Nura giden yol
Lokman suresinin 12 ila 13. ayetleri ve tefsirleriyle sizlerle birlikteyiz.
Lokman suresinin 12. Ayeti:
وَلَقَدْ آَتَيْنَا لُقْمَانَ الْحِكْمَةَ أَنِ اشْكُرْ لِلَّهِ وَمَنْ يَشْكُرْ فَإِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِهِ وَمَنْ كَفَرَ فَإِنَّ اللَّهَ غَنِيٌّ حَمِيدٌ (31:12)
Yani:
Andolsun biz Lokman'a: Allah'a şükret! diyerek hikmet verdik. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden de bilsin ki, Allah hiçbir şeye muhtaç değildir, her türlü övgüye lâyıktır.
Bu ayet ve bundan sonraki bir kaç ayet, Lokman’dan ve evladına yaptığı nasihatlerden söz ediyor. Kur'an'ı Kerim ayetleri ve rivayetlerden anlaşıldığı üzere, Lokman peygamber değildi, fakat muttaki ve mümin bir insandı ve Allah teala ona hikmet öğretmişti. Hikmet, ilahi marifet sayesinde elde edilen basiret ve dünya görüşüdür ve izleri, insanın söz ve amellerine yansır. Dilini korumak, karnına ve şehvete düşkün olmamak, emanettar olmak, tavazu, fıskı fücurdan uzak durmak, hepsi insanda hikmetin oluşmasına zemin hazırlayan durumlardır. Kuşkusuz hikmet makamına ermek sadece Lokman’a özel bir durum değildir ve İslamî rivayetlere göre, söz ve amelinde samimi ve ihlaslı olan her mümin kula yüce Allah bu büyük nimeti verebilir.
Gerçi Lokman’ın nasihatlerini yüce Allah Kur'an'ı Kerim’de doğrudan beyan edebilirdi, fakat bu nasihatleri Lokman’ın dilinden evladına beyan ederek, hem hikmetin gerçek manasını bize aydınlatıyor, hem hikmet sahibi insanların başkalarını irşad ve nasihat etme görevini hatırlatıyor.
Lokman’ın evladına nasihati iki konu etrafında özetleniyor. Bunların ilki ailevi ve sosyal ilişkilerde ölçülü söz etmek ve ölçülü davranmak ve ikincisi de yaşamında yüce Allah’ın emirlerini yerine getirmektir. Hikmetin manası da budur ve gerçek hekim, bu iki özelliğe sahip olan ve insanları da buna davet eden kimsedir.
Kuşkusuz böyle bir merhaleye ulaşmak ve böylesine büyük bir nimete kavuşmak için sınırsız şükretmek gerekir. Gerçek şükran ise her nimeti kendi yerinde kullanmaktır ve faydası tekrar insana döner ve gelişmesine ve yücelmesine vesile olur. Nitekim nimeti yersiz kullanmak nankörlük sayılır ve insanın dilden Allah’a şükretmesi fayda etmez, çünkü pratikte nankörlük ederken, dilden şükretmenin hiç bir faydası olmadığı gibi, ziyana yol açar ve bundan da Allah teala değil, asıl insanın kendisi etkilenir.
Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.
1 – Sıradan insanlar da takva, dürüstlük ve paklık durumunda, ilahi lütuf ve rahmetten yararlanarak, hikmete ulaşabilir ve bunun için yüksek ilmi dereceleri olması gerekmez.
2 – İnsanın amellerinin faydası veya zararı kendisine döner, nitekim ilahi nimetlere şükretmek veya onlara karşı nankörlük etmenin tesirleri de Allah’ı değil, insanın kendisini etkiler.
Lokman suresinin13. Ayeti:
وَإِذْ قَالَ لُقْمَانُ لِابْنِهِ وَهُوَ يَعِظُهُ يَا بُنَيَّ لَا تُشْرِكْ بِاللَّهِ إِنَّ الشِّرْكَ لَظُلْمٌ عَظِيمٌ (31:13)
Yani:
Lokman, oğluna öğüt vererek: Yavrucuğum! Allah'a ortak koşma! Doğrusu şirk, büyük bir zulümdür, demişti.
Lokman’ın kendi oğluna ilk tavsiyesi ve nasihati, şirkten uzak durmaktır, şimdi bu şirk ister inançta olsun ister amelde, fark etmez. Bilindiği üzere putperestlik, güneş, ay ve yıldızlara ve hatta hayvanlara ve cansız ve şuursuz eşyalara tapmak, tarih boyunca çeşitli kavimlerin arasında yaygın olan bir durumdu. Bir çok insan cahillik veya bilinçsizlik yüzünden bu cansız eşyaların veya bazı canlı mahlukların onların yaşamı üzerinde etkili olabildiğini zannediyor ve bu yüzden onlara dünyanın ve insanların işlerinin tedbirinde bir nevi ilahlık payı biçiyor ve sonuçta onlara ibadet etmeye ve tapmaya başlıyor. Öte yandan bir çok mümin insan da tevhide ve yegane Allah’a inandıkları ve Allah’tan başka hiç kimsenin önünde secde etmedikleri halde pratikte müşriktir. Bunlar güç ve servetin kuludur ve bunlara kavuşabilmek için her türlü suçu ve günahı işlemeye hazırdır.
Şirkin afetleri ve zararlarının bilincinde olan Lokman hekim, ahlaki nasihatlerine başlamadan önce her şeyden evvel oğlunu her türlü şirkten sakındırıyor ve şirkin çok büyük bir zulüm olduğunu vurguluyor. Bu zulüm en başta insanın kendisine ve daha sonra da ilahi peygamberlere ve Allah’ın dinine zarar veriyor.
İlgintir ki bu ayet dolaylı bir şekilde ebeveynin evlatlarının talim ve terbiyesinde temel görevlerini onları anlatıyor. Kuşkusuz bunu beyan etme yöntemi de çok önemlidir. Nitekim nasihat yöntemi hükmetme ve emretme yönteminden çok daha etkilidir ve evlatlarca daha rahat bir şekilde benimsenir. Çocuklarımıza nasihat ederken evladım, oğlum, yavrucuğum gibi duygusal sözcükleri kullanmak, nasihatimizin daha etkili olmasına vesile olur.
Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.
1 – Tüm insanlar nasihate muhtaçtır. Ayetlere ve rivayetlere göre İmam Ali –s– bazen sahabeye şöyle buyururdu: Beni nasihat edin, zira duymakta öyle bir etki vardır ki bilmekte yoktur.
2 – Evlatlarımızı yetiştirme yöntemlerini büyüklerimizden ve hekimlerden öğrenmeliyiz, böylece bu yolda daha az hata ederiz.
3 – Evlatlarımızdan gafil olmamaya özen göstermeliyiz. Her evladın ebeveyninin nasihatine ihtiyacı vardır. Evlatlarımızı en iyi yetiştirme yollarından biri, onlara kişilik kazandırmak ve onlarla sevgi ve samimiyetle konuşmaktır.