Eylül 18, 2016 08:13 Europe/Istanbul

Ankebut suresinin 14 ila 18. ayetleri ve tefsirleriyle sizlerle birlikteyiz.

Ankebut suresinin 14 ve 15. Ayetleri:

 

وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَى قَوْمِهِ فَلَبِثَ فِيهِمْ أَلْفَ سَنَةٍ إِلَّا خَمْسِينَ عَامًا فَأَخَذَهُمُ الطُّوفَانُ وَهُمْ ظَالِمُونَ (29:14)

فَأَنْجَيْنَاهُ وَأَصْحَابَ السَّفِينَةِ وَجَعَلْنَاهَا آَيَةً لِلْعَالَمِينَ (29:15)

 

 

Yani:

Andolsun ki biz Nuh'u kendi kavmine gönderdik de o bin yıldan elli yıl eksik bir süre onların arasında kaldı. Sonunda onlar zulümlerini sürdürürken tufan kendilerini yakalayıverdi.

 

Fakat biz onu ve gemidekileri kurtardık ve bunu âlemlere bir ibret yaptık.

 

 

 

Bu ve bundan sonraki ayetler, Hz. Nuh –s–, Hz. İbrahim –s– ve Hz. Musa –s– gibi peygamberlerin çağında yaşayan geçmiş kavimlerin kaderine ve iman derecelerine ve söz konusu peygamberlere eşlik veya itaatsiz etmelerine işaret ediyor.

Bu ayetlere göre, Hz. Nuh –s– yaklaşık bin yıl boyunca insanları tevhide davet ederek, onları hidayete erdirmeye çalıştı, ancak seyrek sayıda insan o hazrete iman etti ve halkın büyük bir bölümü küfür ve inat yolunu izledi. Bu yüzden ve yüce Allah’ın iradesi üzerine korkunç bir sel ve müthiş fırtınadan oluşan ağır bir azap nazil oldu ve tüm muhalifleri ve kafirleri yok etti ve sadece iman edenler kurtuldu ve bu büyük hadise daha sonraki kavimler için ibret konusu oldu, şöyle ki hangi ümmet zulüm yolunu izler ve Hak yoluna karşı direnirse, helak olması kaçınılmazdır.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

 

 

1 – İman ve küfür, insanların bu dünyada helak olması veya kurtulmasında etkilidir.

2 – Kur'an'ı Kerim’e göre bin yıllık ömür mümkündür. Dolaysıyla Hz. Mehdi’nin –s– bin iki yüz yıldan beri hayatta olması da mümkündür.

3 – Dini tebliğ ederken, sabır ve direniş gereklidir. Tüm insanların iman etmesini ise beklememek gerekir.

 

Ankebut suresinin 16 ve 17. Ayetleri:

 

وَإِبْرَاهِيمَ إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِ اعْبُدُوا اللَّهَ وَاتَّقُوهُ ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ إِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ (29:16)

إِنَّمَا تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ أَوْثَانًا وَتَخْلُقُونَ إِفْكًا إِنَّ الَّذِينَ تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ لَا يَمْلِكُونَ لَكُمْ رِزْقًا فَابْتَغُوا عِنْدَ اللَّهِ الرِّزْقَ وَاعْبُدُوهُ وَاشْكُرُوا لَهُ إِلَيْهِ تُرْجَعُونَ (29:17)

 

 

Yani:

İbrahim'i de gönderdik. O kavmine şöyle demişti: Allah'a kulluk edin. O'na karşı gelmekten sakının. Eğer bilmiş olsanız bu sizin için daha hayırlıdır.

 

Siz Allah'ı bırakıp birtakım putlara tapıyor, asılsız sözler uyduruyorsunuz. Bilmelisiniz ki, Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, size rızık veremezler. O halde rızkı Allah katında arayın. O'na kulluk edin ve O'na şükredin. Ancak O'na döndürüleceksiniz.

 

 

 

Hz. Nuh’tan –s– sonra Hz. İbrahim –s– insanları putlara tapmaktan sakındıran ve yegane Allah’a tapmaya davet eden ikinci ululazm peygamberdir. Hz. İbrahim –s– putperestliğin bir sebebini insanların mali ihtiyaçları olarak görüyor ve onlara şöyle diyordu: Eğer yoksulluk ve ihtiyaç yüzünden putlara tapıyorsanız, bilin ki bu taş ve ahşap parçaları sizin yaşamınızda hiç bir rolü yoktur ve sizin ihtiyaçlarınızı da karşılayamazlar. Oysa eğer yegane Allah’a tapar ve nimetlerine şükrederseniz, hem bu cansız şeylere kulluk etmekten kurtulur, hem bu dünyada rızkınız ve ölümden sonraki dünyada da kaderiniz O’nun elinde olan birinin karşısında secde etmiş olursunuz.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

 

 

1 – İbadet etmek ve tapmak, takva olmaksızın ve günah işlemekten sakınmadan hiç bir faydası olmaz.

2 – Allah yerine başkalarını maddi yaşamlarında etkili bilen insanlar da bir nevi müşrik sayılır.

3 – Din, insanları yaşamlarında refaha kavuşmak ve maddi ihtiyaçlarını karşılamak için çaba harcamaya davet ettiği gibi, Allah’ın nimetlerine şükretmelerini ve ancak O’na tapmalarını da talep eder.

 

Şimdi Ankebut suresinin 18. ayetine kulak veriyoruz:

 

وَإِنْ تُكَذِّبُوا فَقَدْ كَذَّبَ أُمَمٌ مِنْ قَبْلِكُمْ وَمَا عَلَى الرَّسُولِ إِلَّا الْبَلَاغُ الْمُبِينُ (29:18)

 

 

Yani:

Eğer (size tebliğ edileni) yalan sayarsanız, bilin ki sizden önceki birçok milletler de (kendilerine tebliğ edileni) yalan saymışlardır. Peygamber'e düşen, yalnız açık bir tebliğdir.

 

 

 

Geçen ayetlerin devamında bu ayette Hz. İbrahim –s– putperestlere hitaben şöyle diyor:

Ben tüm insanların Allah’a iman etmelerini beklemiyorum, zira geçmiş kavimlerin deneyimleri, bir çok insanın geçmiş peygamberleri tekzip ettiğini ve onların davetini benimsemediğini gösteriyor. Benim ve tüm ilahi peygamberlerin görevi, ilahi daveti tebliğ etmektir ve bu davetin kabul görmesi veya reddedilmesi karşısında hiç bir sorumluluğumuz yoktur. Ben ancak Allah’ın dinini tebliğ etme sorumluluğum hakkında hesap vermem gerekir. Nitekim eğer tüm insanlar kafir olursa, ben bu durumdan sorumlu tutulmam.

Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.

 

 

1 – Peygamberler insanları iman etmeye zorlamazdı ve görevleri, halkı zorlamak değil, sadece dini tebliğ etmekten ibaret olduğunu anlatırdı.

2 – Müminler tüm insanların onlar gibi Allah’a iman etmelerini beklememelidir. Eğer müminler tebliğ görevini yerine getiriyorsa, artık kafirlere karşı hiç bir sorumlulukları yoktur.