Türkiye Gündemi
Geçen hafta Türkiye ve İran arasında karşılıklı açıklamalar sertleşti.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın Körfez ülkeleri seyahatinde İran'a yönelik "Pers milliyetçiliği" yaftaları Ankara-Tahran arasında tansiyonu yükseltti. Bunun devamında Türkiye dışişleri bakanı Çavuşoğlu Münih güvenlik konferansında İran karşıtı gerçek dışı iddiaları bir kez daha ileri sürdü. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Behram Kasımi söz konusu iddialara verdiği tepkide"Türkiye konusunda sabırlı davranıyoruz, ancak sabrımızın da bir sınırı var" dedi. Açıklamaları "yapıcılıktan uzak" olarak yorumlayan Kasımi, "Türk makamlarından, İran hakkında yaptıkları konuşmalarına daha fazla dikkat edip, bu tip sözlerin tekrarlanmamasını temenni ederiz. Türk dostlarımız bu tip ifadelerini tekrarlarsa biz de susmayıp karşılık vereceğiz" ifadelerini kullandı.
İran İslam cumhuriyeti dış işleri bakanlığı sözcüsü Behram Kasımi Suudi krallık rejiminin dış işleri bakanı Adil el-Cbeyr ve terörist İsrail rejimi savaş bakanının iddialarına gösterdiği sert tepkide, her iki rejimin bölgedeki ağır yenilgilerinin intikamını almak için dünya kamuoyunu İran'a karşı tahrik etmeye çalıştıklarını belirtti. Kasımi ancak bölgedeki mazlum milletlerin bu rejimlere karşı mücadeleleri karşısında ne yapacaklarını şaşırdıklarını ve bu yüzden acı bir acizlik içinde kendi benliklerini kaybederek kıvrandıklarını söyledi.
Öte yandan Türk makamlarının İran konusundaki açıklamalarına tepki gösteren Tahran, Türkiye'nin bu ülkedeki Büyükelçisi'ni Dışişleri Bakanlığı'na çağırdı
Bilindiği üzere Ankara yönetimiyle Tel-Aviv ve Riyad rejimleri, üçlüsü ittifak halinde İran hakkında dehşet verici bir tablo çizme konusunda yarışa girdiler. Söz konusu 3'lünün amaçları, bölge ülkelerini gerginleştirmek, İran Korkusunu salarak Amerika'nın bölge ülkelerindeki askeri işgal güçlerinin varlığını meşrulaştırmak, yeni askeri üslerini kurdurmak bölge ülkelerine milyarlarca dolar silah satışının şartlarını sağlamak ve vurgun yapmaktır.
Geçen hafta Türkiye ile ABD Genelkurmay Başkanları Akar ve Joseph Dunford, Adana İncirlik'te görüştü. Görüşmede, Akar, Koalisyonun hava operasyonlarına destek vermesini istedi.Türkiye Genelkurmay Başkanı Orgeneral Akar ile ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dunford'un görüşmesinde, başta PKK ve DEAŞ olmak üzere Suriye ve Irak'taki terör örgütleri ile mücadele konularında görüş birliği teyit edildi.
Bültenimize Türkiye dış politikasına yönelik gelen eleştirilerle devam ediyoruz. Yabancı güçlerin Türkiye iç işlerine karışmasından duyulan endişeler her geçen gün artmaktadır. Muhalefet partileri, AKP hükümetinin iç ve dış politikasının endişe verici boyutlara ulaştığını belirtmektedirler.
Geçen hafta Ana muhalefet partisi CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu AKP hükümetinin DAEŞ ve Nusra Cephesi gibi terör örgütlerine yardım ve yataklık yaptığını, el-Bab operasyonunun ilk baştan hatalı olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, defalarca AKP hükümetini Ortadoğu krizlerine müdahale etmeme konusunda uyardığını söyledi. MHP'den ihraç edilen ve Başkanlık sistemine muhalefet eden Milletvekili Prof. Ümit Özdağ da AKP hükümetinin hatalı politikalarını sürdürdüğünü, terörizmle mücadelede çifte standart politika izlediğini, bölgesel politikalarının rota kaybettiğini ve sürekli değiştiğini belirtti.
Muhalefetteki politikacılar ve siyasi parti liderleri, AKP hükümetinin yabancı güçlerin maşasına dönüşmesi ve bölgesel müdahalelere zorlanmasından endişe duyuyorlar. Bu yüzden CHP genel başkan yardımcısı ve Musul'daki eski başkonsolos ve milletvekili Öztürk Yılmaz'ın da AKP hükümetinin Suriye'ye karşı hatalı politikalar izlediği, Rakka operasyonuna katılmanın Türkiye'nin milli menfaatlerine ve güvenliğine aykırı olduğuna, Ankara hükümetinin Amerika çıkarları doğrultusunda hareket ettiğine dair sözlerini de bu çerçevede değerlendirmek gerekir.
Geçen hafta Türkiye topçu birliklerinin Halep'in el-Bab kentine yaptığı top atışları sonucu, 4 Suriyeli sivil daha hayatını kaybetti.4 Suriyeli sivilin daha ölmesiyle birlikte Türkiye ordusunun el-Bab'daki saldırılarında son 4 günde ölen sivillerin sayısı 50'ye yükseldi.
Öte yandan teröristler, Halep'in batısındaki Halep el-Cedide, ez-Zehra Cemiyeti, Zahiye el-Esed ve el-Hamdaniye mahallelerini bombaladı.Suriye yönetimi her daim Türkiye güçlerinin Fırat Kalkanı Harekatı çerçevesinde bu ülkenin kuzeyindeki saldırılarını kınayarak, bunun Suriye toprak bütünlüğüne yapılmış bir saldırganlık olduğunu deklare etmiştir.
Konuyla ilgili Londra'da faaliyet yapan Suriye insan hakları gözlem örgütü Yayınladığı raporunda Türkiye ordusuyla sözde Özgür Suriye Ordusunun kasıtlı saldırıları sonucu El-Bab'da yüzlerce sivilin katledildiğini bildirdi.
Söz konusu raporda kısaca şunları okuyoruz.
En az 419 sivil, El-Bab'da TSK tarafından öldürüldü. Bunlardan 51i kadın ve 88'i ise çocuktur. Buna ilaveten El-Bab çevresinde de 47'si kadın, 79'ü çocuk olmak üzere toplam 328 sivil Fırat kalkanı operasyonu sonucu öldürüldü. 17 Şubat Perşembe günü de 24 Suriyeli sivil, TSK'nin ateşi sonucu öldürüldü. Güya sivil katliamından sonra TSK ile Özgür Suriye Ordusunun El-Bab'daki görevi son bulmaktadır. Nitekim TSK genelkurmay başkanlığından yapılan açıklamada, Haleb ilindeki El-bab operasyonunun son bulduğu belirtildi. Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric ise bu katliamların ardından yaptığı açıklamada, El-Bab'da insani durumun kötüye gittiğini ve endişe verici olduğunu söyledi.
Bu arada Suriye'nin BM daimi temsilcisi Beşar Caferi yaptığı açıklamada, Türkiye'nin hem savaş ateşini alevlendirme hem de ateşi söndürme görevini eş zamanlı olarak yürütemeyeceğini söyledi. Beşar Caferi, Suriye'deki ateşkesin garantörlerinden biri olan Türkiye'nin, askeri güçlerini geri çekmesi zarureti ve sınırlarını terör örgütlerinin giriş çıkışına kapatması gerektiğini sözlerine ekledi. Geçen hafta Libya Ulusal Ordu Komutanı General Halife Hafter, Türkiye yönetiminin Libya’daki terör gruplarına finansal destek sağladığını açıkladı.
Libya Ulusal Ordu Komutanı General Halife Hafter, Mısır Oun Life televizyonuna verdiği röportajda, “Libya ordusunun amacı Türkiye yönetiminin desteklediği tüm teröristleri ülkeden temizlemektir. Ankara yönetimi çok sayıda teröristi Libya topraklarına sızdırmak istiyordu, ancak onların planlarını boşa çıkarttık” dedi.
Gelecekte Libya ordusunun teröristlere karşı zafer kazanacağını, bunun için de Türkiye yönetiminin teröristleri desteklemekten vazgeçmesi gerektiğini belirten General Halife Hafter Libya ordusunun ülke bütünlüğü ve özellikle de doğalgaz ve petrol enerji alanlarını koruyacağını, Libya'da ortak menfaat peşinde olan ülkelerin Libya ordusuyla etkileşimde olmaları gerektiğini bildirdi.
Mevcut istatistik ve rakamlar Türkiye'nin Libya ile çok yakın ticari ilişki içinde bulunduğunu ve halı hazırda iki ülke arasında mevcut olan ekonomik ve ticari ilişkiler hacminin 28 milyar dolar civarında olduğunu göstermektedir.
Geçen hafta MHP'li muhalifler, eski ve yeni milletvekilleri ile Ülkü Ocakları eski başkanlarından oluşan 'Hayır Platformu'nun referandum için yürüteceği 'Hayır' kampanyası, Yenimahalle Belediyesi Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nde başladı.
'Türk Milliyetçileri Hayır Diyor' buluşmasına gelen partililer, davul zurna ile karşılandı. Toplantıya katılanlar, aranarak içeri alınırken, toplantı salonunun içinde ve dışında yoğun güvenlik önlemleri alındı. Hürriyet'ten Aysel Alp'in aktardığına göre de 1800 kişilik salon hıncahınç doldu.
'Tanrı Türk'ü korusun', 'Tek adama hayır', 'Ülküm, ülkem için hayır' yazılı afişleri toplantıda yer aldı.