Kasım 15, 2016 10:29 Europe/Istanbul

Rum suresinin 1 ila 8. ayetleri ve tefsirleriyle sizlerle birlikteyiz.

Rum suresinin 1 ila 5. Ayetleri:

 

الم (30:1)

غُلِبَتِ الرُّومُ (30:2)

فِي أَدْنَى الْأَرْضِ وَهُمْ مِنْ بَعْدِ غَلَبِهِمْ سَيَغْلِبُونَ (30:3)

فِي بِضْعِ سِنِينَ لِلَّهِ الْأَمْرُ مِنْ قَبْلُ وَمِنْ بَعْدُ وَيَوْمَئِذٍ يَفْرَحُ الْمُؤْمِنُونَ (30:4)

بِنَصْرِ اللَّهِ يَنْصُرُ مَنْ يَشَاءُ وَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ (30:5)

 

Elif. Lâm. Mîm.

 

Rumlar, yenildi.

 

Arapların bulunduğu bölgeye en yakın bir yerde onlar, Halbuki onlar, bu yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir.

 

Onların bu yenilgilerinden önce de sonra da emir Allah'ındır. O gün müminler de Allah'ın yardımıyla sevineceklerdir.

 

Allah, dilediğine yardım eder,galip kılar. O, mutlak güç sahibidir, çok esirgeyicidir.

 

Tarihte belirtildiği üzere, Roma ve İran imparatorlukları arasında uzun süre savaş ve sürtüşme vardı. İslam Peygamberi –s– Mekke’de bulunduğu dönemde, Hicaz topraklarının yakınında İran ve Roma arasında bir savaş gerçekleşti. Bu savaşta Romalılar yenilgiye uğradı. Yüce Allah peygamberine, bu savaşta Romalıların yenilmesine karşın, bir sonraki savaşta zafer onların olacağını haber verdi. Bu öngörü gerçekleştiği zaman müminler, onların müşriklere karşı zafer kazanmalarıyla ilgili ilahi vadadin gerçekleşeceğinden emin oldu, çünkü gerçekte her şey yüce Allah’ın elindedir ve Allah teala istediği herkese yardım eder ve ona izzet kazandırır ve ilahi rahmetinden yararlandırır.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

 

 

1 – Kur'an'ı Kerim’in gaybî haberleri ve öngörüleri, bu semavi kitabın mucize olduğunun işaretlerinden biridir.

2 – Yenilgilerle umutsuzluğa kapılmamalı ve her zaman yüce Allah’ın yardımına ümitvar olmalıyız.

3 – Yüce Allah’ın her işi hikmet yüzündendir. İman ehli olanların zaferi veye yenilgisi de ilahi hikmet çerçevesindedir. Kuşkusuz mümin insanlar görevlerini yerine getirmelidir, fakat işin sonucu onların elinde değil, ancak yüce Allah’ın elindedir.

 

Rum suresinin 6 ve 7. Ayetleri:

 

وَعْدَ اللَّهِ لَا يُخْلِفُ اللَّهُ وَعْدَهُ وَلَكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ (30:6)

يَعْلَمُونَ ظَاهِرًا مِنَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَهُمْ عَنِ الْآَخِرَةِ هُمْ غَافِلُونَ (30:7)

 

Yani:

(Bu) Allah'ın vâdettiğidir. Allah vâdinden caymaz; fakat insanların çoğu bilmezler.

 

Onlar, dünya hayatının görünen yüzünü bilirler. Ahiretten ise, onlar tamamen gafildirler.

 

Önceki ayetler müminlerin müşriklere karşı zafer kazanacağını buyururken, bu ayetler ise şöyle buyurmakta:

Ey insanlar, Allah’ın vadinden asla kuşku duymayın, çünkü Allah’ın vadettiği her şey kesindir ve asla değişmez.

Kuşkusuz Allah’a iman etmeyenler veya imanı zayıf olanlar, yüce Allah’ın vadine inanmaz, çünkü onlar ilahi ilim, güç ve hikmetten habersizdir ve sadece görece maddi şeyleri görür ve her türlü zaferi veya yenilgiyi de maddi sebeplerle yorumlamaya çalışır. Onlar ahiretten gafil oldukları için her şeyi dünyevi kısıtlı meselelerle değerlendirmeye çalışır ve alemin hakikatlerini idrak etmekten acizdir.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

 

1 – Bir vaatten caymanın sebebi genellikle cahillik, acizlik veya pişmanlıktır, oysa Allah teala tüm bu sıfatlardan arınmış ve münezzehtir.

2 – Maddi etkenlere ve fani dünyaya gönül bağlamak, insanı dar görüşlü ve yüzeysel bakışlı hale getirir.

3 – Ahiretten gafil olmanın sebebi, dünyaya ve maddiyata gönül vermektir.

 

Rum suresinin 8. Ayeti:

 

أَوَلَمْ يَتَفَكَّرُوا فِي أَنْفُسِهِمْ مَا خَلَقَ اللَّهُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا إِلَّا بِالْحَقِّ وَأَجَلٍ مُسَمًّى وَإِنَّ كَثِيرًا مِنَ النَّاسِ بِلِقَاءِ رَبِّهِمْ لَكَافِرُونَ (30:8)

 

Yani:

Kendi kendilerine, Allah'ın, gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları ancak hak olarak ve muayyen bir süre için yarattığını hiç düşünmediler mi? İnsanların birçoğu, Rablerine kavuşmayı gerçekten inkâr, etmektedirler.

 

Bu ayet de, Kur'an'ı Kerim’in diğer bir çok ayeti gibi, insanları varlık alemi üzerinde düşünmeye çağırır ve akıl ve vicdanlarına baş vurmalarını emreder. Gerçekten yeri ve gökleri kim yaratmıştır? Acaba bu yaratılış hedefsiz ve amaçsız mıdır? Acaba varlık aleminin başlangıcı belirsiz midir?

Acaba insan akıl ve şuura sahip olduğu ve tüm işleri hesaplı ve programlı olduğu halde, insanlar içinde sadece küçük birer mahluk olan bu azametli alemin tedbir ve şuur temelinde idare edilmediği kabul edilebilir mi?Acaba biz insanların bu dünyada yaşamı, her şeyin sonu olduğu ve başka bir alemin olmadığı kabul edilebilir mi?

Kuşkusuz bir çok insan bu dünyaya gönül verdikleri için ahireti ve ilahi adalet mahkemesinin önüne çıkmayı inkar eder ve kendilerince bu dünyanın lezzetleri ile rahat bir yaşam sürdürmeyi düşünür. Ancak fikir ve akıl sahibi olan her insan, varlık aleminin mantıklı ve doğru bir hedefi olduğunu bilir ve yaratılışın belli bir düzene göre inşa edildiğini ve bu alemi yaratan Allah’ın hikmetini yansıttığını kabul eder.

Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.

 

1 – İslami dini insanları varlık alemi üzerinde düşünmeye davet eder ve böylece imanları marifet ve doğru tanıma dayanmasına vesile olur.

2 – Yaratılış hem güdümlüdür ve hem belli bir süresi vardır.

3 – Kıyamet gününü inkar etmek, fikir ve mantığa dayalı değildir ve ancak fani dünyaya gönül verenlerin işidir.