Sağlık Bülteni-3
Bu bölümde kalp damar hastalıkları ile ilgili konuşacağız.
Tıp alanında türlü türlü aşıların ve ilaçların üretimi ve yapılması ile özellikle de çocukların hayatını tehlikeye sokan salgınlar, bulaşıcı hastalıklar ve enfeksiyon hastalıkları azalmış oldu ve beklenen yaşam süresinin artması ile de yaşlı kesimin nüfusu artmış oldu. Bu değişimlerin yanı sıra teknolojiden yararlanma ve hayat tarzındaki değişiklikler bulaşıcı olmayan kronik hastalıkların artmasına neden olmuştur. Aslında halihazırda insanların hayatlarının kaybında en çok bilinen hastalık türleri olan kronik hastalıkların önlenmesi ve kontrolü daha zordur. Çünkü bulaşıcı hastalıklarda hastalık nedeni belli olsa da kronik ve bulaşıcı olmayan hastalıklarda farklı nedenler söz konusudur.
Bu çerçevede bulaşıcı olmayan hastalıkları tetikleyen nedenler ise daha çok toplumsal, çevresel ve davranışsal etkenlerden kaynaklanmaktadır.
Bulaşıcı olmayan hastalıkların birçoğunun bilinen nedeni vardır. Bunların kontrolü ile kalp ve damar hastalıkları, inme, diyabet olaylarının yüzde 80'i ve türlü kanserlerin yüzde 40'ı kontrol edilebilir. Yanlış beslenme, oburluk, yetersiz fiziksel faaliyet, sigara içilmesi, yüksek tansiyon, kan yağlarındaki dengesizlik, diyabet ve yaşlılık kalp ve damar hastalıklarına yakalanmanın en önemli nedenleridir.
Dünya Sağlık Örgütü'nün 2015 raporuna göre dünyada yaşanan 56.4 milyon ölümden yaklaşık 15 milyonu kalp ve damar hastalıkları ve genel olarak da kalp krizi ve inme nedeninden dolayıdır. Bu istatistik ise kalp ve damar hastalıklarının hala dünyada insanların hayatını kaybettiği en önemli neden olduğunu gösteriyor. Sohbetimizin devamında kalp ve damar hastalıkları ile ilgili sizlere daha fazla bilgi vermeye çalışacağız.
Kalp, göğüs ön duvarı arkasında, orta kısımda iki akciğer arasında yer alır. Kas dokusundan oluşmuştur. Temel işi kanı pompalamak olan hayati bir organdır. Sağda ve solda birer kulakçık (atrium) ve karıncık (ventrikül) olmak üzere dört boşluktan oluşur. İnsan kalbi her gün 100 binden fazla atışı ile bir yandan oksijen ve gıda maddeleri ile dolu kanı vücudun farklı organlarına ve dokularına ulaştırıp bir yandan da dönen kanı oksijen almak için akciğerlere pompalıyor. Sağlıklı bir kalbe sahip olmak sağlıklı bir hayat için zaruridir. Tabii çoğu kalp hastalığı yaşayan insan da yetersiz kalbi ile üretken bir hayat sürdürmeyi öğrenmiştir.
Aslında kalp damar hastalıkları özel bir cinsiyete veya yaşa değil her yaşta ve özellikte olan her insana has olabilir. Buna rağmen belli ve zamanında girişimlerde bulunarak bu hastalıklardan uzak durmak mümkün. Kimi kişiler kalıtımsal olarak ya da hayat tarzlarından dolayı kalp damar hastalıkları ile karşı karşıya kalırlar. Bu yüzden bu hastalığın nedenlerini ve etkenlerini bilmek bu yönde atılacak önleyici ve denetleyici adımlarda da büyük role sahiptir. Şimdi de kısaca farklı kalp hastalıklarını sizlere tanıtmaya çalışacağız.
Kalp ve damar hastalıklarının en yaygını ise kalbi besleyen atardamarın tıkanmasıdır. Kalbi besleyen ana atardamar, kroner atardamarı olarak da bilinip kanı kalbe ulaştırmakla görevlidir. Yağlanma neticesinde ise bu atardamarda kısmi veya tamamen tıkanma yaşanırsa kan artık kalbe ulaşmakta zorlanır ve böylece kroner atardamar tıkanıklığı yaşanır. Göğüs kafesinin ani acıması veya kalp krizi de bu tür kalp damar hastalığının sonuçlarındandır.
Kalp atışlarının ritim bozukluğu ve kalbin sinir-yönlendirme sisteminin bozulması da diğer kalp damar hastalıklarındandır. İnsan kalbi her dakikada 60 ile 100 kez atıyor ve kanı tüm vücudumuza pompalıyor. Kimi zamanlar kalp atışı doğal ritminin dışına çıkarak aritmisi ve kalp çarpıntısı ve ritim bozukluğu adı ile de bilinen hastalığa yakalanır. Kalp atışlarının doğal rakamların dışında azalıp çoğalması kalp damar hastalıklarının en yaygınlarından sayılır.
Kalbiniz kan ve böylece oksijeni gereken miktarda doğru bir şekilde vücudunuza pompalayamadığında kalp çarpıntısı yaşanmış demektir. Böyle bir durumda her pompalamanın ardından kalpten dışarı çıkması gereken bir miktar kan, kalpte kalır ve böylece zaman içerisinde kalbi şişirir. Kalp yetersizliği ve bozukluğu yaşayanlar ise genelde yüzleri, gözlerinin etrafı ve ayaklarında ödem yaşar ve ayrıca dinlendiğinde veya harekette nefes darlığı yaşar.

Kalp kapakçığı hastalıkları ise kalp ve damar hastalıklarının bir başka çeşitleridir. İnsan kalbinde kanı yönlendirmek için belli kapakçıklar vardır. Bu kapakçıklarda tıkanıklık veya darlık yaşanırsa kanın kalbe yönlendirilmesi de büyük oranda zorlukla karşılaşır. Kalp damarları hastalıklarında kimi zaman kalp damarları anormal bir şekilde büyür, sertleşir ve esnekliğini kaybedip sonunda da kanın iyi düzeyde pompalanması yolunda sorunlar yaratır. Bu tür hastalıklara teşhis konulmadığı takdirde ise kalp yetersizliği sorunu ortaya çıkar. Genetik nedenler ve uzun süreli yüksek tansiyon, kontrol olmayan diyabet, oburluk ve enfeksiyonlar da bu hastalıkların oluşmasına neden olabilir.
Kimi kalp hastalıkları ise anadan doğma bir şekilde oluşur. Ancak son yıllarda anadan doğma kalp sorunu yaşayan bebeklerin sayısında da belli bir düşüş yaşanmıştır. Bu hastalıklar ise kalp ve damar yapısındaki yetersiz gelişmeden ve cenin dönemindeki gelişme sorunlarından kaynaklanır. Anadan doğma kalp hastalıkları kimi zaman bebeklik çağında kimi zaman da daha geç dönemlerde hatta ergenlik döneminde kendini belli eder. Bilim insanlarına göre genetiğin yanı sıra ceninin enfeksiyon veya virüs hastalıklarına ve alkole ve kimi kimyasal ilaçlara maruz kalması da kalp hastalıklarının asıl nedenlerindendir. Kalp romatizması ise kalp damar hastalıklarının bir başka türüdür. Bu hastalık türü kısa süreli akut ve kronik hastalıklar grubuna girer. Bu hastalık akut romatizma ateşinden başlar. Kalbin kapakçıklarının zarar görmesi de romatizma ateşinin doğal bir sonucudur.
Birçok kalp hastalıkları doğru teşhislerle tedavi edilip önlenebilir böylece sağlıklı bir yaşam zemini de sağlanmış olur. Sohbetimizin devamında kalp ve damar hastalıklarının teşhisi ve belirtileri ile ilgili konuşacağız.

Bayılma, yavaş veya hızlı kalp atışları, göğüs kafesinde daralma hissi, göğüs kafesinin acıması, nefes darlığı, ayaklar, baldırlar, ayak bileği veya karındaki ani ödemler kalp hastalıklarının belirtilerinden olabilir.
Bun belirtilerin birini yaşamanız halinde doktora baş vurmanızda fayda var. Kalp ve damar hastalıklarına erken tanı koyulması daha sonraki ciddi sorunları önleyebilir. Bu çerçevede erken teşhis, kalp krizi veya beyin travmaları ve inme riskini de ciddi şekilde azaltır. Erken teşhis için ise gereken tahliller yapılmalı ve kalp ve damar doktorları ve uzmanları tarafından onaylanmalıdır.
Doktora baş vurduğunuzda kalp atışları ve tansiyonunuz ile ilgili tahlillerin sonuçlarına bakılır. Doktor ayrıca kan tahlilinize de bakar. Örneğin yağ ve kolesterol düzeyi de ölçülür.
Doktorlar bu tahlillere bakarak kalp ve damar hastalıklarının olup olmadığı ve kalp krizi riski ile ilgili tahminler yürütebilirler. Bu yönde birçok yöntem söz konusudur. Yani aslında kalp ve damar hastalıklarının erken teşhisini koymak yüksek bir ihtimalidir. Sohbetimizin devamında bu tahliller ve yöntemlerin bazılarına değinmek istiyoruz.

Elektrokardiyogram kalbin düzensiz atışları veya kalp yetersizliği, ekokardiyogram veya kalp sonografisi ise kalp kapakçıkları ve kaslarının değerlendirilmesi ve vücudun strese olan tepkisini ölçmek için uygulanan efor testi bu yöntemlerden sayılır. Karotin arterlerin çift taraflı taranması ile de atardamarlardaki kireçlenme ve inme riski ölçülebilir.
Bu doğrultuda kalbin performansı 24 ile 48 saat içerisinde bakılmaya ihtiyacı varsa doktorlar sizden Holter monitoru gibi cihazları kullanmanızı isteyecektir. Ayrıca x ışınları ile çekilen göğüs kafesi tomografileri de doktorların teşhislerinde etkili olabilir. Bilgisayarlı tomografi ve kalp MR'ı da atardamar ve kalpten önemli bilgiler vermektedir. Bu tahliller ve tomografiler ve testlerin ardından ise doktorlar daha kesin bir şekilde kalp ve damar hastalıkları ile ilgili konuşabilir.

Kimi zamanlar ise bazı yönetmeler belli sonuçlara varmak için yetmeyebilir. Bu durumda yeni yönetmelere baş vurulması gerekiyor. Bu doğrultuda vücuda deri veya delikler aracılığı ile giren araçlardan da yararlanılmaktadır. Kroner damarların anjiyografisi ve kalp kateterizasyonu bu yöntemlerden sayılır.
Kalp hastalıklarının tedavisi farklı yöntemlerle uygulanır. Örneğin kalp enfeksiyonu yaşanırsa muhtemel antibiyotik tavsiye edilir. Hayat tarzının değiştirilmesi, uygun beslenme, az yağlı ve az sodyumlu beslenme, gün boyunca en az 30 dakika kadar egzersiz yapılması, sigara içilmemesi ve alkol tüketilmemesi kalp hastalıklarına yakalanma riskini de azaltır. Kalp hastalıklarının tedavisi için hayat tarzının değiştirilmesi mümkün olmazsa doktorlar ilaçlara baş vurur. İlaç türü ise kalp hastalığına bağlıdır. İlaçların alınması da hastalığın kontrolü ve tedavisinde etkili olmazsa o zaman doktorlar özel yöntemler veya cerrahi ameliyatlarını tavsiye ederler.