Eylül 05, 2016 08:17 Europe/Istanbul

Ankebut Suresinin 1 ila 7. ayetleri ve tefsirleriyle sizlerle birlikteyiz.

Ankebut suresinin 1 ila 3. Ayetleri:

 

الم (29:1)

أَحَسِبَ النَّاسُ أَنْ يُتْرَكُوا أَنْ يَقُولُوا آَمَنَّا وَهُمْ لَا يُفْتَنُونَ (29:2)

وَلَقَدْ فَتَنَّا الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ فَلَيَعْلَمَنَّ اللَّهُ الَّذِينَ صَدَقُوا وَلَيَعْلَمَنَّ الْكَاذِبِينَ (29:3)

 

 

Yani:

Elif. Lâm. Mîm.

 

İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece "İman ettik" demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?

 

Andolsun ki, biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir. Elbette Allah, doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır.

 

 

Bu sure adını, Kur'an'ı Kerim’in diğer bazı sureleri gibi, surede adları geçen hayvanlardan ve canlılardan almıştır. Nitekim surenin 41. ayetinde şirkin temelleri, örümceğin yuvası gibi gevşek ve dayanıksız olarak ifade edilmiştir.

Kur'an'ı Kerim’de 29 sure kesik harflerle başlıyor. Bu sure de aynı şekilde kesik harflerle başlamıştır. Bundan önce de belirtildiği üzere, kesik harfler, sır içeren şifreli harfler gibidir ve genelde ilahi mucize olan Kur'an'ı Kerim’in şu basit alfabe harflerinden oluştuğunu ifade etmekte ve muhaliflere, eğer yapabiliyorlarsa aynı harflerle Kur'an'ı Kerim gibi bir kitabı yazmalarını ve beşeri camiaya sunmalarını buyurmaktadır.

Bu surenin ilk ayetleri, tüm insanları tarih boyunca kapsayan ilahi bir sünnetten, yani sınanma sünnetinden söz ediyor. İlahi sınavlar insanların niyetlerini ve iç yüzünü açığa çıkarmak ve gerçek müminleri yalancı müminlerden ayırt etmek içindir.

Gerçekte tarih boyunca göze çarptığı üzere, her zaman bazı insanlar kendilerini gerçek mümin olarak tanıtır ve Allah’a karşı mutlak teslimiyet içinde olduklarını iddia eder, fakat iman yolunda bazı sıkıntılar ve zorluklarla karşılaştıklarında, çok kolay bir şekilde iman ve inancından vaz geçer. Bu durumda bu tür insanların düşünüldüğü gibi mümin insanlar olmadıkları anlaşılır.

Bazı insanlar da vardır ki münafıklar gibi kalplerinde imandan hiç bir iz yoktur, fakat İslamî toplumun içinde yaşadıklarından, dünyevi çıkarları uğruna kendilerini mümin olarak tanıtır ve İslamî kurallara da görecede uyar. Bu zümre de sorunlarla karşılaştıklarında, nifak ve iki yüzlülük maskeleri hemen düşüverir.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

 

 

1 – İman, sadece dilde ve şiarda ve iddiada olmaz, bunun yanında sınanmak da söz konusudur. İnsan pratikte imanını korumak için her türlü fedakarlığı yapmaya hazır olduğunu göstermesi gerekir.

2 – Sınanmak, tarih boyunca ilahi sabit sünnet olmuştur ve herkes bir nevi ilahi sınava tabi tutulur. Zenginler zenginlikleri, yoksullar yoksullukları, güçlüler güçleri ve zayıflar zafiyetleri ile sınanır.

 

Ankebut suresinin 4 ve 5. Ayetleri:

 

أَمْ حَسِبَ الَّذِينَ يَعْمَلُونَ السَّيِّئَاتِ أَنْ يَسْبِقُونَا سَاءَ مَا يَحْكُمُونَ (29:4)

مَنْ كَانَ يَرْجُو لِقَاءَ اللَّهِ فَإِنَّ أَجَلَ اللَّهِ لَآَتٍ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ (29:5)

 

 

Yani:

Yoksa kötülükleri yapanlar bizden kaçabileceklerini mi sandılar? Ne kadar kötü (ne yanlış) hüküm veriyorlar!

 

Kim Allah'a kavuşmayı umuyorsa, bilsin ki Allah'ın tayin ettiği o vakit elbet gelecektir. O, her şeyi işiten ve bilendir.

 

 

 

Bu ayetler, ilahi sınavları beyan eden önceki ayetlerin devamında kafirlere ve müminlere hitap ederken, kafirleri şöyle tehdit etmekte: Onlar zannetmesin ki ilahi cezadan kaçabilir veya ilahi güce galip gelebilirler. Onların Allah karşısında itaatsizliği ve müminleri taciz etmeleri, hepsi dosyalarında kayda alınır ve ilahi adalet mehkemesinde de hepsi hesaplanarak ona göre cezaları verilir. Öte yandan iman ehli olanlar da güçleri yettiğince ilahi itaat ve ibadet yolunda çaba harcasın ve düşmanların baskıları veya çıkardıkları sorunların yüzünden imanından el çekmesin, çünkü Allah’ın kıyamet günü ile ilgili vaadi kesindir. O gün tüm maddi perdeler aralanır ve hakikatler ortaya çıkar ve herkes, kendisi ile Allah arasında hiç bir perde bulunmayan ve Hak cilvesini açıkça görebilecekleri bir vakfede yer alır.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

 

 

1 – Günah işlemek ve sürekliliği, insanın bakışını olumsuz etkiler ve Allah teala ve varlık alemi hakkında yanlış düşüncelerin ortaya çıkmasına yol açar.

2 – Suçlular ilahi mühletle mağrur olmamaları gerekir, çünkü fırsatlar bir gün son bulur ve kıyamet günü kesinlikle gelir. İyiler de sabretmek ve direnmekten el çekmesin, çünkü ilahi vaat kesindir.

 

Ankebut suresinin 6 ve 7. Ayetleri:

 

وَمَنْ جَاهَدَ فَإِنَّمَا يُجَاهِدُ لِنَفْسِهِ إِنَّ اللَّهَ لَغَنِيٌّ عَنِ الْعَالَمِينَ (29:6)

وَالَّذِينَ آَمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَنُكَفِّرَنَّ عَنْهُمْ سَيِّئَاتِهِمْ وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ أَحْسَنَ الَّذِي كَانُوا يَعْمَلُونَ (29:7)

 

 

Yani:

Cihad eden, ancak kendisi için cihad etmiş olur. Şüphesiz Allah, âlemlerden müstağnîdir. (O'nun hiçbir şeye ihtiyacı yoktur).

 

İman edip iyi işler yapanların (geçmiş) kötülüklerini elbette örteriz ve onlara, yaptıklarının daha güzeli ile karşılık veririz.

 

 

 

İman ehli olan insan asla pasif değildir ve inzivaya çekilmediği gibi, aktif ve dinamiktir. Mümin insan İslam ve müslümanların ilerlemesi ve gelişmesi için çaba harcamalı ve gerektiğinde din düşmanları ile mücadele ve cihat etmelidir. Kuşkusuz Allah teala müminlerin dini korumalarına ihtiyacı yoktur ve onlar ne yaparsa yapsın, ancak kendilerinin yararınadır.

Gerçi Allah teala bu tür insanlara özel lütuf ve merhametini vadetmiştir. Yüce Allah onların hatalarını bağışlar ve ayrıca iyi amellerini en iyi şekilde mükafatlandırır.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

 

 

1 – Bu ayette cihattan maksat, sadece kılıç ve silahla düşmanla savaşmak değil, iyilik yolunda her türlü çaba ve emektir. Bu çaba insanın kendini yetiştirmesi veya nefsi ile mücadele etmesi yolunda olabileceği gibi, düşmanların siyasi, iktisadi ve kültürel alanlarda komplolarını etkisiz hale getirme uğruna da sarf edilebilir. Tüm bunlar cihat çeşitleridir ve hiç kuşkusuz yararı da müslümanlara aittir.

2 – Eğer ilahi yolda çaba harcarsak, Allah teala hatalarımızı affeder ve emeklerimizi de en iyi şekilde mükafatlandırır.