Temmuz 06, 2020 13:06 Europe/Istanbul

Bu bölümde depresyon ile ilgili bilgi vermeye çalışacağız sizlere.

Dünya Sağlık Örgütü'nün raporlarına göre dünya genelinde son onyıl içerisinde depresyona yakalananların oranı yüzde 20 kadar artmıştır. Bu çerçevede bu hastaların intihara girişmesi ise dünyada en önemli erken emeklilik ve işten alıkoyulma nedeni olmuştur.  Her yıl yaklaşık 800 bin kişi intihar ediyor. Yani her dört saniyede bir intihar dünya genelinde yaşanıyor. 

İlk olarak depresyonun ne olduğunu bilmeliyiz. Depresyon (majör depresif bozukluk) nasıl hissettiğinizi, nasıl düşündüğünüzü ve nasıl davrandığınızı genel olarak da huyunuzu olumsuz etkileyen yaygın ve ciddi ancak tedavi edilebilen tıbbi bir hastalıktır. Depresyon sürekli üzüntü halinde olmaya ve zevk veren durumlardan keyif almamaya yol açar. Böyle bir hastalık günlük hayatınızı da kötü yönde etkiler. Bu çerçevede huyu da şöyle tanımlamak gerekir. Bir kişinin  kendine, diğerlerine ve genelde çevresindekilere görüşünü ve bakışını içeren iç hissiyatı ve istikrarı.  

Son araştırmalar ise  majör depresif bozukluğun  tüm psikiyatri bozuklukları arasında en yaygın olduğunu gösteriyor. Kişiler farklı şekillerde depresyon durumunu yaşarlar. Depresyon günlük hayatınızda belli başlı sorunlara yol açıp verimliliğinizi de ciddi şekilde etkileyebilir.  Ayrıca ilişkilerinizi ve kimi fiziksel durumlarınızı da etkileyebilir. Eklemlerin ödem hastalığı, kalp ve damar hastalıkları, kanser, diyabet ve MS gibi hastalıklar da depresyondan dolayı şiddetlenebilirler. 

Kimi zaman kederli olmak, üzüntü duymak veya eksiklik duygusuna kapılmanın hayatın doğal sürecinin bir parçası olduğunu unutmayın. Tüm kişiler hayatlarında üzüntüler ve keder verici durumlar ile karşı karşıya kalırlar. Ancak sürekli olarak bir ümitsizlik ve mutsuzluk duygusu söz konusu ise o zaman depresyon var demektir. Depresyon ciddi bir bozukluk sayılır. Doğru şekilde tanı konulmayan ve tedavi edilmeyen depresyon, daha da şiddetlenebilir. Bilinçli olarak tedavi edilmenin peşine düşen ve gerekenleri yapan insanlar ise bir kaç hafta içerisinde durumlarının daha iyileştiğini göreceklerdir. 

Genel olarak depresyonun kadınlar, erkekler ve çocuklarda farklı şekillerde görülen türlü belirtileri olabilir. Bu belirtiler arasında sürekli keder ve üzüntü duygusu, enerjinin düşmesi, yorgunluk hissi, iştah ve kilonun aşırı değişmesi, az uyuma ve çok uyuma, ümitsizlik, boşluk duygusu, işe yaramama duygusu, motivasyonsuzluk, kolay provoke edilme, kötümserlik, suçlu hissetme, cinsel isteğin azalması ve iktidarsızlık,  kararsız kalma ve intiharı düşünmeye değinebiliriz. 

Tabii depresyonun örneğin diyabet, alerji türleri, enfeksiyon hastalıkları, kanser ve tiroit hastalıklarından veya yakınların birinin hayatını kaybetmesinden kaynaklanmadığından da emin olunmalıdır. Ardından bu belirtiler depresyon emareleri olarak değerlendirilebilir. Depresyon bozukluğunun tanısında önemli sayılan bir nokta da bu belirtilerin şiddetinin kişilerin mesleki kariyerini etkileyecek kadar fazla olmasıdır. Böyle bir durumun incelenmesi için titiz bir araştırma yapılmalıdır. Bu çerçevede  kişinin moralinin ve ruhsal durumunun ne zaman değiştiği ve ne kadar sürdüğü bilinmelidir. Aslında fiziksel belirtiler de depresyonun kişinin zihninin ötesine geçtiğini gösteriyor. Böylece depresyon kişinin fikirlerini değil hayatının tüm boyutlarını etkilemektedir. 

Çocuklarda ise depresyon emareleri yetişkinlere göre biraz farklıdır.  Çocuklarda depresyon, erken öfkelenmek, ağlamak ile sonuçlanan ruhsal ve huysal  dalgalanmalar ve de kifayetsizlik ve işe yaramama duygusu ile belirir.  Örneğin çocuk işleri doğru şekilde yapamadığını düşünmeye başlar. Ümitsizlik, kederli ve üzgün olma, okulda sorunlar yaşama veya hiç okula gitmemek istemesi, okulda iyi ders çalışamama ve düşük performans çizme, odaklanma sorunları, arkadaşlar, kardeşlerden uzak kalma, intihar düşünceleri, uyku sorunları ve aşırı uyuma, enerji düşüklüğü, sindirim sistemi sorunları, iştah ve kilosunun aşırı değişmesi de çocuklarda depresyon belirtilerinden olabilir. Aslında bu özellikler her gün veya en az iki hafta sürekli bir çocukta görülürse o zaman çocuğun depresyona yakalandığı söylenebilir. 

Depresyonun medyana gelmesi hususunda ise  kişilerin yaşına, cinsine ve biyolojik durumuna göre sebebinin  farklı olduğu söylenebilir. Depresyonun en yaygın sebebi ise genetik ve ailevi sorunlar, travma veya beyin hasarıdır. Ailenizde depresyon veya diğer huysal bozukluklar yaşanmışsa o zaman daha fazla depresyona yakalanma riski de vardır demektir.  

Çocukluk çağında  beyin hasarları veya travma geçirmek de insan vücudunun korkuya ve stres dolu durumlara tepkisini etkileyebilir. Acı veya dehşet verici bir olay  da depresyona neden olabilir. Depresyonun bir başka yaygın sebeplerinden biri de  beynin yapısıdır. Beynin ön tarafında bulunan frontal lob'un pasif olması da depresyona yakalanma riskini arttırabilir. 

Tüm bunlara rağmen hala böyle bir durumun depresyondan önce mi yoksa sonrasında mı ortaya çıktığı bilinmemektedir. 

Kanser, MS,  tiroit hastalıkları gibi kronik hastalıklar, uykusuzluk, migren, eklem ağrıları gibi kronik ağrılar, aşırı faaliyetsizlik ve ilgisizliğe maruz kalma, uyuşturucu madde ve alkol tüketimi, kimi ilaçların alınması ve B-12 gibi vitaminlerin eksikliği de depresyona yakalanma riskini arttırabilir. Kimi zaman da depresyonun sebebi hiçbir zaman belirlenemez. 

Depresyonun yaygın sebeplerini tanıdıktan sonra şimdi de depresyonun türleri ile ilgili konuşalım.  

Belirtilerin şiddetinden yola çıkarak depresyonlar zayıf ve geçici, akut ve sürekli olarak ikiye ayrılırlar.   Depresyon bozuklukları ise  majör depresif bozukluk, sürekli depresif bozukluk, manik depresif bozukluk,  psikotik bozukluk, doğum sonrası depresyon, adet öncesi depresyon, mevsimsel depresyon,  duruma göre depresyon ve atipik depresyona  ayrılmaktadır. 

Majör depresif bozukluğu ise  sürekli kederli ve hüzünlü olma, ümitsizlik ve işlevsiz olma duygusu belirtileri ile belirir. Bu tür hastalık ise peşine düşmeden tedavi edilemez. Majör depresif bozukluğun tanımı için en az beş belirtinin görülmesi gerekir. Bu belirtilerin ise en az beş hafta sürmesi gerekir. Günün büyük bir bölümünde üzgün ve sıkkın olmak,  günlük faaliyetlere ilginin azalması, kilo ve iştahın birden bire azalması veya artması,  aşırı yorgunluk ve enerji kaybı, değersiz olma ve suçlu olma duygusuna kapılma, düşünme kabiliyetinin azalması, odaklanamamak ve karar alamamak, hep ölümü düşünmek, intihar planı yapmak da bu belirtiler arasında sayılabilir. 

Bu belirtilerin neredeyse her gün kişide görülmesi gerekiyor. Birinci ve ikinci belirti. yani sıkkın olma ve ilgi ve lezzetin azalması duygusunun ise beş belirti arasında muhakkak görülmesi gerekiyor.    Bu belirtilerin yanı sıra saydığımız hususların üçü de görülmelidir. Ben eksenliğin artması, dinlenme ve uyku zamanının azalması, aşırı konuşma, dağınık olarak görüş bildirmek, konsantrasyonsuzluk ve kolay bir şekilde konsantrasyonun bozulması, hiperaktiflik ve fiziksel faaliyetlerin artması,   aşırı tehlikeli ve haz verici faaliyetlere düşkünlük de bu bozukluğun göstergelerinden ve belirtilerinden olabilir. 

Dirençli veya sürekli depresif bozukluk da zayıf ancak kronik bir bozukluktur. Bu bozukluğa tanı koyulması için belirtilerin en az iki yıl sürmesi gerekiyor. Bu depresyon türü kişinin hayatından kaynaklanabilir. Bu bozukluğun süresi daha da uzun olabilir. Bu bozukluk kadınlarda erkeklere göre daha fazla görülmekte ve daha kronik hal almaktadır. Sessizce başlar ve kişiyi uzun süre psikolojik baskılar altında tutar. Genelde yan etkileri günün sonunda şiddetlenir ve genellikle de 20 ila 35 yaşları arasında başlar. Tabii bazı türleri de 21 yaşından önce de belirebilir. İştahsızlık, uykusuzluk veya aşırı uykulu olma, enerji eksikliği ve yorgunluk, özgüven kaybı, odaklanma sorunları, kararsızlık ve ümitsizlik bu belirtiler arasında görülebilir. 

Dirençli depresif bozukluk çocuklar ve gençlerde bir yıllık bir başlangıç süreci yaşayabilir. Yetişkinlerde ise 2 yıllık sessiz başlama süresince  kişide en fazla iki yıl kadar depresyon belirtileri görülmeyebilir. Ancak geri kalan sürede belirtiler hep görülüyor. Tabii bu belirtiler  uyuşturucu veya tıbbi ilaç tüketimi ile alakalı olmamalıdır. Bu belirtiler ayrıca kişide büyük bir çile ve üzgünlük duygusuna da yol açmalı öyle ki onun mesleki ve toplumsal işlevselliğini tamamen kötü yönde etkilesin. 

Manik depresif bozukluk olarak bilinen depresyon türü ise kişinin kendini aşırı mutlu hissettiği hipomanya dönemini ayrıca depresyon belirtilerini kapsar. 

Manik depresif bozukluğu  en eski bipolar bozukluk sayılır.   Kişinin bipolar psikolojik bozukluğuna tanı konulması için onun muhakkak 7 gün kadar sürecek  aşırı mutlu olma duygusu yaşanmalıdır.  Bu çerçevede depresif duyguları bu durumda önce veya sonra yaşayabilir.  Depresyon veya manik durumundaki duygular sürekli olarak devam etmeli. Bu tür depresyon, majör depresyon belirtileri gibi belirtileri vardır. Yüksek enerji, az uyku, erken öfkelenme ve kışkırtılma,  düşünce ve sözlerin karmaşıklığı, ben eksenlik,aşırı özgüven, sıradışı davranışlar sergileme, aşırı risk alma ve sarhoşlar misali mutlu olma bu tür depresyonun belirtilerindendir. Aşırı türlerinde ise bu bozukluk, halüsinasyona da yol açar. 

Majör depresif bozukluk sorunlarını yaşayan kimi hastalar ise gerçekler ile ilişkilerini kopararak  psikotik depresif bozukluk aşamasına adım atarlar.  Bu tür depresyon da halüsinasyona ve sayıklamaya yol açabilir. Böylece dışarıda olmayan ve görülmeyenleri düşüncelerinde görmeye başlarlar. Bu tür depresyonun fiziksel belirtileri de olabilir.