Mayıs 29, 2016 07:49 Europe/Istanbul

Geçen bölümde Ayetullah Hamenei’nin görüş ve düşüncelerinde islami vahdetin konumu ve önemine değindik ve dedik ki islam inkılabı rehberi Ayetullah seyid Ali Hamenei tefrika ve kopukluğu islam dünyasının acı zehiri olarak görüyor ve islam ülkelerinin zengin yeraltı kaynaklarını yağmalamaya çalışan sömürgecileri bu ihtilafların şiddet bulmasında en önemli rol ifa ettiğine inanıyor.

Ayrıca anlatıldığı üzere Ayetullah Hamenei ecnebilerin şii ve sünniler ile düşmanlığını, aslında islamın özü ile mücadele hedefi kapsamında gördüğünü, buna binaen bazı şii ve ehli sünnet grupların birbirlerine karşı hakaret etmelerini islam düşmanlarının hedeflerinin gerçekleşmesi yolunda değerlendirdiğini ve her iki grubu böyle meselelerden uzak durmalarını tavsiye ettiğini ifade ettik. Bu programımızda geçen sohbetimizin devamında Ayetullah Hamenei’nin bakış açısından islami vahdetin önemi ve pratikte islami vahdetin gerçek anlamda tahakkuku için önerdiği İslami Mezhepler Takrib Kurumu’nun kurulması planını masaya yatırmak istiyoruz.

 

Ayetullah Hamenei dini menasikleri islami vahdetin gerçekleşmesinde en önemli değer olarak tanımlayıp ve müslümanların fikri ve itikadi birlikteliğinin tecellisi olan hac merasimlerini bu hedefin doğruya ulaşması için en önemli araç olduğunu söylüyor. Rehber Hamenei hac merasimlerini müslümanların fikir teatisi ve islami ümmetin ortak dertlerinin beyan edilmesi için uygun bir fırsat olarak değerlendirip bu konuda şu ifadelere yer veriyor:

Bize göre islam, müslümanların vahdetini ve yüce Allah’a inanan güçlerin ittihadını farizelerden biri olarak tanımlamıştır.Bizce haccın en büyük hedeflerinden biri müslümanları birbirlerine yakınlaştırmaktır. Nitekim cenabı hak Hac suresinin 27. Ayetinde şöyle buyuruyor: ’’İnsanlar arasında haccı ilan et ki, gerek yaya olarak, gerek uzak yollardan gelen yorgun develer üzerinde sana gelsinler.’’

İşte alemin tüm müslüman insanlarını belli günlerde arafat, maşar,mina ve mescidü’lharam gibi sınırlı alanlarda bir araya toplanması bunu içindir. Neden bunlar müslümanların birbirleri ile tanışmalarından korkuyorlar? Elbette ki islami vahdet ve müslümanların görüş, bakış ve sözlerinde ittihad, sömürünün başını çeken gaddar Amerika’nın dünyada sultacılık araçları için tehlikelidir.


Rehber Hamenei Resulullah’ın –sav – ehli beytine bağlı kalmayı, vahdetin gerçekleşmesi yolunda islam dinin bir başka önemli değerlerinden sayıp ve islami fırkaların ortak noktası olan ehli beyt sevgisi ve dini maarifin öğretimi meselelerini müslümanların birlik ve beraberliğine neden olacağıni kayd ederek şöyle buyuruyor:

Islam dünyası ehli beyt –sa- ile ilgili iki noktada birleşebilir; bunlardan biri olan muhabbet ve sevgi duygusal ve ideolojik bir meseledir ve müslümanlar ehli beyte karşı sevgi ve saygıda bulunmaya tavsiye edilmişler ve herkes onu Kabul etmiştir. Bu konu tüm müslümanların ortak duygu odağı olabilir. İkinci nokta ise ilahi hikmet ve maarifin öğrenilmesi ve din öğretileri bir adalet olarak Kuran–ı kerim ve hadisi sakaleyn üzerinden aktarılmalıdır ki yine de bu hadisi şii ,sünni ve çeşitli islami fırkaları rivayet etmiştir. İslam dünyasında ehli beyt (sa)’nın bayrağını dalgalandırma önemli bir konudur ve gerçekten de islam dünyasını ve müslümanları bir araya toplayabilir. Bugün bu büyük fırsat tüm müslümanların elinde mevcuttur.


Ayetullah Hamenei’nin pratikte islam vahdetinin gerçekleşmesi için önermiş olduğu planlardan biri İslami Mezhepler Takrib kurumu’nun kurulmasıdır. Bu kurum islami fırkalarının önderlerinin birbirleri ile buluştuğu ve ihtilafları azaltma yolunda görüş alışverişi ile yakınlaşmayı sağlamak için bir diyalog ortamdır. Rehber Hamenei bu kurumun kuruluş felsefesi ve amaçları hakkında şöyle buyuruyor: Dünyada bir milyar insan yaşıyor ki bu insanlar Allah, peygamber, namaz,hac, kabe, kuran ve bir çok dini konularda birlikte bir görüşe sahiptirler. Bir kaç konuda da ihtilafları var.Şimdi bunlar bir kaç görüş ayrılığı nedeniyle birbirleri ile savaşsın da bunun yanında Allah, resullullah, din ve her şeye karşı olan kişi kendi bildiğini yapsın. Acaba bu akıllıca mıdır? Biz dedik ki alim ve aydın kesimlerden kaç kişi bir araya gelsin ve kültürel ve bilimsel bir düzeyde yakınlaştırma maksadıyla islami mezhepler arası yakınlaşma müessisesini kursunlar. Ehli sünnet mezhebinde dört fıkhi mezhep mevcut, imamiye mezhebi var,Zeydiye mezhebi var ve diğer islami mezhepler de mevcuttur. Bunlar bir araya gelerek dini ve bilimsel meselelerde ne kadar birbirleri ile işbirliği yapabileceklerini ele alsınlar.

Ayetullah Hamenei böyle bir kurumun oluşmasını islam dünyasının gerekliliği ve ona hakim olan temel stratejiyi islami vahdetin diplomasisi olarak tanımlamıştır.Rehber Hamenei böyle bir kurumun oluşmasının sonuç ve getirileri hakkında şöyle buyuruyor:

Bugün islam dünyası bu yakınlaşmaya muhtaçtır. Islami fırkalar bu yakınlaşmada , fikir ve inanç açısından birbirlerine yakınlaşmaları gerekir. Belki bazı fırkaların birbirlerine karşı olan zihniyetleri müzakere ve diyalog yolu ile iyi sonuçlara varır ve bazı yalnış anlamalar giderilir ve bazı inançlar ılımlı hale gelir ve bazı düşünceler gerçek anlamda birbirlerine yakınlaşır. Eğer böyle sonuçlara varırsa başka bir biçimden daha iyidir.En azından ortak konular üzerinde durulur ve bu müzakere ve diyalogların en az faydası da bu olacak. Bu yüzden tefrika yaratacak meselelerin sunulmasından kaçınmak lazım.


Değerli dinleyiciler için Rehber Hamenei’nin maksadı Takrib kurumunda islami vahdet diplomasisinin izlenmesinden ne olduğu soru işareti olabilir. Şöyle izah etmek gerekir ki vahdet diplomasisinde sırf milli çıkar ve getirilerden öteye, islam dünyasının çıkarları söz konusudur. Islami vahdet bir ülkenin değil ve tüm islam dünyasının çıkarlarını dikkate alır.Gerçi islam dünyasının çıkarlarını sağlama çerçevesinde müslüman ülkelerin de milli çıkarları sağlanmış olur ancak bu arada diplomasi tanımlamasında gizli kalan çıkarlardan maksad milli çıkarları içeren islami menfaat ve maslahatlardır. Güçten anlaşılan maksad ise islam dünyasının en önemli güç bileşeni olan islami vahdettir.O zaman ’’İslam ülkeleri ve islam dünyasının çıkarı ve islamın maslahatını sağlama kapsamında islami vahdeti uygulama ve hayata geçirme tekniği, vahdet diplomasisinin tanımlaması olacaktır.

Bu diplomasinin gerçekleşmesinde temel bileşenlerden biri tüm islami ülkelerde çıkar ve maslahatların ittihadı için ortamı hazırlamaktır. Bu demektir ki eğer islami toplumun bir bölümü bilimsel, ekonomi veya askeri alanda güçlü bir seviyeye ulaşmışsa bu kısmın elde ettiği başarısı islam dünyasının diğer bölümlerine de yansıyacaktır. Örneğin İran, Pakistan, Endonezya veya Mısır gibi islami ülkelerden biri belli bir alanda teknoloji ve bilim dallarında gelişimi elde etse bu gelişim diğer islami ülkelere de kolayca varabilecek. Bileşenlerden bir diğeri ise ortak düşmanı tanımaktır. Örneğin siyonist rejimin bir tek Filistin ile düşmanlığı sadece bu ülke ve Filistin’in komşuları ile değil, aynı zamanda islam dünyasının tümü ile düşmanlığı anlamına gelir ve bu meseleyi anlamak müslümanların birbirlerine yakınlaşmaları açısından etkin bir rol ifa eder.


İslami vahdet diplomasisinde anlaşılması gereken bir başka konu da elitlerin bu süreçteki rolleridir. Bu diplomasinin şekillenmesi için her şeyden önce islam dünyasında Elitler Diyaloğu’nun oluşması gerekir çünkü diyalog yolu ile diplomasi anlam bulur ve bu yüzden iletişim meselesi diplomasinin önemli bir unsuru olarak tanımlasak, islam dünyasının elitleri arasında ilişkileri vahdet diplomasisi için elzem ve zaruri bir etken olduğunu anlarız, öyle ki bu kısım arasında diyalog olmadan islami vahdet eksik ve sakat kalacaktır. 017 015