Sağlık Bülteni-22
Bu bölümde geçen bölümün devamında psikolojik bozukluklar ve sorunlar ile ilgili konuşacağız.
Geçen sohbetimizde, gelişme-sinirsel sorunlar, şizofreni ve psikotik bozukluklar, huy bozuklukları ve stres bozuklukları ile ilgili konuştuk. Sohbetimizin devamında ise yeme, uyuma ve uyuyamama bozuklukları,cinsel bozukluklar ve sapkın davranışlar, bilişsel-sinirsel bozukluklar ve karakter bozuklukları ile ilgili konuşacağız.
Yemek yeme hususunda yaşanan sürekli sorunlar ve uygunsuz davranışlar yeme bozuklukları olarak adlandırılır. Yeme bozuklukları aslında psikolojik sorunlardan kaynaklanırlar ve kişi için bir çok soruna da sebebiyet verirler. Bu doğrultuda pika sendromu, psikolojik iştahsızlık, sinirsel aşırı yeme ve geceleyin yeme bozuklukları bu yönde değerlendirilmektedirler.
Yeme bozukluğu, psikolojik bir bozukluk olarak sıradışı yeme alışkanlıkları şeklinde baş gösterip kişinin fiziğini ve psikolojisini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu bozukluk aslında tedavi edilmediği takdirde uzun vadeli olarak hastanın fiziksel durumunu da kötü yönde etkiler ve tehlikeye düşürür. Bu yüzdendir ki psikolojide bu tür hastalar ve bozukluklar için özel tedavi yöntemleri geliştirilmiştir.

Yeme bozuklukları için en sık baş vurulan tedavi yöntemi ise beslenme perhizlerine dayalı yöntemdir. Ancak yeme bozuklukları psikolojik temellere dayandığından dolayı ilaç ve beslenmeye dayalı tedavi yöntemleri kısa vadeli olur. Psikologlar ise aileterapi aracılığı ile aile bireyleri arasındaki sorunları bulup bu durumları düzeltmek sureti ile bu hastalara yardımcı olmak isterler. Yeme bozukluklarını gidermek için bilişsel-davranışsal tedavi tekniklerinden de yararlanılır. Böylece hastanın yanlış ve çarpık düşünceleri düzeltilmeye çalışılır ve ardından da kiloları ve görünüşlerine odaklanılır.
Uyuma ve uyuyamama bozuklukları ise psikolojik sorunlara yol açan, kişinin hayatını ve performansını kötü yönde etkileyen geniş çaplı sorunları kapsamaktadır. Bu durum kişinin karakterini de etkisi altına alıyor. Uyku bozuklukları arasında, uyku atağı, uykusuzluk, huzursuz bacak sendromu, aşırı uyuma, uyku apnesi, kabusa değinebiliriz. Bu bozuklukların giderilmesi için ilaçlara, uyku sağlığı tavsiyelerine ve bilişsel tedavilere baş vurulur.
Cinsel bozukluklar ve cinsel çarpık davranışlar bozukluklar da psikolojik kaynaklı sorunlar arasında yer alırlar. Bu bozuklukların hepsinin hem cisimsel hem de psikolojik nedenleri olabilir. Her şeyden ziyade de ölülere ve cesetlere yönelik cinsel istek, mazoşizm, cinsel gösteriş ve cinsel ilişkileri izleme, sadizm ve çocuklara duyulan cinsel istek bu alanda sıralanmaktadır.
Adından da anlaşıldığı üzere bilişsel-sinirsel bozukluklar da kişinin düşüncelerini ve bilişsel sistemini etkilemektedir. Bilinç bulanıklığı ile karakterize Deliryum bozukluğu, aşırı duyarlı bağırsak sendromu, sinirsel mide acıları, MS hastalığı ve migren sinirsel-bilişsel bozukluklardan sayılırlar.
Karakter bozuklukları ise kişinin davranışsal, düşünsel ve duygusal özelliklerinde sorunların baş göstermesi demektir. Bu doğrultuda hasta kişi, toplumdaki mevcut davranış modellerinden farklı davranır. Karakter bozuklukları üçe ayrılırlar:" İlk grupta büyük oranda anormal sayılan kişiler yer alır. İkinci grupta öngörülemez, duygusal dengesizliği olan kişiler ve üçüncü grupta da korku içinde olan kaygılı kişiler yer alır. Bu grupların her biri ise kendilerine has belirtileri ve özgün tedavi yöntemleri bulunmaktadır. Bağlı karakter bozukluğu, aşırı, göstermelik, kendine düşkün, şizofrenik, şizotipal, anti sosyete ve aşırı titiz bozuklukları da bu grup bozukluklar arasında yer almaktadır.
Şimdi de farklı psikolojik bozukluklar ile tanıştıktan sonra bu bozuklukların neden oluştuğunu ve meydana geldiğini ele alacağız.

Psikolojik bozukluklar alanında farklı nedenler ile karşı karşıyayız. Gerçekte bir bozukluk için tek bir neden göstermek yanlış olur. Her zaman belli koşullar ve genetik zeminler bu hastalıklara yol açar. Çevresel etkenler ve eğitilme şekli de psikolojik bozuklukların meydana gelmesine neden olabilir. Bu arada kimi risk etkenleri de hastalığa yakalanma riskini arttırır. Sohbetimizin devamında kişinin karakteri, genetik, çevresel etkenler, biyolojik etkenler, uyuşturucu madde ve uygunsuz modeller ve örneklerin bu hastalıklara yakalanmaktaki rollerini ele alacağız.
Kimi karakteristik özellikler kişiyi psikolojik sorunlara karşı açık bir hedef haline getirebilir. Örneğin aşırı duygusallık ve duygusal dengesizlik karakteristik özellikten ziyade psikolojik ve karakter sorunlarının zemini sayılabilir. Öğretim bozukluğu gibi bazı bozukluklar ise kalıtımsaldırlar. Tabii kalıtım ve genetik hastalık demek ebeveynlerin hasta olması durumunda muhakkak çocuklarının da aynı hastalığa yakalanacağı anlamına gelmiyor. Çevresel koşullar da bu durumda çok önemli bir role sahipler.
Genellikle kişi, uygun olmayan bir ortamda yetişirse, eğitilirse büyük ızdıraplara da maruz kalır. Yanlış çocuk eğitme yöntemleri, fiziksel ve cinsel tacizler ve zararlar, şiddete maruz kalmak, duygusal ve heyecansal ihtiyaçların giderilmemesi psikolojik bozuklukların ortaya çıkışında etkilidir.
Biyolojik etkenler de psikolojik bozuklukların ortaya çıkışında etkilidirler. Beyinsel süreçler ve hormonal değişiklikler ve kimi zaman da fiziksel hastalıklar psikolojik hastalığa zemin hazırlarlar. Fiziksel durumlarından dolayı depresyona kapılmış insanlar ise bunun açık örneğidirler. Ayrıca uyuşturucu madde tüketimi de beyinsel işlevleri dönemsel ve uzun vadeli olarak değiştirmesinden dolayı kişide huy ve davranışların değişmesine yol açıp psikolojik bozukluğa neden olur. Uyuşturucu madde, şizofreni belirtilerini genel olarak da halüsinasyonu şiddetlendirir.

Kötü ve uygunsuz örnek ve modeller ise uygun olmayan davranışları kişiye öğretip onu psikolojik bozukluk yaşama riskini arttırır. Örneğin fobi isimli hastalıklar aynı şekilde yaşanırlar ve çocukluk döneminden kaynaklanırlar.
Psikolojik bozuklukların tedavisinin ilk adımı bu bozuklukların teşhis edilmesidir. Aslında bu hastalıklara teşhis koyma yöntemleri sıradan fiziksel hastalıklara teşhis koyma yöntemlerinden tamamen farklıdır. Fiziksel hastalıklarda laboratuvara dayalı yöntemler olsa da psikolojik bozukluklar için laboratuvar veya kan numunesi diye bir şeyin anlamı yoktur.
Psikolojik bozuklukların teşhisinin genel yöntemi ise uzmanların kişinin psikolojik sağlığını değerlendirmesi ve taramasıdır. Psikologlar psikolojik bozuklukları ölçmek için kendilerine özgü araçları bulunmaktadır. Bunlardan biri de "gözetleme ve müşahede altına almaktır." Bu yöntem sayesinde doktorlar hastalık belirtilerini görüp teşhise başlayabilirler. Tabii müşahede altına almak çocuklarda yaşanan psikolojik sorunlarda çok daha etkilidir.
Bu doğrultuda önemli teşhis yöntemlerinden biri de hasta ile konuşma ve onunla mülakat gerçekleştirmektir. Bu süreç içerisinde uzman kişi belli soruları yönelterek hastalığın belirtileri ve emarelerini belirleyebilir. Böylece teşhis için gerekli bilgileri de toplayabilir. Bunların yanı sıra psikolojik testler de psikolojik bozukluklara tanı koymak için yardımcı ve tamamlayıcı yöntem sayılabilir.
Psikolojik hastalığa tanı koyulmasının ardından ikinci adım hastalığın şiddetlenmesinin önlenmesi ve tedavi doğrultusunda müdahalelerin yapılmasıdır. Tüm psikolojik bozukluklarda kişinin acı çektiği perişan olduğu görülmektedir. Demek ki psikolojik sorun kişiyi perişan edip onu sorunlarını çözmek için uzmana ve danışmana yöneltir. Bu yüzden psiko-bilişsel tedavilerin zarureti de kişinin acılarının ve elemlerinin azaltılmasıdır. Bu çerçevede psikolojik bozuklukların tedavisi farklı gruplara ayrılmaktadır. Akut ve aşırı psikolojik bozuklukların tedavisinde eş zamanlı olarak ilaç ve psiko tedaviden yararlandığı da söylenmelidir.
İlaçla tedavi aslında biyolojik bir tedavi türüdür. Psikolog ilaç reçete ettiğinde ilaç psikolojik bozukluğun biyolojik etkenlerini etkileyebilir ve kişinin iyileşmesine de yardımcı olabilir. Nöro-geri bildirim, biyo-geri bildirim ve elektroşok da psikolojik tedavide kullanılan yöntemlerdir. Biyolojik tedavi yöntemleri şizofreni, biyopolar ve cinnet türlerinin tedavisinde kullanılmaktadır.
Konuşma destekli tedavi yöntemleri ya da psiko-bilişsel tedaviler de etkinlikleri araştırmalar sayesinde ispatlanan yöntemlerden sayılır. Psikologlar, davranışsal-bilişsel, psikanaliz, eş tedavi ve aile terapi, vücut ve insan eksenli tedavi gibi deneyimsel tedaviler ve post modern tedavi yöntemlerine de baş vurabilirler.

Aslında her hastalıkta olduğu gibi psikolojik hastalıklarda da en önemli tedavi yolu önlem almaktır. Bu yüzdendir ki toplumcu piskoloji ve de sağlık ve hijyen uzmanları hep önlem almaya vurgu yapmaktadırlar. Gerçekte toplumda kamu sağlık düzeyinin artması ve psikolojik bozukluklara sebebiyet veren çevresel saiklerin azalması ile uzun vadeli olarak psikolojik sorunların da azalacağı ortadadır.