Nura giden yol
Ankebut suresinin 50 ila 55. ayetleri ve tefsirleriyle sizlerle birlikteyiz.
Ankebut suresinin 50 ve 51. Ayetleri:
وَقَالُوا لَوْلَا أُنْزِلَ عَلَيْهِ آَيَاتٌ مِنْ رَبِّهِ قُلْ إِنَّمَا الْآَيَاتُ عِنْدَ اللَّهِ وَإِنَّمَا أَنَا نَذِيرٌ مُبِينٌ (29:50)
أَوَلَمْ يَكْفِهِمْ أَنَّا أَنْزَلْنَا عَلَيْكَ الْكِتَابَ يُتْلَى عَلَيْهِمْ إِنَّ فِي ذَلِكَ لَرَحْمَةً وَذِكْرَى لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ (29:51)
Yani:
"Ona Rabbinden (başkaca) mucizeler indirilmeli değil miydi?" derler. De ki: Mucizeler ancak Allah'ın katındadır. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım.
Kendilerine okunmakta olan Kitab'ı sana indirmemiz onlara yetmemiş mi? Elbette iman eden bir kavim için onda rahmet ve ibret vardır.
Geçen bölümde Kur'an'ı Kerim ve İslam Peygamberi’nin –s– hakkaniyetinin bazı işaretleri beyan edildi. Bu ayetler ise şöyle buyurmakta:
Bu işaretlere rağmen yine kafirler sırf mazeret arama yüzünden, “Neden Muhammed, Musa ve İsa gibi mucizeler getirmiyor? Neden bizim ondan istediklerimizi yapmıyor? Neden kurak çöllerde çeşmeler yapmıyor? Neden Rabbi tarafından bize bir mektup getirmiyor?” diyorlar.
Gerçek şu ki, onlar iman etmek istemiyor, nitekim onlardan önce bir çok kavim de, hatta Musa ve İsa’nın ve diğer peygamberlerin mucizelerine şahit oldukları halde, iman etmediler ve sürekli bahane aradılar.
Yüce Allah Kur'an'ı Kerim’i İslam Peygamberi’nin –s– mucizesi olarak nazil etti ve bu semavi kitabı inkar edenler, her ne kadar çaba sarf ettiyse de, bu kitapta yer alan surelere benzeyen bir tek sure bile getiremediler. Bundan başka, mucize peygamberlerin elinde olan bir şey değildir ve ancak yüce Allah irade buyurduğu takdirde gerçekleşir ve doğal olarak bu da kafirlerin isteklerine tabi olamaz.
Peygamberlerin esas görevi, halkı irşad etmek ve hidayete erdirmek ve bunun için uyarılarda ve müjdelerde bulunmaktır ve asıl bu, insan aklı, mantığı ve fıtratına uygundur, yoksa peygamberlerin sihirbazlar ve büyücüler gibi acayip işler yapması ve insanları kendi etrafında toplaması akla ve mantığa aykırıdır.
Muhalifler İslam Peygamberi’nden –s– geçici maddi mucizeleri talep ediyordu, oysa Resulullah’ın –s– manevi ve ebedi mucizesi, Kur'an'ı Kerim’dir. Derin muhtevası olan bu kitap, o güne kadar okul görmemiş ve ders okumamış ve okuma yazma bilmeyen biri tarafından getirildi, ancak ilahi lütuf sayesinde bu insan, tarih boyunca beşeriyetin ebedi öğretmeni oldu.
Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.
1 – Son ilahi peygamberin mucizesi, söz ve yazılı kelam cinsindendir. Bu kitap evrensel ve ebedi bir mucizedir.
2 – Kur'an'ı Kerim en mükemmal kitaptır ve insanın tüm maddi manevi, her türlü ihtiyacına bir nevi cevap vermiştir ve tüm kuşaklar için tüm asırlarda anlaşılır bir kitap sayılır.
3 – Kur'an'ı Kerim insanları gafletten uzaklaştıran ve ilahi sonsuz lütuf ve merhametten yararlandıran kitaptır.
Ankebut suresinin 52 ve 53. Ayetleri:
قُلْ كَفَى بِاللَّهِ بَيْنِي وَبَيْنَكُمْ شَهِيدًا يَعْلَمُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَالَّذِينَ آَمَنُوا بِالْبَاطِلِ وَكَفَرُوا بِاللَّهِ أُولَئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ (29:52)
وَيَسْتَعْجِلُونَكَ بِالْعَذَابِ وَلَوْلَا أَجَلٌ مُسَمًّى لَجَاءَهُمُ الْعَذَابُ وَلَيَأْتِيَنَّهُمْ بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ (29:53)
Yani:
De ki: Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde ne varsa bilir. Bâtıla inanıp Allah'ı inkâr edenler (var ya), işte ziyana uğrayacaklar onlardır.
Senden, azabı çarçabuk (getirmeni) istiyorlar. Eğer önceden tayin edilmiş bir vade olmasaydı, azap elbette onlara gelip çatmıştı. Fakat onlar farkında değilken, o ansızın kendilerine geliverecektir.
Bu ayetler bir yandan İslam Peygamberi’ni –s–, kafirlerin onun risaletini inkar etmeleri yüzünden, izlediği yolda azim ve irade ve isteğini yitirmemesi yönünde teselli ediyor, çünkü Allah tealanın o hazretin çabasına şahit olduğunu ve onu desteklediğini vurguluyor, öbür yandan da Allah Resulü –s– kafirlere hitaben, eğer gerçekten peygamber olarak seçilmemiş olsa ve yalandan böyle bir iddiada bulunmuş olsa, Allah tealanın her şeye vakıf olduğunu ve buna göre onun da ameline vakıf olduğunu ve onu rezil rüsvay edeceğini buyuruyor.
Ayetler şöyle devam ediyor: Ancak inatçı kafirler şöyle diyor: Eğer doğru söylüyorsan, o zaman Allah’ın azabını bize nazil et, oysa kafirler Allah tealanın dünyada insanlara yaşam yolunu özgürce ve kendi iradeleri ile seçmeleri için mühlet tanıdığını bilmiyorlar.
Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.
1 – Kafirlerin küfür ve batıl yoluna adım atmaları ve Allah’a iman etmemeleri, müminleri etkilememeli, çünkü yüce Allah her yerde vardır ve herkesin işini gözetlemektedir ve en son hüsrana uğrayanlar, kafirler olacaktır.
2 – Yüce Allah peygamberinin sadakat ve dürüstlüğünü onaylıyor ve buna şahitlik ediyor.
3 – İlahi öfke ve azap, hikmet ve hesap üzerinedir ve alelacele olacak bir durum değildir. İlahi azap cahil ve inatçı insanlara değil, ilahi iradeye tabidir.
Ankebut suresinin 54 ve 55. Ayetleri:
يَسْتَعْجِلُونَكَ بِالْعَذَابِ وَإِنَّ جَهَنَّمَ لَمُحِيطَةٌ بِالْكَافِرِينَ (29:54)
يَوْمَ يَغْشَاهُمُ الْعَذَابُ مِنْ فَوْقِهِمْ وَمِنْ تَحْتِ أَرْجُلِهِمْ وَيَقُولُ ذُوقُوا مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ (29:55)
Yani:
(Evet) senden azabı çarçabuk (getirmeni) istiyorlar. Hiç şüpheleri olmasın, cehennem kâfirleri çepeçevre kuşatacaktır.
O günde azap, onları hem üstlerinden hem ayaklarının altından saracak ve Allah (onlara): "Yaptıklarınızı (cezasını) tadın!" diyecektir.
Önceki ayetlerde kafirlerin ilahi azabın çarçabuk nazil olması gibi alaylı taleplerinin devamında, bu ayetler şöyle buyurmakta:
Neden boşuna acele ediyorsunuz? Sizler şimdi bile cehennemde yaşıyorsunuz, fakat bunun farkında değilsiniz. Sizler zulüm ve adaletsizlik cehennemi, savaş ve kan akıtma cehennemi, güvensizlik ve huzursuzluk cehennemi, ızdırap ve depresyon cehenneminde yaşıyorsunuz. Sizler azap sadece fırtına, sel ve depremden ibaret olduğunu zannediyorsunuz. Oysa sizin yaptıklarınız şeyler, bireylere ve topluma yaşadıkları sorunlardan ve musibetlerden başka bir şey getirmiyor ve bu dünyadaki azap aslında sizin uygunsuz amellerinizin sonucundan oluşuyor. Kuşkusuz kafirler ahirette de alevleri her taraftan fışkıran ve onlara hiç bir kaçış yolu bırakmayan cehenneme girecektir.
Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.
1 –Allah tealanın dünyada kafirlerin helak olmasını geciktirmesi, onlar için tevbe etmeye ve Hak yoluna geri dönmeleri için bir fırsattır, fakat onlar bu fırsattan yararlanmak istemiyor.
2 – Her amelin bir iç yüzü vardır, ki bu da ahirette açığa çıkar. Cehennem de insanların bu dünyadaki amellerinin ahirette açığa çıkan iç yüzüdür.