Nura giden yol
Ankebut Suresinin 8 ila 13. ayetleri ve tefsirleriyle sizlerle birlikteyiz.
Ankebut suresinin 8 ve 9. Ayetleri:
وَوَصَّيْنَا الْإِنْسَانَ بِوَالِدَيْهِ حُسْنًا وَإِنْ جَاهَدَاكَ لِتُشْرِكَ بِي مَا لَيْسَ لَكَ بِهِ عِلْمٌ فَلَا تُطِعْهُمَا إِلَيَّ مَرْجِعُكُمْ فَأُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ (29:8)
وَالَّذِينَ آَمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَنُدْخِلَنَّهُمْ فِي الصَّالِحِينَ (29:9)
Yani:
Biz, insana, ana-babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Eğer onlar, seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi (körü körüne) bana ortak koşman için zorlarlarsa, onlara itaat etme. Dönüşünüz ancak banadır. O zaman size yapmış olduklarınızı haber vereceğim.
İman edip iyi işler yapanları, muhakkak sâlihler (zümresi) içine katarız.
Asr-ı Saadet’te bazı gençler İslam Peygamberi’ne –s– iman etmiş ve putperestlikten el çekmişti. Ancak bu gençlerin ana babaları hâla müşrik ve putperestti ve evlatlarından da İslam Peygamberi’nin –s– inancından el çekmelerini istiyordu. Hatta bazı analar açlık grevi yaparak, çocuklarını duygusal açıdan sömürmeye çalışıyordu, ancak buna rağmen hiç biri evlatlarını İslam dininden vaz geçiremedi.
Bu ayetler İslam dinine inanan söz konusu gençlere ve genelde aileleri şirk ve küfür içinde yaşayan tüm insanlara hitap ederek şöyle buyurmakta:
Ailevi bağlarla dinî inançlarınız arasında bir çelişki ortaya çıktığında, dini korumak, ebeveynin rızasından daha önemlidir ve sırf duygusallık yüzünden dinden el çekilmez. Gerçi ebeveyne saygı her zaman gereklidir ve mümkün mertebe ebeveyne iyilik etmek ve ihtiyaçlarını karşılamakta çaba harcamak gerekir.
Ayetler daha sonra da ister evlat ister ebeveyn, tüm aile üyelerine hitap ederek şöyle buyurmakta: Sizin bu dünyada yaptığınız tüm amelleriniz kayda alınmaktadır ve bir gün amellerinizin hesabını vermeniz gerekir ve kıyamet gününde ancak iman ve salih amel ehli olanlar, pak ve salih insanların yanında yer alabilir.
Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.
1 – Ebeveyne iyilik ve ihsan, insani ve kayıtsız şartsız bir meseledir. Ebeveyn ister müslüman ister kafir olsun, onlara hizmet etmek ve saygı duymak gerekir.
2 – Şirke davet, gerçekte sebepsiz ve cahilce bir ameldir, zira şirkin hiç bir aklî ve pratik temeli yoktur.
3 – Çocuklar doğru yolu seçmekte hür olmalıdır. Ebeveyn evlatlarını kendilerinin gittiği yanlış yola gitmeye zorlayamaz.
Ankebut suresinin 10 ve 11. Ayetleri:
وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَقُولُ آَمَنَّا بِاللَّهِ فَإِذَا أُوذِيَ فِي اللَّهِ جَعَلَ فِتْنَةَ النَّاسِ كَعَذَابِ اللَّهِ وَلَئِنْ جَاءَ نَصْرٌ مِنْ رَبِّكَ لَيَقُولُنَّ إِنَّا كُنَّا مَعَكُمْ أَوَلَيْسَ اللَّهُ بِأَعْلَمَ بِمَا فِي صُدُورِ الْعَالَمِينَ (29:10)
وَلَيَعْلَمَنَّ اللَّهُ الَّذِينَ آَمَنُوا وَلَيَعْلَمَنَّ الْمُنَافِقِينَ (29:11)
Yani:
İnsanlardan kimi vardır ki: "Allah'a inandık" der; fakat Allah uğrunda eziyete uğratıldığı zaman, insanların işkencesini Allah'ın azabı gibi tutar. Halbuki Rabbinden bir nusret gelecek olsa, mutlaka, "Doğrusu biz de sizinle beraberdik" derler. İyi de, Allah, herkesin kalbindekileri en iyi bilen değil midir?
Allah, elbette (O'na gönülden) iman edenleri de bilir, iki yüzlüleri de bilir (ortaya çıkaracaktır).
Geçen ayetlerin devamında bu ayetler, yaşamlarında ancak refahta oldukları anlarda iman ehli olan ve ne zaman imanı korumak zorlaşırsa, Allah’a iman etmekten veya müminlere yardımcı olmaktan el çeken ve bir kenara çekilen müminlere işaret ediyor. Nitekim bu zümre sorunlar çözümlendiği ve müminler yeniden güç ve zafer kazandığı vakit yeniden kendilerini iman ehli olanların ortağı gibi gösterir. Onlar şöyle der: Biz her yerde sizin yanınızda ve sizinle beraberdik, o zaman sizin zaferinize de ortak olmalıyız.
Ayetler şöyle devam etmekte: Ancak Allah insanların içinden haberdardır ve kimin canı pahasına imanı uğruna mücadele edeceğini ve kimin en ufak zorlukta imanından el çektiğini en iyi bilindir.
Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.
1 – Bazı insanların imanı kalbinde değil, dilindedir. O zaman her iman iddiasına inanmamalıyız, zira insanların hakiki imanı, zorluklarda belli olur.
2 – Bazen iman etmenin veya imanı korumanın bedeli vardır. Gerçek iman ehli olanlar, iman yolunda karşılaştıkları zorluklara katlanır.
3 – Münafıklar, fırsatçı kişilerdir ve zorluk ve tehlike anında arenayı boşaltır ve refah ve zafer sırasında kendilerini halkla beraber gibi gösterir ve böylece elde edilen zaferin getirilerinden nemalanmaya çalışır.
Ankebut suresinin 12 ve 13. Ayetleri:
وَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا لِلَّذِينَ آَمَنُوا اتَّبِعُوا سَبِيلَنَا وَلْنَحْمِلْ خَطَايَاكُمْ وَمَا هُمْ بِحَامِلِينَ مِنْ خَطَايَاهُمْ مِنْ شَيْءٍ إِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ (29:12)
وَلَيَحْمِلُنَّ أَثْقَالَهُمْ وَأَثْقَالًا مَعَ أَثْقَالِهِمْ وَلَيُسْأَلُنَّ يَوْمَ الْقِيَامَةِ عَمَّا كَانُوا يَفْتَرُونَ (29:13)
Yani:
Kâfirler, iman edenlere: Bizim yolumuza uyun, sizin günahlannızı biz yüklenelim, derler. Halbuki onların hiçbir günahını yüklenecek değillerdir. Gerçekte onlar, kesinlikle yalan söylemektedirler.
(Fakat gerçek şu ki) elbette kendi yüklerini (veballerini), kendi yükleriyle birlikte nice yükleri taşıyacaklar ve uydurup durdukları şeylerden kıyamet günü mutlaka sorguya çekileceklerdir.
Müşrikler müminleri iman etmekten vaz geçirmeye ve şirke sapmalarını sağlamaya çalışırdı. Bu ayetler ise şöyle buyurmakta:
Onlar iman edenlere şöyle derdi: Bizim ve atalarımızın yoluna dönün ve peygamberden el çekin. Eğer bu işte hata ve günah yoksa, ki yoktur, o zaman ne size ne de bize zarar gelir ve eğer günahı varsa, biz sizin günahınızı yükleniriz ve size bir zararı olmaz.
Ayetler şöyle devam etmekte: Onlar bu iddialarında bile yalan söylüyor, zira ceza ve mükafat ancak Allah’ın elindedir, onların değil. Onlar günahkarların cezasını üzerlerinden kaldıralamaz ve onları cezadan muaf tutamaz. Kuşkusuz kim onların bu yanlış sözlerinden ötürü sapar ve imanından el çekerse, kıyamet gününde cezasını çekecektir ve sapkınlığa yol açan müşrik kişi de, kendi günahlarından başka, sapan kişinin günahlarını da üstlenmek zorunda kalır.
Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.
1 – Düşmanlar mümin insanları rahat bırakmaz. Müşrikler bazen taciz ve işkence ve bazen de yalan vaatlerle müminleri küfür ve şirke saptırmaya çalışır.
2 – İslam dinine göre hiç kimse başkasının günahını üstlenemez ve böyle bir iddiada bulunamaz.
3 – Başkalarını saptıran kişi, sapanların günahına ortak olur ve saptırdığı insanların günahlarından sorumludur. Gerçi bu durum sapan kişinin günahını hafifletmez.