Nura giden yol
Lokman suresinin 29 ila 34. ayetleri ve tefsirleriyle sizlerle birlikteyiz.
Lokman suresinin 29 ve 30. Ayetleri:
أَلَمْ تَرَ أَنَّ اللَّهَ يُولِجُ اللَّيْلَ فِي النَّهَارِ وَيُولِجُ النَّهَارَ فِي اللَّيْلِ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ كُلٌّ يَجْرِي إِلَى أَجَلٍ مُسَمًّى وَأَنَّ اللَّهَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ (31:29)
ذَلِكَ بِأَنَّ اللَّهَ هُوَ الْحَقُّ وَأَنَّ مَا يَدْعُونَ مِنْ دُونِهِ الْبَاطِلُ وَأَنَّ اللَّهَ هُوَ الْعَلِيُّ الْكَبِيرُ (31:30)
Yani:
Bilmez misin ki Allah, geceyi gündüze ve gündüzü geceye katmaktadır. Güneşi ve ayı da buyruğu altına almıştır. Bunların her biri belli bir vâdeye kadar hareketine devam eder. Ve Allah, yaptıklarınızdan tamamen haberdardır.
Çünkü Allah, hakkın ta kendisidir; O'ndan başka taptıkları ise hiç şüphesiz bâtıldır. Gerçekten Allah çok yüce, çok uludur.
Geçen bölümde yüce Allah’ın varlık aleminde ilim ve gücüne işaret edildi, ki bu da Allah tealanın insanı kıyamet gününde yeniden diriltebileceğine yönelik sonsuz gücünün deliliydi. Bu ayetler ise ilahi gücün bir başka örneğine işaret ederek İslam Peygamberi –s– ve mümin kullara hitaben şöyle buyurmakta:
Yıl boyunca ilkbahar, yaz, sonbahar ve kış mevsimlerinin gelip geçmesiyle beraber olan gece ve gündüzlerin uzayıp kısalması, yerkürenin Allah tealanın buyruğu altında olduğunun işaretidir. Gerçekte yüce Allah’ın tedbirleri ile bu değişiklikler yaşanır ve bilimsel verilerle hesaplanabilmektedir.
Ayetler şöyle devam etmekte: Sadece yer Allah’ın buyruğu altında değil, aynı zamanda yeryüzündeki hayat ve yeryüzü sakinlerinin yaşamı üzerinde çok etkili olan güneş ve ay da yüce Allah’ın tedbiri ile ister bitki, ister hayvan, ister insan, tüm canlıların uygun şartlarda yaşabilecekleri şekilde programlanmıştır. Ancak bu cisimlerin Allah tealanın buyruğu altında olmasının sebebi, bu şartların ebediyen devam etmeyeceğidir ve ancak Allah teala irade buyurduğu zamana kadar ve kıyamet günü başlayacağı güne kadar devam eder ve o gün alemin düzeni alt üst olur.
Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.
1 – Allah tealayı tanımanın yollarından biri, doğa ve varlık aleminin sırları üzerinde düşünmektir. Kur'an'ı Kerim bu yönteme sık sık vurgu yapmıştır.
2 –Varlık alemi ve gök cisimlerinin hareketi belli bir zamanlamaya tabidir. Varlık aleminin sonu vardır ve bu da ancak Allah tealanın ilminde belirlenmiştir.
3 – Allah teala, varlık O’dan başlayan sabit ve ebedi bir hakikattir ve O’ndan başka her şey geçici ve fanidir.
Lokman suresinin31 ve 32. Ayetleri:
أَلَمْ تَرَ أَنَّ الْفُلْكَ تَجْرِي فِي الْبَحْرِ بِنِعْمَةِ اللَّهِ لِيُرِيَكُمْ مِنْ آَيَاتِهِ إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآَيَاتٍ لِكُلِّ صَبَّارٍ شَكُورٍ (31:31)
وَإِذَا غَشِيَهُمْ مَوْجٌ كَالظُّلَلِ دَعَوُا اللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ فَلَمَّا نَجَّاهُمْ إِلَى الْبَرِّ فَمِنْهُمْ مُقْتَصِدٌ وَمَا يَجْحَدُ بِآَيَاتِنَا إِلَّا كُلُّ خَتَّارٍ كَفُورٍ (31:32)
Yani:
Size varlığının delillerini göstermesi için, Allah'ın lütfuyla gemilerin denizde yüzdüğünü görmedin mi? Şüphesiz bunda, çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır.
Dağlar gibi dalgalar onları kuşattığı zaman, dini tamamen Allah'a has kılarak (ihlâsla) O'na yalvarırlar. Allah onları karaya çıkararak kurtardığı vakit içlerinden bir kısmı orta yolu tutar. Zaten bizim âyetlerimizi, ancak nankör hâinler bilerek inkâr eder.
Önceki ayetlerin devamında bu iki ayet yüce Allah’ın dünyada ve insanda iki işaretine değinerek, şöyle buyurmakta:
Gemilerin denizlerde suyun üzerinde hareketi ve yükleri ve yolcuları bu yoldan taşıması, ilahi gücün işaretlerindendir. Günümüzde de özel taşıtlar, tren ve uçaklara karşın hâla bir çok ürün denizlerin ve okyanusların üzerinden taşınır, çünkü denizler hiç bir karşılık beklemeksizin insanların hizmetindedir. Denizler yeryüzünün çeşitli bölgelerini birleştiren ana güzergahlardır ve en ucra yurtları birbirine bağlar. Denizler adeta yumuşak bir halı misalı insanoğlunun ayağının altındadır ve insanlara hizmet yolunda karaları ve gökleri sollamıştır.
Deniz nimetini hatırlattıktan sonra Kur'an'ı Kerim denizlerde yaşanan ve fıtri olarak Allah’ı tanımanın işaret olan bir hadiseye işaret ederek, şöyle devam etmekte:
Denizde fırtına koparak azgın dalgalar gemiyi sardığında ve onu her tarafa savurmaya başladığında, ölümü gözlerinin önünde gören gemidekiler bu şartlarda onları hiç kimse kurtaramayacağını düşünmeye başlar, ama birden ve bilinçaltında onları bu korkunç durumdan kurtarabilecek bir gücü fark ederler ve ardından büyük bir ihlasla Allah tealaya seslenmeye ve O’ndan yardım talep etmeye başlarlar.
Gerçi nankör insanlar bu hadiseden sağ kurtularak karaya ulaştıklarında, onları kurtaran Allah’ı unutur ve hatta inkar ederler. Buna karşın bazı insanlar da böyle bir durumla karşılaştıktan sonra alemleri yaratan Allah’ın varlığını fark eder ve tehlikeden kurtulduktan sonra Allah yolunu izlemeye devam eder ve içindeki iman, daimi ve kalıcı olur.
Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.
1 – Yaratılanlara basit bakmamak gerekir. Denizler, okyanuslar ve denizle ilgili olan diğer doğal mahlukların tümü ilahi ayet ve yüce Allah’ın tanımanın vesilesidir.
2 – İnsanoğlu fıtri olarak Allah’ı tanır, ancak bazı maddi araç ve gereçler fıtratının üstünü örtebilir. Fakat bazı hadiselerin yaşanması bu perdeyi aralayarak insanın ihlasla Allah’a yönelmesine vesile olur.
3 – Bazı insanların imanı daimi ve kalıcıyken, bazılarının geçici ve gevşektir.
Lokman suresinin 33 ve 34. Ayetleri:
يَا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمْ وَاخْشَوْا يَوْمًا لَا يَجْزِي وَالِدٌ عَنْ وَلَدِهِ وَلَا مَوْلُودٌ هُوَ جَازٍ عَنْ وَالِدِهِ شَيْئًا إِنَّ وَعْدَ اللَّهِ حَقٌّ فَلَا تَغُرَّنَّكُمُ الْحَيَاةُ الدُّنْيَا وَلَا يَغُرَّنَّكُمْ بِاللَّهِ الْغَرُورُ (31:33)
إِنَّ اللَّهَ عِنْدَهُ عِلْمُ السَّاعَةِ وَيُنَزِّلُ الْغَيْثَ وَيَعْلَمُ مَا فِي الْأَرْحَامِ وَمَا تَدْرِي نَفْسٌ مَاذَا تَكْسِبُ غَدًا وَمَا تَدْرِي نَفْسٌ بِأَيِّ أَرْضٍ تَمُوتُ إِنَّ اللَّهَ عَلِيمٌ خَبِيرٌ (31:34)
Yani:
Ey İnsanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Ne babanın evlâdı, ne evlâdın babası nâmına bir şey ödeyemeyeceği günden çekinin. Bilin ki, Allah'ın verdiği söz gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve şeytan, Allah'ın affına güvendirerek sizi kandırmasın.
Kıyamet vakti hakkındaki bilgi, ancak Allah'ın katındadır. Yağmuru O yağdırır, rahimlerde olanı O bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Yine hiç kimse nerede öleceğini bilemez. Şüphesiz Allah, her şeyi bilendir, her şeyden haberdardır.
Lokman suresinin son ayetleri olan bu ayetler, insanları takvaya davet ederek, sebebini şöyle açıklamakta:
Aile fertleri birbirine yardımcı oldukları ve sorunlarını çözümledikleri fani dünyanın aksine, kıyamet gününde herkes ancak kendi amellerinden sorumludur ve hiç kimse başkasına yardımcı olamaz. O zaman ne ailevi ilişkilerimiz ve bağlarımızla böbürlenmeli, ne de salih amelde bulunmaksızın ilahi lütuf ve merhamete umut bağlamalıyız. Kıyamet gününde insan, her şeyden haberdar olan Allah teala ile karşı karşıyadır. Yüce Allah her insanın ne zaman doğacağını, ne zaman öleceğini ve anasının karnındayken bile durumunu bilendir. Kuşkusuz Allah tealanın ceninle ilgili bilgisi sadece ceninin cinsiyeti ile sınırlı değildir ve her ceninin ileride sahip olacağı yeteneklerini, ruh halini ve insanoğlunun bilemeyeceği her şeyini bilmektedir. Her halükarda insanlar asla Allah tealanın onların gizli amellerinden haberdar olmadığını düşünmemelidir.
Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.
1 – Kıyamet gününde soy ve aile bağları vesaire şeylerin hiç bir faydası yoktur. Kıyamet gününde başkaları hele dursun, baba evlat bile birbirine yardımcı olamaz.
2 – Kıyametin kopacağı kesindir, gerçi ne zaman kopacağını bilmemekteyiz. Nitekim her insanın ölümü de kesindir, ama hiç kimse zamanını ve mekanını bilmez. Bu tür durumları ancak yüce Allah bilir.
3 – Dünya şatafatlıdır ve insanı kıyamet gününden gafil bırakabilir.