Eylül 26, 2016 08:36 Europe/Istanbul

Ankebut suresinin 19 ila 23. ayetleri ve tefsirleriyle sizlerle birlikteyiz.

Ankebut suresinin 19 ve 20. Ayetleri:

 

أَوَلَمْ يَرَوْا كَيْفَ يُبْدِئُ اللَّهُ الْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُ إِنَّ ذَلِكَ عَلَى اللَّهِ يَسِيرٌ (29:19)

قُلْ سِيرُوا فِي الْأَرْضِ فَانْظُرُوا كَيْفَ بَدَأَ الْخَلْقَ ثُمَّ اللَّهُ يُنْشِئُ النَّشْأَةَ الْآَخِرَةَ إِنَّ اللَّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ (29:20)

 

 

Yani:

Allah'ın, yaratılanı ilk baştan nasıl yarattığını, (ölümden) sonra bunu(nasıl) tekrarladığını görmediler mi? Şüphesiz bu, Allah'a göre kolaydır.

 

De ki: Yeryüzünde gezip dolaşın da, Allah ilk baştan nasıl yaratmış bir bakın. İşte Allah bundan sonra (aynı şekilde) ahiret hayatını da yaratacaktır. Gerçekten Allah her şeye kadirdir.

 

 

 

Geçen bölümde Hz. İbrahim –s– ile müşriklerin tartışmalarını gözden geçirdik. Hz. İbrahim –s– insanları putlere tapmak ve rızıklarını putlardan talep etmekten sakındırıyordu. Bu ayetler ve bundan sonraki bir kaç ayet söz konusu tartışmaların ardından maad ve ahiret alemini ispat etmek istiyor; yani tam da müşriklerin ister Hz. İbrahim –s– veya ister İslam Peygamberi –s– döneminde kabul etmediği ve olmasının mümkün olmadığını düşündükleri bir konuyu ispat ediyor.

Ayetler müşriklerden en başta kendi akıl ve fikirlerine baş vurmalarını ve yüce Allah’ın bir kez yarattığı mahlukları ikinci kez yaratması gayet basit ve kolay bir iş olduğunu düşünmelerini ve anlamalarını istiyor. Ayetler ayrıca müşriklerden, çevrelerinde bunca azametle yaratılan dünyaya bakmalarını ve böylece bu dünyayı yaratanın her şeye kadir olduğunu ve bu yüzden insanları öldükten sonra yeniden diriltmesi imkansız veya zor bir konu olmadığını anlamalarını da tavsiye ediyor.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

 

 

1 – Kur'an'ı Kerim sürekli insanları varlık aleminin hakikatleri üzerinde düşünmeye davet ediyor.

2 – Yaratılış, yüce Allah’ın mahlukların hayat ve mematına yönelik sonsuz ilim ve gücünün simgesidir.

3 – İslam dininde seyahat etmeye ve hakikati bulmak için doğayı incelemeye sık sık vurgu yapılmıştır. Nitekim yaratılış üzerinde titizce düşünerek Allah tealayı daha iyi irdrak edebiliriz.

4 – Maad konusunda en iyi delil, Allah tealanın tüm mahlukları ilk kez yaratmış olmasıdır.

 

Ankebut suresinin21 ve 22. Ayetleri:

 

يُعَذِّبُ مَنْ يَشَاءُ وَيَرْحَمُ مَنْ يَشَاءُ وَإِلَيْهِ تُقْلَبُونَ (29:21)

وَمَا أَنْتُمْ بِمُعْجِزِينَ فِي الْأَرْضِ وَلَا فِي السَّمَاءِ وَمَا لَكُمْ مِنْ دُونِ اللَّهِ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا نَصِيرٍ (29:22)

 

 

Yani:

O, dilediğine azabeder, dilediğini esirger. Ancak O'na döndürüleceksiniz.

 

Siz ne yeryüzünde ne de gökte (Allah'ı) âciz bırakamazsınız. Allah'tan başka bir dost ve yardımcı da bulamazsınız.

 

 

 

Geçen ayetlerde yüce Allah’ın insanların ölümünün ardından onlara yeniden hayat verdiği ile ilgili gücü beyan edildikten sonra bu ayetler şöyle buyurmakta:

Çaba ve ekme dönemi olan fani dünyanın aksine, kıyamet ve ahiret alemi, hesap verme ve ektiğimizi biçme günüdür. Yani insanlar dünya tarlasına ne ektiyse, ahirette hasadını toplar. Kıyamet gününde hakem ise, dünyadaki tüm amellerinizi en ince detayına kadar bilen ve ona göre size ceza veya mükafat veren ve şayeste buldukları kullarını af ve merhametinden yararlandıran yüce Allah’tır. Hiç kimse dünyada veya ahirette yüce Allah’ın iktidar alanının dışına çıkabileceğini veya O’nun yerde ve gökte gücünden kaçarak kurtulabileceğini zannetmesin. Çünkü insan nereye giderse gitsin, Allah tealanın egemenliği altındadır ve O’nun elinden kaçmak anlamsızdır. Yine sadece yeryüzü Allah’ın egemenliği altında olduğunu ve göklerin doruğuna kaçarak ilahi egemenliğin dışına çıkabileceğinizi zannetmeyin.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

 

 

1 – İlahi merhamet ve gazap yanyanadır, böylece iyiler ilahi merhamete ümitvar olurkan, kötüler de O’nun öfke ve gazabından korkar.

2 – Yüce Allah’ın kullarına yönelik iradesi, Kur'an'ı Kerim ayetlerine göre, adalet ve hikmete dayalıdır ve Allah teala hiç bir kuluna zerre kadar zulmetmez.

3 – Beşeri istek ve irade asla ilahi istek ve iradeye galip gelemez ve beşerin her türlü imkanı ve malzemesi buna gücü yetmez.

 

Şimdi Ankebut suresinin 23. Ayeti:

 

وَالَّذِينَ كَفَرُوا بِآَيَاتِ اللَّهِ وَلِقَائِهِ أُولَئِكَ يَئِسُوا مِنْ رَحْمَتِي وَأُولَئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ (29:23)

 

 

Yani:

Allah'ın âyetlerini ve O'na kavuşmayı inkâr edenler -işte onlar- benim rahmetimden ümitlerini kesmişlerdir ve onlar için acıklı bir azap vardır.

 

 

 

Geçen ayetlerde Kur'an'ı Kerim bazı insanların ilahi öfkeye maruz kalırken, bazıları da ilahi şefkat ve merhametten yararlanacağını buyurmuştu. Bu ayet ise ilahi merhametten hiç bir ümidi olmayanlara işaret ederek, şöyle buyurmakta:

Kim yaratılış nizamında ilahi ayetleri gözardı eder veya Kur'an'ı Kerim ayetlerini küfür ve inat yüzünden inkar ve tekzip ederse, kıyamet gününde ağır azapla cezalandırılacağından ve affedilmesi söz konusu olmayacağından emin olabilir. Çünkü böyle biri hem yüce Allah’ı ve hem de maad ve kıyamet gününü inkar etmiştir.

Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.

 

 

1 – İlahi merhamet çok geniştir ve herkes kapasitesine göre bundan yararlanabilir. Ancak küfür ve inkar, ilahi rahmetten yararlanma yolunu tıkar. Eğer bir topu okyanusa atacak olursak, içine bir damla su dahi sızamaz. Küfür de aynı şekilde ilahi rahmetin insana ulaşmasına engel olur.

2 – İlahi geniş rahmetten umudunu kesen tek kesim, kafirlerdir.