Aralık 11, 2016 14:18 Europe/Istanbul

Rum suresinin 47 ila 49. ayetleri ve tefsirleriyle sizlerle birlikteyiz.

Rum suresinin 47. Ayeti:

 

وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ رُسُلًا إِلَى قَوْمِهِمْ فَجَاءُوهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَانْتَقَمْنَا مِنَ الَّذِينَ أَجْرَمُوا وَكَانَ حَقًّا عَلَيْنَا نَصْرُ الْمُؤْمِنِينَ (30:47)

 

 

Yani:

Andolsun ki, biz senden önce kendi kavimlerine nice peygamberler gönderdik de onlara açık deliller getirdiler. (Onları dinlemeyip) günaha dalanların ise cezalarını hakkıyla vermişizdir. Müminlere yardım etmek de bize düşer.

 

 

Geçen bölümün son ayeti, yüce Allah’ın bitkilerin yeşermesi ve insanların bekası için rüzgar ve yağmur göndermesiyle ilgiliydi. Bu ayet ise, peygamberlerin delil temelinde insanları hidayete erdirmek üzere gönderildiğine işaret ederken, daha sonraki ayetler bir kez daha yeryüzünde hayat için rüzgar ve yağmurun gönderildiğini hatırlatıyor. Güya bu ayetin yaratılışta ilahi güç ve hikmeti beyan eden ayetlerin ortasında yer almasının sebebi, tekvin ve teşri nizamının aynı kaynaktan kaynaklandığı yönünde zarif ve ince bir noktaya değinmek içindir. Yani sizi yaratan ve sizin cismi ihtiyaçlarınızı karşılamak üzere güneş, bulut, rüzgar ve yağmuru görevlendiren yüce Allah, yine sizin ruhi ihtiyaçlarınızı karşılamak üzere de peygamberleri gönderdi ve böylece akıl ve fıtrat temelinde sizi hidayete erdirmek istedi.

Doğal olarak bu durumda hakikati idrak ederek iman edenler, ilahi lütuf ve rahmetten yararlanır ve Allah teala onlara yardımcı olur. Ancak Hak karşısında duran ve Allah’a itaat etmeyenler, ilahi azapla cezalandırılır.

Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.

 

 

1 – Yüce Allah peygamberleri mucizeler ve açık delillerle beraber göndererek insanlara hücceti tamamlamıştır.

2 –Günahkar kulların cezası, onları irşad etmek ve hücceti tamamlamaktan sonra gündeme gelir, zira kendisine hüccet tamamlanmamış kimseyi cezalandırmak, adalete sığmaz.

3 – Müminlerin kafirlere ve Hak cephesinin batıl cephesine karşı zaferi, ilahi kesin vaatlerden sayılır.

 

Rum suresinin48 ve 49. Ayetleri:

 

اللَّهُ الَّذِي يُرْسِلُ الرِّيَاحَ فَتُثِيرُ سَحَابًا فَيَبْسُطُهُ فِي السَّمَاءِ كَيْفَ يَشَاءُ وَيَجْعَلُهُ كِسَفًا فَتَرَى الْوَدْقَ يَخْرُجُ مِنْ خِلَالِهِ فَإِذَا أَصَابَ بِهِ مَنْ يَشَاءُ مِنْ عِبَادِهِ إِذَا هُمْ يَسْتَبْشِرُونَ (30:48)

وَإِنْ كَانُوا مِنْ قَبْلِ أَنْ يُنَزَّلَ عَلَيْهِمْ مِنْ قَبْلِهِ لَمُبْلِسِينَ (30:49)

 

 

 

Yani:

Allah O'dur ki, rüzgârları gönderir, bunlar da bulutu kaldırır. Derken, Allah onu gökte dilediği gibi yayar ve parça parça eder; nihayet arasından yağmurun çıktığını görürsün. Allah dilediği kullarına yağmuru nasip edince, onlar seviniverirler.

 

0ysa onlar, daha önce, üzerlerine yağmur yağdırılmasından iyice ümitlerini kesmişlerdi.

 

 

Güneş ışınları ve ısısı, denizlerin ve okyanusların suyunu buharlaştırarak göklere yükseltir. Daha sonra yüce Allah rüzgarları göndererek, su buharından oluşan bulutları uzak yörelerde kurak yerlere yönlendirir ve oralarda yağış için doğal şartları oluşturarak yağmur damlalarının yere düşmesine vesile olur. Bu işin azameti, insanoğlu günümüzde doğalgaz, petrol veya suyu bir noktadan bir başka noktaya taşımak için milyarlarca dolar parayı boru hatlarını döşemek, yeri kazmak, boruları yerleştirmek, kontrol istasyonları yapmak ve bakım ve onarımına harcamak zorunda kaldığı hatırlandığı takdirde, daha iyi anlaşılır. Buna karşın ve bunca masrafa rağmen, insan ancak sınırlı bir bölgeyi bu tür hizmetlerin kapsamı içine alabilir. Oysa yüce Allah insanlar için hiç bir bedeli olmayan bir sistemle suyu, yani yeryüzünde yaşayan tüm canlıların hayat kaynağını sadece insanlara değil, yeryüzünde yaşayan tüm canlı mahluklara sunar.

Yağmurun yağması sadece insanın cismini değil, aynı zamanda ruhunu da tatmin eder. Yağmurun yağışı ve bahçeleri ve tarlaları ve bostanları canlandırması, bu manzaraları gören her insanın ruhunu da neşelendirerek, gam ve kederden uzaklaştırır. Kuraklık veya su kaynaklarının kıtlığı yüzünden tarlasının ürününü yok olma eşiğinde bulan bir çiftçi veya besici, bulutları ve rüzgarı görünce, gözünde sevinç ışıltıları görülmeye ve dudaklarında tebessüm izleri belirmeye başlar. Tüm bunlar ilahi sonsuz rahmet ve merhamete umut bağlamanın sonucudur ve rüzgar ve yağmur da ilahi rahmetin habercileri sayılır.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

 

 

1 – Doğal gelişmeleri tesadüfi olaylar telakki etmemeliyiz. Tüm bunlar yüce Allah’ın güç ve hikmeti ve varlık alemini tedbir ettiğinin işaretleridir.

2 – İlahi irade, varlık aleminin işleri, doğal sebep sonuç üzerinden gerçekleşmesine yöneliktir ve sebep sonuç nizamı, yüce Allah’ın hikmetidir.

3 – İlahi sonsuz lütuf ve merhameti düşünmek, insanda gam ve kederi yok eder.