Şubat 27, 2017 14:38 Europe/Istanbul

Lokman suresinin 1 ila 6. ayetleri ve tefsirleriyle sizlerle birlikteyiz.

Lokman suresinin 1 ila 3. Ayetleri:

 

الم (31:1)

تِلْكَ آَيَاتُ الْكِتَابِ الْحَكِيمِ (31:2)

هُدًى وَرَحْمَةً لِلْمُحْسِنِينَ (31:3)

 

 

Yani:

Elif. Lâm. Mîm.

 

İşte bu âyetler, hikmet dolu Kitab'ın âyetleridir.

 

Güzel davrananlar için bir hidayet rehberi ve rahmet olmak üzere (indirilmiştir).

 

 

Kur'an'ı Kerim’in 29 suresi kesik harflerle başlar ve Lokman suresi, bu surelerden biridir. Kesik harfler, Kur'an'ı Kerim’in azametini beyan eder, çünkü aynı harflerle telif edildiği halde, ilahi mucizedir ve hiç kimse bu kitaba benzer bir kitap yazamaz. Kur'an'ı Kerim, surelerindeki ayetleri hikmet öğreten bir kitaptır, zira bu kitap hekim olan Allah tarafından nazil olmuştur ve yeterli zenginliğe ve güce sahiptir. Bu kitapta batıl söze yer yoktur, hurafeden uzaktır. Kur'an'ı Kerim Hak sözden başka söz söylemez ve Hak yolundan başka bir yola davet etmez.

Gerçi Kur'an'ı Kerim tüm insanları hidayete erdirmek üzere nazil olmuştur, ancak bu kitabın hidayetinden sadece pak ve ihlaslı kullar yararlanabilir. Nitekim pak olmayan kötü insanlar ya bu ayetleri dinlemek veya okumak istemez, ya da duyacak veya okuyacak olursa, ruhu o kadar kirlenmiştir ki Hak sözü geri çevirir ve kaçmaya çalışır.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

 

 

1 – İnsanları hidayete erdirme işi hikmete dayalı olmalı ve güçlü delillerle beraber olmalıdır. İşte bu yüzden Kur'an'ı Kerim kendisini hekim kitap olarak tanıtmıştır.

2 – İnsanları hidayete erdirmek, rahmet ve sevgi ile beraber olmalıdır. Böylece insanlar daha fazla etkilenir.

 

Lokman suresinin 4. ve 5. Ayetleri:

 

الَّذِينَ يُقِيمُونَ الصَّلَاةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَهُمْ بِالْآَخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ (31:4)

أُولَئِكَ عَلَى هُدًى مِنْ رَبِّهِمْ وَأُولَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ (31:5)

 

 

Yani:

O kimseler, namazı kılarlar, zekâtı verirler; onlar ahirete de kesin olarak iman ederler.

 

İşte onlar, Rableri tarafından gösterilmiş doğru yol üzeredirler ve onlar kurtuluşa erenlerdir.

 

 

Bu ayetler ilkin önceki ayette iyiler anlamına gelen “Muhsenin” sözcüğüne açıklık getiriyor, şöyle ki, ihsan ve iyi amelin pratik ve inanç boyutları olmak üzere iki boyutu vardır. İyi amelin pratik boyutu, namaz ve zekattır ve inanç boyutu ise, ahirete iman etmekten ibarettir.

Aslında dinî kültürde Allah’a ibadet etmek ve O’na tapmakla, Allah’ın kullarına yardım etmekten ayrı değildir ve bu iki amel birbirini tamamlayan amellerdir. Maalesef günümüz dünyasında bir çok insan namaz, ibadet, dua ve cami ehlidir, fakat toplumun muhtaç ve mağdur kesimleri ile ilgilenmemektedir ve sırf yaptıkları ibadetin yeterli olduğunu düşünmektedir. Bunun karşısında da bazı insanlar vardır ki, sadece muhtaç insanlara yardım etmeyi düşünür, fakat dinin tealimi, namaz ve ibadet gibi amelleri ile ilgilenmez. Ayetler ise şöyle buyurmakta:

İlahi özel hidayetten yararlanan ve kurtuluşa ve saadete erenler, zekat ödemek ve başkalarına ihsan etmenin yanında, namaz ve Allah’a kulluk etme ehli olan ve amellerinde ahireti de gözetleyenlerdir.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

 

 

1 – İslam kültüründe namaz ve zekat birbirinden ayrı değildir. Namaz kılmak ve zekat ödemek, mümin insanın daimi siyeri olmalıdır.

2 – Gerçek iyi insan, hem başkalarını düşünen ve sorunlarını çözmeye çalışan hem kendini manevi açıdan geliştiren kimsedir, yoksa birini ötekinin uğruna feda eden insana iyi insan diyemeyiz.

3 –Kurtuluş, Allah’a ve kıyamet gününe iman etmeye ve namaz kılmak ve zekat ödemek gibi dinî görevlerimizi yerine getirmeye bağlıdır. Amelsiz iman, ya da imansız amel hiç bir işe yaramaz.

 

Lokman suresinin 6. Ayeti:

 

وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَشْتَرِي لَهْوَ الْحَدِيثِ لِيُضِلَّ عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَيَتَّخِذَهَا هُزُوًا أُولَئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مُهِينٌ (31:6)

 

 

Yani:

İnsanlardan öylesi var ki, herhangi bir ilmî delile dayanmadan Allah yolundan saptırmak ve sonra da onunla alay etmek için boş lafı satın alır. İşte onlara rüsvay edici bir azap vardır.

 

 

 

Bu ayet, insanları saptıran en önemli etkenlerden biri olan batıl söze işaret ediyor.

Tarihte de belirtildiği üzere, bazı Arap bezirganlar İran diyarı gibi yörelere seyahat ediyor ve Rüstem ve İsfendiyar veya diğer efsane şahsiyetlerin masallarını öğreniyordu. Bu insanlar Mekke’ye geri döndüklerinde halkı kendi etrafında topluyor ve şöyle anlatıyordu: Eğer Muhammed Ad ve Semud öykülerini anlatıyorsa, bizim size anlatacağımız daha güzel öykülerimiz var.

Aslında bu insanlar böylece halkı Allah Resulü’nün –s– çevresinden uzaklaştırmaya ve Kur'an'ı Kerim ayetlerini dinlemelerine mani olmaya çalışıyordu. Nitekim bazı şarkıcı kadınlar da aşk şiirlerini veya eğlendirici şarkıları okuyarak, insanların Allah Resulü’ne –s– yönelik ilgisini ve Kur'an'ı Kerim’in güzel ayetlerini dinlemelerini engellemeye çalışıyor ve hatta Allah Resulü –s– ve ilahi kelamla alay ediyor ve Kur'an'ı Kerim ayetlerini değersiz niteliyordu.

Bu ayet ise şöyle buyurmakta:

İnsanları herhangi bir yöntemle Allah yolundan alıkoyan ve hiç bir mantıklı delil sunmaksızın ilahi ayetleri mesnetsiz ve değersiz niteleyen veya bu ayetlerle alay edenleri çok ağır azap beklemektedir ve dünya ahiret rezil rüsvay olacakları kesindir.

Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.

 

 

1 – İnsanı Hak yolundan alıkoyan ve gafletine ve sapmasına yol açan her türlü eğlendirici söz, ister ritmik olsun, ister olmasın, İslam dininde reddedilmiştir.

2 – İnsanların ve özellikle gençlerin sapmasına yol açan etkenlerden biri, musikisi ve sözleri batıl ve yersiz olan şarkıları dinlemektir, çünkü bu tür batıl sözler, insanın Allah’tan gafil kalmasına ve dünyevi şehvete yönelmesine yol açar.

3 – Düşman İslamî düşünce ve inançla mücadele etmek için sazlı sözlü türden her türlü kültürel araç gereçlerden bol bol yararlanır ve bunu film, tiyatro ve müzik gibi çeşitli sanat çerçevelerinde toplumda yaygınlaştırmaya çalışır.