Nura giden yol
Ankebut suresinin 24 ila 26. ayetleri ve tefsirleriyle sizlerle birlikteyiz.
Ankebut suresinin 24. Ayeti:
فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهِ إِلَّا أَنْ قَالُوا اقْتُلُوهُ أَوْ حَرِّقُوهُ فَأَنْجَاهُ اللَّهُ مِنَ النَّارِ إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآَيَاتٍ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ (29:24)
Yani:
Kavminin (İbrahim'e) cevabı ise: "Onu öldürün yahut yakın!" demelerinden ibaret oldu. Ama Allah onu ateşten kurtardı. Doğrusu bunda, iman eden bir kavim için ibretler vardır.
Bu surede Hz. Nuh’un –s– öyküsünden sonra Hz. İbrahim’in –s– öyküsü hatırlatıldı ve geçen bölümdeki ayetlerde, o hazretin müşriklerin ilgisini Allah tealaya ve ölümden sonraki dünyaya çektiği beyan edildi.
Bu ayet ise müşriklerin Hz. İbrahim’in –s– davetine tepkisini anlatırken, şöyle buyurmakta: İbrahim’in mantıklı ve delillere dayalı sözlerine verilebilecek doğru ve mantıklı cevap bulamayan müşrikler hemen şiddete dayalı bir tepkiye yöneldi ve geçmişteki tüm zalimler ve zorbalar gibi İbrahim’e karşı şiddet uygulanmasını istedi. Bazı müşrikler İbrahim’i yakmayı önerirken, bazıları da o hazretin elinden kurtulmak için onu idam etmeyi öneriyordu.
Enbiya suresinin 68 ila 70. ayetlerinde beyan edildiği üzere, sonunda müşrikler büyük bir ateş yakarak, Hz ibrahim’i –s– ateşin içine atmaya karar verdi. Bu yüzden bu ayet şöyle devam etmekte: Onlar Allah’ın peygamberine karşı suikast planladı, fakat yüce Allah o hazreti ateşte yanmaktan kurtardı. Nitekim Kur'an'ı Kerim’in diğer bazı ayetlerinde beyan edildiği üzere, yüce Allah’ın emri üzerine ateş Hz. İbrahim için soğudu ve böylece ona hiç bir zarar gelmedi. Bu olay başlı başına Allah tealanın gücünün dünyadaki tüm güçlerden üstün olduğunu anlamak ve görece ve maddi güçlerin tutsağı olmamak için en iyi ibrettir.
Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.
1 – Din düşmanlarının mantığı, taciz, işkence, katletmek ve infaz etmektir. Din düşmanları hakikati idrak etme peşinde değildir. Onlar sadece güç ve servet ve mevkilerini koruma peşindedir.
2 –Müminlerin sayıcı az olmaları, zorbalara ve zalimlere teslim olmalarına gerekçe oluşturamaz. Nitekim Hz. İbrahim –s– tek başına sapkınlara ve kafirlere karşı direndi, Allah teala da ona yardım etti.
3 – İlahi irade tüm her şeyin üstünde ve her şeye musallattır. Allah teala hem sebebi yaratır ve hem yok eder. Allah teala ateşe yakma gücü verir ve irade buyurduğu an bu gücü ondan alır.
Ankebut suresinin 25. ayetini dinliyoruz:
وَقَالَ إِنَّمَا اتَّخَذْتُمْ مِنْ دُونِ اللَّهِ أَوْثَانًا مَوَدَّةَ بَيْنِكُمْ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا ثُمَّ يَوْمَ الْقِيَامَةِ يَكْفُرُ بَعْضُكُمْ بِبَعْضٍ وَيَلْعَنُ بَعْضُكُمْ بَعْضًا وَمَأْوَاكُمُ النَّارُ وَمَا لَكُمْ مِنْ نَاصِرِينَ (29:25)
Yani:
(İbrahim onlara) dedi ki: Siz, sırf aranızdaki dünya hayatına has muhabbet uğruna Allah'ı bırakıp birtakım putlar edindiniz. Sonra kıyamet günü (gelip çattığında ise) birbirinizi tanımazlıktan gelecek ve birbirinize lânet okuyacaksınız. Varacağınız yer cehennemdir ve hiç yardımcınız da yoktur.
Hz. İbrahim –s– ateşten kurtulduktan sonra davetinden el çekmedi ve putperestliği sorgulamayı sürdürdü.
Tarihî açıdan, o dönemlerde her aşiret ve her kavim kendi putu ile övünüyor ve o putu kendi kimliği ve kişiliğinin simgesi olarak tanıyordu. Her aşirete mensup insanlar da bir tek puta taparak, birlikteliklerini koruyordu. Bundan başka, bu insanlar böylece atalarının inancına da saygı gösterdiklerini ve atalarının taptığı putlara tapmakla onurlandıklarını düşünüyordu.
Ancak Hz. İbrahim –s– onlara şöyle diyordu: Atalarınız ve kendi aranızda putların ekseninde oluşan ve bu dünyada ilişkilerinizin güçlenmesine vesile olan tüm bu bağlar kıyamet gününde kopacaktır. O zaman herkes kendi günahından ve putperestliğinden başkalarını sorumlu tutmaya çalışacaktır. Her toplumun sıradan insanları, o toplumun liderlerini ve büyüklerini lanetleyecek ve onları sapkınlıklarından sorumlu tutacaktır. Hiç kimse bu büyük sapkınlığın sorumluluğunu üstlenmek istemeyecektir. Nitekim sizin inançlarına saygı duymak için putperestliğinizi sürdürdüğünüz atalarınız da kıyamet gününde sizi suçlayacak ve neden hiç düşünmeden onların yanlış yolunu izlediğinizi sorgulayacaktır.
Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.
1 – Bir toplumun kimlik ve vahdet ekseni, doğru ve mantıklı bir eksen olmalıdır. Putperestlerin sırf putlar ekseninde birlik olması ve atalarının inancına saygı gösterdiklerini düşünmesi, en büyük yanlıştır.
2 – Her insanın düşünce ve inancında en belirleyici etken, duygular veya duygusal bağlar değil, asıl fikir ve mantık olmalıdır.
3 –Yanlış eksen etrafında kurulan dünyevi dostlukların kıyamet gününde hiç bir yararı olmadığı gibi, kin ve nefret ve düşmanlığa vesile olur.
Ankebut suresinin 26. Ayeti:
فَآَمَنَ لَهُ لُوطٌ وَقَالَ إِنِّي مُهَاجِرٌ إِلَى رَبِّي إِنَّهُ هُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ (29:26)
Yani:
Bunun üzerine Lût ona iman etti ve (İbrahim): Doğrusu ben Rabbim'e(emrettiği yere) hicret ediyorum. Şüphesiz O, mutlak güç ve hikmet sahibidir, dedi.
Hz. İbrahim –s– Numrud ve adamlarının yaktığı ateşin içinden sağ salim çıktı. Bundan sonra ona ilk iman eden kişi, Lut oldu. Lut daha sonra peygamberlik makamına nail oldu ve Hz. İbrahim’in –s– şeriatini halk arasında tebliğ etmeye başladı.
Öte yandan Hz. İbrahim –s– bu büyük mucizeye rağmen Lut’tan başka hiç kimse ona iman etmediğini görünce, atalarının yaşadığı o diyardan Allah için hicret etmeye ve başka bir yerde insanları tevhide davet etmeye karar verdiğini ilan etti. Bu hicret bir yandan o hazreti kendi halkının taciz ve işkencelerinden kurtaracak ve öbür yandan tevhide çağrı görevini sürdürmesi için daha uygun zemin hazırlayacaktı. İslam Peygamberi –s– de Mekke’den Medine’ye hicretle, hem Mekke’de karşılaştığı sıkıntılardan kurtuldu, hem Medine halkını İslam’a davet etti.
Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.
1 –Peygamberler, krallar gibi güç, servet ve iktidar hırsında olan insanlar değildir. Peygamberler ilahi din ve inancı yaygınlaştırmayı düşünür. Nitekim Hz. Lut da Hz. İbrahim’e iman ettikten sonra ilahi dini tebliğ etmeye başladı.
2 – Evliyalar toprağa, mekana ve zamana bağımlı değildir ve ne zaman gerekirse, hicret etmesini bilen insanlardır.