Şubat 25, 2017 09:38 Europe/Istanbul

İran'ın gelişmelerini irdelediğimiz haftalık programımızın bugünkü bölümünde tekrar sizlerle birlikteyiz.

Geçen hafta İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin Azerbaycan halkından binlerce kişi ile görüşmesinde beyanatı, Cumhurbaşkanı Ruhani’nin Umman ve Kuveyt ziyareti, Astana’da Suriyeli tarafların İran, Rusya ve Türkiye heyetlerinin katılımı ile üçüncü kez bir araya gelmesi, Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’in Münih güvenlik konferansına katılması, adalet Bakanı Mustafa Purmuhammedi’nin Bakü ziyareti ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’le görüşmesi ve İran serbest güreş milli takımının dünya şampiyonluğu, İran’ın en önemli gelişmeleriydi.

Geçen hafta İran serbest güreş milli takımı Kirmanşah kentinde düzenlenen 45. Dünya kupasında bu rekabetlerin şampiyonluk ünvanını kazandı. Bu zafer İranlı pehlivanların 8. Dünya şampiyonluğuydu.

Geçen hafta İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin Azerbaycan halkından binlerce kişi ile görüşmesinde Amerika’nın eski ve yeni yönetiminin İran’ı savaşla tehdit etmelerinin gerçek amacına işaretle, Amerika ve İsrail ve İngiltere’nin casusluk örgütleri CIA, Mossad ve MI6’in petrol dolarlarını harcayarak İran İslam Cumhuriyeti nizamını ve İslam inkılabını karalamaya çalıştıklarını belirtti. Ayetullah Hamanei, yıl boyunca yüzlerce uydu kanalı, binlerce internet sitesi ve İran’dan kaçıp giden iflas eden muhalifler nizama hakaret etmeye ve suçlamaya meşgul olduklarını vurguladı.

Image Caption

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei beyanatının devamında bugün geçmişte olduğu gibi düşmanlar sürekli askeri seçenek masada yaftasından dem vurduklarını, fakat esas amaçları İranlı yetkililerin düşüncesini gerçek savaştan, yani iktisadi savaştan saptırarak askeri savaşa saptırmaya çalıştıklarını ve sonuçta İranlı yetkililerin konsantrasyonunu ülkenin iktisadi kalkınması ve Batı’nın İran milleti ile yürüttüğü kültürel savaştan saptırmak istediklerini kaydetti.

Ayetullah Hamanei, şimdi de bu hareketler nizamın içinde bölünmüşlük yaftası ve milli barış tartışması ile takviye edilmeye çalışıldığını ifade etti.

Ayetullah Hamanei bu tür hareketlerin İran’ın geleceğine veya milli vahdete yürek yakmaya yönelik olmadığı ve sırf toplumda ihtilaf ve tefrika olduğunu telkin etmeye yönelik olduğu açıkça ortada olduğunu vurguladı.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei bu tür entrikalara dikkat çekerek, İran’da Türk, Fars, Lor, Kürt, Arap, Türkmen ve Buluci etnik grupların varlığı değerli bir fırsat olduğunu, düşman ise sürekli İran’da etnik tefrika çıkarmanın üzerinde odaklandığını ve kendilerince İran’da var olan her türlü fay hattından deprem yaratmaya çalıştıklarını ifade etti.

Ayetullah Hamanei, ancak İran’da hiç bir fay hattı veya kopma olmadığını, İran milleti bir bütün ve ittifak içinde olduklarını, ancak bu milleti Aşura günü İslam değerlerine ihanet eden fitnecilerle asla barışmayacağını vurguladı.

Geçen hafta Amerika ve korsan rejim İsrail’in İran karşıtı hareketleri siyonist rejim Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun Amerika ziyaretinin ardından şiddetlendi.

Sputnik haber ajansı yayımladığı raporunda Amerikan medyasından naklen, Amerika Başkanı Donald Trump yönetimi Amerika’nın desteklediği bir savunma paktı kurmak ve özellikle İran’ın bölgede nüfuzu olarak adlandırdığı duruma karşı koymak üzere siyonist rejimle ishitbarat bilgilerini paylaşmak için Arabistan, BAE, Ürdün ve Mısır’dan diplomatik heyetlerle görüşmelerde bulunduğunu yazdı.

Image Caption

Wall Street Journal gazetesi ise Trump yönetiminin yetkilileri bu ülkelerin diplomatlarından bir tarafı İsrail olan bu ittifaka katılıp katılmayacaklarını sorduklarını yazdı.

Gerçekte bölgede özellikle Fars körfezindeki Arap emirliklerini kapsayan siyonist rejim yandaşı bir ittifak kurmak, Amerika’nın bölge üzerindeki nüfuzunu arttırma yönünde izlediği temel stratejilerinden biridir.

Geçen hafta Cumhurbaşkanı Dr. Hasan Ruhani, Kuveyt emirinden aldığı mektubun üzerinden üç hafta geçtiği bir sırada Umman ve Kuveyt’i ziyaret etmesi bir kez daha İran ve fark körfezi işbirliği konseyi ülkeleri arasındaki ilişkileri siyaset ve medya çevrelerinin ilgi odağına yerleştirdi.

Cumhurbaşkanı Ruhani bölge turuna Umman’ın başkenti Maskat’la başladı. Ruhani’nin kısa ziyareti en son Kuveyt emiri ile birlikte bölge ülkeleri arasında istikrar, güvenlik ve kalkınma eksenlerinde dayanışma ve işbirliği ve koordinasyona yaptıkları vurgu ile son buldu.

Kuveyt emiri Şeyh Sabah Cumhurbaşkanı Ruhani ile görüşmesinde, Ruhani’nin Kuveyt ziyareti ve vahdet temelinde görüşlerinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Şeyh Sabah bölgenin şimdiki şartları hepimizin karşılıklı iyi ilişkileri sürdürmemizi gerektirdiğini ve bu yüzden Tahran yönetimi ile ilişkilerini tam alanlarda geliştirmekte kararlı olduklarını kaydetti. Kuveyt emiri ayrıca bölge ülkelerinin tümü müslüman milletlerden oluştuğunu ve kardeşçe ve vahdet temelinde kalkınma, istikrar ve barış yolunda adım atmaları gerektiğini vurguladı.

Image Caption

Gerçi bir ziyaret Ruhani’nin dört yıllık cumhurbaşkanlığı süresinin son yılına denk geldi, ama yine de önemli bir başlangıç noktası olabilir. Nitekim Umman ve Kuveyt’te yapılan vurgular da ortak bir payda oluşturma anlamına gelir. Bu vurgular aynı zamanda İslam ülkeleri arasındaki ilişkileri bozma ve sermayeleri heba etme ve beyhude savaşlarda masum insanları katletme sürecinin durdurulması anlamına da gelir. Şeyh Sabah’ın tabiri ile hepimiz müslümanız ve kardeşçe bir arada yaşamalı ve barış ve istikrar yolunda adım atmalıyız.

Kuşkusuz bu ziyarette tartışılan konular Fars körfezi ülkelerine karşılıklı ilişkileri geliştirme yönünde ve yine terör, şiddet ve radikalizmle mücadele bağlamında iyi bir mesaj sayılır.

Geçen hafta Astana’da başlayan Suriye zirvesinde İran, Suriye ve BM temsilcileri ikinci kez bir araya geldi.Öte yandan İran heyeti de Rusya heyeti ile Astana zirvesi çerçevesinde iki kez bir araya geldi.

Astana zirvesi çerçevesinde Perşembe günü de görüşmeler devam etti.

Dışişleri Bakanı Yardımcısı Hüseyin Cabiri Ensari yaptığı açıklamada, İran yönetimi Suriye’de çatışmaların son bulmasına yardımcı olmakla yükümlü olduğunu belirtti.

Astana’da düzenlenen Suriye zirvesinde İran heyetine başkanlık eden Ensari, son dönemde Suriye krizini kontrol altına almakta önemli başarılar kaydedildiğini belirtti.Suriye ateşkesine de değinen Ensari, yapılan sıkı müzakerelerin sonucunda şimdi ateşkes ihlalleri çok azaldığını, Suriye halkı evlerine geri dönmeye başladığını ve İran Suriyeli vatandaşlara daha fazla insani yardım ulaştırabildiğini ifade etti.

Image Caption

Astana süreci 23 ve 24 Ocak 2017 tarihlerinde İran, Rusya ve Türkiye’nin inisiyatifi ile ve Suriye yönetimi ve silahlı muhalif grupların temsilcilerinin katılımı ile başladı ve ilk kez Şam yönetimi ve silahlı muhaliflerin temsilcileri müzakere etti.

Bundan önce İran, Rusya ve Türkiye Dışişleri Bakanları Muhammed Cevad Zarif, Sergei Lavrov ve Mevlüd Çavuşoğlu Moskova’da düzenledikleri üçlü zirvenin sonunda yayımladıkları ortak bildiride, Suriye krizinin askeri çözümü bulunmadığını belirterek BM güvenlik konseyinin 2254 sayılı kararname çerçevesinde bu krizin sonlandırılmasına destek verdiklerini vurguladı.

Şimdi ise Suriye’de iki mesele önem arz ediyor. Bu meselelerin ilki Suriye’de geniş kapsamlı ateşkesin devam etmesi ve Suriyeli tarafların müzakere masasına oturması ve ikincisi de insani yardıma muhtaç olan bölgelere bir an önce bu yardımların ulaştırılmasıdır. Her halükarda şimdi tüm gözlerin Astana’ya ve ardından Cenevre’ye çevrildiği ve tüm taraflar bu zirvelerin Suriye krizinin çözümünde ne denli etkili olabileceğini merak ettiği anlaşılıyor.

Ancak bu süreçte hala Türkiye’nin sergilediği tutum hakkında bazı kaygılar devam ediyor. Türkiye Suriye savaşı başladığı ilk günden beri sergilediği tutumu Suriye’de barış ve istikrarın sağlanmasına aykırıydı. Bu çerçevede Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüd Çavuşoğlu geçen Çarşamba günü yine Suriye’de güvenli bölge oluşturma planını ileri sürdü.

Gözlemciler ise Türkiye’nin çıkarı, terörle mücadelede İran ve Rusya’nın yanında yer almasında yattığını belirtiyor. Kuşkusuz Suriye krizi sadece bu üç ülkenin katılımı ile çözümlenemez ve bölgenin diğer ülkeleri, AB ve ABD’nin de bu süreçte rol ifa etmeleri gerekir.

Geçen hafta Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Behram Kasımi, muhabirimize yaptığı açıklamada, Cenevre zirvesi daha erken düzenlenmesi planlandığını, ancak Astana’da düzenlenen oturumun ardından İran, Rusya ve Türkiye tarafından yeni önerilerin gündeme getirildiğini ve bu yüzden BM Suriye özel temsilcisi Stephan De Mistura’nın daha fazla hazırlık yapılması için Cenevre zirvesini ertelemesi kararlaştırıldığını kaydetti.

Gerçekte İran, Rusya ve Suriye son dönemde Suriye krizinin çözümü doğrultusunda bazı önemli adımlar atmayı ve bir masada toplanarak müzakere etmeyi başardı, gerçi aynı masada yer almak Suriye konusunda hemfikir olma anlamına gelmiyor.