Mart 24, 2017 16:18 Europe/Istanbul

Geçen hafta Anayasa referandumu eşiğinde Türkiye ile AB yetkilileri arasında söz düellosu zirve yaptı.

Geçen hafta ayrıca Suriye'de Menbiç bölgesinin ülke ordusu tarafından kontrol altına alınması ve bu bağlamdaki gelişmeler, Türkiye medyasının ana gündemini oluşturdu.

Son bir haftada yaşananlar, bir süredir Türk-Alman ilişkilerinde ortaya çıkan gerilimlerden sadece bir bölümünü yansıtıyor.  Almanya ile Türkiye arasında AKP'li bakanların toplantılarının iptal edilmesi nedeniyle baş gösteren gerginlik artık tırmanmaya başladı. Son bir yıla bakıldığında, pek çok gelişme ilişkilerde gerilime yol açtı.

Geçen hafta Türkiye Adalet Bakanı Bekir Bozdağ kendisinin katılacağı Gaggenau kentindeki toplantı ile Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi'nin katılmasının planlandığı Köln ve Frechen'deki toplantıların iptal edilmesi ile ilgili sert açıklamalar yaptı.

Image Caption

Öte yandan Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da, Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel ile telefonda görüştü. Diplomatik kaynaklardan alınan bilgiye göre, Çavuşoğlu, Görüşmede Çavuşoğlu, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi'nin programlarının iptaliyle sonuçlanan gelişmelerden duyulan rahatsızlığı bir kez daha muhatabının dikkatine getirdi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Tayyib Erdoğan,geçen hafta  İstanbul'da  Abdi İpekçi Spor Salonunda Kadın ve Demokrasi Derneği üyeleriyle bir araya geldi.

Gündeminde 16 Nisan referandumu ve Almanya hükümetinin Türk bakanlara getirdiği toplantı yasağı olan Erdoğan sözlerine Alman hükümetini sert bir şekilde eleştirerek başladı.

Alman yönetiminin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'a toplantı izni vermemesini eleştiren Erdoğan, "Bu uygulamanın Nazi döneminden kalma bir uygulama olduğunu" söyledi. "Ey Almanya, sizin demokrasiyle uzaktan yakından ilişkiniz yok." ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı, "Bizi engellemeleri Almanya'daki evet ya da hayır oylarını etkilemeyecektir." dedi.

Erdoğan, Alman yetkililerle sözlü atışmaların devamında yaptığı açıklamada, Berlin'i teröristlere sığınma hakkı vermek ve teröristleri desteklemekle suçladı.Alman hükümetinin referandumda evet çıkmasını istemediğini söyleyen Erdoğan, Merkel'in yaptığı "Bu karar yerel yönetimin kararı biz karışamayız." ifadelerine ise inanmadığını dile getirdi.

Almanya ve Türkiye arasında son birkaç yıldır gerek AB gerekse ikili ilişkiler üzerinden yaşanan gerginlik ‘Türk-­Alman ilişkileri nereye gidiyor?’ sorusunu beraberinde getiriyor.

Image Caption

Öte yandan Hollanda hükümeti de geçen hafta yaptığı bir açıklama ile AKP hükümetinin başkanlık referandumu için kampanya başlatmak üzere 11 Mart'ta Rotterdam'da yapmak istediği mitinge sıcak bakmadığını açıkladı.Almanya'dan sonra Hollanda'nın da referandum etkinliği düzenlenmesine izin vermemesine tepki gösteren Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, bu ülkeleri 'Hayır' kampanyasına destek vermekle suçladı.

Bakan Çavuşoğlu, şunları söyledi:"Şimdi dünyanın en demokratik ülkeleri diyorlar, böyle düşünüyorlar. İşte Hollanda, o da demiş 'Bizim kamu alanımızda siz kampanya yapamazsınız' ne demek yapamazsınız? Hani demokrasi, hani özgürlükler, hani ifade özgürlüğü, bize ders veriyorsunuz ya… Hani toplanma özgürlüğü. Bu mu sizin demokrasi anlayışınız. Hiç kusura bakmayın, hiçbiriniz bizi engelleyemezsiniz. İstediğimiz yere de gideriz, vatandaşlarımızla da buluşuruz, toplantımızı yaparız. Bizim orada verdiğimiz mesajların hepsi de vatandaşlarımızın o ülkelerle uyumudur. Zaten o ülkelerde haklarını her zaman elde etmelerinin yanında, o ülkeye katkı sağlamaları yönündedir."

Geçen hafta Türkiye Başbakanı Binali Yıldırım, Ankara'nın Suriye ordusunun ülkenin kuzeyinde yer alan Menbiç kentinde kontrol sağlamasına karşı olmadığını belirtti.Bültenimize Suriye gelişmeleri ile devam ediyoruz.

Geçtiğimiz hafta Türkiye Başbakanı yaptığı açıklamada, Türkiye olarak Menbic'in Suriye ordusunun kontrolüne geçmesine karşı olmadıklarını vurguladı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan daha önce yaptığı açıklamada, Türkiye ordusunun bir sonraki hedefinin Menbiç kenti olacağını bildirmişti.

Şam yönetimi ise her daim Türkiye askerlerinin Suriye topraklarına girmesini kınayarak, bu askerlerin derhal Suriye topraklarından çekilmesini istemiştir.

Türkiye dış işleri bakanı Mevlüt Çavuşoğlu yaptığı açıklamada PYD-YPG eksenli demokratik Suriye güçlerinin Fırat'ın doğusuna geri çekilmesi gerektiğini,  YPG'nin Minbeç'te kalkması halinde TSK'nin onları hedef alıp yok edeceğini, amerika'nın Kürt güçlerine destek vermemesi gerektiğini söyledi. TSK desteğindeki sözde Özgür Suriye Ordusu'nun yoğun saldırıları sonucu, Amerika destekli ve PYD eksenli Suriye demokratik güçleri, El-Bab'ın doğusunda Tel Tuveyran ve Kaarat köylerinden geri çekildi.

İşgal güçleri olan TSK'nin ve paravan milis güç olan Özgür Suriye Ordusunun ilerlemesini önlemek amacıyla Bab ilçesinin güneyine konuşlanan Suriye ordusu, Rakka’ya giden güzergahı kesmiş bulunuyor. Suriye demokratik güçlerinin Minbeç askeri şurası sözcüsü Şerefan Derviş ise yaptığı açıklamada, özgür suriye ordusu milis güçlerinin birkaç kürt köyünü ele geçirdiklerini, Suriye hükümeti muhalifleriyle onların destekçisi Batılı- Arap rejimleriyle bölgesel müttefiklerinin aynı safta yer aldıklarını, Suriye hükümetiyle müttefiklerinin karşı safta yer aldıklarını, Suriye sahasındaki gelişmelerin karmaşık hal aldığını, daha önceleri tekfirci teröristleri destekleyen Amerika ile Türkiye'nin karşıt cephede yer aldıklarını söyledi.

Türkiye halkı da Erdoğan hükümetinin Suriye topraklarına asker göndermesine ve savaşa girmesine muhalefet etmektedir. 

Geçen hafta Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Antalya’da vatandaşlara hitap ederken;”CHP içinde Türkiye’nin güçlenmesini istemeyen çok milletvekili var ön seçimlerle gelmiş. PKK’yı destekleyen milletvekilleri var, DHKP-C’li milletvekilleri var” sözlerine katıldığı bir konferansta yaptığı konuşma sırasısında cevap veren  CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel;”Türkiye’nin diplomasisini her gün rezalete bulaştıran partinin, bu işi beceremeyenler zincirinin son halkası Dış İşleri Bakanı, Cumhuriyet Halk Partisi’nin içinde bahsettiğin terör örgütünün yanından, yakınından geçmiş, o terör örgütü ile toplu iğnenin başı kadar irtibatı olan hiçbir milletvekili yok. Varsa çıkıp sen açıkla. Açıklamazsan namertsin, müfterisin. Mevlüt bey sen şimdi benim soruma cevap ver. Senin partinin içinde, Cumhurbaşkanlığı’nın bildiği, MİT’in rapor ettiği kurtulmak istediğin en az 80 FETÖ’cü Milletvekili varmı yokmu onu söyle ? Senin partinin milletvekilleri PKK Terör örgütü değildir dedi mi demedi mi ? Partinin yöneticileri, Abdullah Öcalan bunlara göre daha vicdan sahibi dedi mi deme dimi? Kandil bunlardan daha milliyetçi dedi mi demedi mi? Mevlüt bey, oturduğun koltuktan kalkmaya korkuyorsun.” şeklinde konuştu.

Image Caption

Geçtiğimiz hafta Türkiye ordusunun PKK aleyhindeki operasyonlarının devamında Türkiye savaş uçakları Irak'ın kuzeyinde PKK mevzilerini vurdu. 

Türk Silahlı Kuvvetleri bugün düzenlenen harekatla ilgili; " Irak kuzeyi Avaşin-Basyan bölgesinde alınan anlık bir istihbaratın değerlendirilmesi sonucu Türk Hava Kuvvetleri'ne ilişik savaş uçakları ile hava harekatı düzenlenmiş; bölgede bir dağın yamacında tespit edilen 5 hedef  ateş altına alınarak imha edilmiştir. Zayiat tespiti devam etmektedir." açıklamasını yapmış oldu.

2012 yılında Türkiye hükümeti ile PKK arasında başlayan barış görüşmeleri Temmuz 2015 tarihinde Suruç patlaması ardından sona ermiş ve o tarihten şimdiye kadar karşılıklı saldırı ve çatışmalar yaşanmaktadır.

Geçen hafta Middle East haber sitesi, Ankara'nın PKK ile savaşı yüzünden evinden olan 400 bin Kürd'ün Avrupa'ya kaçmak zorunda kaldığını, ancak Türkiye Cumhurbaşkanı'nın Suriyeli göçmenleri ağırlamakla onur duyduğunu yazdı.

Middle East'te yer alan habere göre, insan haklarını savunan grupların raporları Türkiye yönetiminin binlerce Suriyeli göçmeni sığındırmakla onur duyduğunu, ancak yaklaşık 400 bin Kürt vatandaşının PKK'ya karşı savaşın ardından Güney illerinden firar etmek zorunda kaldığını ve hükümetten hiçbir yardım almadığını gösteriyor.

Middle East sitesinde ayrıca şimdiye kadar 1600 sivilin Türkiye devlet güçleri ile terör örgütü PKK arasında çıkan çatışmalar sırasında hayatını kaybettiği tahmin edildiği bildirildi.

PKK'nın Haziran 2015'den Temmuz 2016'ya kadar 337 asker, 182 polis ve 13 köy koruyucunu katlettiği ifade ediliyor.

Image Caption

Geçen hafta Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ile Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü verilerinden yaptığı derlemeye göre, 2016 yılında doğan bebeklere en fazla verilen isim sıralamasında kız isimlerinde ilk sırayı yine "Zeynep" aldı. Kız bebeklere en fazla konulan isimler arasında 2000'den itibaren hep ilk sırada yer alan "Zeynep" ismi, 2006 yılında birinciliği "Elif"e kaptırdı ancak 2007'de yeniden birinci sıraya yerleşerek o yıldan bu yana zirveden inmedi.

Zeynep, Allah Resulü Hz. Muhammed (saav)'ın büyük kızı ve Hz. Fatıma anamızın kız ve aynı zamanda Kerbela kahramanının adıdır.