Sağlık Bülteni-21
Bu bölümde psikolojik bozukluklar ile ilgili konuşacağız.
Psikolojik bozukluklar ve sorunlar ruhsal ve zihinsel sorunlardan kaynaklanırlar. Bu psikolojik bozuklukların farklı belirtileri ve semptomları olabilir. Bu durum ise insanların hayatını tamamen kötü yönde etkileyebilir. Bu çerçevede psikolojik sorunlar belirtileri ve semptomlarına göre farklı kategorilere ayrılırlar. Böylece tedavi yöntemleri de farklıdır.
Sp2 Aslında psikolojik sorunların ve bozuklukların giderilmesinde en çok da yardımcı olan husus, bu bozuklukları, belirtileri ve semptomlarını bilmektir. Psikolojik sorunları bilmeden onları tanımdan çözüm yolu bulmak neredeyse imkansızdır. Bu yüzden sohbetimizin devamında psikolojik bozukluklar, belirtileri ve tedavi yöntemleri ile ilgili konuşacağız.

Psikolojik bozukluk kişinin hayati fonksiyonlarına halel getiren ve net olarak moralsizliğe yol açan davranışsal ve mental sorunlardan etkilenme durumudur. Bunun sonucunda ise kişinin düşünceleri ve duyguları kötü yönde etkilenir. Bu psikolojik bozukluklar otizmde görüldüğü gibi ömür boyu, nükseden bir durum olabilir. Ancak kimi durumlarda da belli bir süre için geçerli olabilir.
Sp4 Psikolojik bozukluklar geniş çaplı semptomlar ve belirtileri de beraberinde getirirler. Ancak kimi durumlarda sadece bir veya sınırlı sayıda belirti söz konusudur . Giyim kuşam, hareket sorunları, konuşma sorunları gibi durumlar bu psikolojik bozuklukların sık görülen belirtileri arasındadır. Bunun yanı sıra kişinin mental olarak garip düşünceler ile normal hayattan uzak düşmesi veya aşırı keder ve ızdırap belirtileri göstermesi de psikolojik sorunlardan kaynaklanmış olabilir. Psikolojik sorunları ve bozuklukları tanısı konulduğu zaman psikolojik ve psikyatriye dayalı tedavi yöntemleri sunulabilir.
Psikolojik bozukluklar farklı şekillerde tasniflenirler. Psikolojik bozuklukların kategoriler haline getirilmesinin en eskisinde ise genel olarak iki ana koldan söz edilmektedir. Bunlar psikoz ve nevroz ana kollarıdır. Tabii bu tasnifleme günümüzde pek yaygın değildir. Günümüzde uzmanlar daha çok Amerika Psikoloji Derneği'nin tasniflemesinden yararlanırlar. Bu sisteme göre psikolojik bozukluklar belirtileri ve eğilimlerine göre titiz bir şekilde tasniflenirler. Bu kategorilerde belli kriterlerin var olduğu görülmektedir. Özellikle de çocuklar ile alakalı sinirsel-gelişimsel bozukluklar ile yetişkinlerde görülen bozukluklar arasında bariz bir kategori farkı görülmektedir.
Amerika Psikoloji Derneği genel olarak psikolojik bozuklukları 9 kategoride ele almıştır.
Sinirsel-Gelişimsel Bozukluklar, çocukların geliştiği ilk çağlardan başlar ve çocuğun geleceğini etkileyecek şekilde gelişir. Otizm, hiper aktiflik, itaatsizlik, idrar kaçırma veya fekal ve üriner inkontinans, öğrenme sorunları, konuşma sorunları, iletişim ve etkileşim sorunları, mental gerilik, tik sorunları, tutum bozukluğu, psikoz ve dürtü kontrol bozukluğu ve yıkıcı girişimler, hareket bozukluğu ve klişe işlerin tekrarlanması bu hastalık türlerindendir.
Sohbetimizin devamında daha sık görülen hiper aktifliği daha detaylı bir şekilde ele almaya çalışacağız.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu daha çok yaygın olarak ADHD kısaltması ile bilinir. Bu hastalık çocuklar arasında en yaygın sinirsel-gelişimsel bozukluklardan sayılır. Öyle ki çocukların yüzde 3'ü ila 5'i okul yaşlarında hiperaktivite bozukluğuna yakalanırlar. Genelde erkek çocuklarda kız çocuklara göre daha fazla görülen bir bozukluk türüdür. Bu bozukluk türünde sürekli bir heperaktiflik ve dikkatsizlik söz konusudur.
Sp8 Çocuklarda hiper aktivite bozukluğu semptomları ise onların okula başlamadan görülür. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu belirtilerini tanıyarak çocuklarımıza erken teşhis durumunu sağlayıp onları daha erken tedavi ettirebiliriz. Hiper aktivite bozukluğu yaşayan çocuklarda sık görülen belirtiler arasında fazla konuşmak, diğerlerinin konuşmalarını sık sık kesmek, plan yapamamak ve görevlerini yapamamak, sabırlı olmamak, erken sinirlenmek ve kırılgan olmak, oyunbozanlık yapmak, ve yaşıtları tarafından dışlanmaya değinmek mümkün. Bu sorunlar ise evde ve okulda gereken tedavi hizmetlerinin verilmesi halinde iyice azaltılabilir.
Psikolojik bozuklukların bir başka kolu da şizofrenik ve psikotik bozukluklardır. Bu kategoride yer alan psikolojik bozukluklar aküt hastalıklar sayılıp kişinin düşünceleri ve duygularını ve davranışlarını tamamen etkilerler. Halüsinasyon ve sayıklama bu kategorideki psikolojik bozuklukların en yaygın belirtilerindendir. Şizofreni ve sayıklama bozuklukları bu grubun en tanınan hastalıklarındandırlar. Sohbetimizin devamında ise şizofreni hastalığı ile ilgili daha detaylı konuşmaya çalışacağız.

Şizofreni hastalığı akut bir hastalık olup kişinin algı ve yorumlama gücünü kaybetmesine yol açan bir hastalıktır. Şizofreni hastalığının belirtilerinden halüsinasyon, düşünme ve davranış bozukluğudur. Bu durumlar ise kişinin normal hayatının ritmini bozacak şekilde gelişir ve sonuçta onu yetersi duruma taşır. Bu hastalığın başlangıç döneminde belirtilerin yanlışlıkla depresyona dayalı davranışlar ve izole karakter hastalığına ait olduğu zannedilebilir. Bu yüzden kesin tanı konması için uzmana baş vurmak kaçınılmazdır.
Genetik koşullar, çevresel ve eğitimsel etkenler, uyuşturucu madde tüketimi ve farklı beyin yapısına sahip olmak şizofreniye yakalanmakta büyük rolü vardır. Erkeklerde daha fazla görünen bir hastalıktır. Yine erkeklerde daha erken yaşlarda ve kadınlarda daha geç yaşlarda belirir. Bu bozukluk genellikle 20'li yaşlarda başlar ve çocukluk çağında başlayan bir hastalık olduğu söylenemez. Ancak yine de nadir durumlarda çocuklar da bu hastalığa yakalanabilir.
Sp12 Şizofreni hastalığının tedavisinin ilk etabı ilaçlar üzerinden yapılır. Psikolog hastayı iyice muayene edip ona danıştıktan sonra gereken ilaçları reçete eder. Genelikle böyle bir kişinin hastaneye yatırılması ve denetim altında olması gerekir. Doktor kesin belirtiler ve durumlardan yola çıkarak yan etkilerini de göz önünde bulundurarak ilaç kullanımını tavsiye eder.
İlaç aracılığı ile tedavilerin yanı sıra kimi aile yardımlarına dayalı tedavi yöntemleri de sunulur. Bu çerçevede aile bireylerinin bu hastalığı daha iyi tanımalarına çalışılır. Bu doğrultuda kimi psikolojik ve sosyal destekler hastalığa yakalanmış kişiye hayatının kalitesini arttırmasına yardımcı olur. Örneğin hasta aile danışmanı yardımları ile ailevi ilişkilerini güçlendirir. Aile yardımlarına dayalı tedavi yöntemleri ve destekleri ise kişiye daha az hastanede yatmasına yol açar. Bu tedavi yöntemlerinin yanı sıra kişinin fikri ve davranışını düzeltmek için bilişsel tedavi yöntemlerine de baş vurulur.
Affektif veya duygudurum bozuklukları da kişinin duygularını ve huyunu etkileyen bir bozukluktur. Bu bozukluğa yakalananlar duygularını ve hislerini kontrol edemez hale gelip dagalanmalar yaşarlar. Bipolar bozukluklar ve depresyon türleri bu kategoride yer alırlar. Daha önce depresif bozukluklar ile konuştuğumuzdan dolayı şimdi de sohbetimizin devamında bipolar bozukluklar ile konuşacağız. Bipolar bozukluk, kişinin bir anda kendini çok iyi hissederken, bir süre sonra içine kapanık bir hale gelmesine neden olabilir. Bipolar bozukluk, kişinin manik depresyon tanımına da uyan ruh hallerine bürünmesine sebep olabilir. Bu nedenle hastalığa tanı konma aşamasında, psikologlar tarafından yapılacak değerlendirme büyük önem arz etmektedir.

Bipoların en belirgin özelliği kişinin ruh halinin uçlarda olmasıdır. Bipolar bozukluk en yüksek seviyedeyken kişi hiperaktif bir ruh haline bürünür ve kendini çok mutlu hisseder. Fakat depresyon haline büründüğünde ise dış dünyaya kendini kapatabilir ve hatta intihar eğilimi gösterebilir.
Sp16 Bipolar bozuklukta duygu durum atakları ileri seviyede değilse eğer yılda birkaç defa meydana gelebilir. Çoğu insan duygu durum bozukluklarını fark edebilirken, ileri seviye bipolar bozukluğu yaşayanların bu durumu kendi kendine fark etmesi zordur.
Bipolar bozukluk genetik aktarımla geçebileceği gibi, sonradan travmalar bağlı olarak da gelişebilmektedir. Depresyondan şikayetiyle doktora giden kişilerin birçoğu gerçekte bipolar bozukluk yaşar.
Fobiler, sosyal ızdırap, panik atağı, ayrılma ızdırabı, iyileşen ızdırap yaraları, travma stresi bozukluğu, titizlik türleri, kasten susma ve hiç konuşmama ve korku panik durumları en önemli ızdıraba dayalı bozuklukları sayılırlar.
Bilindiği üzere hastalık derecesine varan titizlik kötü düşüncelerin iradesiz bir şekilde tekrarlanmasıdır. Kişi de bu düşüncelerinin yersiz ve uygunsuz olduğunu bile bile bu düşüncelerden kurtulmaya da imkan bulamıyor. Aslında hepimizde farklı derecelerde titizlik normal karşılanır ve hepimizde görülen bir durumdur. Bu da kuşku ve tereddüt, odaklanamama, unutkanlık ve kimi zaman da uykusuzluk durumlarında görülür.
Sp18 Titizlik ve taknıtılı olmak, zararlı ve kötü bir duyguyu, düşünceyi ve fikri tekrarlamaktır. Bu da artık zorunlu hale gelen bir durumdur. Hasta, kendi davranışının anormal ve sırda dışı olduğunu biliyor. Bu çerçevede temizlik takıntısına değinmek mümkün. Kendini kötü görünüşlü zannetme ve her şeyi biriktirme takıntısı da bu titizlik hastalıkları alt kategorilerindendir.

Bir bozukluğun meydana gelmesinde farklı etkenlerin rolü bulunmaktadır. Genetik ve eğitim bu etkenlerdendir. Çocukluk çağı tecrübelerinin bu durumlardaki etkisi inkar edilemezdir. Her şeyin tamamını isteyen, hassas ebeveynlerin davranışları, aşağılamalar, güvensizlik duygusu ve yasaklar ve sınırlandırmalar özellikle de çocukluk çağında baş gösterirse yetişkinlik çağında psikolojik sorunlar yaşamak ihtimali de artar. Bilişsel-davranışçı terapi ve ilaç yardımı ile yapılan tedaviler bu tür bozuklukların giderilmesi için baş vurulan yöntemlerdir.