İran'ın son siyasi gelişmeleri
Geçen hafta Tahran’da en eski ticari yüksek bina olan Plasco binasının çökmesi büyük üzüntüye yol açtı.
Bu üzücü olayda bazı vatandaşların ve İran’ın sorumlu ve cesur itfaiye erlerinden bir kaçının hayatını kaybetmesi büyük üzüntüye yol açtı. İtfaiye erleri bu olay sırasında sergiledikleri fedakarlık ve sorumluluk anlayışları ile büyük bir sınavdan başı dik çıktı. Fedakar itfaiye erlerinin hizmet uğruna yarattıkları hamaset ve vatandaşları kurtarmak için kendi canını feda etmeleri İran milletini bir yandan büyük saygı duygusuna boğarken, öbür yandan büyük yasa boğdu. Kadirşihas İran milleti olayın ilk anlarından itibaren olayda yaralılara kan bağışında bulunmak üzere kuyruğa girdi ve öte yandan yangını söndürmek ve enkazın altında kalanları kurtarmak için canını feda eden cesur iftaiye erleri için milli yasa oturdu.
Aslında Tahran’ın en eski alış veriş merkezi ve giyim atölyelerinin bulunduğu bina olan 15 katlı Plasco binası yangın çıktıktan sonra itfaiye erleri tarafından boşaltılmıştı, fakat bina çöktüğü sırada üst katlarda yangını söndürmek üzere bulunan bazı itfaiye erleri enkazın altında kaldı.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei bu acı hadisede hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı dilediği mesajında itfaiye erlerinin halkı kurtarma uğruna sergiledikleri büyük fedakarlık sırasında kendileri tehlikeye girdiğini ve sorumlu bir şekilde görevlerini yerine getirirken zorlu bir sınavla karşı karşıya kaldıklarını, bu olay bir yandan bu fedakar insanların takdir edilmesine yol açarken, öbür yandan da büyük kaygı ve üzüntüye neden olduğunu ifade etti.
Bu arada bir çok ülkenin üst düzey yetkilileri de İranlı mevkidaşlarına taziye mesajları yolladı. Tahran’da çöken binanın haberi yabancı medyada geniş yankı buldu ve bazı medya organları bir takım varsayımlar ileri sürerek bu acı olayı yansıttı.
Geçen hafta Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’in dünya ekonomi forumuna katılmak üzere İsviçre’nin Davos kentini ziyaret etmesi, BM güvenlik konseyi İran’ın Bercam nükleer anlaşmasındaki yükümlülüklerini yerine getirdiğini vurgulaması İran’ın diğer bazı önemli gelişmeleriydi.
Bilindiği üzere Kazakistan’ın başkenti Astana 23 Ocak tarihinde Suriye yönetimi ile muhaliflerin müzakerelerine ev sahipliği yapıyor. Bu süreç İran, Rusya ve Türkiye’nin çabaları sonucunda ve BM gözetiminde başlıyor.
Astana zirvesinin arifesinde Suriye Başbakanı İmad Hamis üst düzey bir heyet başkanlığında Tahran’ı ziyaret etti. İki ülke arasında iktisadi, siyasi ve güvenlik alanlarında bundan önce imzalanan anlaşmaların icra sürecinin gözden geçirilmesi, Suriye’da başta stratejik Halep kentinin kurtuluşu olmak üzere Suriye yönetiminin kazanımlarını koruma yolları ve Astana süreci, Başbakan Hamis’in Tahran’da İranlı yetkililerle görüşmesinin belli başlı gündemleriydi. Hamis’in Tahran ziyareti sırasında ayrıca iki ülke arasında bazı anlaşmalar imzalandı.
Biraz önce de belirtildiği üzere Suriye yönetimi ile muhaliflerin BM gözetiminde Astana müzakereleri 23 Ocak’ta başlıyor. Müzakerelere katılması beklenen İran heyeti ise Cumartesi günü Kazakistan’a gitti.
Astana süreci Suriye’de özellikle son bir yılda askeri sahada yaşanan gelişmelerin gölgesinde ve yeni şartlar altında düzenleniyor. Suriye yönetimi ve ordusu Aralık 2016 tarihinde stratejik Halep kentini teröristlerin işgalinden kurtararak stratejik bir zafere imza attı ve ardından Halep’in çevresini kurtarmak üzere teröristlere karşı yeni bir operasyon başlattı. Bu gelişmenin ardından İran, Rusya ve Türkiye 20 Aralık tarihinde Moskova’da bir araya gelerek ortak bir bildiri yayımladı. Bildiri aslında Suriye krizinin Suriyeli tarafların katıldığı müzakerelerin çerçevesinde bu krizin siyasi çözümüne zemin hazırlıyordu.
Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif dünya ekonomi forumunun düzenlendiği Davos’ta yaptığı konuşmada, İran İslam cumhuriyetinin Suriye krizine yönelik tutumunu ve Astana müzakerelerinin başlaması için sarf ettikleri çabaları anlattı. Zarif tüm ülkelerin ister Astana müzakerelerine katılan ülkeler ister katılmayan ülkeler olsun bu konuda rekabeti bir kenara bırakarak başta Suriyeli tarafları müzakere masasına oturmaya zorlamak olmak üzere Suriye krizi ve akan kanın durdurulması için çaba harcamaları gerektiğini ifade etti.
İran İslam Cumhuriyeti bölgede barış ve istikrardan yana olduğunu belirten Zarif, Arabistan gibi bazı bölge ülkelerinin terörü desteklemelerini eleştirdi ve hiç kimse hatta geçici olarak bile radikalizmi desteklemekten yarar göremeyeceğini vurguladı.
Ancak Zarif’in açıklamalarına rağmen Arabistan bölgede Britanya’nın askeri varlığına zemin hazırlamak mve Amerika’ın Fars körfezine yönelik müdahaleci politikalarına yalakalık yaparak bölge genelinde gerginliği tırmandırmaya devam ediyor. İran defalarca bölgede toplu güvenliğin ve istikrarın ancak bölge ülkelerinin karşılıklı anlayışı ve işbirliği ile temin edilebileceğini ve ecnebilerin bölgeye müdahalesine karşı olduklarını açıkladı. Bu konu geçen hafta Dışişleri Bakanı Yardımcısı Macid Tahti Revançi’nin İngiltere Dışişleri Bakanı Yardımcısı Tobian Ellwood’la Tahran’da yaptığı görüşmede de dile getirildi.
Geçen hafta Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, Davos ziyaretinin ardından Myanmar’da Arakanlı müslümanların içler acısı durumunu ele almak üzere düzenlenen İİT Dışişleri Bakanları zirvesine katılmak üzere Malezya’nın başkenti Kualalampur’a gitti.
İİT Dışişleri Bakanları zirvesi Malezya’nın talebi üzerine ve Myanmar’da müslümanların ve Filistin meselesinin görüşülmesi için düzenlendi.
Dışişleri Bakanı Zarif zirvede yaptığı konuşmada Arakanlı müslümanları vatandaşlık hakkından mahrum bırakılmalarını ve ayrımcılık ve şiddete maruz kalmalarını şiddetle kınadı ve İİT’den tüm imkanları ile Myanmar yönetimine Arakanlı müslümanların haklarına uyması için baskı uygulamasını istedi. Zarif ayrıca Arakanlı müslümanlara hiç bir engelle karşılaşmaksızın insani yardım gönderilmesini önerdi.
İİT Dışişleri Bakanları zirvesi geçen Perşembe günü Arakanlı müslümanların yaşadığı krizle ilgili bir kararname ve bir bildiri onaylayarak çalışmalarını noktaladı.
Geçen hafta BM güvenlik konseyi İran’ın nükleer anlaşmaya bağlı olup olmadığını ele almak üzere düzenlediği oturumda, İran İslam Cumhuriyeti Bercam nükleer anlaşmasında kendisi için belirlenen tüm nükleer yükümlülüklerine bağlı olduğunu belirtti.
BM güvenlik konseyi Perşembe günü sabah saatlerinde BM genel sekreterinin ikinci altı aylık raporunu ele aldığı oturumda güvenlik konseyinin 2231 sayılı Bercam anlaşması ile ilgili gelişmeleri gözden geçirdi. Oturumda İran İslam cumhuriyetinin Bercam nükleer anlaşmasındaki tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğine yapılan vurgu, BM güvenlik konseyine üye ülkelerin çoğu Bercam anlaşmasının uygulanmasının ilerlemesinden çok yönlü diplomasi arenasında önemli bir kazanım olduğuna vurgu yaptıkları ve tüm tarafların söz konusu anlaşmaya ve üstlendikleri yükümlülüklere bağlı kalmalarını istedikleri bir sırada gündeme geliyor.
Aslında son bir yılda ve Bercam nükleer anlaşması yürürlüğe girdiği günden beri BM’nin İran’a dayattığı nükleer yaptırımların önemli bir bölümü İran ve 5+1 grubu arasında imzalanan bu anlaşmadan sonra kaldırıdı, fakat İran hala Bercam nükleer anlaşmasını gölgeleyen bazı yaptırımların altında bulunduğu anlaşılıyor.
İran İslam Cumhuriyeti Bercam nükleer anlaşmasında yükümlülüklerine bağlı olduğu gibi bölgenin barış, huzur ve istikrarına karşı da sorumluluk duygusu içindedir. Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’in tabiri ile İran, Rusya ve Türkiye’yi Suriye krizini sonlandırmak için bir araya getiren şey, terörün sınır tanımamasıdır ve hiç kimse terör ve radikalizimi destekleyerek bir yere varacağını asla zannetmemelidir. Her halükarda İran hiç bir koşul altında karşı tarafın Bercam anlaşmasını ihlal etmesine tahammül edemeyeceği ve bu konunun uluslararası arenalarda BM güvenlik konseyinin 2231 sayılı kararnamesi çerçevesinde takipçisi olacağı kesindir.
Bercam nükleer anlaşması ile ilgili bir başka gelişmede, İAEK Başkan Yardımcısı ve Sözcüsü Behruz Kemalvendi, Rus Atom Firması Başkan Yardımcısı Nikolay Spasky’nin daveti üzerine Salı günü Moskova’ya gitti. Bu ziyarette İran ve Rusya barışçıl nükleer alanda işbirliğinin geliştirilmesini öngören iki belge imzaladı.
İşbirliği belgeleri İAEK Başkan Yardımcısı ve Sözcüsü Behruz Kemalvendi’nin Moskova’ya yaptığı iki günlük ziyaretin sonunda imzalandı.
Belgelerin biri, Fordo nükleer tesislerinde Bercam nükleer anlaşması çerçevesinde kalıcı izotopların üretim alanında işbirliğin öngörüyor.
İkinci belge ise, Rus Atom firması ile iki yıl önce imzalanan işbirliği anlaşmasının yol haritasını belirliyor.
Bilindiği üzere İran ilk nükleer santrali olan Buşehr nükleer santralini Rusya’nın işbirliği ile tamamladı. Santral şimdi UAEK onayı ile faaliyetini sürdürüyor.