Ekim 16, 2016 09:12 Europe/Istanbul

Ankebut suresinin 46 ila 49. ayetleri ve tefsirleriyle sizlerle birlikteyiz.

Ankebut suresinin 46. Ayeti:

 

وَلَا تُجَادِلُوا أَهْلَ الْكِتَابِ إِلَّا بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ إِلَّا الَّذِينَ ظَلَمُوا مِنْهُمْ وَقُولُوا آَمَنَّا بِالَّذِي أُنْزِلَ إِلَيْنَا وَأُنْزِلَ إِلَيْكُمْ وَإِلَهُنَا وَإِلَهُكُمْ وَاحِدٌ وَنَحْنُ لَهُ مُسْلِمُونَ (29:46)

 

 

Yani:

İçlerinden zulmedenleri bir yana, Ehl-i kitapla ancak en güzel yoldan mücadele edin ve deyin ki: Bize indirilene de, size indirilene de iman ettik. Bizim Tanrımız da sizin Tanrınız da birdir ve biz O'na teslim olmuşuzdur.

 

 

 

Geçen ayetlerde müşrikler ve Allah’ı inkar eden kafirlerle nasıl tartışılacağından söz edildi, ancak bu ayet hristiyanlar ve yahudiler gibi kitap ehli olanlarla nasıl tartışılacağını beyan ediyor. Ayet en başta temel bir ilke olarak şöyle buyurmakta: Kitap ehli olanlarla tartışırken, onlara saygı gösterin ve onlara edepli ve dostane davranın. Onlarla delillere dayanarak ve mantıklı bir şekilde konuşun ve üstünlük taslamaya kalkışmayın ki, sözünüz onları etkileyebilsin ve Hak peşinde olan ve arayan insanlar İslam’a yönelerek bu dini benimsesin.

Kuşkusuz edepli konuşmayan ve karşılıklı saygı göstermeyen kişiler bu kaideden müstesnadır ve sizin bu tür kibirli ve bencil insanlara saygılı davranmanız, onların karşısında hor duruma düşmenize vesile olmaması gerekir.

Ayet daha sonra semavi dinlerin arasındaki ortaklıklara işaret ederek şöyle buyurmakta: İhtilaf konusu olan meselelerin yerine, müzakerenize ilahi dinlerin izleyenleri arasında ortak olan ve vahdet ekseni olabilecek konularla başlayın. Bu ortak yönler Allah’a ve semavi kitaplara inanmaktır. Onlardan hep birlikte Allah’a ve emirlerine karşı teslim olmalarını isteyin.

Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.

 

 

1 – Gayri müslimlerle konuşurken, hakaret etmek, alay etmek veya kötü laf etmekten kesinlikle kaçınmalıyız. Gayri müslimlerle diyaloglarımız istidlal ve mantığa dayanmalı ve amacı ıslah etmek olmalıdır. Kuşkusuz aynı ilkeleri, bizimle aynı inancı paylaşan müslümanlara karşı da uygulamalıyız.

2 – Ortak yönlerin üzerinde semavi dinlerin izleyenleri ile diyalog kurmak, İslam dininin üzerinde vurgu yaptığı konulardan biridir.

3 – Allah’a ve peygamberine iman etmek yeterli değil, aynı zamanda onların emirlerine uymak ve itaat etmek gerekir.

 

Ankebut suresinin 47. Ayeti:

 

وَكَذَلِكَ أَنْزَلْنَا إِلَيْكَ الْكِتَابَ فَالَّذِينَ آَتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يُؤْمِنُونَ بِهِ وَمِنْ هَؤُلَاءِ مَنْ يُؤْمِنُ بِهِ وَمَا يَجْحَدُ بِآَيَاتِنَا إِلَّا الْكَافِرُونَ (29:47)

 

 

Yani:

(Resûlüm!) İşte böylece sana (önceki kitapları tasdik eden) bu Kitab'ı indirdik. Onun için, kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ediyorlar. Şunlardan (Araplardan) da ona iman eden nice kimseler vardır. Âyetlerimizi, ancak kâfirler (inatları yüzünden) bile bile inkâr eder.

 

 

 

Yüce Allah Hz. Musa ve Hz. İsa’ya Tevrat ve İncil’i nazil ettiği gibi, İslam Peygamberi’ne –s– de Kur'an'ı Kerim’i nazil etti. Tüm peygamberlerin kitaplarının kaynağı, Allah’ın kelamıdır ve bu yüzden aralarında herhangi bir çekişki yoktur ve nasıl ki müslümanlar geçmiş peygamberlerin kitaplarına iman ediyorsa, başka dinlerin izleyenlerinden de Kur'an'ı Kerim’e iman etmeleri ve bu ilahi kitaba saygı göstermeleri beklenir, zira bu kitapta yer alan maarif, temel ilkeleri itibarı ile geçmiş peygamberlerin getirdiği kitaplarda yer alan maarifle uyumludur.

Ayet şöyle devam etmekte: Sadece kitap ehli olanlar değil, hatta müşrikler ve putperestler de eğer hakikatin peşindeyse, Kur'an'ı Kerim’e iman eder ve İslam dinini benimser. Ancak Hak yolunu anlayan, ama çeşitli sebeplerden ötürü kabul etmek istemeyen inatçı kafirler bu semavi kitabı inkar eder. Fakat ne var ki bu durumda Kur'an'ı Kerim’in hakkaniyetine hiç bir zarar gelmez. Nitekim evinin penceresinin önüne kalın bir perde asan ve güneş ışınlarının içeri girmesine engel olan bir kimse, bu hareketi ile güneşin azametini etkileyemez ve ancak kendini güneşin parlayan ışınlarından mahrum bırakmış olur.

Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.

 

 

1 – Kur'an'ı Kerim geçmiş peygamberlerin kitaplarına saygı göstermekle beraber, başka dinlerin izleyenlerini İslam’ı benimsemeye davet eder.

2 – Kim belli bir dinin üzerinda taassubu yoksa ve bir sonraki gelen peygambere ve kitabına iman ederse, gerçek Allah’a karşı teslim olan kuldur, yoksa önceki peygamberin üzerinde bağnazlık yapmak faydasızdır.

 

Ankebut suresinin 48 ve 49. Ayetleri:

 

وَمَا كُنْتَ تَتْلُو مِنْ قَبْلِهِ مِنْ كِتَابٍ وَلَا تَخُطُّهُ بِيَمِينِكَ إِذًا لَارْتَابَ الْمُبْطِلُونَ (29:48)

بَلْ هُوَ آَيَاتٌ بَيِّنَاتٌ فِي صُدُورِ الَّذِينَ أُوتُوا الْعِلْمَ وَمَا يَجْحَدُ بِآَيَاتِنَا إِلَّا الظَّالِمُونَ (29:49)

 

 

Yani:

Sen bundan önce ne bir yazı okur, ne de elinle onu yazardın. Öyle olsaydı, bâtıla uyanlar kuşku duyarlardı.

 

Hayır, o (Kur'an), kendilerine ilim verilenlerin sînelerinde (yer eden) apaçık âyetlerdir. Âyetlerimizi, ancak zalimler bile bile inkâr eder.

 

 

Kur'an'ı Kerim ayetlerinin daha önceki semavi kitapların ayetleri ile uyumlu olmasının yanında bu ayet, Kur'an'ı Kerim’in hakkaniyetini ispat eden bir başka konuya işaret ederek şöyle buyurmakta:

İslam Peygamberi Kur'an'ı Kerim nazil olmadan önce ne bir öğretmen görmüştü, ne de bir okula gidip ders almış, ne kitap okumuş ve ne de bir şey yazmıştı ki, onun davetini batıl gibi göstermeye kalkışanlar, bu konuda kuşkuya kapılmasın ve demesin ki, Kur'an'ı Kerim eski kitaplardan alıntıdır ve o iddia ettiği risaletinde yalan söyleyen biridir.

Gerçekte daha önce okumamış ve hiç bir öğretmenin yüzünü görmemiş birinin bundan önce Arapların arasında eşine rastlanmayan ve bir çok yerde o çağın kültüründen farklı maarifi gündeme getiren bunca yüce maarifi sunması, başlı başına Kur'an'ı Kerim’in mucize oluşunun işaretlerinden sayılır. Bu yüzden ayetler şöyle devam etmekte: Bu kitabın hakkaniyeti kendi ayetlerinin içinde saklıdır ve bunu ancak ilim ve maarif ehli olanlar anlar ve kendilerine zulmeden zalimler bile bile onu inkar eder.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

 

 

1 – Bazen yüce Allah’ın iradesi ile hiç okumamış bir insan beşeriyetin kültürünü değiştirirken, nice eğitimli insan, dini maneviyatı inkar ederek, beşeri toplumların sapmasına yol açar.

2 –Uyanık olmalı ve düşmanların eline hiç bir türlü bahane vermemeliyiz.

3 – Gerçek manada ilim ve maarif ehli olan insanlar, Kur'an'ı Kerim’in hakkaniyetini tüm benliği ile idrak eder.