Orta Asya ve Kafkasya gelişmeleri
Geçen hafta Kırgızistan Cumhurbaşkanı ile Özbekistan Başbakan yardımcısı İdham Ekremov ikili ilişkileri ve iki ülke arasındaki ortak sınırların işaretlenmesi konusunda koordinasyon sağlanması için bir araya geldi.
Görüşmenin Bişkek ve Taşkent ilişkilerinde bir dönün noktası olabileceği belirtildi. Nitekim görüşmede Kırgız lider iki ülkenin ortak sınırları işaretleme yönündeki çalışmalar hakkında bilgilendirildi.
Görüşmede Kırgızistan Cumhurbaşkanı Atambayev ve Özbekistan Başbakan yardımcısı Ekremov iki ülke arasındaki işbirliğini ve ortak konuları masaya yatırdı.
İki yetkilinin ortak sınırlarda yaşanan ve eski sovyetler birliği döneminden geriye kalan ihtilafların halletmesine vurgu yapması iki tarafın bu sorunu çözmekte kararlı olduklarını gösteriyor.
Aslında sınır anlaşmazlıkları sadece Kırgızistan ve Özbekistan’la sınırlı bir konu değil, Tacikistan da bu iki cumhuriyetle sınır anlaşmazlığı yaşayan cumhuriyetlerden biri sayılıyor. Son yıllarda bu cumhuriyetlerin bağımsızlığa kavuştuktan sonra aralarındaki ilişkileri olumsuz etkileyen sınır anlaşmazlıklarının önemi bir yana, son aylarda Özbekistan Cumhurbaşkanı İslam Kerimov’un vefat etmesi ve Şevket Mir Ziyayev’in Özbekistan’ın yeni Cumhurbaşkanı olarak seçilmesinin ardından Özbekistan halkı Taşkent yönetimi ile bölge ülkeleri arasındaki ilişkilerde bir takım değişikliklere ve Özbek yetkililerin ülke yönetiminde farklı bir tavır sergilediklerine şahit oluyor. Belki de bu yüzden Özbek halkı Taşkent yönetiminin izlediği politikalarda olumlu değişim sinyalleri aldığı için Şevket Mir Ziyayev’i bu ülkenin yeni Cumhurbaşkanı olarak seçti ve şimdi bu seçimin sonucu olarak Taşkent yönetimi Özbekistan’ın sınır anlaşmazlıklarını çözümlemesi gerektiğini düşünüyor. Nitekim son üç ayda Kırgızistan ve Özbekistan arasındaki siyasi ilişkiler uzun süre askıya alındıktan sonra yeniden başladı ve iki ülkenin heyetleri defalarca karşılıklı ziyaretlerde bulundu ve her iki taraf ilişkileri yeniden tanımlamak için çaba göstermeye başladı.
Geçen hafta Tacikistan içişleri Bakanı Ramazan Rahimzade düzenlediği basın toplantısında Tacik vatandaşların 2016 yılında tekfirci IŞİD terör örgütüne katılım oranı geçmiş yıllara kıyasla azaldığını duyurdu.
Konu ile ilgili açıklama yapan Bakan Rahimzade, geçen sene 22 Tacik vatandaşı kendi istekleri ile IŞİD üyeliğinden ayrıldığını ve ülkeye geri döndüklerini kaydetti. Bakan Rahimzade, hali hazırda IŞİD üyeliğinden ayrılan Tacik vatandaşların sayısını da toplam 80 kişi olarak açıkladı. Rahimzade ayrıca Suriye’de bulunan Tacik ailelerin kaderine de değindi ve geçen sene tacikistan7da 36 terör eylemi engellendiini kaydetti.
Bakan Rahimzade Tacikistan’da geçen sene terör eylemleri düzenlemek isteyen teröristlerin Tacik uyruklu IŞİD teröristleri olduklarını ifade etti.
Tacikistan yetkilileri geçen sene bu ülkede tekfirci IŞİD terör örgütüne katılımın azalmasının sebebini halkı radyo televizyon üzerinden bilinçlendirmek olduğunu belirtiyor. Ancak görünen o ki Tacik liderler bu ülkenin bölgede tekfirci IŞİD terör örgütü gibi terör örgütlerinin şekillenmesinde teoride ve paritkte destek veren ülkelerle işbirliği yapma politikalarını unuttukları anlaşılıyor.
Gerçekte bölgede Pakistan gibi dini tarikatları desteklemek ve mezhepçilik yapmakta derin mazisi olan ülkeler şimdi petrol dolarların yardımı ve bölge ülkelerinin çeşitli sektörlerinde yatırım yapmak gibi girilişmeleri ile bölgede politikalarını gütmeye çalışıyor. Bu durumda bu ülkelerin dini medreseleri açarak bölgede dini radikalizmi körüklemek amacıyla verdikleri eğitimlerden asgari beklentilerine ulaşmalarını beklediklerini düşünmek gerekir, ki bu durumda başta Tacikistan olmak üzere bölge ülkelerinin tekfirci ve radikal terör örgütleri ile mücadele yönünde sarf ettiği ilmi, kültürel ve güvenlik eksenli çabalarının boşa çıkması da kaçınılmazdır.
Geçen hafta orta Asya ve kafkasya bölgesindeki gelişmelerin belki de dönüm noktası Kazakistan’ın Suriye krizinin çözümü için Astana’da düzenlenen müzakerelere ev sahipliği yapmasıydı. Bu müzakereler İran, Rusya ve Türkiye’nin girişimleri ile başladı ve her üç ülkeden temsilcilerin yanı sıra Suriye yönetimi, silahlı muhalif gruplar ve BM Suriye özel temsilcisi Stephan De Mistura da aralarında bulunduğu temsilci heyetler yer aldı.
Astana müzakerelerinde esas gündem Suriye’de başlayan ateşkesin kalıcı hale getirilmesi ve kuşatma altında bulunan bölgelerin kuşatmadan çıkarılması ve iki tarafın esirleri serbest bırakmasıydı.
Astana müzakerelerinin iki gün süren oturumlarının sonunda İran, Rusya ve Türkiye ortak bir bildiri yayımladı. Bildirinin ana maddesi Suriye krizinin çözümü için her türlü askeri yolun reddedilmesi ve çatışma taraflarının ateşkes anlaşmasına uymasıydı. Bildiride ayrıca BM güvenlik konseyinin 2244 sayılı kararnamesinin krizin siyasi çözüme kavuşturulması yönünde uygulanması ve uluslararası camianın bu yönde çaba harcaması vurgulandı. Bildirinin bir başka maddesinde tüm muhalif gruplarda 9 Şubat tarihinde Cenevre’de düzenlenmesi beklenen müzakerelere katılmaları talep edildi.
Astana sürecinin sonunda yayımlanan bildiride taraflar IŞİD ve el Nusra cephesi gibi tekfirci terör örgütleri ile mücadeleye vurgu yaptı.
İran, Rusya ve Türkiye bildiride Suriye’de ateşkesin garantörleri olarak açıklandı ve çatışmaları önlemek ve ateşkes ihlaline müsaade etmemek için üçlü bir mekanizma oluşturacakları kaydedildi. Bildiride Suriye’de tarafların arasında müzakerelerin yeniden başlamasına destek verilirken, garantör ülkelerin Suriye’nin toprak bütünlüğüne ve geniş kapsamlı ateşkese destek verecekleri ve insani yardımların ulaştırılmaına vurgu yapıldı.
Geçen hafta Rusya genel kurmay Başkanı Moskova’da görüştüğü Tacik mevkidaşına iki ülkenin orta Asya bölgesinde güvenlik ve istikrarı korumaya yönelik ortak amaçlarına vurgu yaparak, Moskova yönetimi Tacikistan ordusunu takviye etmeye ve bu ülkeye askeri teçhizat vermeye devam edeceğini belirtti.
Rusya genel kurmay Başkanı Valeri Grasimov, Tacik mevkidaşı İmamali Saberzade ile görüşmesinde Moskova ve Duşanba’nın orta Asya bölgesinde güvenlik ve istikrarı sağlamak istediklerini, bu bağlamda Moskova yönetimi Duşanba’ya askeri yardımlarını sürdüreceğini ifade etti.
Rusya ve Tacikistan genel kurmay başkanlarının bu görüşmesi, bunda nönce iki ülkenin savunma Bakanı General Sergei Şoygo ve Şir Ali Mirza arasında gerçekleşen görüşmede Moskova yönetimi Duşanba’ya 2017 yılında çok sayıda savaş uçağı ve askeri helikopter vereceği yönünde söz verdiği bir sırada gerçekleşti. Ancak bu yardım sadece Rusya’nın Tacikistan’da konuşlandırdığı askeri birliklerini kapsayacağı belirtilmişti. Fakat şimdi görünen o ki Rusya aynı zamanda Tacikistan ordusunu da takviye etmek ve böylece güneyindeki sınırların korunması ve güvenliği yönünde sarf ettiği mali ve insani bedelin bir bölümünü Tacik tarafın omuzlarına yüklemek ve Duşanba’nın Moskova’dan güvenlik beklentisini düşürmek istiyor.