Nura giden yol
Lokman Suresinin 7 ila 11. ayetleri ve tefsirleriyle sizlerle birlikteyiz.
Lokman suresinin 7. Ayeti:
وَإِذَا تُتْلَى عَلَيْهِ آَيَاتُنَا وَلَّى مُسْتَكْبِرًا كَأَنْ لَمْ يَسْمَعْهَا كَأَنَّ فِي أُذُنَيْهِ وَقْرًا فَبَشِّرْهُ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ (31:7)
Yani:
Ona âyetlerimiz okunduğu zaman, sanki bunları işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi büyüklük taslayarak yüz çevirir. Sen de ona acıklı bir azabın müjdesini ver!
Geçen bölümün son ayeti şöyle buyurmuştu: Bazı insanlar batıl ve beyhude sözlerle insanları eğlendirerek, Hak sözün peşinden gitmelerine ve Hak sözü benimsemelerine mani olur.
Bu ayet ise şöyle buyurmakta: Bu tür insanlar, üzerinde düşünmek ve eğer mantıklı ise benimseyerek iman etmek bir yana, hatta Kur'an'ı Kerim ayetlerini duymak bile istemez. Kuşkusuz onların Hakka yüz çevirmeleri, kibirlerinden kaynaklanır. Onlar kendilerini peygamberden ve mümin insanlardan daha üstün bilir ve bu yüzden onların sözünü dinlemek istemez.
Doğal olarak böyle bir psikoloji, insanı yere vurur ve onu ilahi ceza ve azapla cezalandırır. Zira küfür, ilahi ayetlere karşı cahil ve bilgisizlikten değil, asıl kibirden ve bencillikten kaynaklanır.
Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.
1 – İstikbar psikolojisi, Hak ve hakikatin benimsenmesine manidir ve insanı saptırır ve çökmesine sebep olur.
2 – Batıl ve beyhude sözleri dinlemek, insanın Hak sözü dinleme ve benimseme hazırlığını yok eder.
Lokman suresinin8 ve 9. Ayetleri:
إِنَّ الَّذِينَ آَمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ جَنَّاتُ النَّعِيمِ (31:8)
خَالِدِينَ فِيهَا وَعْدَ اللَّهِ حَقًّا وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ (31:9)
Yani:
Şüphesiz, iman edip de güzel davranışlarda bulunanlar için, nimetleri bol cennetler vardır.
Orada ebedi kalacaklardır. Bu, Allah'ın verdiği gerçek sözdür. O, mutlak güç ve hikmet sahibidir.
Biraz önce bazı insanlar Hak söz yerine, batıl ve beyhude sözlerin peşinden gittiğini anlattık. Bu tür insanlar küfürü yaygınlaştırır ve sonunda ilahi azaba yakalanır. Fakat bu kesime karşı öyle insanlar vardır ki, Allah’a ve maada iman etmek ve salih amellerde bulunmakla büyük ilahi mükafatları hakeder. Kur'an'ı Kerim ayetlerini dikkatle okuyan ve dinleyen insanlar, bu ayetlerin üzerinde düşünür ve ayetleri anlayarak ona iman eder. Bu insanlar varlık alemini yaratan Allah’a karşı kibirlenmek yerine, O’na ve tealimine karşı teslimiyet içindedir ve Allah’ın kullarına da tevazü ile davranır. Allah teala bu kullarına ebedi cenneti vadetmiştir ve bu vadini yerine getireceği de kesindir. Çünkü Allah aziz ve hekimdir. Allah teala vadini yerine getirecek güçtedir ve yerine getirmeyeceği hiç bir vaatte bulunmayacağı kesindir.
Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.
1 – Ne iman, ne de salih amel tek başına insanı cennete götürmez. Ancak salih amelle beraber olan iman sonuç verir ve insanı ebedi saadete ulaştırır.
2 – Allah’ın vaatlerine inanmalıyız ve bunları yalan olan veya yerine getirilmesi mümkün olmayan başkalarının vaatleri ile karşılaştırmamalıyız.
Lokman suresinin 10 ve 11. Ayetleri:
خَلَقَ السَّمَاوَاتِ بِغَيْرِ عَمَدٍ تَرَوْنَهَا وَأَلْقَى فِي الْأَرْضِ رَوَاسِيَ أَنْ تَمِيدَ بِكُمْ وَبَثَّ فِيهَا مِنْ كُلِّ دَابَّةٍ وَأَنْزَلْنَا مِنَ السَّمَاءِ مَاءً فَأَنْبَتْنَا فِيهَا مِنْ كُلِّ زَوْجٍ كَرِيمٍ (31:10)
هَذَا خَلْقُ اللَّهِ فَأَرُونِي مَاذَا خَلَقَ الَّذِينَ مِنْ دُونِهِ بَلِ الظَّالِمُونَ فِي ضَلَالٍ مُبِينٍ (31:11)
Yani:
O, gökleri görebildiğiniz bir direk olmaksızın yarattı, sizi sarsmasın diye yere de ulu dağlar koydu ve orada her çeşit canlıyı yaydı. Biz gökyüzünden su indirip, orada her faydalı nebattan çift çift bitirdik.
İşte bunlar Allah'ın yarattıklarıdır. Şimdi (ey kâfirler!) O'ndan başkasının ne yarattığını bana gösterin! Hayır (gösteremezler)! Zalimler açık bir sapıklık içindedirler.
Bu ayetler yaratılışta ilahi gücün beş örneğine işaret ederek şöyle buyurmakta:
Göklerin ve galaksilerin görülebilin hiç bir sütun olmaksızın sapasağlam yerinde durması, yeryüzünde istikrar ve huzur etkeni olan büyük dağların yerleştirilmesi, karada ve denizde ve havada türlü canlıların yayılması, gökten yağmur indirilmesi ve bitkilerin yeşermesi, hepsi bir tek şeye işaret etmektedir, o da yüce Allah’ın sonsuz gücüdür ve hiç kimse ve hiç bir şey bu işlerde O’nun ortağı olamaz.
Bu ayetlerde görülmeyen ve gezegenleri ve gök cisimlerinin kendi yörüngelerinde kalmasını ve aralarında denge kurulmasını sağlayan sütunlara işaret ediliyor. Bu ayetler ayrıca yerin sarsmasını önlemekte önemli rol ifa eden dağlara işaret ediyor. Tüm bunlar Kur'an'ı Kerim’in bazı ilmi mucizeleridir. Nitekim bu bilgiler bu kitapta gündeme geldiği dönemde, insanlar henüz bu bilgileri keşfetmemiştir.
Ancak yüce Allah’ın varlık alemindeki bunca aşikar işaret ve ayetine rağmen, maalesef bazı insanlar bilinçsizlik veya yanlış telakkileri yüzünden bazı insanları veya bazı eşyaları Allah ile aynı seviyede tutmaya çalışır ve bunların onların kaderinde etkili olduğunu zanneder. Bu zümre sanki varlık aleminin bir bölümünün tedbiri bu ortaklara devredilmiş ve Allah teala kendi işlerini onlara devretmiş gibi düşünür. Bu yüzden ayetler şöyle devam etmektedir:
Sizin Allah’ın ortağı saydıklarınızdan hangisi bu doğal şeylerin yaratılışında Allah’a ortaklık etmiştir? Acaba bunlar, gökler ve bitkiler hele dursun, bir sineği veya bir sivri sineği yaratabilecek güçte midir?
Ayetler bu tür düşünceyi ve Allah’ın yarattığı bir şeyi ona ortak koşmayı ve Allah’a tapmak yerine başka şeylere tapmayı kendimize ve Allah’a karşı zulüm olarak nitelemektedir.
Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.
1 – Göklerde milyarlarca gezegen, yıldız ve galaksinin asılı vaziyette durması, hem ilahi gücün işareti ve hem günümüzde çekim gücü tabir edilen görülmez sütun tabirini gündeme getiren Kur'an'ı Kerim mucizesidir.
2 – Su, toprak, bitki ve doğa, Allah katında değerli şeylerdir. İnsan da çevrenin değerini bilmeli ve bu büyük ilahi emaneti hakettiği gibi korumalıdır.
3 – Allah’ı tanımanın bir yolu, O’nun gücü ile başkalarının gücünü karşılaştırmaktır.
4 – Allah’tan başkasına yönelenler, zulme kapılır ve bu zulüm onların sapmasına yol açar.