Haziran 15, 2016 06:36 Europe/Istanbul

Mübarek Ramazan ayının fırsatlarından nasıl daha fazla yararlanabiliriz? Bu soru her müslümanın aklına gelen bir sorudur.

İslam dininin önde gelen büyükleri sürekli Şaban ayını, Ramazan ayında ilahi ziyafat sofrasının başında oturmanın hazırlık ayı olarak tanımlamıştır. Buna göre ilahi ziyafet ayından daha fazla manevi feyz alabilmek için daha önce fikri ve ruhi açıdan kendimizi hazırlamamız gerekir.

Peki ama, bu has fırsattan en iyi şekilde yararlanabilmek için nasıl bir program hazırlamalı ve neler yapmalıyız? Acaba hangi ameller daha iyi ve daha faziletlidir.

Bu ve bunun gibi sorular gönlü aydın olan her mümin için gündeme gelen sorulardır. Biz de buna göre Ramazan ayının manevi feyzinden daha fazla yararlanabilmek için bu ayın bazı adabından söz etmek istiyoruz.

Bilindiği üzere tüm dini programların en önemli amaçlarından biri nefsin terbiye edilmesi ve ahlakın düzeltilmesi ve ilahileşmesi ve kurtuluşa ermektir. Mübarek Ramazan ayı ise bunun için uygun bir fırsat sayılır. Bu ayda insan tüm isteklerine ve heveslerine gem vurmalı fırtınalı içgüdülerini ve öfkesini ve şehvetini ve nefsani heva ve heveslerini kontrol altına almalıdır.

Bu ayda daha fazla ruhi ve manevi açıdan Allah tealaya ve ibadete ve münacata ve zikirlere yönelmek, Ramazan ayının feyzini idrak etmiş olmanın sonuçlarıdır.

Tevbe etmek, bu ayda üzerinde durulması gereken bir başka önemli konudur ve insanların günahlardan temizlenmelerine vesile olur ve bunun için Kadir gecelerinde istiğfarda bulunmak ve bu geceleri ihya etmek tavsiye edilir.

Gerçekte uyanık ve basiretli insanlar Ramazan ayından yaşamlarında büyük bir ahlaki ve ruhi değişim fırsatı şeklinde yararlanır. Allah Resulü –s– de Şabaniye hutbesinde Ramazan ayını karşılamanın önemli eksenlerine vurgu yaparken, ahlak ilkelerini önemsemek, günahtan kaçınmak ve Allah’a ve kullarına karşı görev ve sorumlulukları yerine getirmek ve şer’i ibadetleri yapmak bu eksenlerin en önemlileridir.

İnanç, ahlak, talim ve terbiye ve sosyal alanlarda dini maarifle tanışmak başta gençler olmak üzere müslümanlar için önemli bir zarurettir. Bunun için yılın tüm ayları ve mevsimleri uygundur, ancak mübarek Ramazan ayının havası ve camilerde ve minberlerde ve oturumlarda ve medya organlarında ve okullarda düzenlenen tebliğ içerikli programların has bir özelliği söz konusudur.

Buna göre mübarek Ramazan ayını maarif dersine dönüştürmek için çaba harcamalıyız. Her müslüman dini oturumlara ve celselere katılarak maarifini geliştirmelidir. Yine bu ayda İslamî kaynakları gözden geçirmek için plan yapmak gerekir. Gerçekte dinimizin temellerini derinlemesine idrak etmeyen aziz gençlerimiz hiç kuşkusuz düşmanların telkinlerinden ve yarattıkları şüphelerden etkilenir, öyle ki düşmanların bu tür komploları genç kuşakla İslam arasını açabilir.

Bu yüzden mübarek Ramazan ayında izlenmesi gereken programlardan biri maarif bilimimizi geliştirmektir. Bu arada dini oturumları düzenleyenler ve dini programları hazırlayanlar da bu has fırsattan daha fazla verimli bir şekilde yararlanmak için emek harcamaları ve bu tür oturumları daha değerli ve daha faydalı hale getirmelidir.

Gerçi ahkam ve fıkhi meseleler de dinin ayrılmaz parçalarıdır, fakat bunlar da mübarek Ramazan ayında ayrı bir önem kazanır.

İnançlı bir müslüman ibadetine ve şeriatine bağlı kalmalıdır. Yani her müslüman amelleri için en ince detayına kadar günlük ve bireysel ve toplumsal programları geliştirmeli ve tüm amellerini fıkıh ilmine göre yerine getirmelidir.

Haram ve helal olan her şeyi bilmek, dinin vecibelerini ve yükümlülüklerini idrak etmek, ibadetleri doğru biçimde yerine getirmek ve benzeri durumlar ise ahkamı iyi bilmeyi gerektirir. Bir başka ifade ile dini meseleleri bilmek bir müslüman için hem gereklidir, hem onur ve itibar kaynağı sayılır.

Mübarek Ramazan ayı, bazı şer’i ve fıkhi hükümlerin gündeme gelmesi için iyi bir fırsattır. Buna göre bazı ulema meseleleri anlatır, oruç tutan müslüman insan da bu ayda ahkamı öğrenmeye daha fazla rağbet gösterir. Bu yüzden mübarek Ramazan ayı fırsatından meseleleri öğretmek ve öğrenmek için yararlanmak gerekir. Üstelik sadece oruç hükümlerini değil, insanın bireysel ve toplumsal yaşamında karşılaştığı her türlü meseleyi öğretmek ve öğrenmek gerekir.

Yine dini tebliğ etme ve kültürel faaliyetler gibi alanlarla uğraşanlar da programları ve zamanının bir bölümünü bu önemli işe ayırmaları gerekir. Maalesef insanların arasında şer’i meselelerle yeterince aşina olmayanların sayısı az değildir. Bazı insanlar ihtiyaç duymadıkları için bazıları da sormak ve öğrenmekten utandıkları için dini meseleleri öğrenmeye yanaşmaz. Ancak bu süreçte hatiplerin, ulemanın ve din adamlarının görevi çok ağırdır. Bunlar ahkam öğretme işini daha yeni yöntemler ve daha cazip bir şekilde programlarına almalıdır. Nitekim her konuşmadan önce bir kaç kısa meseleyi gündeme getirmek ve anlatmak çok faydalı olabilir.

Gerçek ihya, gençleri Allah’ın dinine ve ehli beyti –s– fertlerine yöneltecek ve dini, sosyal ve siyasi bilgilerini geliştirecek ve nefsini tezhip ettirecek ve ibadetini yapacak bir merkezin bulunmasıdır. Bunun için bir yandan camilerin düzenlediği programlar çok titiz bir şekilde hazırlanmalı ve öbür yandan camilerin atmosferi cazip hale getirilmeli ve yine gençleri ve hatta yetişkinleri camilere çekecek biçimde davranılmalıdır.

Her yıl mübarek Ramazan ayına yaklaşırken camilerin tozdan arındırma merasimi düzenlenir. Gerçi bu amel camilerden tozun silinmesine ve gençlerin camilere gelmesi için bu ortamın daha uygun hale gelmesine vesile olur, fakat bu amel, işin sadece küçük bir parçası sayılır.

Gerçekte gençlerin cami gibi manevi bir mekana gelmeleri için bu tür mekanların çekim gücü çok güçlü olmalı ve böylece gençlerin eğlence veya muhtemelen fesat merkezlerine yönelmelerini engelleyebilmeli ve bu kesimde kulluk şevkini geliştirmelidir. Bu ise, cami yöneticlerinin uygun davranışları ve gençlerde şevk uyandıran tutumları ile mümkün olur. Camilerin temiz tutulması da bu sürecin bir parçasıdır. Yine camilerde faydalı ve eğitici programların düzenlenmesi ve muhtevalı konuşmaların yapılması da gençlerin camilere yönelmesinde etkili sayılır. Kuşkusuz camilerde yarışma düzenlemek, kütüphane açmak, faydalı filmleri göstermek, sergi açmak, kitap ve kaset sunmak gibi yan hizmetler de gençlerin camilere akın etmesinde etkilidir.

Mübarek Ramazan ayı doğal olarak gençlerin daha çok camilere gelmelerine vesile olur. Bu yüzden bu fırsatı değerlendirmek ve camilerin cazibelerini arttırmak ve camilerin Ramazan ayını ve Ramazan aylarının camilerini daha verimli ve daha diri hale getirmek  ve camilerin manevi imarına katkı sağlamak gerekir.

Gönül ehli olanlar Kur'an'ı Kerim’le haşır neşirdir ve bu ilahi kitabı okumak ve ayetleri üzerinde düşünmekle kalbini yakin çeşmesinde hidayet nuru ile yıkar. Ve mübarek Ramazan ayı ilahi kelamla daha fazla alışmak ve gönlümüzü ilahi kelamın nuru ile aydınlatmak için en güzel fırsattır.

Kur'an'ı Kerim celseleri bu ayda daha çok düzenlenir. Yine bu ayda evlerde, mağazalarda, okullarda, işyerlerinde ve camilerde Kur'an'ı Kerim tilaveti daha çok yaygındır. Bir başka ifade ile Ramazan ayı, Kur'an'ı Kerim’in baharıdır. Bazıları bu mübarek ayda en az bir kez Kur'an'ı Kerim hatetmeye bağlıdır ve günde bir cüz okuyarak ay sonuna kadar Kur'an'ı Kerim’i sonuna kadar tilavet eder. Bazıları ise daha fazla saadetlidir ve bu ilahi kitabı bir kaç kez hatmeder.

Gerçekte Kur'an'ı Kerim’in nurani geceleri bu semavi kitapla alışmak için en güzel fırsattır. Nitekim camilerde ve evlerde düzenlenen Kur'an'ı Kerim celseleri de insanların Kur'an'ı Kerim ile alışmalarına yardımcı olur. Buna göre her müslüman bu ayda hem kendisini ve hem çocuklarını Kur'an'ı Kerim ile alıştırması gerekir.

Yine mübarek Ramazan ayında Kur'an'ı Kerim kursları çok yaygındır. Kur'an'ı Kerim tilavet edemeyenler veya bu alanda bazı zayıf yönleri bulunanlar bu kurslara katılarak eksikliklerini gidermeye çalışır.

Ramazan ayında Kur'an'ı Kerim ders verebilen insanlar kendi mahallelerinde ve camilerde Kur'an'ı Kerim kursu düzenleyerek ilahi ziyafet safrasında daha büyük savaplarla oturur.

Yine her gün radyolardan yayınlanan Kur'an'ı Kerim’in bir cüz’ü insanların ona kulak vermeleri ve kıraat için fırsatı olmayanların en azından tilaveti dinleyerek bu ilahi kitapla haşır neşir olmaları ve alışmaları için iyi bir fırsattır. Radyolardan her gün yayımlanan Kur'an'ı Kerim tefsiri de çok faydalı sayılır.

Ramaza ayı açlık, susuzluk ve mahrumiyetleri tatmak için uygun bir fırsattır. Oruç tutan insan kendi iradesi ile elinin altında her türlü yiyecek ve içecek bulunduğu halde imsak eder. Ama bazı insanların zaten yiyecek veya içecek bulamadıkları ve bunun hasretini çektikleri de bir gerçektir. Buna göre orucun felsefelerinden biri, karnı tok olan insanların aç ve muhtaç insanların halini anlaması ve böylece onlara yardım etmeye karar vermesidir. Nitekim mübarek Ramazan ayında aç insanları doyurmak ve oruçlu insanlara iftar sunmak büyük fazileti olan bir ameldir.

İftar vermek, yoksulların kaybini saran yoksulluk acısını giderecek veya hafifletecek şekilde olmalıdır. Masraflı ve şatafatlı iftar sofraları kurmak ve sadece gözdeleri ve eşrafı ve eşi dostu bu sofraya çağırmak ve yoksullara ve muhtaç insanlara yer vermemek, Allah teala ve peygamberinin asla tavsiye etmediği bir durumdur.

Mübarek Ramazan ayının bir başka önemli boyutu, bu ayda kılınan namazlar ve okunan dualardır. Bu mübarek ay Allah katına kulluk ve itaat ve ibadet etmek ve O’nun huzurunda huşu içinde durmak çok makbul düşen amellerdir.

Yine bu ayda vacip namazları vaktinde ve cemaat halinde ve camide kılmak da çok faziletli bir ameldir.

Mübarek Ramazan ayında gecelerine ve gündüzlerine özel duaları okumak da büyük sevap kazandıran bir ameldi.

Ramazan ayında kaçırılmaması gereken amellerden biri de ihya geceleridir. Kadir geceleri ise Ramazan ayının olmazsa olmazlarından biri sayılır015