Sağlık Bülteni-15
Bu bölümde tiroit hastalıkları ile ilgili sizleri bilgilendirmeye çalışacağız.
Tiroit vücuttaki ufak bir bez olarak özel hormonlar salgılayarak vücudun sıcaklığını dengeler, düşünme ve beyin gücünü etkiler, kalp atışını dengeler ve metabolizmayı ve enerjinin yakılmasını düzenler. Tiroit bezindeki bozukluklar ise kişilerde birçok sorunlara yol açabilir. Sohbetimizin devamında bu sorunları ve özelliklerini ele alacağız.
Tiroit bezi bir kelebek gibi boğazın önünde gırtlağın altında ve köprücük kemiğinin üstünde yer almaktadır. T4 ve T3 hormonları ise tiroitten salgılanan hormonlardandır. Bu hormonlar enerjinin vücutta depolanması ve tüketilmesi şeklini belirler. Gerçekte tiroit vücudun enerji yakma denetleyicisi ve düzenleyicisidir. Bu çerçevede tiroit bezinin performansı da vücuttaki diğer salgı bezi olan hipofiz tarafından denetlenmektedir. Hipofiz bezi ise beyinde yer alıp tiroidi tetikleyen hormonları salgılayarak tiroidin daha fazla hormon salgılamasına yol açar.

Sohbetimizin devamında farklı tiroit bozukluklarını ele alıp farklı belirtilerini ele alacağız.
Tiroit sorunları farklı belirtilere sahip olup bu bezin hormonları az salgılaması veya fazla salgılaması ile ilgili sorunlardır. Az salgıladığı halde hipo-tiroidizm ve çok salgılandığında ise hiper-tiroizm olarak adlandırılır. Hipotiroidizmde veya hipertiroizmde otoimmun hastalıklarından olan toksik guatr hastalığı, tiroit kanseri ve tiroidit gibi hastalıklar ortaya çıkar.
Hipotiroizmde ise tiroit bezi artık yeteri kadar tiroit hormonları salgılama gücüne sahip değildir. Her yüz kişiden yaklaşık 2 kişi bu tür bir bozukluğa yakalandıkları söylenmektedir. Tabii daha hafif tiroidin az çalışması durumları daha yaygındır. Bu çerçevede bu düşük seviyeli hipotiroizm tedavi edilmezse o zaman şiddetlenebilir. Nadir durumlarda ise kalp yetmezliği, bayılma gibi durumlar da bu hastalığın sonuçlarından olabilir. Tiroit bezinin az çalışması ise kan tahlili sonuçlarından teşhis edilip kolay bir şekilde tedavi edilebilir.

Şimdi de tiroidin neden az çalışır olduğunu ele alacağız. Tiroit bezi yetersizliğinin en yaygın sebebi ise otoimmun sistemindeki sorunlardan dolayı tiroit bezinin iltihaplanmasıdır. Bu da Haşimato hastalığı olarak adlandırılmaktadır. Genel olarak vücudumuzun bağışıklık sistemi zararlı bakteriler ve virüsler gibi yabancı saldırgan maddeler ve parçacıklar karşısında faaliyete başlar. Ancak tiroit iltihaplanmasında, bağışıklık sistemi tiroit bezini yanlışlıkla hedef alır. Öyle ki hormon üretimi kapasitesi azalır. Otoimmun hastalıkları ise bulaşıcı değillerdir. Ancak bir ailede birden fazla kişiyi hasta edebilirler. Bayanlar ise daha fazla bu hastalığa yakalanma riski taşıyorlar. Haşimato hastalığı kronik lenfosit bir hastalık olarak tanınmaktadır.

Bu hastalığa yakalanmanın bir başka sebebi de doğum sonrası tiroit iltihaplanmasıdır. Bu da doğumdan sonra bayanların yüzde 5 ila 11'inde görülür ancak geçici bir durumdur. Tiroit bezi bozukluğunun bir başka yaygın nedeni de hiper tiroidizmin tedavisinde kullanılan yöntemlerdir. Yani bu yönde tedavi sürecinde radyoaktif ve cerrahi yöntemlerine baş vurulduğunda bir kaç ay sonra veya bir kaç yıl sonra tiroit tam tersi az çalışır olur.
Dünya genelinde yaklaşık 100 milyon kişi yeteri kadar iyot alamıyor. İyot ise tiroidin hormonları salgılaması için yakıtı sayılır. İyot azlığı ise tiroidin düşük performans göstermesine yol açar. Tabii bu sorun iyotlu tuzların kullanılması ile giderilebilir.

Hipotiroizm belirtileri ve emareleri tamamen hipertiroizm belirtilerinin tersidir. Bu da bu bezin az hormon salgıladığı ve böylece vücuttaki metabolizmanın az işlemesi demektir. İştahın azalması, soğuğa karşı dirençsiz olma, yavaş hareket etme, cildin kuruması veya kalınlaşması, tüylerin ve saçların kırılgan hale gelmesi, bitkinlik ve aşırı yorgunluk, sesin kalınlaşması, kabızlık veya kramplar da bu hastalığın göstergelerinden olabilir.
Ayrıca bu hastalığa yakalanan birinde hafızanın zayıflaması, gün boyunca uykulu olma, konsantrasyon sorunu, eller ve ayakların uyuşması, hafif şekilde kilo artması, gözlerin şişmesi, adetin düzensizleşmesi ve aşırı kan kaybı, göğüslerden süt salgılanması, kısırlık, guatr gibi sorunlar da görülebilir.
Her hastada saydığımız belirtilerden biri görülebilir. Farklı hastalarda ise bu belirtiler farklı şiddetler ile ortaya çıkıp veya hiç görülmeyebilir de. Gerçekte hipotiroizm bozukluğu yaşayan insanların bazıları hiçbir şikayetleri de söz konusu değil. Ancak yine de bu gibi belirtileri gördüğünüzde doktora baş vurun. Doktorlar ise tahlillerinize bakarak tiroidinizdeki muhtemel sorunlar ile ilgili gerekenleri size söyleyecektir.
Yine de hipotiroidizmin ilkel belirtilerine dikkat etmemiz gerekiyor. Doktorunuz sizi muayene edip geçmişinize baktıktan sonra sizin tiroit sorunu yaşayıp yaşamayacağınızı size söyleyecektir. Sadece TSH ve gerekirse T4 ve T3 göstergeli tahlil yaptığınızda bu hastalığa kesin tanı koyulabilir.
Teşhisin ardından, hastalık tanısı koyulursa o zaman standart bir tedavi ise tiroit hormonu içeren haplardır. Bu haplar vücudun ihtiyacı olduğu hormonları içerir. Çoğu zaman ise Levothyroxin ilacı kullanılmaktadır. Hasta tedavi sürecinin başlamasından 1 ila 2 hafta içerisinde az düzeyde tedavi edilebilir. Ancak tedavinin tamamlanması için uzun zamana ihtiyaç duyulmakta ve birkaç hafta sürecektir.
Genellikle tedavi sürecinin başlamasından 2 ila 3 ay sonra ise hormonların ölçülmesi için tekrar kan tahlilleri yapılır. Böylece gereken düzeyde Levothyroxin reçete edilir. Bu tedavi süreci ise hormonların kandaki düzeyinin normale ulaşmasına kadar devam eder. Gereken düzeyde ilaç miktarı belirlendiğinde ise doktorunuz sizden her yıl hormonal tahlilleri yaptırmanızı ister.

Levothyroxin günlük olarak bir kez çoğunlukla da sabahleyin alınır. Hastanın gereken doğru miktarı alması ise çok önemlidir. Kimi zaman hastalar iyileşme süreçlerini hızlandırmak veya kilo vermek için daha fazla hap alırlar. Bu başına buyruk ilaç almak ise yine de tiroidin fazla çalışmasına yol açar ve daha fazla hormonun kanda dolaşmasına neden olur. Uzun vadeli olarak kemik erimesi ve kalp hastalıklarına yol açabilir.
Değerli dinleyicilerimiz sohbetimizin devamında çoğunuzun kafasını karıştıran sorulara yanıt bulmaya çalışacağız.
İlk soru ise hipotiroidizme yakalanmamız halinde ne kadar süre ilaç kullanmamızdır. Bu sorunun cevabı ise çoğu hipotiroidizm bozukluğu yaşayan hastaların ömrünün sonuna kadar devam etmeleridir. Ancak ilaç miktarı git gide doktorun talimatına göre azaltılmalıdır. Bir başka soru ise hangi durumlarda ilaçların daha fazla veya daha az alınmasıdır. Tabii hastanın kilosu artıyorsa, kadın hamile ise, veya kimi sindirim sistemleri görülürse o zaman Levothyroxin ilacı da vücuda tam olarak alınmaz. Bu çerçevede lifli ve kolesterollü yemekler, kalsiyum veya alüminyum içeren antioksidanlar veya demir hapları Levothyroxin'in vücuda alınma oranını yükseltebilir. Bu yüzden bu durumlarda daha fazla Levothyroxin alınmalıdır. Veya bu ilaç günün farklı saatlerinde alınsın. Ayrıca havale geçirmeye karşı ilaçlar ve rifampin de Levothyroxin'in vücuttan atılması sürecini hızlandırır ve bu ilacın alınma oranının artması ihtiyacını doğurur. Yaşın ilerlemesi, bebeklik çağından sonra da hastanın kilosu azsa o zaman ilaca ihtiyacı azalır.

Hipotiroidizm bozukluğu yaşayan hamile kadınlarda ise Levothyroxin tüketimi hususunda sorular ortaya çıkabilir. Yanıt ise ilk olarak doktora danışılmasıdır. Ancak kimi doktorların söylediğine göre Levothyroxin tüketimi gebelik döneminde tehlike yaratmaz ve böylece hipotiroidizm bozukluğu yaşayan hamile kadınlar bu ilacı kesmemelidirler. Hamilelik döneminde ancak daha kısa aralar ile durum denetlenmelidir.
Bu çerçevede hamileliğin hemen ilk haftalarında ise her 4 haftadan bir kontrol edilmelidir. Gereken Levothyroxin miktarı belirlendiğinde ise yaklaşık her üç aydan bir kontroller yapılır. Hipotiroidizm sorunu yaşayan hamile kadınlar hamilelik döneminde kanlarındaki tiroit hormonları düzeyi dengelenirse o zaman normal çocuklar doğuracaklardır. Doğumdan sonra ise ilacın dozu tekrar ayarlanmalıdır.