Ortaasya ve kafkasya gelişmeleri
Geçen hafta Tacikistan Cumhurbaşkanı İmamali Rahman bu ülkenin terör ve radikalizmle mücadele milli stratejisi belgesini onayladı.
Bu belgeye göre Tacikistan’da tüm devlet kurumları terör ve radikalizmle mücadele yönünde plan yapmak ve uygulamakla yükümlü hale getirildi.
Tacikistan’ın terör ve radikalizmle mücadele milli stratejisi belgesi 2016 – 2020 yılları için hazırlandı. Cumhurbaşkanı Rahman ayrıca Tacikistan başsavcısını terör ve radikalizmle mücadele programının uygulanması yönündeki faaliyetlerle ilgili raporunu her yıl 15 şubat tarihinde kendisine sunmakla görevlendirdi.
Tacikistan Cumhurbaşkanı Rahman’ın talimatı üzerine bu ülkenin tüm hükümet ve yerel yönetim yetkilileri bağlı bulundukları kurumlarda terör ve radikalizmle mücadele yönünde plan yapmak ve vatandaşları bu şom olguların sonuçları hakkında bilgilendirmekle yükümlü hale getirildi. Belgede son zamanlarda terör örgütleri ve radikal akımların sapkın düşüncelerini yaygınlaştırmak ve tefrika yaratmak ve gençleri kandırmak için faaliyetlerini arttırdıkları ve bölge ülkelerinin siyasi ve sosyal yapılarını değiştirmeye çalıştıkları kaydedildi.
Tacikistan Cumhurbaşkanı Rahman terör ve radikalizmle mücadele milli stratejisi belgesini onaylayarak Tacik yetkilileri toplumda terör ve radikalizmin yayılmasına sebebiyet veren ve ülkeyi istikrarsızlığa sürükleyen etkenleri ve süreçleri iyice araştırmakla görevlendirdi. Bu belgeye göre ayrıca Tacikistan’da terör ve radikalizmle mücadelenin hukuki zeminleri oluşturulması ve tamamlanması ve yetkililerin ve vatandaşları ve tüm kurumların terör ve radikalizmle mücadele yönünde birlik olmaları gerekiyor.
Geçen hafta Rusya’nın Kırgızistan’daki Kant askeri üssünde bulunan Suho 25 savaş uçakları Moskova ve Duşanba’nın terörle mücadele çerçevesinde ortak askeri tatbikatına katılmak üzere Tacikistan’ın Ayni havaalanına getirildi. Rusya merkezi askeri birlikleri komutan yardımcısı yaptığı açıklamada, söz konusu savaş uçakları terör örgütlerini etkisiz hale getirmek, üslerini ve depolarını ve kamplarını imha etmenin ardından yeniden Kırgızistan’a geri döneceklerini belirtti.
Rusya’nın Kırgızistan’daki Kant askeri üssü aslında toplu güvenlik anlaşması kurumuna ait askeri üslerden biridir ve kuruma üye ülkelerin hava sahasının güvenliğini temin etme görevine ortaklık etmektedir. Kırgızistan topraklarında bulunan Kant askeri üssünde Rusya’nın Suho 25 ve MI 8 askeri helikopterleri bulunuyor. Suho 25 savaş uçakları çift motorlu tek kişilik savaş uçağıdır ve eski sovyetler birliğinde tasarlanmıştır. Uçağın temel görevi kara kuvvetlerine yakın destek sağlamaktır.
Geçen hafta Şanghay İşbirliği Teşkilatı ŞİT genel sekreteri Reşid Alimov Özbekistan’ın yeni seçilen Cumhurbaşkanı Şevket Mir Ziyayev’le görüşmesinde cumhurbaşkanlığı seçimlerini şeffaf niteledi.
Özbekistan’ın seçilen Cumhurbaşkanı Şevket Mir Ziyayev, cumhurbaşkanlığı seçim sonuçları açıklandıktan sonra Şanghay İşbirliği Teşkilatı ŞİT genel sekreteri Reşid Alimov’la görüştü. İki taraf görüşmede, Özbekistan ve ŞİT arasında işbirliğini geliştirmeleri gerektiğine vurgu yaptı.
Şanghay İşbirliği Teşkilatı ŞİT genel sekreteri Reşid Alimov geçen hafta bir heyet başkanlığında Özbekistan cumhurbaşkanlığı seçimlerini gözetlemek üzere Özbekistan’ın başkenti Taşkent’e gelmişti.
Özbekistan’ın seçilen Cumhurbaşkanı Şevket Mir Ziyayevgeçen hafta bu ülkenin anayasasının 24. Yıldönümü dolaysıyla düzenlenen resmin törende yaptığı konuşmada yetkililerin halkla diyalog kurmamalarını eleştirdi ve gelecek yıldan itibaren belediye başkanları, savcılar ve güvenlik güçleri yetkilileri başında bulundukları kurumlarla halk arasındaki işbirliği hakkında rapor sunmaları gerektiğini kaydetti.
Mir Ziyayev, anayasanın temel amacı halkın çıkarlarını çok yönlü ve geniş kapsamlı güvence altına almak ve korumak olması gerektiğini belirterek bunun için ilk etapta halkla diyalgo kurmak ve kaygılarından ve ülkülerinden ve sorunlarından haberdar olmak gerektiğini vurguladı.
Özbekistan’ın seçilen Cumhurbaşkanı Şevket Mir Ziyayev ayrıca tüm alanlarda bürokratik engellerin ortadan kaldırılması ve yetkililerin illegal teftişlerinin önlenmesi ve güvenlik güçlerinin faaliyetleri düzenlenmesi gerektiğini belirtti. Yetkililerin halkın sorunlarını çözümlemekle yükümlü olduklarının altını çizen Mir Ziyayev, kanunun taleplerini karşılayamayan yetkililerin ve başkanların sorgulanması gerektiğine inandığını vurguladı.
Geçen hafta Özbekistan Dışişleri Bakanı Abdulaziz Kamilov, siyasi ve askeri hiç bir birliğe katılmamak ve başka ülkelerin Özbekistan’da askeri üs kurmalarına izin vermemek, Taşkent yönetiminin politikası olmaya devam edeceğini açıkladı.
Almanya’nın Hamburg kentinde düzenlenen AGİT Dışişleri Bakanları konseyi zirvesine katılan Özbek Bakan Kamilov, Taşkent yönetimi hiç bir askeri veya siyasi pakta katılmama politikasını sürdürdüğünü ifade etti. Ülkesi bu ilkeye bağlı kaldığını ve hiç bir askeri veya siyasi pakta katılmayacaklarının altını çizen Bakan Kamilov, Taşkent yönetimi ayrıca hiç bir ülkeye Özbekistan’da askeri üs kurmasına müsaade etmeyeceğini, ayrıca hiç bir yabancı ülkeye de askeri güç göndermeyeceklerini vurguladı.
Özbekistan Dışişleri Bakanlığı yetkilileri orta Asya bölgesinde barış ve istikrarı temin etmek ve bu bölgeyi Afganistan’da güvensizliğe rağmen sürdürülebilir kalkınma bölgesi haline getirmek, Taşkent yönetiminin dış politika öncelikleri arasında yer aldığını belirtiyor. Görünen o ki Özbekistan’da cumhurbaşkanlığı seçimleri ve Şevket Mir Ziyayev’in iktidarın başına geçmesinin ardından bu ülkenin bölge ülkeleriyle ilişkilerine yönelik dış politikasında bazı değişikliklerin yaşanması bekleniyor.
Geçen hafta Kazakistan enerji Bakanı Kanat Bazumbayev ülkesinin OPEC’in üretim tavanını düşürme kararına destek verdiğini açıkladı. Kazak Bakan Bazumbayev, Astana yönetimi OPEC’in petrol üretimini düşürme kararını desteklediğini ve bu bağlamda OPEC ile işbirliği yapacaklarını kaydetti. Kazakistan parlamentosunun oturumunun kulisinde gazetecilere açıklama yapan Bakan Bazumbayev, bu destek yıl boyunca üretim hacmini kısıtlama anlamına gelmediğini ve sadece gelecek yılın ilk yarısını kapsayacağını ve Kazakistan’ın petrol üretimi cari yılın Kasım ayına orantılı olarak korunacağını vurguladı.
Kazak Bakan Bazumbayev, Astana yönetimi OPEC’e üye ülkelerin üretim hacmini kontrol etme ve düşürme kararını 2017 yılının ilk yarısı için desteklediğini ifade etti. Kazak Bakan, OPEC üyeleri 2017 yılının ilk yarısında üretim tavanını %3 ila %4 kadar düşürme kararı aldıklarını, bu mesele petrol fiyatlarının %17 artmasına vesile olacağını kaydetti. Bakan Basumbayev, OPEC üyesi olmayan üreticiler ülkeler 10 Aralık tarihine kadar üretim tavanını düşürme kararı aldıkları takdirde petrol fiyatlarını öngörmenin mümkün olacağını ve bu durumdan hem Kazakistan ve hem diğer üreticiler fayda göreceğini vurguladı.
Geçen hafta toplu güvenlik anlaşması kurumu genel sekreteri Nikolay Bardioja, üye ülkelerin cumhurbaşkanları 26 Aralık’ta Rusya’da bir araya gelerek NATO’nun bu paktın Doğu sınırlarındaki artan faaliyetlerin tepki vermenin muhtemel yollarını masaya yatıracaklarını açıkladı.
Rus medyasına konuşan toplu güvenlik anlaşması kurumu genel sekreteri Nikolay Bardioja, üye ülkelerin cumhurbaşkanları 26 Aralık’ta San Petersburg’da düzenleyecekleri zirvede NATO’nun bu paktın Doğu sınırlarındaki artan faaliyetlerin tepki vermenin muhtemel yollarını ele alacaklarını kaydetti. Bardioja şöyle dedi: Biz açıkça ülkelerimizin sınırlarında neler olup bittiğini anlamalıyız. Neden NATO bu sınırların yakınlarında altyapı oluşturuyor ve silahlarını bu bölgelerde konuşlandırıyor.
Toplu güvenlik anlaşması kurumu genel sekreteri Nikolay Bardioja açıklamasının devamında NATO paktı dört ek tugayını Doğu Avrupa’ya intikal ettirdiğini belirterek, NATO’nun saldırgan uygulamalarına karşı sessiz kalamayacaklarını ve uygun zamanda bu uygulamaların cevabını güçlü bir şekilde vereceklerini ifade etti. Bardioja, hali hazırda toplu güvenlik anlaşması kurumunun askeri gücü ve kapasitesi her türlü tehdide karşılık verecek düzeyde olduğunu belirtti.
Toplu güvenlik anlaşması kurumu genel sekreteri Nikolay Bardioja zirvede ele alınacak bir başka gündem maddesi, kurumun 2017 yılı için yeni genel sekreterini seçmekten ibaret olduğunu vurguladı.
Toplu güvenlik anlaşması kurumu 1992 yılında ve Ermenistan, beyaz Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Rusya, Tacikistan, Özbekistan, Azerbaycan ve Gürcistan’ın katılımı ile kuruldu. Üye ülkeler 2002 yılında bu kurumu askeri bir ittifaka dönüştürmeye karar verdi. Daha sonraları Gürcistan, Azerbaycan ve Özbekistan bu kurumdan ayrıldı. Toplu güvenlik anlaşması kurumu 2 Aralık 2004 tarihinde BM genel kurulunda gözlemci üye olarak kabul edildi.
Geçen hafta korsan rejim İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun Azerbaycan cumhuriyetine ziyareti bu ülkede halkın geniş çaptı itirazları arasında gerçekleşirken, siyaset ve medya çevrelerinde de geniş yankılara yol açtı.
Aslında Netanyahu’nun mevcut şartlarda ve bölgede izlediği politikalarda hezimete uğradığı bir sırada Azerbaycan cumhuriyetini ziyaret etmesi ve bu ziyaretin etrafında büyük propaganda yapması bölge uzmanları tarafından bu rejimin uğradığı hezimetleri örtbas etme çabaları şeklinde değerlendirildi. Ancak siyonist başbakanın Bakü’ye düzenlediği ziyaretinin propaganda ve siyasi boyutu bir yana bu ziyaret aslında bölgeye yönelik bir dizi kültürel, siyasi, askeri, stratejik, iktisadi ve güvenlik amaçları da güttüğü anlaşılıyor.
Siyonist rejim Başbakanı Netanyahu’nun Bakü ziyaretinin siyasi – stratejik hedefleri hakkında, bu rejimin içine sürüklendiği inzivadan kurtulmak için bölgesi ile ittifaka gitme stratejisini izlemeye çalıştığı ve bunun için de orta Asya ve kafkasya bölgelerinde yer alan ülkelerden başladığı söylenebilir. Gerçekte Tel aviv Fars körfezinde yer alan Arap emirlikleri ile ilişkilerini normalleştirmeye paralel olarak Batı Asya bölgesine nüfuz etme politikasını da izlemeye çalışıyor.
Eli kanlı rejimin askeri – güvenlik amaçlarına gelince, bu rejim kafkasya bölgelerinde baş aktör olarak konumunu pekiştirme amacını izliyor. Gerçekte Tel aviv son çeyrek asırda sürekli kafkasya bölgesinin askeri ve güvenlik yapılarına nüfuz etmek için sürekli çaba harcamıştır. Bu rejimin Azerbaycan cumhuriyetine nüfuz etme stratejisinin önemli bir bölümü bu cumhuriyetin askeri – güvenlik yapılarını etkileme ekseninde olmuştur. Nitekim bu çerçevde Azerbaycan savunma bakanlığı, savunma sanayii bakanlığı, istihbarat servisi ve dış istihbarat servisi sürekli siyonist rejimin casusluk faaliyetlerinin hedefi oldu ve bu kurumlar Tel aviv’in telkin ettiği politikalardan etkilendi. Bu bağlamda bazı kaynaklar Bakü ile Tel aviv arasında askeri anlaşmaların hacmi 2007 yılından beri 6 milyar doları aştığını belirtiyor.
Öte yandan iktisadi – enerji amaçların eksenine gelince, siyonist rejim Azerbaycan petrolünün tek alıcısı olarak konumunu pekiştirmek ve ayrıca bu cumhuriyetin Avrupa’ya uzanan doğalgaz güzergahının tek seçeneği olmak için büyük emek harcıyor. Korsan İsrail son yirmi yılda Azerbaycan petrolünün tek alıcısı olarak kendini bu ülkenin petrol piyasasına dayatmayı ve Azerbaycan cumhuriyetinin hayati ekonomik damarını kendi elinde tutmayı başardı. Bu arada başta Azerbaycan Cumhuriyeti olmak üzere Hazar denizi bölgesinde üretilen doğalgazın Türkiye ve oradan da Avrupa’ya ulaştırılması için gündemde olan doğalgaz boru hatları projeleri de her zaman siyonist rejimin ilgi odağında olmuştur. Tel aviv işgal altındaki filsitin’den çaldığı doğalgazı bu boru hattı üzerinde sevketmek istediğini belirterek aslında Azerbaycan cumhuriyetinin enerji ana damarını da ele geçirmeyi amaçlıyor.
Ancak bu durumun bilincinde olan müslüman Azerbaycan halklı eli kanlı rejimin şom hedeflerine tepki olarak Netanyahu’nun şaibeli Bakü ziyaretini protesto etti. Nitekim bu tepki ve protesto eylemleri Netanyahu’nun Bakü ziyaretini önceden hezimete uğrayan bir ziyarete çevirdi.
Geçen hafta siyonist rejim Başbakanı Netanyahu 70 kişilik siyasi ve iktisadi bir heyet başkanlığında Kazakistan’ı ziyaret etti. Gerçekte bu ziyaret bir siyonist yetkilinin orta Asya bölgesine düzenlediği ilk ziyaret sayılıyor.
Aslında siyonist rejimin orta Asya cumhuriyetleri ile ilişki kurma çabaları derin maziye dayanıyor. 1950’li yıllarda korsan İsrail’in ilk Cumhurbaşkanı David Ben Gorion Arap olmayan ama müslüman olan ülkelerle bir ittifak kurmak istedi ve bu planında İran, Türkiye ve Etyopya gibi ülkeleri gözetliyordu. Öte yandan eski sovyetler birliğinin dağılması ve orta Asya bölgesinde yeni cumhuriyetlerin ortaya çıkması siyonist rejime nüfusunun kahir çoğunluğu müslümanlardan oluşan bu bölgeye nüfuz etmek için yeni bir fırsat oluşturdu.
Siyonist rejim bu çabalarının amacını bölgede köktenciliğin yayılmasını önlemek ve bazı ülkelerin yeni cumhuriyetlere nüfuz etmelerine mani olmak şeklinde açıklıyor. Bu arada Tel aviv’in bu ülkelere nüfuz etmek için sürekli iktisat ve ticaret silahlarından yararlandığı ve yeni cumhuriyetlerde yerli yahudilerin nüfuzundan yararlandığı ve bu zümreyi bölge ülkelerinin liderlerinin kararlarını etkileme yönünde kullandığı belirtilmelidir. Netanyahu’nun Bakü ve Astana ziyaretlerini bu çerçevede değerlendirmek gerekir.