Ekim 20, 2016 18:20 Europe/Istanbul

Geçen hafta İslamî İran Kerbela’da şehit düşen İmam Hüseyin –s– ve arkadaşlarının şehadet yıldönümünde yasa büründü.

Müslüman İran milleti Muharrem ayında ve özellikle Aşura’ya bağlanan gecede ve Aşura gününde camileri, Hüseyniye’leri ve Tekye’leri ve şii müslümanların 8. İmamı olan İmam Rıza’nın –s– kutsal Meşhed kentindeki türbesini ve yine kutsal Kum kentinde Hz. Masuma –s– külliyesini doldularak şehitlerin efendisi İmam Hüseyin –s– için yas tuttu.

Taziye sanatı, İran’da eski çağlardan beri halk arasında yaygın olan merasimlerden biridir ve karşılaştığı tüm engebeli süreçlere rağmen tüm özelliklerini koruyarak günümüze dek gelmeyi başarmıştır. Taziye merasimi her yıl İran’ın dört bir yanında ve Aşura olayını canlandırmak amacıyla düzenlenir.

İran’ın kültürel miras zirvesi sekreteri Mesut Hüseyin Mirzai Taziye hakkında şöyle diyor: Taziye tiyatro sanatı dünya genelinde kültürel miras olarak dini sanatlar üzerinde araştırma yapan uzmanların ilgi odağında olmuştur. Bazı sanat tarihi uzmanlarının belirttiğine göre Taziye sanatının kökleri İran’ın eski kültürüne uzanır ve eski İran miletinin yas merasimlerinden biridir ve daha sonra Kerbela faciası ve Aşura kıyamı ile daha belirgin hale gelen bir sanattır. Taziye tiyatro sanatı 2010 yılında UNESCO’nun kültürel miras listesinde kayda alındı. Uzmanlara göre bu tür dini merasimlerin özünde bir nevi Allah’a ibadet etme ve tapma ruhu hakimdir ve bu yüzden bu tür miraslar dünya camiasının da ilgisini çekmektedir. Dini merasimlerin düzenlenmesi ise Aşura’nın büyük değerlerinden faydalanmak için en iyi fırsattır. Bu değerler ise dini koruma zarureti, Allah yolunda direnmek, fedakarlık etmek ve ahde vefadır.

Geçen hafta Cumhurbaşkanı Dr. Hasan Ruhani, güneydoğu Asya bölgesinde yaptığı ziyaretinin devamında ve Vietnam ve Malezya’dan sonra tayland’ın başkenti Bangkok’a gitti ve burada Asya diyalog forumu liderler zirvesine katıldı.

Cumhurbaşkanı Ruhani, Bangkok’ta 34 Asya ülkesinin üst düzey yetkilileri ve liderlerinin katılımı ile düzenlenen ikinci Asya diyalog forumu liderler zirvesinde yaptığı konuşmada, üniter Asya, çeşitli yetenekler sloganını 2030 yılının ufkunda tüm üye ülkelerin ortak ülküsü olarak kabul eden ve bu sloganı artan başarıların simgesi bilen ülkelerin hiç kuşkusuz Asya camiasını kurma bağlamında da gerekli iradeye sahip olduklarını belirtti.

Cumhurbaşkanı Ruhani konuşmasında, bugün herkes hiç bir uluslararası meselenin Asya güçlerinin katılımı ve yakın ve sıkı işbirliği olmaksızın çözümlenemeyeceğini itiraf ettiğini, Asya ülkeleri iklim değişikliği, çevre krizi, mülteciler ve sığınmacılar sorunu, yoksulluk ve cahillik gibi küresel sorunların çözümünde esas aktörler olarak rol ifa ettiklerini ve toplu güvenliğin sağlanmasında de etkili olduklarını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Ruhani Asya diyalog forumu liderler zirvesinde yaptığı konuşmanın bir başka bölümünde de bölgede ve dünyada yaşanan güvensizlik şartlarının köklerine ve sebeplerine işaret ederek eski kıtanın iki tarafından yer alan ecnebi güçlerin müdahaleleri kıta genelinde tüm ülkelerin güvenliğini tehdit ettiğini vurguladı.

Ruhani, bugün İslamî İran sağlam bir set gibi bölgede terör ve radikalizmin yayılması ve nüfuzunu arttırması önünde durduğunu ve zorba güçlerin illegal müdahaleleri bölgede şiddeti ve acımasızlığı körüklediğini vurguladığını kaydetti.

Ruhani ayrıca bir yandan güvenlikten söz etmeden kalkınmadan söz edilemeyeceğini ve özellikle de Irak ve Suriye ve Yemen gibi ülkelerde masum insanların ve kadınların ve çocukların katliamlarına ve siyonist rejim İsrail’in Filistin’de işlediği cinayetlere karşı duyarsız kalmanın mümkün olmadığını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Ruhani Tayland ziyareti sırasında Asya diyalog forumu liderler zirvesine katılmadan önce İran ve Tayland üst düzey heyetlerinin ortak oturumuna katılarak İran İslam Cumhuriyeti sahip olduğu uygun altyapıları ve limanları ve Kuzey – Güney koridoru ve bölgenin en güvenli ve en istikrarlı devleti olarak Doğu Asya ve Tayland’ın orta Asya, Kafkasya ve Avrupa ile ticaretinde önemli bir köprü konumunda olduğunu belirtti.

Ruhani Tayland yönetiminin de Bercam nükleer anlaşmasının yarattığı fırsatı İran ile ilişkilerini geliştirme yolunda kullanması gerektiğini belirterek ikili ilişkilerin gelişmesi iki milletin çıkarlarını güvence altına alacağını ve bölgesel işbirliğini de geliştireceğini vurguladı.

Tayland Başbakanı Prayut Chan O Cha da oturumda yaptığı konuşmada ülkesinin İran İslam Cumhuriyeti ile ilişkilerini geliştirmek istediğini belirterek, İran Tayland’la Batı ve merkezi Asya ve Avrupa’yı birleştiren bir ülke olabileceğini, Tayland da İran’ı Doğu Asya ülkeleri ile birleştirebileceğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Ruhani, Asya diyalog forumu zirvesinin kulisinde de Çin Cumhurbaşkanı yardımcısı Lee Yuan Chao ile görüşmesinde İpekyolu’nu ihya etmek için uluslararası işbirliği liderler zirvesine işaretle İran yönetimi bölgesel iktisadi kalkınma çerçevesinde bu caddenin ihya edilmesinde tarihi rolünü ifa etmeye hazır olduğunu kaydetti.

Görüşmede Çin Cumhurbaşkanı yardımcısı Chao da İran ve Çin bankaları arasında işbirliğinin geliştirilmesi gerektiğini belirterek Pekin yönetimi Çinli mali kurumları İranlı taraflarla işbirliğini geliştirmeye teşvik ettiğini belirtti.

Geçen hafta Suud rejiminin Yemen’in başkenti Sana’da işlediği korkunç cinayetin ardından İran’ın BM daimi temsilcisi Golam Ali Hoşru, İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’in bu korkunç cinayeti kınayan mektubunu BM genel sekreteri Ban Ki Moon’a teslim etti ve mektubun BM güvenlik konseyinin resmi belgesi olarak kayda geçirilmesini ve yayımlanmasını istedi.

Mektupda İran İslam cumhuriyetinin Suud rejimine bağlı savaş uçaklarının Sana’da bir yas merasimine düzenlediği barbarca hava akını şiddetle kınandı.

Aslında bu korkunç saldırı bir kez daha Suud rejimi ve hamilerinin Yemen milletine ve genelde insaniyete karşı duyarsızlığını ortaya koydu. Bu saldırı  aynı zamanda Suud rejimi ve hamilerinin son bir buçuk yılda Yemen’de binlerce kadın ve çocuğun ölümü ve üç milyon Yemenli vatandaşın avareliği ile sonuçlanan saldırılarının devamı niteliğindeydi.

Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif BM genel sekreteri Ban Ki Moon’a yazdığı mektupta Yemen’de yaşanan vahim durum ve son saldırının ardından yaşanan yıkımın ardından İran kızılay cemiyeti Yemen milletine insani yardım ulaştırmaya ve yaralıları İran hastanelerine getirerek tedavi etmeye hazır olduğunu belirtti.

Savunma Bakanı General Hüseyin Dehgan da Suud rejiminin bir yas merasimini bombardıman etmesini ve bine yakın insanı katletmesini veya yaralamasını kınadığı açıklamasında, Suud elebaşıları savaş suçluları olarak yargılanmaları ve cezalandırılmaları gerektiğini belirtti.

İslam inkılabı muhafızlar ordusu da bir bildiri yayımlayarak Suud rejiminin sana’da yas töreninde işlediği cinayeti şiddetle kınadı. Bildiride, Amerika’ın İslam dünyasına yönelik politikaları müslümanların tedrici kıyımının vesilesi olduğu, beyaz sarayın Afganistan, Irak, Lübnan, Filistin, Suriye, Libya ve Bahreyn’de cinayet zinciri ve son yıllarda Mekke ve Mina’da yaşanan faciaların ardından şimdi de açıkça savunmasız Yemen milletini hedef aldığı belirtildi.

Bildiride Gazze’de siyonistlerin bebek katilliği ile Yemen’de Suud rejiminin uyguladığ soykırım birbirine benzetilerek bu cinayetlerin Tel aviv ve Riyad’ın bölgenin müslüman milletlerine karşı şeytani niyetlerinin aynı olduğunu ortaya koyduğu ifade edildi. Bildiride ayrıca Suud rejiminin bu barbarlığı ve ortaçağı andıran cinayetleri bu rejimin her türlü siyasi ve halkçı meşruiyetten yoksun olduğunu ortaya koydu ve Suud elebaşılarının sonu Saddam ve Kaddafi’nin sonuna yaklaştığını gözler önüne sergilediği vurgulandı.

Geçen hafta amanya akademik işbirliği bürosu Başkanı ve bazı Alman milletvekilleri Tahran üniversite rektörünü ziyaret ederek ikili işbirliğini geliştirme yollarını ele aldı. Bültenimizi bu haberle ilgili hazırladığımız raporumuzla noktalıyoruz.

Geçen hafta bili, araştırma ve teknoloji bakanlığı müsteşarı Hüseyin Salar Amoli İran ve Almanya akademik heyetlerinin ortak oturumunun kulisinde muhabirimize yaptığı açıklamada, Almanya üniversitelerinde İslam bilimi ve İran bilimi departmanlarının açılması ve Tahran ve Berlin arasında ortak eğitim kurslarının düzenlenmesi iki ülkenin üzerinde durduğu ortak çalışmalar olduğunu belirtti.

Salar Amoli, İran ve Almanya arasında daha fazla bilimsel ve teknolojik işbirliği ve hocalarla öğrencilerin ortak araştırmalar yapması, Tahran ve Berlin’in diğer ortak programları olduğunu ifade etti.

Salar Amoli ayrıca hali hazırda Almanya üniversitelerinde 6 bin kadar İranlı öğrenci eğitimine devam ettiğini belirterek Almanya’da İranlı hocaların ve öğrencilerin eğitim kurslarına katılması ve Alman öğrencilerin İran üniversitelerinde kabul edilmesi de görüşmelerin gündem maddelerinden biri olduğunu vurguladı.

Öte yandan İran bilim, araştırma ve teknoloji Bakanı Muhammed Ferhadi ve Almanya eğitim ve araştırma Bakanı yardımcısı Geork Schutte bir işbirliği protokolü imzaladı. Bakan Ferhadi imza töreninde yaptığı açıklamada, İran ve Almanya’nın geniş tarihi ilişkilerine işaretle, iki ülkenin bilimsel alanlarda sahip oldukları deneyimlerin her iki ülkenin geleceğine fayda sağlayacağını belirtti.

Tahran üniversitesi rektörü Mahmut Nili Ahmedabadi de Almanya akademik işbirliği bürosu Başkanı Frens Stoechel ve bazı Alman parlamenterlerle görüşmesinde yaptığı açıklamada, Tahran üniversitesinin bilimsel araştırmaları su, çevre ve iklim değişikliği gili konuların üzerinde odaklandığını belirtti. Ahmedabadi ayrıca hali hazırda Almanya üniversiteleri ile geniş işbirliği yaptıklarını da sözlerine ekledi.015