İran'ın son siyasi gelişmeleri
Geçen hafta 3 Kasım günü İran’da küresel istikbarla mücadele milli günüydü. Bu gün İran takviminde üç önemli gelişmenin yaşandığı ve her üç gelişme, İran siyasi tarihinde kader belirleyici bir dönemde yaşandığı gündür.
İmam Humeyni’nin –ks– 1964 yılınta Türkiye’ye sürgün edilmesi, tağut rejiminin İslam inkılabı zafere yaklaştığı günlerde İranlı öğrencileri katliam etmesi ve Amerika’nın Tahran’daki casusluk yuvası olan büyükelçilik binasının İmam Humeyni’nin –ks– çizgisinde olan öğrencilerce 1979 yılında fethedilmesi, her biri İran miletinin inkılapçı hareketleri üzerinde kader belirleyici etkisi olan üç önemli gelişmeydi.
Aslında İran’ın siyasi tarihinde üç önemli hadisenin aynı günde kayda geçmesi, Amerika’nın İran milletine karşı husumet ve müdahalelerinin açık delilidir. Bu gelişmeler Amerika’nın neden İran milletine karşı husumet güttüğünü ve nasıl Tahran’daki büyükelçilik binasını İran’a karşı casusluk yuvasına dönüştürdüğünü ve neden öfkeli İranlı öğrencilerin casusluk yuvasını fethettiklerini ortaya koyuyor. Amerika’nın 1953’te İran’da darbe yaptırması, İran milletine kapikülasyon yasasını dayatması ve İran milletinin şahın despot uygulamalarına yönelik itiraz sesini bastırmak için İmam Humeyni’yi –ks– sürgün ettirmesi, Amerika’nın İran’a yönelik müdahalelerinin sonuçlarıydı.
Aslında Amerika’nın İran’a karşı husumeti hiç bir zaman son bulmadı ve bugün Amerika hala İran’a karşı komploların odağı olmaya devam ediyor. Amerika’nın büyükelçiliğinin İran’a karşı casusluk yuvası ve komplo merkezine dönüşmesi de İslam inkılabı tarihinde Amerika’nın İran’a yönelik gizli emellerinin gün ışığına çıkmasına yol açan bir gelişmeydi.
Geçen hafta Çarşamba günü İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei 3 Kasım öğrenci günü ve küresel istikbarla mücadele milli günü dolaysıyla binlerce öğrenciyi kabulünde, İmam Humeyni’nin casusluk yuvasının fethini Amerika’nın inkılaptan önce ve sonrasında İran milletine yönelik komploları ve düşmanlıkları yüzünden ikinci inkılap ilan ettiğini belirtti. Ayetullah Hamanei, Amerika yönetimi İslam inkılabını başarısızlığa sürüklemek için her türlü resmi ve gayri resmi çabadan ve uygulamadan kaçınmadığını, o dönemde inkılapçı gençlerin casusluk yuvasını fethederek Amerika’nın komplolarını etkisiz hale getirdiğini belirtti.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei 3 Kasım’da yaşanan tarihi gelişmelere işaretle bu gelişmelerin en seçkin olanı, Amerika’nın Tahran’daki casusluk yuvasının fethi olduğunu belirtti. Ayetullah Hamanei o günde mümin, inkılapçı ve akıllı gençler casusluk yuvasını fethederek düşmanın her türlü hareketine mani olduklarını vurguladı.
Ayetullah Hamanei bazı akımların hakikati ve İmam Humeyni’nin –ks– ve milletin Amerika’ya karşı direniş mantığını tahrif etme çabaları gençlerin zihniyetini bozmaları ve ayrıca ülke sorunlarının tek çözüm yolu Amerika ile müzakere ve uzlaşma olduğunu telkin etme çabaları hakkında uyarıda bulunarak şu vurguyu yaptı: eğer İran milleti İmam Humeyni –ks– döneminde Amerika’ya karşı durdursa ve eğer bugün yine hala Amerika aleyhinde slogan atıyorsa ve bu ülkeye karşı duruyorsa bu, güçlü bir mantığa dayanmaktadır.
Geçen hafta 3 Kasım gününde İran milleti ve özellikle öğrenciler düzenledikleri yürüyüşlerde bir kez daha kahrolsun ABD ve kahrolsun İsrail sloganları atarak Amerika’nın komplocu politikalarını ve siyonist rejimin mazlum milletlere yönelik zulmünü kınadı. İslam inkılabı muhafızlar ordusu ikinci komutanı General Hüseyin Selami ise Tahran yürüyüşünde yaptığı konuşmada Amerika’nın casusluk yuvasının fethedilmesi bu ülkenin İran’daki şom politikalarını noktalamakla kalmadığını beşeri tarihde görecede rakipsiz bir süper gücün içi boş haybetini de çökerttiğini belirtti.
3 Kasım yürüyüşünün sonunda İran milleti bir bildiri yayımlayarak Amerika’yı dünya milletlerinin bir numaralı düşmanı ilan etti.
Geçen hafta İslami Şura Meclisi hükümetin milli eğitim, İslamî kültür ve irşad ve gençlik ve spor bakanlıkları için sunduğu üç bakana güvenoyu verdi. Oylamaya Cumhurbaşkanı Ruhani de katıldı. Ruhani meclis genel kurul oturumunda oylamadan önce yaptığı konuşmada önerdiği bakanları savunurken, hükümet ve meclisin halkın çıkarları ve milletin istekleri doğrultusunda daha fazla işbirliğine davet etti. Ruhani üç bakanlıktan neden değişiklik yapma zarureti hissettiğine bazı gerekçeleri açıkladı ve yeni Bakan adaylarının bu göreve uygun olduklarını vurguladı.
İslamî şura meclisi milletvekilleri hükümetin önerdiği üç bakanın salahiyetini inceledikten sonra Fahreddin Ahmedi Daneş Aştiyani, Rıza Salihi Emiri ve Mesut Sultanifer’e sırasıyla milli eğitim, İslamî kültür ve irşad ve gençlik ve spor Bakanı olarak güvenoyu verdi ve böylece üç yeni Bakanı kabineye uğurladı.
Bundan önce Ali Asger Fani, Ali Cenneti ve Mahmut Guderzi sırasıyla üç bakanlığın başında bulunuyordu. Üç Bakan kabineye eşlik etmek ve daha fazla güçlenmesine katkı sağlamak için görevlerinden istifa etti, Cumhurbaşkanı Ruhani de üç bakanın istifalarını kabul etti.
Geçen hafta Cumhurbaşkanı Dr. Hasan Ruhani Lübnan’ın yeni Cumhurbaşkanı Mişel Aun’u telefonla arayarak kendisini kutladı ve bu seçimin Lübnan’da tüm siyasi akımlar için demokrasi zaferi olduğunu belirtti. Ruhani ayrıca İran İslam Cumhuriyeti Lübnan ile tüm alanlarda ilişkilerini geliştirmeye hazır olduğunu belirtti. Ruhani, Lübnan’da Cumhurbaşkanı sağlıklı ve hür bir rekabet ortamında seçildiğine inandıklarını, bu zafer belli bir siyasi kanada ait olmadığını, bilakis Lübnan’da tüm etnik grupların barış içinde yaşadıklarını yansıttığını ve Lübnan milleti için hoş bir zafer olduğunu vurguladı.
Görüşmede Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Aun de İran’ın Lübnan’ın bütünlüğünü desteklemesini önemli niteledi ve ülkesi her zaman milli vahdeti pekiştirme yönünde çaba harcadığını belirtti.
Lübnan meclisi geçen Pazartesi günü değişim ve ıslah fransiyonu lideri Mişel Aun’u bu ülkenin yeni Cumhurbaşkanı seçti.
Geçen hafta İran’ın yurt dışındaki askeri ataşeleri ve temsilcilerinin ilk ortak oturumu savunma Bakanı General Hüseyin Dehgan’ın huzurunda düzenlendi. General Dehgan oturumda yaptığı konuşmada, savunma bakanlığının önemli önceliği ve stratejisi başka ülkelerle savunma ve güvenlik alanında işbirliğini geliştirmek olduğunu, askeri ataşelerimiz ve temsilcilerimiz bu önemli öncelik yönünde çaba harcamaları gerektiğini belirtti. Amerika ve korsan İsrail bölgeyi güvensizliğe sürüklemek için ellerinden geleni yaptığını belirten General Dehgan, bölge ülkeleri işbirliği ve bölgesel ittifak kurmakla düşmanların bu tür girişimlerini etkisiz hale getirmeleri gerektiğini kaydetti. General Dehgan, İran ne geçmişte ve ne de gelecekte hiç bir ülke ile savaşmak niyetinde olmadığını, ancak her türlü tecavüze tüm gücüyle ve kesin bir şekilde karşılık verileceğini ve saldıran tarafı pişman edeceklerini vurguladı.
Geçen hafta Tahran Kıbrıs meclis Başkanı Dimitris Silores’i ağırladı. Tahran’a İranlı mevkidaşı Ali Laricani’nin daveti üzerine üç günlük bir ziyaret gerçekleştiren Silores İranlı yetkililerle ikili ilişkileri geliştirme yollarını ele aldı. Silores ayrıca İranlı yetkililerle bölge gelişmelerini ve İran ve AB ilişkilerinden özellikle Bercam nükleer anlaşmasından sonraki dönemde en iyi şekilde yararlanmayı da görüştü.
Geçen hafta yargı erki Başkanı Ayetullah Sadık Amoli Laricani Irak’a bir ziyaret gerçekleştirdi. Bu ziyaret esnasında iki ülkenin yargı yetkilileri arasında çeşitli alanları kapsayan dört işbirliği protokolü imzalandı. İnsan hakları, yargı işbirliği, mahkumların intikali ve suçluların iadesi alanlarını kapsayan belgeler İran yargı erki Başkanı Laricani ve Irak yargı yüksek konseyi Başkanı Medhet Mahmut’un katıldığı törende İran başsavcısı Muhammed cafer Muntazari ve Irak başsavcısı Muhammed Kasım Cenabi tarafından imzalandı.
İki ülkenin yargı yetkilileri söz konusu belgelerde yargı, insan hakları, terörle mücadelenin yanı sıra radikalizm, fesat, uyuşturucu madde kaçakçılığı, silah kaçakçılığı ve organize suçlarla mücadele gibi konulara da yer verdi.
Ayetullah Laricani yedi gün süren Irak ziyaretinden döndükten sonra Tahran havaalanına yaptığı açıklamada, iki ülke karşılıklı olarak yargı alanında daha fazla işbirliği beklediğini ve bu zyiaret çok yapıcı ve umut verici geçtiğini kaydetti. Ayetullah Laricani Irak’ta ayrıca Ayetullah Sistani’nin temsilcisi ile görüştüğünü ve bu görüşme de çok faydalı ve yapıcı geçtiğini ifade etti.
Geçen hafta 22. Basın fuarı Cumhurbaşkanı Ruhani’nin konuşması ile çalışmalarına başladı. Ruhani konuşmasında medyayı toplumun kalkınmasının zeminini hazırlayan kurum nitelidi ve medya işi mümkün mertebe medya organlarına devredilmesi gerektiğini, kültür silahtan daha güçlü bir araç olduğunu kaydetti.
Ruhani konuşmasının bir başka bölümünde bölgede terör belasına ve cahiliye düşüncelerini din kisvesine sokanlara işaretle, bölge güvenliğe muhtaç olduğunu ve bu da ancak teröristlere ve düşmanlara karşı birlik ve beraberlikle elde edilebileceğini belirtti.
Ruhani, İran milletini terörün şom komplosuna karşı koruyabilecek tek şey vahdet ve birlik olduğunu belirterek İran silahlı kuvvetleri bölgenin en önemli gücü olarak düşmanların her türlü muhtemel saldırısına karşı kesin tavırla durduğunu vurguladı.
22. İran basın fuarı 900 medya organının katılımı ve şeffaflık ve sadakat sloganı ile Tahran’da çalışmalarına başladı.015