Haziran 11, 2016 06:24 Europe/Istanbul

Yüce Allah’ın bereket, rahmet ve mağfiret dolu ayı kullara geliyor ve bütün insanları ilahi ziyafete davet ediyor.

Ramazan ayı gündüzleri en iyi gündüzler, geceleri en iyi geceler ve saatleri en iyi saatlerdir. Bu ayın her anında Allah tealayı hissedersiniz ve her anı, canımız gibi korunması ve kolay kolay elden gitmesine müsaade edilmemesi gereken bir aydır.

Gerçekten de, acaba bir gecesi bin aydan daha üstün ve daha faziletli olan Ramazan ayı gibi bir ay bulabilir miyiz? Acaba, cennet kapıları ay boyunca açık ve cehennem kapıları kapalı olan Ramazan ayından başka bir ay bulabilir miyiz? Acaba içinde nefes almak tesbih etmek ve uyumak ibadet etmek şeklinde kabul edilen Ramazan ayından başka bir ay bulabilir miyiz?

O zaman gelin bu ayın kıymetini bilelim ve değerli anları gelip geçmeden biz de bu akan rahmet pınarından nasibimizi alalım.

Ramazan ayı, Kur'an'ı Kerim baharı, Hak teala katına dua ve münacat baharıdır. Hiç bir ayda mübarek Ramazan ayı kadar dua, münacat, zikir ve mustahap namazlara vurgu yapılmamıştır.

Ramazan ayının her günü kendine özgü duası ve her gecesi de kendine özgü namazı ve zikri vardır.

Ancak Ramazan ayı aynı zamanda bekleyiş ayıdır, çünkü bu ayda yapılan dualar ve münacatlar Allah katına kulluk ruhunu ve af ve mağfiret ve kurtuluş talebini yansıttığı kadar ehli beyt –s– devletinin kuruluşu ve bekleyiş ruhunu da yansıtır.

Mübarek Ramazan ayında yapılan ameller şöyle bir gözden geçirildiğinde, Allah teala katına yalvarış ve kulluk ifadesinden başka, bu amellerde iki önemli konu daha ciddi bir şekilde gözetildiği anlaşılır. Bunların birincisi varlık aleminde ilahi hüccet ve imamın rolü ve ikincisi ehli beyt –s– devletinin zuhur etmesi için bekleyiş ve hazırlıklı olmaktır.

Şimdi konunun daha iyi anlaşılması için bu iki konunun tecelli ettiği bazı duaları ve münacatları gözden geçirmek istiyoruz.

Şii mezhebinin inancında imamet meselesi sadece insanların inanç ve şer’i işleri ve hatta sosyal veya siyasi meseleleri ile sınırlı değildir. Şii inancına göre İmam, yüce Allah’ın hücceti olarak tekvin aleminde de rol ifa eder ve ilahi feyzin kullara ulaşmasının aracısıdır. Bir başka ifade ile yüce Allah’ın varlık aleminde mukadder buyurduğu her şey, çağın imamı ve hüccet aracılığı ile insanlara yansır. İşte bu yüzden İmam Hadi’den –s– nakledilen Camiatul Kebire duasında masum imamlara hitaben şöyle arz etmekteyiz:

Allah teala varlık alemini sizin vesilenizle başlattı ve sizin vesilenizle sona erdirecektir. Allah teala sizin vesilenizle yağmur nazil eder ve sizin vesilenizle irade buyurduğu zamana kadar göğün yere düşmesine mani olur ve sizin vesilenizle gam ve kederi ortadan kaldırır ve zorlukları yok eder.

İmam Hüseyin’in –s– İmam Sadık’tan –s– nakledilen Mutlake ziyaretinde şöyle okumaktayız:

İlahi irade mukadder buyurduğu her şeyi size havale etmiş ve sizin evlerinizden çıkar.

Masum imamlara ve ilahi hüccetlere yönelik bu bakış ve inanç sayesinde Kadir gecesi da anlam kazanır. Bu gecede melekler ve ruh ilahi izinle varlık alemi için belirlenen programı Allah teala tarafından velayet için seçilen kimseye sunar. Nitekim İslam Peygamberi’nden –s– rivayet edilen bir hadiste şöyle okumaktayız:

Kadir gecesine iman edin. Bu gecede bir yılda yaşanacak her şey nazil olur ve bunun için benden sonra önderler vardır ki bunlar, Ali bin Ebu Talib ve onun 11 torunlarıdır.

Dolaysıyla mukaddes Kadir gecesini içinde barındıran Ramazan ayı, insanların dikkatini genel olarak ilahi hüccetlerin ve özel olarak İmam Zaman ve hüccetin varlık alemindeki seçkin konumuna çekmek ve bu ilahi feyz aracılarına yönelik görev ve sorumluluklarını hatırlatmak için en uygun fırsatlardan sayılır.

Merhum Meclisi, mübarek Ramazan ayının amelleri hakkında şöyle diyor:

Ramazan ayının her gecesi için belirlenen görevlerden biri, kulun her iyi duanın başında ve her şayeste amelin sonunda yüce Allah’ın kulları arasında ve topraklarında halefi olarak bildiği kişiyi yad etmesidir. Çünkü o halef oruç tutan kimsenin tüm hacetlerini karşılamakla yükümlüdür, yani yemeğinden içeceğine kadar başka ihtiyaç duyduğu her şey, yani yüce Allah’ın halefenin elinde olan tüm araç gereçleri karşılamakla yükümlüdür. Yine her oruçlu insan Allah’ın o halefine şayeste olduğu şeye göre dua etmekle görevlidir ve Allah teala ve onun halefi  ona böyle bir konum ve mevki sunduğuna inanmalıdır.

Merhum Meclisi bu ibarenin ardından İbni Ebi Kara’dan  şu rivayeti nakletmiştir: Ramazan ayının 23. Gecesinde ayakta veya oturmuş vaziyette veya hangi konumdaysan ve ayrıca bu ay boyunca her ne şekilde olursa olsun ve hatta ömrün boyunca Allah tealanın adını anmak ve peygamberine ve hanedanına selam ve salavat getirmekten sonra şöyle de:

Ey yüce Rabbim, en iyi selamlar ve salavatlar onun ve atalarının üzerine olan emrini ikame eden ve emrinin velisi olan Mehdi’yi bu saatte ve tüm saatlerde koru, ona yar ve yardımcı ve destekçi ol ki ona bu dünyada zorla değil, halkın istek ve iradesiyle mevki kazandır ve onu yeryüzünde muvaffak eyle.

Bu anlatılanlardan anlaşıldığı üzere bizim yapmamız gereken şey, mübarek Ramazan ayında yakaladığımız fırsatı bir yandan Hz. Mehdi’nin –s– konumunu ve varlık aleminde  ve tüm insanların geleceğinde ifa edeceği rolü gözeterek doğru biçimde tanımak ve öbür yandan bu mukaddes zatın ve hepimizin ilahi feyzlerden yararlanmanın aracı olan bu büyük insanın karşısında görev ve yükümlülüklerimizi iyi bilmiktir. Şunu da bilmeliyiz ki tüm ilahi belerektler ve nimetler o hazretin mübarek varlığı sayesinde bizlere verilmektedir ve bu yüzden o hazrete yönelik her türlü duyarsızlık ve gaflet büyük bir haksızlık ve nankörlük olur ve Allah teala bu günahı kolay kolay affetmeyecektir.

Öte yandan mübarek Ramazan ayında yapılması üzerinde vurgu yapılan bazı dualarda da bekleyiş meselesi ve İmam zaman’ın –s– zuhuru için hazırlık yapmak gündeme gelmiştir.

Bu dualardan biri İftitah yani Açılış duasıdır. Bu duanın Ramazan ayında her gece okunması tavsiye edilen bir dua olduğu bilinir. Bu dua hakkında dikkat çeken nokta ise üçte birinden fazlasında ehli beyt –s– devletinin zuhuru ve Hz. Mehdi’nin –s– zaferi için niyazda bulunmak ve o hazretin hicranında hasret çekmekten şiyaketçi olmak  yer alır.

Duanın bir kısmında şöyle okumaktayız:

Ey yüce Rabbim, emrinin velisine, beklenin kaim ve adaleti inşa edecek o büyük insana selam gönder ve onu katına yakın olan meleklerinle koru ve ruhulkudüsle yardım et. Ey alemlerin yüce Rabbi, onu kitabına çağıran ve dinini ihya eden yap, onu yeryüzünde  halefin yap, ondan öncekileri yaptığın gibi.

Yine duanın bir başka bölümünde şöyle okumaktayız:

Ey yüce Rabbim, biz senden İslam’ı ve müslümanları onun aracılığı ile izzetlendirecek ve nifak ehlini horlayacak o büyük insanın devletini inşa etmeni niyaz ediyoruz. Ve o devlette bizleri sana itaat etmeye davet edenlerde ve senin yoluna hidayete erdirenlerden eyle. Bu devletin sayesinde bize dünyada keramet ve ahirette rızık ver.

İftitah ya da açılış duasının bir bölümü İmam Sadık’ın –s– mübarek Ramazan ayına girerken okuduğu uzunca duanın bir bölümünde de yer almaktadır.

Mübarek Ramazan ayında okunan ve muhtevasında bekleyiş ve zuhur için hazırlık yer alan dualardan biri de merhum şeyh Abbas Kumi’nin Mefatihul Cenan adlı dua kitabında Hac duası adıyla sözünü ettiği bir duadır.

Merhum Kelini ise bu duayı İmam Cafer Sadık’tan –s– naklen beyan etmiş ve mübarek Ramazan ayının her gününde okunmasını tavsiye etmiştir.

Duanın bir bölümünde şöyle okumaktayız:

Ey yüce Rabbim, senden benim ölümümü senin yolunda ve peygamberinin bayrağı altında ve has kullarınla omuz omuza ölme şeklinde mukadder buyurmanı istiyorum, senden senin düşmanlarını ve peygamberinin düşmanlarını benim elimle helak etmeni niyaz ediyorum.

El Kafi kitabının bazı müfessirlerinin belirttiği üzere burada peygamberin bayrağından maksat, hali hazırda Hz. Mehdi’nin –s– elinde bulunan bayraktır. Bir başka ihtimal ise hem peygamberin ve hem Hz. Mehdi’nin bayrağı ikisi da hak bayrağı olmakta ortak olduğundan, Hz. Mehdi bayrağından da peygamberin bayrağı şeklinde söz edilmiş olmasıdır.

Mübarek Ramazan ayında bir nevi ehli beyt –s– devletini inşa edecek Hz. Mehdi’nin beklendiğine işaret eden başka dualar da vardır. Bu devlette tüm fakirler gani olacak, aç insan kalmayacak, çıplaklar giyinecek, borçlar ödenecek, sorunlar çözümlenecek ve sonuçta müslümanların tüm işleri yoluna girecektir.

Ve son olarak şunu da hatırlatmalıyız ki zuhur işaretlerinden biri, semavi nidanın Ramazan ayında vuku bulacağıdır. İmam Bagır –s– bu semavi nida ancak Allah’ın ayı olan Ramazan ayında yükseleceğini buyurmuştur. Bu nida Hz. Cebrail’den –s– insanlara hitaben yükselir ve Hz. Mehdi’nin –s– adı her tarafta yankılanır, öyle ki yeryüzünden yaşayan tüm insanlar bu nidayı duyacaktır. Bu nidayı duyan uyuyan herkes korkudan uyanacak, ayakta duranlar oturmak zorunda kalacak ve oturan herkes anında yerinden fırlayacaktır. Umulur ki biz de bu semavi nidayı idrak eder ve hakettiği gibi karşılık verenlerden olur ve Hz. Mehdi’nin –s– yardımcılarının saflarında yer alırız.