Ortadoğu Gelişmeleri
Geçen hafta Arabistan Dışişleri Bakanı Adil Cubeyr, uluslararası arenada Arabistan’ın Suriye’ye kara birlikleri gönderme planına yönelik eleştiri ve itirazlarına ve Suud rejiminin bu plandan el çekmesi gerektiğini belirtmesine aldırış etmeden bu planın aslında Amerika tarafından gündeme getirildiğini, Arabistan sadece bu planı desteklediğini açıkladı.
Geçen hafta Kuzey Irak’ın çeşitli bölgeleri ekonomik kriz yüzünden protesto eylemlerine ve grevlerine sahne oldu.
Geçen hafta Hamas ve Fetih temsilcileri Filistin milli barış anlaşmasını uygulamayı görüşmek üzere Katar’ın başkenti Doha’da bir araya geldi.
Geçen hafta Irak Başbakanı Haydar İbadi, kabineye uzman ve profesyonel ve işi bilen şahsiyetleri almak üzere kabinede köklü değişiklikler yapmak ve siyasi bağlantıları sayesinde kabineye girenlerin yerine geçmelerini sağlamak istediklerini açıkladı.
Geçen hafta Arabistan savaş uçakları Yemen’in çeşitli bölgelerini ağır bir şekilde bombardıman etmeyi sürdürdü. Saldırılarda onlarca Yemenli hayatını kaybetti veya yaralandı.
Geçen hafta siyonist İsrail parlamentosu ahlak komisyonu bu rejimin ırkçı politikalarının devamında Filistinli şehit aileleri ile görüşen üç üyenin üyeliğini askıya aldı. Komisyon Hanin Zaabi ve Besel Gatas’ın üyeliklerini dörder ay ve Cemal Zahalka’nın üyeliğini de iki ay askıya aldı.
Geçen hafta Bahreyn insan hakları merkezi 14 Şubat inkılabının beşinci yıldönümünde bir bildiri yayımlayarak, Halife rejimine bağlı güvenlik güçleri Şubat ayının ilk haftasında aralarında bir kadın ve üç çocuğun da bulunduğu en az 34 vatandaşı gözaltına aldıklarını duyurdu.
Libya’da cumhurbaşkanlığı konseyi başkanlığını yürüten milli vahdet hükümetinin Başbakanı Faiz Sırac, milli vahdet hükümetinin kurulması için belirlenen sürenin uzatılmasını istedi, Libya’nın doğusunda faaliyet yürüten parlamentonun üyeleri de Libya’da siyasi kaosu sonlandırmak amacıyla milli vahdet hükümetinin kurulma süresini 14 Şubat’a kadar uzattı.
Lübnan’da ise Batı yandaşı El Mustakbil hareketi ile Hizbullah hareketi geçen Perşembe günü Beyrut’ta gerçekleştirdikleri 24. Tur görüşmelerin ardından bir bildiri yayımladı. Bildiride Lübnan’ı bölgede cereyan eden gelişmelerin muhtemel sonuçlarına karşı korumaya, hükümetin faaliyetlerine ve oturumlarına verimli sonuçlar elde etmek amacıyla çeki düzen verilmesine vurgu yapıldı.
Geçen hafta Suriye krizi hakkında düzenlenen Cenevre 3 zirvesi Arabistan ve Türkiye’nin sabotajları sonucu 25 şubat tarihine ertelendiği bir sırada Almanya’da düzenlenen 52. Münih güvenlik konferansının ana gündem maddesi Suriye krizi oldu. Gerçi bu konferansın Suriye krizi için belli bir getirisi yoktu, fakat Arabistan ve Türkiye dışında Suriye krizine müdahil olan diğer uluslararası aktörlerin bu kriz hakkında diplomatik yolları kullanmayı vurgulayan İran ve Rusya’nın tutumuna yaklaştıklarını ortaya koydu.
Suriye’nin BM daimi temsilcisi Beşar Caferi de geçen hafta Suriye’de tekfirci terör örgütlerini destekleyen Arabistan, Katar ve Türkiye’yi uyararak, Cenevre 3 konferansının askıya alınmasından, Suriye krizine diplomatik çözüm bulunmasını engelleyen bu üç ülke olduğunu vurguladı.
Bilindiği üzere BM Suriye özel temsilcisi Stephan De Mistura muhaliflerin Cenevre 3 zirvesini başarısızlığa sürüklememesi ve kendisi de pasif konuma düşmemesi için zirveyi 25 Şubat tarihine erteledi.
Arabistan ve Türkiye’nin himayesi ve yönlendirilmesi altında hareket eden muhaliflerin Cenevre 3 zirvesinin ta başından beri ileri sürdükleri şartlar Suriye’de yasal yönetimin değişmesi ve Suriye ordusunun silahlarını bırakması ve ateşkes ilan edilmesiydi.
Fakat Suriye krizi ile ilgili geçen hafta yaşanan daha önemli bir gelişme, Suud rejimi ve ayrıca Türkiye’nin Suriye’ye asker göndermeye hazır oldukları iddiasıydı. Suriye’ye kara birliği göndermeye hazır olduklarını iddia eden Suud rejimi artan eleştirilerin ardından şimdilik Suriye’ye asker gönderme niyetinde olmadıklarını açıkladı.
Geçen hafta Arabistan Dışişleri Bakanı Adil Cubeyr Amerikalı mevkidaşı John Kerry ile Washington’da görüştükten sonra ileri sürdüğü iddiada, Arabistan IŞİD karşıtı kurulan ittifakın üyesi olduğunu ve terörle mücadele ettiğini belirtti.
Arabistan müttefikleri ile birlikte Suriyeli muhaliflere daha fazla destek vermek istediğini ileri süren Cubeyr, Riyad Suriye’ye asker göndermeye hazır olduğunu, çünkü Arabistan kendini IŞİD ile mücadele ittifakının bir parçası bildiğini iddia etti.
Adil Cubeyr Amerikalı mevkidaşı Kerry ile görüştükten sonra 48 saatten daha az bir süre içerisinde Fas’ın başkenti Robat’ta Faslı mevkidaşı Salahaddin Mezvar ile görüştükten sonra ağız değiştirdi ve Suriye’ye asker gönderme düşüncesi Amerika tarafından gündeme geldiğini, Arabistan sadece bu düşünceyi desteklediğini ileri sürdü.
Öte yandan Arabistan’ın Suriye’ye binlerce askeri gönderme ihtimali ile ilgili eski tutumundan geri adım atmasının ardından bundan önce Suriye’ye asker göndermeye hazır olduklarını açıklayan BAE Dışişleri Bakanı da ülkesinin Suriye krizinin çözümü için siyasi yolu desteklediğini ve Suriye’ye asker gönderme niyetinde olmadıklarını açıkladı.
Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim ise Suud rejiminin Suriye’ye asker göndermeye yönelik kararı ve BAE’nin de bu kararı destekleri ile ilgili açıklamalarına gösterdiği tepkide, Suriye’ye giren her asker ancak tabutla ülkesine geri dönebileceğini belirtti.
Geçen hafta Kuzey Irak’ın çeşitli bölgelerin ikinci hafta art arda iktisadi kriz yüzünden protesto eylemlerine ve grevlere sahne oldu. Eylemler iki hafta öncesine kıyasla daha da geniş çapta gerçekleşti.
Kuzey Irak halkının yerel yönetime karşı itirazlarının ana eksenini, memur maaşlarının ödenmesinin gecikmesi ve yerel yönetimde korkunç fesattı.
Kuzey Irak’ta çeşitli kurumlarda çalışan memurların maaşı yaklaşık dört aydır ödenemiyor. Bu durum bölgede protesto eylemlerini ve grevleri tetikledi. Geçen hafta Süleymaniye kentinde trafik polisleri, Erbil’de hekimler, Süleymaniye ve Halepçe’de elektrik kurumu çalışanları da protestoculara ve grev yapanlara katıldı.
Süleymaniye kentinde öğretmenler iki hafta önce Eylül ayından beri maaşlarını alamadıkları için greve giden ilk gruptu.
Geçen hafta Kuzey Irak bölgesi güvenlik konseyi Başkanı Mesrur Barzani, Neçirvan Barzani başbakanlığındaki yerel yönetimin icraatını eleştirerek, Neçirvan Barzani yönetimi iktisadi alanda şeffaf hareket etmediğini ve yerel yönetimin iktisadi sorunlarını ve programlarını halkla paylaşmadığını belirtti.
Kuzey Irak içişleri idaresi Başkan yardımcısı Celal Şeyh Kerim de yöre halkı mevcut şartlara daha fazla tahammül edemediğini belirterek yörede protesto eylemleri düzenleyen ve greve gidenleri desteklediğini açıkladı.
Kuzey Irak’ta önemli olan konu, yerel yönetim ve Başkanı, petrol fiyatlarının düşmesi ile beraber memurların maaşını ödemekte ve halkın temel ihtiyaçlarını karşılamakta sıkıntıya düşmesi ve sonuçta halkın protesto eylemleri ve grevleri ile karşılaşması, üstelik buna karşın bu bölgenin bağımsızlığından ve bağımsız bir devlet kurmaktan dem vurmasıdır. Oysa sadece son günlerde yaşanan itirazlar ve gerçekleşen grevler bile bu bölgenin bağımsız bir ülke olabilmek için gerekli altyapılara sahip olmadığını ve yerel yetkililerin sırf Arabistan ve Türkiye’nin tefrikacı ve etnikçi kışkırtmalarının etkisi altında kaldıklarını gösteriyor.
Geçen hafta Bahreyn, 14 Şubat inkılabının beşinci yıldönümünde halkın Halife rejimini protesto eylemlerine sahne oldu. 14 Şubat inkılabının beşinci yıldönümünde Bahreyn genelinde olağanüstü hal durumu uygulandı.
Bahreynli protestocular ise geçen hafta ülkenin çeşitli bölgelerinde düzenledikleri protesto eylemleri ile Halife rejiminin cinayetlerini kınadı ve siyasi tutukluların serbest bırakılmasını ve halkın haklı talepleri yerine getirilmesini istedi.
Bu arada Bahreynli inkılapçı gruplar da bir bildiri yayınlayarak halktan mağazalarını 12 Şubat Cuma günü akşam 8’den 14 Şubat akşam saatlerine kadar kapatmalarını istedi
Bahreynli inkılapçı gruplar bildiride ayrıca halktan devlet kurumları ve bankaları ve ticaret kurumları ile alış veriş yapmamalarını ve okula, üniversiteye ve işyerine gitmekten kaçınmalarını ve üç gün boyunca sivil itaatsizlik yapmalarını ve halife rejiminin zalimane yasalarına uymamalarını ve güvenlik güçlerini protesto eylemi düzenlenen meydanlara girmelerini engellemelerini istedi.
Bahreyn güvenlik güçleri de geçen hafta boyunca son beş yılda yaptıkları gibi protestocuların üzerine gaz bombaları, ses bombaları ve saçmalı tüfekle saçma yağdırdı. Bahreynli askerler çeşitli kentlerin ve köylerin giriş çıkışlarını kapatarak halkı inkılabın beşinci yıldönümü dolaysıyla düzenlenen eylemlere katılmalarını engellemeye çalıştı.
görgü tanıkları da halife rejiminin sivil giyimli ajanları da betondan ve dikenli tellerden engeller kurarak halkı sivil itaatsizlik çağrısına katılımını engellemeye çalıştı. Geçen hafta Bahreyn genelinde askeri araçlar ülkenin her tarafından devriye gezmeye başladı ve kontrol noktaları arttırıldı.
Bahreyn genel güvenlik teşkilatı komutanı General Tarık Hasan ise hükümetin tüm muhaliflerini interpol aracılığı ile takibe aldıklarını açıkladı.
Bahreyn insan hakları merkezi de 14 Şubat inkılabının beşinci yıldönümünde bir bildiri yayımlayarak, Halife rejimine bağlı güvenlik güçleri Şubat ayının ilk haftasında aralarında bir kadın ve üç çocuğun da bulunduğu en az 34 vatandaşı gözaltına aldıklarını duyurdu. Bildiride Halife rejimi mahkemeleri de aralarında önemli siyasi aktivistlerin bulunduğu 18 kişi hakkında toplam 40 yıl hapis cezası kestiği belirtildi.
Bahreyn insan hakları merkezi ayrıca Şubat ayının ilk haftasında 9 vatandaşın yeniden hapse atıldığını açıkladı.