Nura giden yol
Ankebut suresinin 31 ila 35. ayetleri ve tefsirleriyle sizlerle birlikteyiz.
Ankebut suresinin 31 ve 32. Ayetleri:
وَلَمَّا جَاءَتْ رُسُلُنَا إِبْرَاهِيمَ بِالْبُشْرَى قَالُوا إِنَّا مُهْلِكُو أَهْلِ هَذِهِ الْقَرْيَةِ إِنَّ أَهْلَهَا كَانُوا ظَالِمِينَ (29:31)
قَالَ إِنَّ فِيهَا لُوطًا قَالُوا نَحْنُ أَعْلَمُ بِمَنْ فِيهَا لَنُنَجِّيَنَّهُ وَأَهْلَهُ إِلَّا امْرَأَتَهُ كَانَتْ مِنَ الْغَابِرِينَ (29:32)
Yani:
Elçilerimiz İbrahim'e (iki oğul ihsan edeceğimize dair) müjdeyi getirdiklerinde şöyle dediler: Biz bu memleket halkını helâk edeceğiz. Çünkü oranın halkı zalim kimselerdir.
(İbrahim) dedi ki: Ama orada Lût var! Şöyle cevap verdiler: Biz orada kimlerin bulunduğunu çok iyi biliyoruz. Onu ve ailesini elbette kurtaracağız. Yalnız karısı müstesna; o, (azapta) kalacaklar arasındadır.
Geçen bölümde Lut kavmi, fasıt ve günahkar insanlardan oluşan bir kavim olduğunu anlattık. Onlar Hz. Lut’un –s– mantıklı sözlerine kulak vermek yerine, o hazretle alay ettiler ve onu yalancılıkla suçladılar. Ancak Hz. Lut –s– fasıkların ve günahkar insanların baskı ve tehditlerine karşı direndi ve geri adım atmadı, bilakis nehyi münkir etmeyi sürdürdü. Hz. Lut –s– yüce Allah’tan onu bu fasık insanlara karşı üstün yapmasını ve onlara karşı muzaffer etmesini niyaz etti.Bu ayetler ise şöyle buyurmakta:
Allah teala bazı melekleri Hz. İbrahim’e –s– gönderdi, böylece hem o hazreti ileri yaşına rağmen evlat sahibi olacağı konusunda müjdelemek ve hem de Lut kavmine nazil olacak azap hakkında bilgilendirmek istedi. Çünkü Hz. Lut –s– aslında Hz. İbrahim’in –s– şeriatini kendi kavmi arasında tebliğ etmekle görevlendirilmişti ve Allah teala o hazretin günahkar insanları cezalandırmasıyla ilgili duasını kabul etmişti.
Kur'an'ı Kerim bu maceranın devamını şöyle anlatıyor: Hz. İbrahim ilahi azabın nazil olacağı haberini duyunca, en başta o kentte yaşayan Hz. Lut’un kaderinden kaygı duymaya başladı, fakat melekler Hz. İbrahim’in kaygısına verdikleri cevapta, ilahi sünnet gereği yaşla kuruyu birlikte yakmadıklarını ve ancak günahkar insanlar cezalandırılacağını anlattı. Hatta bu konuda Hz. Lut’un mümin kulların saflarından ayrılan ve kafirlerin saflarına katılan eşi ilahi azap kanunundan müstesna edilmemişti. Çünkü Hz. Lut’un eşi bir peygamberin evinde yaşadığı halde, kurtuluşa erenlerden olmamıştı.
Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.
1 – İlahi melekler varlık alemini yaratan yüce Allah’ın ve varlık alemi düzeninin hizmetindedir. İlahi melekler hem ilahi şefkat ve sevgiyi müjdeler, hem ilahi ceza ve gazabın habercisidir.
2 – Cinsel içgüdüleri tatmin etmek uğruna doğru yoldan sapmak, insanin kendisine, ailesine ve toplumuna reva gördüğü zulüm sayılır.
3 – Eğer bir toplumda zulüm yaygınlaşır ve her tarafı saracak olursa, o toplumda yaşayan insanlar helak olma noktasına yaklaşmış olur.
4 – Eş ve evlatlar kendi yollarını seçmekte serbesttir. Hz. Lut’un –s– eşi kafirlerin yolunu seçti, ancak evlatları baba yolunu izledi.
Ankebut suresinin33 ila 35. Ayetleri:
وَلَمَّا أَنْ جَاءَتْ رُسُلُنَا لُوطًا سِيءَ بِهِمْ وَضَاقَ بِهِمْ ذَرْعًا وَقَالُوا لَا تَخَفْ وَلَا تَحْزَنْ إِنَّا مُنَجُّوكَ وَأَهْلَكَ إِلَّا امْرَأَتَكَ كَانَتْ مِنَ الْغَابِرِينَ (29:33)
إِنَّا مُنْزِلُونَ عَلَى أَهْلِ هَذِهِ الْقَرْيَةِ رِجْزًا مِنَ السَّمَاءِ بِمَا كَانُوا يَفْسُقُونَ (29:34)
وَلَقَدْ تَرَكْنَا مِنْهَا آَيَةً بَيِّنَةً لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ (29:35)
Yani:
Elçilerimiz Lût'a gelince, Lût onlar hakkında tasalandı ve (onları korumak için) ne yapacağını bilemedi. Ona: Korkma, tasalanma! Çünkü biz seni de aileni de kurtaracağız. Yalnız, (azapta) kalacaklar arasında bulunan karın müstesna, dediler.
"Biz, şüphesiz, bu memleket halkının üzerine, yoldan çıkmalarına karşılık gökten (feci) bir azap indireceğiz."
Andolsun ki, biz, aklını kullanacak bir kavim için oradan apaçık bir ibret nişânesi bırakmışızdır.
Kur'an'ı Kerim ayetlerinden Hz. Lut’un –s– ilkin ilahi melekleri tanımadığı anlaşılır, zira ilahi melekler çok güzel yüzlü gençler kılığında Hz. Lut’un –s– karşısına çıkmıştı. Bu yüzden Hz. Lut –s–, konukları sapkın ve fasık kavminin tacizine uğramasından endişe etmeye başladı. Hz. Lut –s– bu konuyu düşündükçe üzerine derin keder ve gam çöktü ve şimdi nasıl konuklarının hürmetini koruyacağını kara kara düşünmeye başladı.
Ancak melekler kendilerini tanıttı ve o hazrete, fasık insanların onlara hiç bir şey yapamayacağını anlattı. Çünkü bu fasık ve günahkar kavim yakında öyle bir azapla cezalandırılacaktı ki, onlardan geriye, yıkılan evlerinden başka hiç bir şey kalmayacaktı.
Bu ayetlere göre günah üzerinde ısrar etmek ve sürekli günah işleyerek toplumda yaygınlaştırmak çok tehlikeli bir durumdur, çünkü bu durumda sadece özel bir kesim değil, belki de toplumun tüm kesimleri ilahi azapla cezalandırılarak başkalarına ibret konusu olabilir.
Kur'an'ı Kerim ayetlerine göre, ilkin çok şiddetli bir deprem Lut kavminin yaşadığı Sodom kenti altüst ederek yerle bir etti ve ardından başlarına gökten taş yağmuru yağdı ve herkesi ve her şeyi toprak ve taşın altına gömdü.
Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.
1 – Eğer toplum fasit olursa, fesat toplumun tüm erkanlarına nüfuz edebilir. Bu durumda hatta pak aileler bile evlerinde güvende olmaz ve sürekli evlatları hakkında kaygı taşır.
2 – Konuğun hürmetini korumak, ev sahibinin görevdir ve konuğun hürmeti her halükarda korunmalıdır.
3 – Mümin insanın dinî açıdan gayreti vardır ve nerede bir sapma veya fesatla karşılaşacak olursa bu duruma tepki gösterir ve iffetsizliklere ve saygısızlıklara karşı duyarsız olamaz.
4 – Ailevi bağlar veya iyi insanlarla akraba olmak, insanı dünyada ve ahirette kurtarmak için yeterli değildir. Nitekim bir peygamberin eşinin bile sonu, Hz. Lut –s– örneğinde olduğu gibi cehennem olabileceği gibi, Firavun gibi bir zalimin eşi olan Asye gibi bir kadın Firdevs’te yer alır ve mekanı cennet olur.