Nura giden yol
Rum suresinin 14 ila 19. ayetleri ve tefsirleriyle sizlerle birlikteyiz.
Rum suresinin 14 ila 16. Ayetleri:
وَيَوْمَ تَقُومُ السَّاعَةُ يَوْمَئِذٍ يَتَفَرَّقُونَ (30:14)
فَأَمَّا الَّذِينَ آَمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَهُمْ فِي رَوْضَةٍ يُحْبَرُونَ (30:15)
وَأَمَّا الَّذِينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِآَيَاتِنَا وَلِقَاءِ الْآَخِرَةِ فَأُولَئِكَ فِي الْعَذَابِ مُحْضَرُونَ (30:16)
Yani:
Kıyamet kopacağı gün, işte o gün (müminlerle inkârcılar) birbirlerinden ayrılacaklardır.
İman edip iyi işler yapanlara gelince, onlar, cennette nimetlere ve sevince mazhar olacaklardır.
İnkâr edenler, âyetlerimizi ve ahiret buluşmasını yalan sayanlar ise, işte onlar azapla yüzyüze bırakılacaklardır.
Bu ayetler dünya halkını kıyamet gününde iki gruba ayırıyor. Bir grup iman ve salih amel ehli olan insanlar ve diğer grup da Hakka kafir olan ve Hakkı inkar edenlerdir. İnsanları fani dünyada birbirinden farklı kılan yaş, cinsiyet, eğitim, ırk, dil, mal, mevki ve benzeri şeyler kıyamet gününde hiç bir etkisi yoktur. Ahiret aleminde insanları birbirinden farklı kılan şey, iman ve küfürdür, ki bunlar da beraberinde iyi veya kötü amelleri getirir.
Öte yandan cennete girebilmek için sadece iman etmiş olmak yeterli değildir ve bunun yanında iyi ve salih ameller de şarttır. Fakat cehenneme atılmak için küfür tek başına yeterlidir, zira küfür,bir insanın kendisine ve Allah tealanın ona sunduğu varlık sermayesine yapabileceği en büyük zulümdür.
Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.
1 – Kıyamet günü, müminlerle kafirlerin, iyilerle kötülerin birbirinden ayırt edildiği gündür.
2 – Bu dünyada ancak ilahi saiklerle ve Allah’a iman ile yerine getirilen iyi ameller değerlidir.
3 - İlahi ayetleri ve kıyamet gününü tekzip etmek, insandaki küfür ve inat ruhundan kaynaklanır.
4 – Her insanın ahirette kaderi, bu dünyadaki yaşamındaki amellerine bağlıdır.
Rum suresinin17 ve 18. Ayetleri:
فَسُبْحَانَ اللَّهِ حِينَ تُمْسُونَ وَحِينَ تُصْبِحُونَ (30:17)
وَلَهُ الْحَمْدُ فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَعَشِيًّا وَحِينَ تُظْهِرُونَ (30:18)
Yani:
Haydi siz, akşama ulaştığınızda (akşam ve yatsı vaktinde) sabaha kavuştuğunuzda, gündüzün sonunda ve öğle vaktine eriştiğinizde Allah'ı tesbih edin (namaz kılın), ki göklerde ve yerde hamd O'na mahsustur.
Bazı müfessirler bu ayetlerlin vacip namazların vakitlerine işaret ettiğine inanır. Ayetler ise şöyle buyurmakta:
Sabah ve akşam, öğle ve ikindi vakti Allah’ı zikredin ve O’na hamd ve tesbih edin, çünkü varlık aleminin tümü O’nun mutahhar ve muazzam olduğuna şahadet getirir ve O’nun sonsuz ilim ve gücünün işeretidir.
Evet, şirkten uzak durmak için her an ve her yerde Allah tealayı zikretmeli ve hem kalbimiz ve hem dilimizle yüce Allah’ın her türlü ortaktan veya kusurdan münezzeh olduğunu ifade etmeliyiz.
Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.
1 – Allah’a hamd ve tesbih etmek, tüm zamanlarda ve tüm mekanlarda bir değerdir. Buna karşın bazı zamanlar Allah’ı zikretmek için daha uygundur.
2 – Allah’ı tesbih etmek ve O’nu her türlü kusurdan münezzah ve mutahhar bilmek, O’na hamd etmeye zemin oluşturur. Bu yüzden tesbih etmek, Allah’a hamd etmekten önce gelir.
Şimdi Rum suresinin 19. Ayeti:
يُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَيُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَيِّ وَيُحْيِي الْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَكَذَلِكَ تُخْرَجُونَ (30:19)
Yani:
Ölüden diriyi, diriden de ölüyü O çıkarıyor; yeryüzünü ölümünün ardından O canlandırıyor. İşte siz de (kabirlerinizden) böyle çıkarılacaksınız.
Maad ilkesini inkar edenlerin şüphelerine cevap veren bu ayet, fani dünyada ölülerin dirildiği örneklere işaret ederken, şöyle buyurmakta:
Siz nasıl kıyamet gününde ölülerin yeniden dirildiğini inkar edersiniz? Oysa Allah teala sürekli diriltmekte veya öldürmektedir. Kış mevsiminde ağaçlar ve bitkiler ölür ve ilkbahar gelince hepsi yeniden dirilerl ve bu durum her yıl tekrarlanır ve sizler de kendi gözlerinizle buna şahit oluyorsunuz. Yine her yıl cansız topraktan her türlü canlı bitki baş çıkararak hayat örneğini sergilerken, bir çok canlı mahluk da cansız olur ve toprağa dönüşür. Bizim yediklerimiz canlı mahluklar değildir, fakat bedenimizin bir parçası haline geldiklerinde birer canlı hücreye dönüşür. Doğa düzeninde de sürekli ölümün içinden yaşam ve yaşamın içinden ölüm çıkar. Tüm bunlar yüce Allah’ın kıyamet gününde ölüleri diriltebileceğinin açık işaretleridir.
Kuşkusuz bu ayet manevi açıdan da tefsir edilebilir. Nitekim bazı rivayetlerde kafirlerin mümin oluşu veya müminlerin kafir oluşu, cahilin alim oluşu veya alimin cahilleşmesi, ölüden diri ve diriden ölü yaratmanın örnekleri sayılır.
Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.
1 – İnsan akıllı ve insaflı düşündüğü takdirde kıyamet gününe inanç konusunda hiç bir kuşkusu olmaz. Zira yüce Allah diriltme veya öldürme gücünü bu dünyada da sergilemiştir.
2 – Bu alemin düzeninde mahlukların hayat ve memat arasında gidip geldiği gözlenir ve bu durum kıyamet gününe dek sürecektir.