Aralık 12, 2016 09:31 Europe/Istanbul

Geçen hafta 25. Namaz zirvesi İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin mesajı ile çalışmalarına başladı.

25. namaz zirvesi geçen Perşembe günü İslamî kültür ve irşad Bakanı, eyaletlerin Cuma hatipleri, şehit aileleri, sivil ve eskeri yetkililerin katılımı ve “namaz ve sosyal zararları hafifletme” sloganı ile Alborz eyaletinin Muhammedşehir kentinin İmam Humeyni –ks– akademisinde çalışmalarına başladı.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei zirveye gönderdiği mesajda herkesin namaz karşısında sorumlu olduğuna işaretle namazı hakettiği seçkin ve şayeste konumunda tanımak ve tanıtmak üzere çaba harcamak ve bizzat bu ibadeti yerine getirerek hakettiği kadar yüceltmek gerektiğini belirtti.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin mesajını veliyi fakihin Alborz eyaleti temsilcisi ve Kerec Cuma hatibi hüccetülislam Hüseyni Hemedani tarafından okundu. Ayetullah Hamanei mesajında namaz ibadeti ümmetin tüm kesimlerine açık bir kapı olduğunu ve bu kapıdan ilahi hidayete ve rahmete kavuşmanın ve yaşamı doğru yöne yönlendirmenin ve hayır ve bereketli yapmanı mümkün olduğunu kaydetti. Ayetullah Hamanei mesajında ayrıca her insanın manevi sıhhati namaza bağlı olduğunu ve doğru yolda hidayete ermek ve temiz yaşama kavuşmak da ancak namaz kılmakla elde edilebileceğini vurguladı.

Geçen hafta ikinci uluslararası İslam ve insansever haklar zirvesi İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin İslam dünyası işleri danışmanı Ayetullah Muhammed Ali Tashiri’nin katılımı ile Kum kentinde düzenlendi.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin İslam dünyası işleri danışmanı Ayetullah Tashiri zirvede yaptığı konuşmada adalet, terör ve ırkçılığın kınanması, istibdatla mücadele ve temel hakları savunmak, dünyada tüm insanların ortak değerleri olduğunu ifade etti.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin danışmanı Ayetullah Tashiri çevreyi korumak, yoksulluk ve cahillikle mücadele de diğer bazı insani değerler olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: beşeriyetin çeşitli alanlarda uluslararası yasaları düzenlemek üzere işbirliği de gözetilmelidir.

ikinci uluslararası İslam ve insansever haklar zirvesi geçen Çarşamba günü İran ve dünyanın 20 ülkesinden düşünürlerin katılımı ile Kum kentinde başladı ve Perşembe günü öğleden sonra sona erdi.

Geçen hafta Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Behram Kasımi, Maname’de düzenlenen 37. FKİK liderler zirvesinin sonuç bildirisine gösterdiği tepkide bu konsey mesnetsiz ve tekrarlı iddiaları ileri sürmek yerine İran’ın içişlerine karışmaktan ve dini ve etnik fitne çıkarmaya çalışmaktan el çekmesi gerektiğini belirtti.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Kasımi FKİK liderler zirvesinin bildirisini İran’ın içişlerine karışma ve dini ve etnik fitne çıkarma çabası şeklinde yorumladı.

İran’ın bölge ülkelerinin içişlerine karıştığı iddiasını reddeden Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Kasımi, Tahran’ın ilkeli politikası iyi komşuluk ilkesi, karşılıklı saygı ve başkalarının içişlerine karışmaktan kaçınma ilkesine dayandığını vurguladı. FKİK üyelerinin İran’ı Hac farizesini siyasileştirme çabası ile suçlamasını da reddeden sözcü Kasımi, asıl Suud rejiminin İranlı hacıların Hac farizesini yerine getirmelerini engellemesi şeriat ilkelerine aykırı olduğunu ifade etti.

Ortadoğu bölgesinin başta nükleer silahlar olmak üzere her türlü kitle imha silahlarından arındırılması gerektiğini vurgulayan sözcü Kasımi, FKİK liderler zirvesi bildirisinde İran’la 5+1 arasında imzalanan nükleer anlaşma ve İran’ın füze gücü hakkında ileri sürdükleri iddiaların anlaşmanın içeriğinden yanlış algılamalarından kaynaklandığını kaydetti.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Kasımi ayrıca, İngiltere Başbakanı Theresa May’in Fars Körfezi İşbirliği Konseyi FKİK liderlerinin oturumunda sarf ettiği sözlerine tepki gösterdi.

Kasımi, başka ülkelerin içişlerine sorumsuzca müdahale eden ve bölgede savaş, terör, şiddet ve güvensizliğin yayılmasına sebebiyet veren İngiltere gibi ülkelerin başkalarını diğer ülkelerin içişlerine karışmakla suçlayacak konumda olmadıklarını belirtti.

İngiltere’nin tefrikacı politikalarına işaret eden Kasımi, Londra yönetimi bölgeye yeniden dönebilmek için yeniden tefrikacı politikalara yöneldiğini kaydetti.May konuşmasında FKİK ile İran’a karşı işbirliğine hazır olduğunu belirtmişti.

FKİK zirvesinin sonunda İngiltere ile yayımlanan ortak bildiride FKİK ve İngiltere aralarındaki siyasi, savunma, güvenlik ve ticari ilişkileri takviye etmek üzere stratejik ortaklık kurma üzerinde anlaştıkları ve aynı zamanda bölgesel meselelere karşı toplu eğilimin şekillenmesinin şekillenmesine vurgu yaptıkları belirtildi. Bildiride, İngiltere yönetimi ikili askeri işbirliğini takviye etme yönünde başta Dubai’de askeri birlik konuşturmak olmak üzere Fars körezi genelinde askeri varlığını koruyacağı vurgulandı.

Fars körfezi bölgesinde yer alan Arap emirlikler dünyanın büyük silah kartellerinin hedef piyasaları arasında yer alıyor ve bu kartellerin Fars körfezinde yer alan Arap emirliklerinden milyarlarca dolarlık gelirlerin üzerinde özel hesap açtıkları ifade ediliyor.

Öte yandan FKİK liderlerinin Maname zirvesi Suud rejimi elebaşıları Irak, Suriye ve Yemen tecavüzlerinde ağır hezimete uğradıkları bir sırada gerçekleşti. suud kSuud Salman bin Abdulaziz Umman’ın çağırılmadığı oturumda davet edilen ülkeleri konseyin enkazı üzerinde yeniden bir araya getirmeye çalıştı. Aslında kral Salman’ın bölge ülkelerine düzenlediği ziyaretinde Maskat’ı silmesi, pratikte Umman’ı FKİK’ten silmek istediğini de ortaya koydu. Umman bundan bir kaç yıl önce de Arabistan’ın Maname’de düzenlenen bir seminerde gündeme getirdiği bu ittifakın kurulmasına karşı çıkmıştı.

Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif geçen Cumartesi günü Yeni Delhi’de düzenlenen Asya’ın kalbi konferansına katılarak İran İslam cumhuriyetinin Afganistan ve bölgede barış ve istikrarın takviye edilmesi için önerilerini ve tutumunu anlattı. Dışişleri Bakanı Zarif Hindistan ziyaretini tamamladıktan sonra Çinli ve Japon mevkidaşlarının daveti üzerine bu iki ülkeye gitti.

Zarif Doğu Asya ziyareti sırasında iktisadi ve siyasi konuların yanı sıra bölgesel ve küresel meseleleri de el aldı.

İran’ın dış politikasında doğuya bakışın özel bir yeri vardır ve karşılıklı olan bu eğilimin çerçevesinde İran ve doğuda yer alan ülkelerin arasındaki ilişkilerin sürekli geliştiği söylenebilir. Bunun en somut örneği ise İran ve Çin ilişkileridir.

Cumhurbaşkanı Ruhani geçen Eylül ayında BM genel kurul zirvesinin kulisinde Japonya Başbakanı Abe ile görüşmesinde ikili iktisadi ilişkilerde gelecek on yılın yol haritasını çizmeye hazır olduğunu belirtti. İran ekonomi Bakanı Ali Tayyibnia’nın Japonya ziyareti sırasında sağlanan anlaşmalara işaret eden Ruhani, bankacılık alanında varılan anlaşmaların uygulanması için ortak çabaya ihtiyaç duyduklarını ve Japon bankaların iktisadi işbirliğinde gerekli olan mali desteği sağlamak için harekete geçmeleri gerektiğini vurguladı. Görüşmede Japon Başbakan Abe de Tahran ve Tokyo arasındaki işbirliğinin daha da gelişmesi gerektiğine vurgu yaparak ikili iktisadi ilişkileri mümkün olan en üst düzeye ulaştırmakta kararlı olduklarını, nitekim bu doğrultuda iki ülkenin çevre ve barışçıl nükleer faaliyetlerin güvenliğini temin etme alanında işbirliği devam ettiğini ifade etti.

Dışişleri Bakanı Zarif Çarşamba günü Japonya dış ticaret kurumu Başkanı İşige ile görüşmesinde İran’ın Japon firmaların yatırımı için istikrarlı ve güvenli bir ülke olduğunu belirterek İran yönetimi Japonya ile iktisadi ilişkilerini geliştirmek istediğini belirtti. Görüşmede İşige de İran’a dayatılan yaptırımların kaldırılmasıyla beraber Japon firmaların İran’da ticari faaliyetlerini ve yatırımlarını arttırmaları için uygun zemin oluştuğunu ifade etti.

Bu arada Japonya’nın bir çok dev ticari firmasının başkanları şimdiden Japon Başbakan Abe’nin İran ziyaretinde ona eşlik etmek için hazırlandıkları belirtiliyor. Gerçi Japonya’nın Çioda ve Tokyo gibi dev mühendislik firmaları çoktan İran piyasaları üzerindeki araştırmalarını tamamlayarak İran piyasalarına geri döndükleri anlaşılıyor. Bu iki firma daha çok enerji alanında faaliyet yürütüyor ve İran ile petrol ve petro kimya sektörleri ile ilgili anlaşmalara ortaklık etmek istiyor.

İran Amerika’nın Bercam nükleer anlaşması ile ilgili ihlallerini titizlikle rasat ediyor ve uygun tepki vermek üzere konuyu milli güvenlik yüksek konseyi ve İslamî şura meclisinde ele alıyor.

İslami Şura Meclisi Başkanı Ali Laricani, Çin medyasına verdiği mülakatta İran’a karşı yaptırımların uzatılması Bercam nükleer anlaşmasının ihlali olacağını belirtti. Laricani, Bercam iki taraflı bir anlaşma değil, uluslararası bir anlaşma olduğunuve başta Çin olmak üzere dünyanın 6 önemli ülkesi bu anlaşmada rol ifa ettiklerini kaydetti.

Laricani, ABD Başkanı Obama son Başkanlık seçimlerinden sonra iyice itibar kaybına uğradığını, öyle ki hatta kendi partisinden olan temsilcilerin ve senatörlerin artık onu umursamadığını vurguladı.

Laricani, her halükarda hükümetten karşı tarafın Bercam nükleer anlaşmasının uygulanmasında sergilediği küstahlığına gereken uygun tepkiyi hazırlanan yasaya göre vermesini ve raporunu da meclise sunmasını istediklerini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Ruhani, Öğrenci Günü dolaysıyla Tahran Üniversitesi’nde düzenlenen etkinlikte yaptığı konuşmada Amerika yönetimini uyardı.

Cumhurbaşkanı Ruhani, Bercam nükleer anlaşmasında 6 ülke İran’a taraf olduğunu, bunlardan bazıları dost ve bazıları da Amerika gibi düşman olduğunu vurguladı.

Ruhani, kongrenin Damato yasasını uzatması Bercam nükleer anlaşmasının açık ihlali olacağını ve yürürlüğe girdiği takdirde İran bu duruma en sert tepkiyi vereceğini ifade etti.

Bilindiği üzere Amerikan senatosu geçen Perşembe günü ISA adıyla anılan İran’a dayatılan yaptırımların kanununu on yıl daha uzattı. Böylece Amerikan kongresi bu yaptırımların 2026 yılına kadar devam etmesine on verdi.

Cumhurbaşkanı Ruhani geçen Pazar günü de İslami Şura Meclisi genel kurul oturumunda yaptığı konuşmada İran hiç bir zaman Bercam anlaşmasını ihlal eden taraf olmayacağını, fakat bu anlaşmanın ihlal edilmesine gereken tepkiyi göstereceklerini, Amerikan kongresinin son kararı Bercam anlaşmasının ihlali ve bu anlaşmaya aykırı olduğunu vurguladı.

Amerika Başkanı Obama bu kararın önlemek ve yaptırımların uzatılmasını engellemek için yetkilerini kullanması gerektiğini belirten Ruhani, İran uluslararası teamülü kendi hakkı bildiğini ve bunun için hiç bir ülkeden izin almayacaklarını kaydetti. Ruhani, Bercam uluslararası bir belge olduğunu ve BM güvenlik konseyi tarafından da onaylandığını ve uygulanması tüm taraflara fayda sağlayacağını ifade etti.

İran’ın hicri şemsi takviminde 16 Azer günü şah rejiminin Tahran üniversitesinde despot rejimi protesto eden öğrencileri kanlı bir şekilde bastırdığı günün yıldönümüdür. Bu olay 1953 yılında yaşandı.

Bu olay, İran’da Amerika ve İngiltere’nin İran’da darbe yaptırmaları ve İran’ın yasal Başbakanı Dr. Musaddık hükümetini devirerek pehlevi şahını yeniden iktidarın başına getirmesinden dört ay sonra yaşandı. Olayda Tahran üniversitesinin üç öğrencisi şah rejiminin muhafız alayının kurşunları ile şehit düştü.

Tahran üniversitesi öğrencileri Amerika’nın dönem Başkan yardımcısı Richard Nicson’un Tahran ziyaretini ve Dr. Musaddık’ın İran petrolünün millileştirildiğini ilan etmesinin ardından kesilen İngiltere ile ilişkilerin yeniden başladığının açıklanmasını protesto etmek amacıyla eylem yaptı. Ancak şah rejiminin güvenlik güçleri bu eyleme gösterdikleri tepkide, öğrencilerin üzerine ateş açtı.

İran’ın siyasi tarihinde çok hassas bir dönemde yaşanan bu olay bir kaç açıdan önem arz ediyor. Bu hadisenin önemli boyutlarından biri, İran’da öğrenci hareketinin belirginleşmesiydi, ki o tarihe kadar görülmemiş bir olaydı. İranlı öğrencilerin hareketi ve itirazları aslında çok özel şartlar altında ve şah rejiminin baskıcı politikalarının doruk noktasında ortaya çıkan ve İranlı öğrencilerin bilinçli ve basiretli bir kitle olduğunu yansıtan bir konuydu. Nitekim bu hareket çok hızlı bir şekilde siyasi ve sosyal etkilerini göstermeye başladı.

16 Azer öğrenci gününde Cumhurbaşkanı Ruhani Tahran üniversitesinde öğrencilerle buluştu.

Geçen hafta Dışişleri Bakanı Yardımcısı İbrahim Rahimpur Endonezya’nın Bali adasında düzenlenen 9. Uluslararası demokrasi zirvesinde yaptığı konuşmada bölgede terörün yayıldığını ve Filistin milleti çok zor durumda olduğunu belirterek, İran İslam Cumhuriyeti komşuları ve dünya camiası ile işbirliğini kültürel ve dini çeşitliliğe saygı çerçevesinde geliştirmekten yana olduğunu belirtti. Rahimpur, uluslararası barış ve güvenliğin tüm ülkelerin işbirliğine ve yardımlaşmasına bağlı olduğunu vurguladı.

9. uluslararası demokrasi zirvesi din, demokrasi ve çoğulculuk sloganı ile Endonezya’nın Bali adasında düzenlendi. İki gün süren zirveye 84 ülke ve uluslararası kurum ve kuruluşların temsilcileri ve 25 ülkenin Bakan ve Bakan yardımcıları katıldı.

Geçen hafta korsan rejim İsrail parlamentosunun siyonist yerleşke inşaatını genişletme kararına İran’dan tepki geldi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Behram Kasımi, korsan İsrail’in Batı şeriada yeni yerleşke inşaatını şiddetle kınadı.

Korsan İsrail’in gayri meşru mahiyetine ve uluslararası hukuku ihlal etmesine değinen Sözcü Kasımi, siyonist yerleşke inşaatı uluslararası yasalara aykırı olduğunu ve bu yapanların yargılanmaları gerektiğini ifade etti. Kasımi ayrıca devletlerden ve uluslararası camiadan eli kanlı rejimi sözlü kınamakla yetinmemelerini ve bu rejimin insanlık dışı uygulamalarını önlemek için en başta siyonist yerleşke inşaatını engellemelerini istedi.

Geçen hafta Viyana’ya giden ve uluslararası nükleer güvenlik konferansına katılan İAEK Başkanı Ali Ekber Salihi, Bercam’ın ihlal edilmesi durumunda İran’ın tepkisi kesin ve sert olacağını vurguladı.

Uluslararası nükleer güvenlik konferansının açılışında konuşan Salihi, İran şimdiye kadar Bercam nükleer anlaşmasındaki yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve anlaşmayı ihlal eden taraf olmayacağını belirtti.

Salihi, maalesef son günlerde Amerika’nın makul olmayan davranışlarına şahit olduklarını vurguladı.

Bercam’ın süreklilik arz etmesi diğer tarafların da yükümlülüklerini yerine getirmelerine bağlı olduğunu belirten Salihi, Bercam’ın ihlal edilmesi durumunda İran’ın tepkisi kesin ve sert olacağını belirtti.

Salihi ayrıca korsan İsrail’in NPT’ye katılmamasını eleştirerek, bu rejimin nükleer programı bölgenin ve dünyanın güvenliğini tehdit ettiğini kaydetti.

korsan İsrail Amerika, İngiltere ve Fransa’nın yardımları ile yüzlerce nükleer başlığa kavuştu ve Ortadoğu bölgesinde nükleer silahı olan tek rejim sayılıyor. Fakat Amerika yönetimi bu rejime destek olmak için Ortadoğu bölgesinin nükleer silahlardan arındırılmasını amaçlayan konferansın düzenlenmesine mani oluyor. Oysa 120 ülkenin üyesi olduğu Bağlantısızlar hareketi şimdiye kadar yayımladığı bir çok bildiride Ortadoğu bölgesinin her türlü nükleer ve kitle imha silahlarından arındırılmasını desteklediğini açıklamıştır. Fakat ne var ki bu istek Amerika’nın siyonist rejim İsrail’e destekleri ve nükleer silahsızlanma anlaşmasına yönelik çifte standart tutumu yüzünden şimdiye kadar gerçekleştirilemedi.

Dünyanın en büyük nükleer silah depolarına sahip olan ve bu silahları yerküreyi bir kaç kez yok edebilecek güçlü olan Amerika yönetimi siyonist rejimin nükleer silahlarını korumaya devam ediyor. Amerika siyonist rejime ilk nükleer üssü hibe eden ülkedir. Bu nükleer reaktör Tel aviv’in güneyinde ve Akdeniz sahillerinde yer alıyor ve 1960 yılında hizmete girdiği anlaşılıyor. Öte yandan İsrail ile Fransa arasında nükleer işbirliği de 1953 yılında başladı. Bu işbirliğinin sonucu işgal altındaki Filistin’de Dimona nükleer santraliydi.

Kuşkusuz nükleer silah kabusundan tek kurtuluş yolu, bu tür silahların tamamen imha edilmesidir. Fakat bu yolda en büyük engel, askeri doktrinleri nükleer silah kullanmak üzerinde inşa edilen rejimlerdir. Nitekim Amerika, İngiltere ve Fransa gibi ülkelerin aynı doktrini paylaştıkları bilinmektedir.

İAEK Başkanı Salih Viyana zirvesinin kulisinde  Fransa nükleer enerji komisyonu Başkanı Danial Vrvardh ile bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede iki yetkili nükleer alanda ortak işbirliği şartlarını görüştü. Salihi daha önce de Amerika enerji Bakanı Ernest Muniz’le görüşmüştü. Görüşmede Salihi İran’ın nükleer anlaşmaya tam bağlı olduğunu hatırlatarak Amerikan kongresinin İran’a dayatılan haksız yaptırımları on yıl daha uzatmasına itiraz etti ve beyaz saraydan Bercam’daki yükümlülüklerine bağlı kalmasını istedi.

Geçen hafta İran’ın Pakistan büyükelçisi Mehdi Hünerdust ve kültürel ataşesi Şahabeddin Darayi, Pakistan milli kütüphanesi Başkanı Gayur Hüseyin ile görüştü. Görüşmede iki ülkenin kültürel ilişkilerinin önemine vurgu yapan büyükelçi Hünerdust, milli kütüphanelerin işbirliğini geliştirmeyi kültürel işbirliğini geliştirme çerçevesinde gündeme getirdi. Öneri Pakistanlı yetkili Gayur Hüseyin tarafından olumlu karşılandı.

Görüşmede Pakistan milli kütüphanesi Başkanı Gayur Hüseyin de kütüphanelerinde İran konulu bir çok kitap bulunduğunu belirterek bundan başka da İran’ın kültürel ataşesi gibi çeşitli İranlı kurumların kütüphaneyi yeni kitaplar hediye ettiğini kaydetti. Gayur ayrıca kütüphanede 600 kadar tarihi el yazması eserin bulunduğunu, bunlardan 400 kadarı Farsça eserler olduğunu ve İranlı bilginlerin ve edebiyatçıların eserlerinden oluştuğunu ifade etti.