Sağlık Bülteni-9
Bu bölümde Alzheimer hastalığı ile ilgili konuşmak istiyoruz.
Dünya sağlık örgütünün son raporuna göre her 3 saniyede dünyada bir kişi Alzheimer hastalığına yakalanmaktadır. Halihazırda dünyada 50 milyonu aşkın kişi Alzheimer hastalığına yakalanmıştır. Bu sayının ise 2030 yılında 65 milyonu aşacağı söylenmektedir. Burada dikkat çekici nokta, bu hastalığa bir yıl erken teşhis koyulması bu hastalıktan doğan sorunları 5 yıl kadar erteleyebilir.

Alzheimer, bilişsel fonksiyonların kaybı olan demansın en yaygın formu. Beynin ilerleyen ve dejeneratif hastalığı olan Alzheimer'in ilk belirtisi ise yakın geçmişin unutulması. Hastalığın en belirgin özelliği, beynin normal organizasyonunu ve fonksiyonunu bozmasıdır. Alzheimer, öncelikli olarak 60 yaş ve üzerinde tam bilinmeyen nedenlerle sağlıklı beyin dokusu bozulması bunun sonucunda zihinsel ve sosyal yeteneklerde günlük işlevleri bozmaya yetecek şiddetli bir kayıptır. Yaşlılığın değil anormal beyin süreçlerinin bir sonucudur.

Alzheimer hastalığı, önemli zihinsel yetilerin ve hafızanın yitirildiği progresif bir hastalıktır. Alzheimer hastalığının en yaygın sebebi, zihinsel ve sosyal yeteneklerin kademeli olarak kaybına yol açan bir tür beyin rahatsızlığı olan demanstır. Alzheimer hastalığında beyin hücreleri bozularak ölmeye başlar. Alzheimer hastalığında hipokampus beyinde ilk etkilenen yerlerden biri olur. Bu nedenle hafıza bozuklukları ve dezorientasyon erken belirtilerdir. Oksijen yetmezliği, medial temporal lob epilepsisi ve ensefalit de hipokampus hasarına yol açabilir.

Doktora baş vurarak, kişinin sağlık dosyaları ve geçmişi incelenerek, kimi fiziksel ve psikolojik muayeneler ayrıca Bilgisayarlı tomografi, MR, Elektroensefalografi, omurilik sıvısı tahlili veya psikolojik testler aracılığı ile Alzheimer hastalığının teşhisini koymak mümkün. Şimdiye dek tam olarak bu hastalığa yol açan etkenler belirlenmese de ancak yapılan araştırmalarda ailevi ve genetik hususların, beyin krizinin, kafaya ağır darbe vurulmasının, kroner damarlar hastalıkları, fikri faaliyetlerin azalması, vitamin ve asit folik eksikliği, fiziksel ve sportif faaliyetlerin az olması, eşin ölmesi, emeklilik gibi psikolojik ve toplumsal stresler, kan kolesterolünün artması, tütün ürünlerinin alınması, çevrede zehirlenme ve benzeri olaylarının bu hastalığa yol açtıklarını gösteriyor.

Şimdi de Alzheimer hastalığının kişi üzerinde bıraktığı etkileri gözden geçirelim.
Genel olarak bu hastalık süresince beynin hasar görmesi, kısa süreli belleğin aldığı hasarlar ile başlayıp daha sonra beynin farklı bölümlerini etkiler. Bu hastalığın belli başlı belirtileri ise bilişsel sorunlar, davranışsal ve psikolojik sorunlardır. Hafıza kaybı ve her şeyin unutulması, pelteklik veya konuşmada yaşanan sorunlar, sayıklamak ve düşünme sorunları, muhakeme ve akıl yürütme yetmezliği, yön bulmakta ve zaman ve mekan farkındalığının olmaması,karar alma ve problem çözmekteki sorunlar, yeni konular öğrenmekteki bozukluklar, okuma ve yazmaktaki konsantrasyonun azalmasa, Alzheimer hastalığının bilişsel sorunlarından sayılır.
Bu hastalık davranışsal ve psikolojik sorunlara da yol açmaktadır. Bu da davranışsal dengesizlik, kafa karışıklığı, panik, ızdırap ve depresyonu kapsamaktadır. Bunların yanı sıra eski alışkanlıklar ve lezzetlerin bırakılması, duyguların tedricen zayıflaması, kuşkucu olmak, kötümserlik ve güven duygusunun kaybı, uykusuzluk ve uykunun bozulması, aniden yok yere gülmek veya ağlamak da bu hastalığın belirtilerinden olabilir.
Tüm bunlara ilaveten öngörülemez, dağınık davranışlar, stresli olmak, hedefsiz bir şekilde gezinmek, hareketsizlik veya kayıtsızlık, evden çıkıp kaybolmak, aniden sinirlenmek ve agresif olmak, dik kafalılık ve hep karşı çıkma isteği, aşırı derecede korunmaya ihtiyaç duymak, güneş batarken strese kapılmak, aşırı titiz davranışlar, bir ifade veya davranışı defalarca tekrar etmek de bu hastalığın göstergelerindendir. Bu çerçevede Alzheimer hastasının kademeli olarak karakterinin değişmesi, eşyaları ve yemeklerini gizlemeye çalışması, fiziksel dengesinin azalması, yürümek, yemek yemek, giyinmek, banyo yapmak gibi alışkanlıklarının düzensiz hale gelmesi de bu hastalığın belirtilerindendir.
Alzheimer hastalığı ilerleyici ve kabiliyetleri zayıflatıcı bir hastalıktır. Bu yüzden tedrici bir şekilde aşamalı olarak beyni ölüme doğru götürür. Aşamalar ilerledikçe klinik belirtiler, davranışsal ve bilişsel bozukluklar da artar. Kişisel farklılıklar ve karakteristik özellikler, cinsiyet bile bu hastalığın ortaya çıkmasında rol oynamaktadır. Bu hastalık 3 ila 20 yıl kadar devam edebilir. Ortalama ise 5 ila 10 yıl sürebilir.
Alzheimer hastalığı üç aşamalıdır. İlk aşamada hastalığın belirtileri tedricen baş gösterir. Bu yüzden bu hastalığın tam başlama tarihini belirlemek mümkün değildir. Kısa süreli hafızada, konuşmada, zaman ve vakti anlamakta, karar almak ve seçmekte yaşanan bozukluklar, motivasyonun azalması, depresyon ve agresiflik bile bu hastalığın ilk aşamalarında baş gösterebilir.

Orta aşamalarda ise belirtiler o kadar artar ki kişinin toplumsal, mesleki ve günlük hayatı bile kötü yönde etkilenir. Örneğin kişi unutkan olur. Uygun kelimeleri, kişilerin isimlerini ve aradıkları ifadeleri zor bulmaya başlar. Sıradan faaliyetleri evdeki görevlerini bile yerine getiremez olur. Kişisel hijyenine, banyo yapmasına ve giyinmesine kayıtsız kalır ve yardıma muhtaç duruma düşer. Hemen kaybolur ve kafası karışır. Sebepsiz korku ve ızdırap gibi davranışsal sorunlar, aşırı öfke ve kuşkulu olmak, olmayan eşyayı görmek ve olmayan sesleri duymak da bu hastalığın ilerleyen aşamalardaki belirtilerindendir. Böylece bu hastalığa yakalananlar son aşamalarda tamamen başkalarının yardımlarına muhtaç hale gelirler.
Alzheimer hastaları sonunda da yemek yemekte bile yardıma ihtiyaç duyar. Tanıdıkları tanımaz olurlar. Zar zor konuşur ve sözünü zor anlatır. Duyduğunu ve gördüğünü zorlukla anlar. Kendini evinde bile bulamaz olur. Zor yürür ve idrarını bile kontrol edemez hale gelir. Uygunsuz tavırlarda bulunur ve çoğu zaman da sandalye ve yatakta olur.
Alzheimer hastalığının belirtilerinin tedavisinde yaygın olarak kullanılan ilaçlar, davranışsal ve bilişsel sorunların giderilmesi için alınan ilaçlara ayrılır. Bu hastalıkta erken teşhis çok önemlidir. Zamanında ve erken yapılan teşhis, hastalığın ilk aşamalarında büyük ve etkin bir role sahiptir. Bu dönemde yapılan tıbbi girişimler, hastalığı önleyebilir ve etkilerini erteleyebilir. Halihazırda ise demans belirtileri olan kişilerin var olduğundan dolayı bu hastalığa da kesin teşhis koymak zor görünüyor.
Bu hastalığın teşhisinde yaşanan her hangi bir gecikme ise tedavi sürecini etkin bir şekilde kötü yönde etkiler. Böylece Azheimer hastalığına yakalananlar, daha fazla bakıma ve tedavi hizmetine ihtiyaç duyar. Bu da ailelere, toplumlara ve sağlık sistemlerine daha fazla maliyet yükler.

Dünya Alzheimer Derneğinin 2011 raporuna göre demans hastalığı olanların üçte ikisi kadarında kesin teşhis koymak mümkün değildir. Yüksek gelirli ülkelerde ise demans belirtilerinin sadece yüzde 20 ila 50'si teşhis edilir. Halbuki düşük gelirli ülkelerde bu yüzde daha da azdır. Örneğin Hindistan'da yapılan araştırmalar demansa yakalanan kişilerin yüzde 90'ının teşhis koyulmadan toplumda yaşadıkları belirtilmektedir.
Aslında tıbbi teşhisin koyulmadığı bir ortamda, unutkanlık ve demans belirtileri de yaşın ilerlemesi ve yaşlılıkla ilişkilendirilir. Bu yanlış düşünce ise her şeyin sıradan ve doğal olarak bellenmesine neden olur. Buna rağmen yeni raporlar özellikle de Alzheimer hastalığına ilk aşamalarda teşhis koyulması ve böylece erken tedavi ve bakım girişimlerinin yapılması ile bu hastalık ile etkin bir şekilde baş edilebileceğini gösteriyor.
İlaçlar ve psikolojik girişimler, Alzheimer hastalığının ilk aşamalarını yaşayan kişilerde bilişsel bozukluklarını tedavi etmesi, kişisel bağımsızlıklarını koruması ve hayat kalitelerini arttırmasında önemli rol oynamaktadır. Bu hastaları destekleyen ve onlara bakan gruplar için danışma toplantılarının düzenlenmesi de bu gruba yüklenen psikolojik baskıları azaltıp bir diğer yandan da hastaların huzur evlerine bırakılmasını ve yatılı olarak tedavi görmelerini de engelleyebilir.