İran'ın son siyasi gelişmeleri
Geçen hafta İran uluslararası İslamî vahdet konferansına ev sahipliği yaptı.
Vahdet haftası dolaysıyla her yıl düzenlenen konferansın 30’uncusuna yine İslam dünyasının önde gelen şahsiyetleri ve din adamları katıldı. Bültenimizi bu gelişme ile ilgili hazırladığımız raporumuzla açıyoruz.
Geçen hafta 30. Uluslararası İslamî Vahdet Konferansı Cumhurbaşkanı Ruhani’nin konuşması ile çalışmalarına başladı.
Ruhani konuşmasında İslam düşmanlarının bazı müslümanları sapkın düşüncelere çekmelerini büyük facia niteledi.
Batılı zorbaların Irak, Suriye, Yemen, Afganistan ve Pakistan gibi ülkelerde insanlara kalkınma yerine yıkım getirdiklerini belirten Ruhani, bu durumdan Batılı güçler ve sömürücüler birinci derecede ve teröristlere para ve silah desteği sağlayan bazı bölge ülkeleri ikinci derecede sorumlu olduklarını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Ruhani hem Şii hilali ve hem Sünni üçgeni gibi tabirlerin yersiz ve yanlış olduğunu belirterek, Sünni ve Şii birbirinin kardeşi olduğunu, gençlerin uyandırıp vahdet tohumları ekmek gerektiğini vurguladı. Ruhani, İslam dininde cihat zulüm ve tecavüze karşı durmak olduğunu, cihat müslümanların izzetini ve dinin azametini savunma anlamına geldiğini, cihat asla müslümanın müslüman katletmesi anlamına gelmediğini ifade etti.
30. uluslararası İslamî vahdet konferansına katılan İranlı ve yabancı alimler ve konuklar tekfirci akımlarla mücadele gibi İslam dünyasının zaruretlerini tartıştı. Konuklar ayrıca İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei ile görüştü.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei bu sabah nizamın önde gelen yetkilileri, uluslararası İslamî vahdet konferansı konukları ve İslam ülkelerinin büyükelçilerinden oluşan heyeti kabulünde bugün bölgede vahdet iradesi ile tefrika iradesi yüz yüze geldiğini, müslümanların katliamı müstekbirlerin tefrikacı komplolarının sonucu olduğunu belirtti.
Ayetullah Hamanei bu şartlarda İngiliz Şiası ve Amerikan Sünnisi bir makasın iki kolu olduğunu vurguladı.
İngilizlerin son iki asırda politikaları bölge milletlerine şer ve musibetten başka getirisi olmadığını kaydeden İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei, son günlerde İngiliz yetkililer büyük bir utanmazlık örneği sergileyerek mazlum İran milletini bölgeye yönelik tehdit ilan ettiklerini, oysa bu suçlamaların tam aksine herkes İngilizlerin her zaman şer, fekat ve tehdit kaynağı olduğunu bildiğini, bu yüzden tüm Şii ve Sünni tarikatların ihtilaftan sakınmaları ve İslam Peygamberi –s– ve Kur'an'ı Kerim ve Kabe ekseninde birlik olmayı gözetlemeleri gerektiğini kaydetti.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei konuşmasının devamında İslam ülkeleri ve müslüman milletler vahdet ve birlikteliğini korudukları takdirde ne Amerika ve ne de siyonistler kendi isteklerini müslümanlara dayatabileceğini ve ayrıca Filistin davasını unutturma komplolarında da başarılı olamayacaklarını ifade etti.
Müslümanların Asya bölgesinin doğusunda Miyanmar’dan Afrika’nın batısında Nijerya’da kırılmalarına işaret eden İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei müslümanların Batı Asya gibi en önemli bölgede yyüz yüze gelmeleri de küresel istikbar ve siyonistlerin tefrikacı komplolarının ürünü olduğunu ve bu durumda biraz önce de belirttiği üzere İngiliz Şiası ve Amerikan Sünnisi bir makasın iki kolu olduğunu vurguladı.
Geçen hafta İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei Filistin İslamî direniş hareketi genel sekreteri Ramazan Abdullah’ı kabul etti. Ayetullah Hamanei, bölgede çıkarılan krizlerin asıl amacı Filistin meselesini unutturmak olduğunu belirtti.
ABD büyük şeytan ve büyük müstekbir olduğunu belirten Ayetullah Hamanei, bölgedeki küçük şeytanlar da krizleri yaratarak Filistin meselesini unutturmaya çalıştıklarını vurguladı.
Ayetullah Hamanei daha önce de belirttiği üzere Filistin milleti ve müslümanlar birlik olduğu takdirde 25 yıl sonra İsrail adında bir rejim olmayacağını kaydetti.
Görüşmede Abdullah da Filistin’de zaferin tek yolu direniş ve intifadaya destek vermekten ibaret olduğunu belirtti.
Geçen hafta Endonezya Cumhurbaşkanı Joko Widodo da Tahran’daydı. Endonezya Cumhurbaşkanı Widodo Tahran temaslarının devamında İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei ile görüştü.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei Tahran’a gelen Endonezya Cumhurbaşkanı Joko Widodo’yu kabulünde iki ülkenin geniş kapasitelerine değinerek ikili ilişkilerin tüm alanlarda geliştirilmesine vurgu yaptı.
Endonezya’nın ilerlemesini ve izzetini İslam ümmetinin izzet ve onuru bildiklerini belirten Ayetullah Hamanei, İslam ülkeleri düşmanların isteklerine rağmen birbirini takviye etmeleri gerektiğini kaydetti.
Ayetullah Hamanei ayrıca iki ülke arasındaki ikili ticaret hacmi 20 milyar dolar gibi yüksek rakamlara ulaştırılması gerektiğini vurguladı.
Görüşmede Endonezya Cumhurbaşkanı da ikili iktisadi ilişkilerin iki büyük İslam ülkesine yakışmadığını ve 20 milyar dolar hedefine ulaşmanın mümkün olduğunu kaydetti.
Geçen hafta İran diplomasisi Suriye krizinin çözümü için çabalarını sürdürdü. Bu çerçvede Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif Türkiye ve Rusya’daki mevkidaşları ile bir dizi telefon görüşmesi gerçekleştirerek Halep’te sivillerin teröristlerce katledilmelerini engellemeye çalıştı.
İran İslam Cumhuriyeti Suriye krizinin başından itibaren bu fitnenin bölgede yayılması ve bölge ülkelerini de sarması konusunda uyarılarda bulundu ve bu krizi Suriyeli muhalif grupları Suriye’nin yasal yönetimi ile müzakereye teşvik ederek bu krizin siyasi yollardan ve müzakere ile çözümlenmesi için büyük çaba harcadı.
Bilindiği üzere Halep kenti 2012 yılında Doğu ve Batı olmak üzere ikiye bölünmüştü ve kentin Batı kısmı Suriye devletinin denetiminde ve doğusu da terör örgütlerinin kontrolündeydi. Şimdi ise kentin Doğu kısmı teröristlerin işgalinden kurtarıldıktan sonra kentin tümünün denetimi Suriye yönetiminin eline geçmiş bulunuyor.
Aslında Halep kenti hem Şam yönetimi ve hem teröristler ve hamileri için büyük önem arz eden bir kenttir. Halep Suriye’nin ekonomi kutbu ve bu ülkenin ikinci büyük kenti ve ayrıca Suriye’nin kuzeyinde en önemli kenttir. Öte yandan Halep eyaleti Türkiye ile ortak sınırı vardır. Bu yüzden teröristler Türkiye sınırlarından rahatça Halep’e ulaşabiliyor ve Suriye yönetimine karşı yıkıcı faaliyetlerini sürdürebiliyordu.
Şimdi ise Halep kentinde sivillere yardım etmek, Suriye yönetimi ve İran ve Rusya’nın en önemli öncelikleri arasında yer alıyor.
Öte yandan Türkiye Başbakanı Binali Yıldırım İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı İshak Cihangiri’yi arayarak, Halep’i görüştü.
Cihangiri görüşmede, İstanbul’da yaşanan terör saldırısından ötürü Türkiye milletine ve devletine başsağlığı dileğinde bulundu.
Halep halkının durumuna değinen Cihangiri, son yıllarda Suriye savaş yüzünden sivillerin katliam edildiğine şahit olduğunu, savaş bölgelerine insani yardım ulaştırmak gerektiğini, İran bu çerçevede işbirliğine hazır olduğunu ve Türkiye ile işbirliği çerçevesinde Suriye sorununu diplomatik yollardan çözümlemeyi umduklarını vurguladı.
Türkiye Başbakanı Binali Yıldırım, Tahran’ın nüfuzu ve yardımları bu sorunun çözümünde etkili olabileceğini vurguladı.
Yıldırım ayrıca Tahran ve Ankara’nın hem Suriye ve hem Irak’ta işbirilği yapmaları önemli olduğunu, çünkü iki ülke bölgenin etkili ülkeleri olduğunu ve birlikte bölgeye yönelik düzenlenen komploları etkisiz hale getirebileceklerini kaydetti.
Bir başka gelişmede, geçen hafta İngiliz yetkililerin İran İslam cumhuriyetinin Suriye krizi karşısında sergilediği ilkeli tutuma rağmen haddini aşan sözleri İran’ın tepkisi ile karşılaştı. Bu çerçevede geçen Cuma günü İngiliz büyükelçinin Tahran’da bulunmaması üzerine bu ülkenin Tahran maslahatgüzarı dışişleri bakanlığına çağrıldı. İngiliz maslahatgüzerı çağıran Dışişleri Bakanlığı İngiliz yetkililerin haddini aşan sözlerine yönelik İran İslam cumhuriyetinin itirazı bildirildi ve bu tür yıkıcı tutumların Suriye’de insani şartları ve ayrıca uluslararası barış ve güvenliği olumsuz yönde etkilediği konusunda uyarıda bulunuldu.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Behram Kasımi, İngiliz maslahatgüzarın Dışişleri Bakanlığına çağırılması sırasında İran’ın Suriye’de barış ve istikrarın sağlanması yönünde ilkeli politikaları ve Londra yönetiminin de Suriye’de terör örgütlerine destek ve yardımlarını kesme zarureti hatırlatıldığını belirtti.
Geçen hafta Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif Amerika’nın Bercam nükleer anlaşmasında sözünü tutmamasına yönelik gösterdiği tepkide, AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini’yi telefonla arayarak konuyu görüştü. Dışişleri Bakanı Zarif ayrıca Rus mevkidaşı Sergei Lavrov ile de gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde aynı konuyu ve Amerika’nın Bercam’a yönelik oyun bozanlığını masaya yatırdı.
Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif geçen Cumartesi günü AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini’yi resmi bir mektup yazdı ve Bercam nükleer anlaşması ortak komisyonunun koordinatörlüğünü de yürüten Mogherini’ye Amerika’nın Bercam nükleer anlaşması çerçevesinde sözünü tutmamayı tekrarladığını hatırlatarak Mogherini’den Bercam ortak komisyonu ve ortak komisyonun yaptırım çalışma grubunun oturumlarını düzenlemesini ve Amerika’nın sözünü tutmamasının ele alınmasını istedi.
AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, ayrıca Bercam nükleer anlaşması ortak komisyonunun koordinatörlüğünü yürütüyor.
Amerika Başkanı Obama geçen Perşembe günü Amerikan kongresinin İran’a dayatılan haksız yaptırımları içeren kanunun yürürlüğe girmesine izin verdi, fakat kanunun uzatılmasını öngören kongrenin kararını imzalamadı.
Ve son olarak geçen hafta Dışişleri Bakanı Yardımcısı İbrahim Rahimpur, Kırgızistan Cumhurbaşkanı dış politika danışması Sefer İsakov’la bir araya gelerek ikili ilişkileri geliştirme yollarını ele aldı.
Rahimpur geçen Perşembe günü Bişkek’te görüştüğü Kırgız politikacı İsakov’a Kırgızistan Cumhurbaşkanı Elmas Beyk Atambayev’in geçen sene İran’a yaptığı ziyareti hatırlatarak iki ülke arasında sağlanan anlaşmaların uygulanması ve yeni anlaşmaların sağlanması, ikili ilişkilerin daha da gelişmesine zemin oluşturduğunu ifade etti.
Dışişleri Bakanı Yardımcısı Rahimpur bölge ülkelerine ziyaret turu çerçevesinde Kırgızistan, Kazakistan ve daha sonra da Ermenistan’a gitti.
Rahimpur gittiği Erivan’da Ermeni mevkidaşı Kuçariyan’la görüştü.
Görüşmede Rahimpur ikili ilişkilerin dostane ve müspet olduğunu belirterek, bu ilişkilerin tüm siyasi ve iktisadi ve kültürel alanlarda geliştirilmesine vurgu yaptı.
Görüşmede Kuçariyan da ikili ilişkileri olumlu değerlendirerek, İranlı yatırımcıların Ermenistan’ın projelerine yatırım yapmalarını olumlu karşıladıklarını kaydetti.
Görüşmede taraflar ayrıca Karabağ krizinin tek çözüm yolu taraflar arasında siyasi müzakere olduğunu vurguladı.