Sağlık Bülteni-19
Bu bölümde solunum sorunları ve hastalıkları ile ilgili konuşacağız.
Genellikle akciğer hastalıkları ile bağlantılı olan solunum hastalıkları solunum sistemini hasara uğratan ve bu sistemde sorun oluşturup akciğerlerin işlevini bozan durumlarla alakalıdır. Akciğer hastalıkları yıllık olarak toplumların büyük bir bölümü için sorunlar yaratır.
Akciğer hastalıkları en yaygın hastalık türlerinden ve dünya genelinde insanların ölümünün başlıca nedenlerinden sayılır. Bu yüzden sohbetimizin devamında bu hastalıklar ile ilgili detaylı bir şekilde konuşmak istiyoruz.
Bilindiği üzere solunum sisteminin asıl görevi vücut hücrelerinin ihtiyacı olduğu oksijeni karşılamak ve vücut metabolizmasının atığı sayılan karbon dioksidi vücuttan atmaktır. Burun, boğaz, nefes borusu ve akciğerler bu sistemin parçaları sayılırlar.
Genel olarak akciğer hastalıkları solunum sisteminde, özel olarak da akciğer dokuları veya kan damarlarında sorunlara yol açarlar. Genellikle bu sorunların bazıları beraber ortaya çıkarak solunum hastalıklarında görülmektedirler. Genel olarak solunum hastalıklarını, akciğer tıkanması hastalıkları, akciğeri kısıtlayan hastalıklar, damar-akciğer ve göğüs kafesi hastalıklara sınıflandırmak mümkün.
Sohbetimizin devamında solunum hastalıkları türleri ile ilgili konuşacağız.
Akciğer tıkanması hastalıkları aslında solunum ve hava alma yolları ve borularında tıkanıklıklar ile beraber olan akciğer hastalıklarıdır. Soluk borusu akciğere vardığında ikiye ayrılıp bronşlara bölünür ve akciğere daha küçük damarlar halinde görülen bronşçuklar vasıtası ile oksijeni akciğer hücrelerine ulaştırır. Kronik iltihap, bronşların kasılması gibi durumlar solunum yolunu etkiler ve böylece solunum hızını düşürür. Astım, kistik fibrozis, bronş genişlemesi ve de kronik bronşit, amizem ve ufak solunum yolları hastalıklarını kapsayan kronik tıkanma hastalıkları da akciğer tıkanma hastalıklarından sayılır. Akciğer tıkanma hastalıkları arasından ise astım ve Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH), daha yaygındır. Sohbetimizin devamında bu hastalıklar ile ilgili konuşacağız.
Astım hava yolları çevresel etkenlere karşı aşırı duyarlıdır. Hava yollarında ve hava yollarını döşeyen mukoza denilen zarda şişme söz konusudur. Bu şişme, zaman zaman hava akımını engelleyerek solunum sıkıntısına neden olur. Bu dönemlere astım nöbetleri denir. Alerji, enfeksiyon ve kirlilik bu hastalığın ortaya çıkmasının nedenlerindendir. Astım belirtilerinden öksürük (genellikle kuru ve krizler halinde gece uykudan uyandırabilen), hırıltılı solunum, göğüste tıkanıklık ve sıkışma hissi, soluk alıp verirken ıslık sesi, nefes darlığı astım belirtilerinden olabilir. Ayrıca balgamlı öksürükler de görülebilir. Tabii bu balgamları tam dışarıya atmak çok zordur. Bu belirtiler ise genellikle gece uyurken, sabah erken saatlerde veya soğuk havada veya spor ve egzersiz yaparken belirebilir.
İncelemeler ise astımın meydana gelmesindeki en önemli etkeninin özellikle de bebekken süt emme döneminde dürtüler ile belirdiğini gösteriyor. Bu çerçevede sigara dumanı ve diğer alerjenler, özellikle de evde mayt diye de bilinen eklem bacaklı canlılardan akarların, hamam böceği ve evcil hayvanlar astım hastalığına yol açan etkenler olarak gösterilmektedir. Bu hastalık ayrıca iş yerinde kimyasal maddelerden dolayı da tetiklenebilir.
Kronik obstrüktif akciğer hastalığı olduğu zaman ise akciğer doğru şekilde havayı doğru dürüst dışarı gönderemez. Bu da solunumda belli başlı sorunlara neden olur. Ayrıca Kronik obstrüktif akciğer hastalığı, kronik akciğer hastalığı olarak en önemli özelliği artık geri dönmeyecek şekilde hastalığın ilerlemesidir. Solunum yolunun tıkanması demek havanın geçişini zorlaştıran engellerin ve darlıkların olmasıdır.
Amfizm, kronik bronşit ve ufak solunum yolları hastalığı bu hastalığın alt grubunda yer almaktadırlar. Balgamlı öksürükler ile aşırı nefes darlığı bu hastalığın belirtilerindendir. Bu hastalığa yakalanmış olanların elleri havadayken bir işi yapmak çok zordur. Bu kişiler elleri vücutlarına paralel olduğu zaman belli bir zorluk çekmeden işlerini yapabilirler. Bu hastalık ilerleyici bir hastalık olup kademeli olarak daha büyük nefes alma sorunlarına sebep olur ve oksijen ihtiyacını arttırır.
Sigara Kronik obstrüktif akciğer hastalığının en önemli nedeni olarak bilinir. Öyle ki sigara içenlerin yüzde 15'i kadarı bu hastalığa yakalanırlar. Hava kirliliği, mesleki durumlar, kilolu olmak, alfa-1 anti tripsin enziminin anadan doğma sorunlu olması, bornşitlerin aşırı faaliyet göstermesi de bu hastalığın ortaya çıkışında etkilidirler. Yaş, genetik hastalıklar, cinsiyet, solunum enfeksiyon geçmişi, yoksulluk da bu hastalığın ortaya çıkışının nedenleri arasında görülmektedir.
Daha önce de değindiğimiz gibi Kronik obstrüktif akciğer hastalığı kronik bronşit, amfizm, ufak solunum yolları hastalığını kapsamaktadır. Kronik bronşit kronik öksürükleri ile de bilinmektedir. Bu hastalık, bronşlarda yaşanan kronik iltihaplanmalardan kaynaklanır. Bu hastalığın belli başlı belirtileri tekerrür eden öksürükler, nefes darlığı,balgamlı öksürükler ve yüzeysel soluk almadır. Sigara içmek ise bu hastalığa yakalanma riskini arttırmaktadır.
Amfizm ise gerçekte havanın akciğerde tıkanıp kalmasına neden olan akciğer bozukluğudur. Bu hastalığın en önemli özelliği ise havayı akciğerden boşaltmakta yaşanan sorundur. Sigara içmek ve tütün ürünlerinin tüketimi de bu hastalığın nedenlerindendir. Nefes darlığı, kilo kaybı ve hırıltılı nefes alma ve öksürük bu hastalığın belirtilerinden olabilir.
Bronş genişlemesi adı ile de tanınan bronşektazi hastalığı ise akciğerlerdeki bronşların kalıcı olarak genişlemesi kronik hastalığıdır. Bu hastalık, solunum yollarının birden bire enfeksiyon kapmasına neden olur. Genellikle bir virüs bu olayda etkilidir. Bu hastalıkta, enfeksiyonu kapan bölüm iltihaplanır ve genişler ve böylece çökmüş olur. Çökmüş ve genişlemiş bronşlarda genellikle tekrarlanan enfeksiyonlar solunum yollarını tıkayarak bronşlar ve bronşçukların hasat görmesine yol açar. Öksürükler ise genellikle balgamlı olup kan balgamları da içerir. Tekrarlanan akciğer enfeksiyonları ve göğüs ağrısı bronşektazi belirtilerinden sayılır.
Kistik fibrozis ise mukoz salgılarının bronşlardan tam şekilde temizlenmediği akciğer hastalığıdır. Mukozun buralarda toplanması ise akciğerde tekrarlanan enfeksiyonlara neden olur. Bu hastalık 2 ila 3 bin doğumdan bir bebeğe genetik olarak bulaşan hastalıklardan sayılır. Bu hastalıkta, akciğer, pankreas, karaciğer, bağırsak ve üreme sistemi salgıları koyulaşıp yapışkan hal alır. Buna ilaveten vücudun ihtiyacı olduğu ter bezlerinin salgılarındaki tuz da vücuttan atılır.
Kistik fibrozis hastalığında öksürükler, balgam, hırıltı ile beraber olur. Göğüste de hırıltılı sesler duyulur ve akciğer enfeksiyon kapar. Kimi durumlarda da sinüzit ve burun polibi görülür. Tekrarlanan sancılar, kilo kaybı, sindirim sisteminde yaşanan sorunlar, bağırsakların tıkanması, kusmak ve mide bulanması, yağlı ishal, büyümekte yaşanan sorunlar ve karaciğerin yetersiz olması bu hastalığın diğer belirtilerinden olabilir.
Akciğer hastalıklarının ikinci grubuna giren kısıtlayıcı akciğer hastalıkları ise etkenlerine göre genellikle ikiye ayrılır. İç menşeli akciğer kısıtlayıcı hastalıkları akciğer dokularının iltihaplanması ve yaralanmasına neden olur. Zatürre, sarkoidoz, ifiopatik pulmoner fibrozis-İPF, interstisyel akciğer hastalığı, akciğer kanseri, artrit romatoid ışınlarına maruz kalmaktanan kaynaklı fibrozis, aküt respiratuvar distres sendromu , sistemik lupus da en önemli dış kaynaklı akciğeri kısıtlayan hastalıklardandırlar.
Dış kaynaklı akciğeri kısıtlayan hastalıklar akciğerin iç yapıları ve dokularına zarar vererek özellikle de nörolojik bozukluklar sonucu meydana çıkarlar.
Bu hastalıklara yol açan dış etkenler özellikle de kasları zayıflatıp sinirleri hasara uğratarak göğüs kafesi duvarı dokularının kasılmasına ve sıkılaşmasına yol açarlar. Plevral efüzyon adı ile de bilinen akciğer dokuları arasında atık sıvıların birikmesi sorunu, omurganın aşırı yana eğilmesi hastalığı skolyoz, sinirsel-adalesel hastalıklar veya nöro-masküler hastalıklar, MS hastalığı ve de masküler distrofi dış kaynaklı akciğer kısıtlayıcı hastalıkların başında gelirler.
kısıtlayıcı Akciğer hastalıkları arasından zatürre ve akciğer kanseri ile ilgili sohbetimizin devamında daha detaylı konuşmaya çalışacağız.
Pnömoni adı ile de bilinen zatürre, akciğerdeki hava kesecikleri adlandırabileceğimiz alveollerin bakteriyel enfeksiyon kapsamıdır. Başka bir deyiş ile zatürre genellikle bu enfeksiyonun sonucunda ortaya çıkar. Bakterilerin yanı sıra virüs, mantar, parazitler de bu hastalığa yol açabilirler.
Bakteriler zatürrenin en yaygın sebebi olarak bilinirler. Yaklaşık bu hastalığa yakalanma durumlarının yüzde 50'sinde hastalığın nedeni ise Streptokoklardır. Virüsler, yetişkinlerde zatürre olaylarının üçte birinin ve çocuklarda ise olayların yüzde 15'ininin nedeni olarak bilinirler.
Raynovirüsler, koronavirüsler, anflüenza virüsler, RSV virüsleri, adnovirüsler ve para anflüenza virüsler de zatürreye yol açabilir.
Mantar enfeksiyonundan dolayı zatürre ise sıradışı bir olay sayılır. Ancak AİDS hastalığından dolayı, bağışıklık sistemini zayıflatan ilaçların alınması veya diğer özel hastalıklar da zatürreye yol açabilir. Kimi durumlarda ise toksoplasma gondi, sterongiloid sterkularis, askaris ve plasmodiyum malaria gibi parazitler de akciğer enfeksiyonuna yol açabilir. Bu organizmalar genel olarak cilde, yutma sistemine temasla veya taşıyıcı böcekler aracılığı ile vücuda geçerler.