi Kerrubi İmam’ın 15 Hordad 1342 kıyamının şehit ailelerine özel inayetini şöyle anlatıyor: 15 Hordad faciasından sonra bu facianın şehit aileleri İmam’la bir kaç kez görüştü. Şehit evlatları getirilirdi ve İmam onları kucağına alarak severdi. Görüşmelerde mersiyeler okunurdu ve İmam şehit evlatlarını görünce çok etkilenirdi. O günden sonra İmam şehit ailelerine mali destek ve çocuklarının okul harcı ödenmesi için talimat verdi.

Mehdi Kerrubi 15 Hordad vakfı nasıl kurulduğuna işaretle bu vakfın kuruluş felsefesi inkılaptan önceki şehit ailelerinin durumu ile ilgilenme şeklinde beyan ederek şöyle diyor: İmam 15 Hordad vakfının bütçesini bizzat karşıladı ve böylece Sanei beye ve oğlu Hac Ahmet’e dini ilimler merkezi ve talebelerin masraflarından arta kalan kısmı şehit ailelerinin sorunlarını bertaraf etmek üzere harcanmasını emretti. Daha sonra İmam’ın görüşü ile şehit aileleri ve mustazaflar için özel mağazalar açıldı. 15 Hordad vakfı böylece ve İmam’ın doğrudan talimatı üzerine kuruldu

İmam Humeyni -ks- şehit ailelerinin kendisine yönelik sevgileri veya sundukları hediyelerine teşekkür ederdi, ama hediyelerini kendilerine iade ederdi. Hüccetülislam Rahimian bu konuda şöyle diyor:

İmam ne zaman nakit para veya altın veya mücevher hediye eden kişinin şehit ailesi veya muhtaç biri olduğunu anlayınca bunları kabul ederdi, ama ardından kendilerine iade edilmesini buyururdu.