Aralık 11, 2016 13:20 Europe/Istanbul

Rum suresinin 23 ila 26. ayetleri ve tefsirleriyle sizlerle birlikteyiz.

Rum suresinin 23 ve 24. Ayetleri:

 

وَمِنْ آَيَاتِهِ مَنَامُكُمْ بِاللَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَابْتِغَاؤُكُمْ مِنْ فَضْلِهِ إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآَيَاتٍ لِقَوْمٍ يَسْمَعُونَ (30:23)

وَمِنْ آَيَاتِهِ يُرِيكُمُ الْبَرْقَ خَوْفًا وَطَمَعًا وَيُنَزِّلُ مِنَ السَّمَاءِ مَاءً فَيُحْيِي بِهِ الْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآَيَاتٍ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ (30:24)

 

 

Yani:

Gece olsun gündüz olsun, uyumanız ve Allah'ın lütfundan (nasibinizi) aramanız da O'nun (varlığının) delillerindendir. Gerçekten bunda, işiten bir kavim için ibretler vardır.

 

Yine O'nun delillerindendir ki, size korku ve ümit vermek üzere şimşeği gösteriyor, gökten su indirip ölümünün ardından arzı onunla diriltiyor. Doğrusu bunda, aklını kullanan bir kavim için (alınacak) dersler vardır.

 

 

 

Geçen bölümde, Kur'an'ı Kerim Rum suresinin bir bölümünde, yüce Allah’ın insanın ve varlık aleminin yaratılışında bazı ayet ve işaretlerinden söz ettiğini beyan ettik. Bu ayetler ise insan yaşamında iki ayete daha değinerek şöyle buyurmakta:

Belki sizin için uyumak basit bir amel gibi gözükebilir, fakat her gece gündüz, aralıkla vuku bulan uyuma ve uyanma fiilleri de yüce Allah’ın hikmetinin işaret ve ayetleridir. Uyuyan ve ardından uyanan insan dinlenmiş olur ve daha yüksek bir moral ile güncel yaşamına ve faaliyetlerine devam eder ve yorulduğu vakit yine dinlenmeye çekilir. Eğer insan uyumasaydı, sürekli kendini yorgun ve bitkin hisseder ve yaşamını sürdürmek için gerekli olan neşe ve mutluluktan yoksun olurdu.

Yine göklerde çakan ve bazen insanları ürküten şimşekler, aslında yağmurun işaretidir ve yeryüzünde hayat, insanların ve hayvanların ve bitkilerin bekası ona bağlıdır. Eğer bir bölgeye uzun süre yağmur yağmazsa, o bölgede yaşayan insanlar o zaman bu hayati maddenin değerini daha fazla anlayabilir.

Günümüzde insanlar petrol ve doğalgazı kaynağından çıkarmak ve rafine etmek ve buradan da köylere ve kentlere ulaştırmak için milyarlarca dolar parayı boru hattı inşa etmeye, toprağı kazmaya ve tesislerin bakım ve onarımına ayırmak zorundadır. Ancak Allah teala gayet doğal bir düzen kurarak denizlerin ve okyanusların suyunu rüzgarın gücü ile hareket ettirir ve bu hareketten bulutlar doğar ve ardından bulutlar yağarak yeryüzünde yaşayan tüm insanlara, hayvanlara, bitkilere ve tüm canlılara bu ilahi nimeti sunar.

O zaman bu ilahi nimetin kıymetini bilmeli ve üzerinde daha fazla düşünerek O’nun muhibetlerine şükretmeliyiz.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

 

 

1 – İlahi nimetlerin kıymetini bilelim. Uyumak ve uyanmak, ilahi büyük nimetlerden biridir.

2 – Helal rızık elde etmek ve yaşamımızın ihtiyaçlarını karşılamak için çalışmak ve çaba harcamak, İslam dininde takdirle karşılanır.

3 – Gök şimşeği, yağmurun yağışı, bitkilerin yeşermesi gibi durumların hiç biri tesadüfi durumlar değildir. Tüm bu doğal olaylar çok titiz ve önceden hesaplanmış bir plan çerçevesinde yüce Allah’ın iradesi ile gerçekleşir.

4 – Allah’ı akıl, düşünce ve ilim temeline göre tanımalıyız.

 

Rum suresinin25. Ayeti:

 

وَمِنْ آَيَاتِهِ أَنْ تَقُومَ السَّمَاءُ وَالْأَرْضُ بِأَمْرِهِ ثُمَّ إِذَا دَعَاكُمْ دَعْوَةً مِنَ الْأَرْضِ إِذَا أَنْتُمْ تَخْرُجُونَ (30:25)

 

 

Yani:

Göğün ve yerin O'nun buyruğu ile durması da O'nun (varlığının) delillerindendir. Sonra sizi topraktan bir çağırdı mı hemen (kabirlerinizden) çıkıverirsiniz.

 

 

 

Geçen ayetlerde yerin ve göklerin yaratılışından söz edildi. Bu ayet ise yerin ve göklerin istikrarlı duruşu ve bekasından söz ederken, şöyle buyurmakta:

İnsanoğlu hâla derinliğine vakıf bile olamadığı, ama buna karşın milyarlarca yıldızını ve gezegenini keşfettiği, devasa gök cisimlerinden oluşan uzayda yer alan bu cisimler, belli bir düzene göre hareket halindedir ve eğer herhangi birinin yörüngesinde en ufak bir sapma olacak olursa, dünyamızın da aralarında bulunduğu varlık aleminin bir bölümünü veya tümünü yok edebilir. Ancak Allah teala tüm bu sonsuz sayıda gök cisminin belli bir çekim gücü kanununa göre belli bir yörüngede hareket etmeleri ve varlık aleminin düzeninin bozulmaması için gereken tedbiri almıştır.

Kuşkusuz ne zaman Allah teala irade ederse, varlık alemindeki bu düzen bozulur ve bu dünya sona erer ve yeni bir düzen kurulur. Yeni düzende, fani dünyada insanların anadan doğmaları veya bitkilerin topraktan yeşermelerinin aksine, her insan tamamen anadan, babadan, kardeşten bacıdan bağımsız ve tek başına bu dünyaya gelir ve fani dünyadaki amellerinin hesabını vermesi gerekir.

Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.

 

 

1 – Yaratılış nizamının sağlamlığı ne tesadüfi bir konudur, ne de başkasının elindedir. Bu nizam ancak ilahi iradeye tabidir.

2 – Sadece yaratılış değil, alemi tedbir etme işi de Allah’ın elindedir. Yani Allah tealanın alemi yaratıp kendi haline bıraktığı düşünülemez. Yüce Allah adeta bir bahçıvan gibi tohumu ektiği andan bakım dönemi ve hasat anına kadar tüm merhalelerini yönetir ve tedbir eder.

3 – İnsanın topraktan çıkması, Maad’ın fiziki bir olay olduğunu gösterir. Zira ölümle beraber insanın ruhu değil, asıl cismi toprağa verilir.

 

Rum suresinin 26. Ayeti:

 

وَلَهُ مَنْ فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ كُلٌّ لَهُ قَانِتُونَ (30:26)

 

 

Yani:

Göklerde ve yerde olanlar hep O'nundur. Hepsi O'na boyun eğmiştir.

 

 

Geçen ayette insanın bu dünyadan öbür dünyaya intikalinden söz edilirken, bu ayet ise şöyle buyurmakta:

Allah teala insanların yanısıra melekler ve cinler gibi diğer tüm mahlukların mutlak maliki olduğundan, onların hakkında istediği gibi amel edebilir ve hiç kimse O’na karşı koyacak güce sahip değildir. Çünkü, gerçi bu mahluklar Teşri nizamına karşı çıkabilir, fakat Tekvin nizamına karşı hepsi itaat eder. Hatta mahlukların iradesi de Allah’ın iradesine tabidir.

Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.

 

 

1 – Sadece bitkiler, hayvanlar ve cansız eşyalar değil, hatta insan, melek ve cin gibi şuurlu mahluklar bile ilahi hakimiyetin dışına çıkamaz.

2 – Tekvin nizamında insan Allah’a itaat eden ve bu sebepten ötürü cismî açıdan gelişen ve kemal eren bir varlık oluğu gibi, Teşri nizamında da kendi iradesi ile ilahi emirlere itaat ettiğinde, o zaman kemale ve saadete erer.